Tarihte Bugün



17 Mayıs

17 Mayıs 1971 – İsrail siyonizmi tarafından katledilen Filistin halkının haklı mücadelesini destekleyen THKP-C, katliamları protesto etmek ve hesabını sormak için İsrail Bafşkonsolosu Efraim Elrom’u kaçırdı.

Efraim Elrom, kaçırıldıktan 5 gün sonra taleplerin yerine getirilmemesi sonucu 22 Mayıs 1971’de Genel Komite’nin kararı gereği Mahir Çayan tarafından cezalandırılır.

“Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi, 1 MAYIS HAREKATI’nda Ortadoğu
halklarının baş düşmanı Amerikan emperyalizminin maşası siyonist İsrail’in Türkiye Başkonsolosu olan ve de ülkemizdeki siyonist hareketlerin organizasyonunda önemli rolü olan Efraim Elrom’u kaçırmıştır.
Efraim Elrom’un hayatına karşılık, derhal şu şartların yerine getirilmesi
gerekmektedir.
1- Tutuklu bulunan bütün devrimcilerin derhal serbest bırakılması (Yer
sonra bildirilecektir),
2- Türkiye Halk Kurtuluş Cephesi’nin 1 No’lu Bülteni’nin 07.30, 13.30,
19.30 ve 22.45 TRT haber bültenlerinde 3 gün devamlı ve eksiksiz anons
edilmesi,
3- Mühlet doluncaya kadar polisin ve diğer zabıtanın hiçbir takibe girişmemesi ve aleyhte yayın yapılmaması.
Mühlet bu ültimatomun verildiği tarihten itibaren 3 gündür. şartlar yerine getirilmezse derhal Efraim Elrom kurşuna dizilecektir.”

Ä°lgili resim

17 Mayıs 2002 – Aşık Mahsuni’yi Kaybettik

1939’da Maraş-Afşin’e bağlı Berçenek Köyü’nde doğdu. Astsubay okulunu ozanlık geleneğini sürdürmek için terketti. Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı, Pir Sultan Abdal Dernekleri Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı yaptı. 20 bine yakın türkü yapan Mahsuni’nin 400’e yakın plağının dışında, 50’den fazla kaset ve 9 adet kitabı yayınlandı.

“Defol git benim yurdumdan Amerika katil katil – Yıllardır bizi bitirdin Amerika katil katil”

‘60’lı yılların sonunda sazıyla, halkçı diliyle gençliğin anti-emperyalist eylemlerine bu türküyle ses olduğunda tanıdık onu. Sonra Deniz’lerin asılması, Mahir’lerin katledilmesini yüreğinden kopan acı ve övünçle harmanlayıp milyonlara ulaştırdı:

“Yiğitler yiitler bizim yiğitler” Soygun düzenini Selda’dan dinlemeye alışkın olduğumuz şu türküsüyle anlattı; “Yuh yuh soyanlara Soyup kaçıp doyanlara insana kıyanlara Yuh nefsine uyanlara, yuh!” Yiğitlerin türküsünün, adaletsizliğe isyanın ozanıydı Mahzuni.

Sonraki yıllarda bu tür türkülerini daha az duysak da halktan, adaletten uzaklaşmadı, hep “bizim Mahsuni” oldu. Bugün bir çok sanatçının söylediği binlerce türkü “Mahzuni Şerifim…” diye biter. Alevi halkmızın deyişleri, ağıtları onun sazı, sözüyle günyüzüne çıktı.

Ä°lgili resim


16 Mayıs

16 Mayıs 1943 – Varşova Gettosundaki Yahudi topluluğunun Nazi işgaline karşı direnişi kırıldı. Hayatta kalanlar Treblinka toplama ve yok etme kampına gönderilmeye başladı.
Temmuz 1942 ve Ekim 1943 arası yaklaşık 850 bin kişinin katledildiği Polonyadaki Treblinka kampı da, tutsaklar tarafından düzenlenen isyanın ardından kapatıldı.

Ä°lgili resim

16 Mayıs 1952 – İngiltere’de kadınlara eşit ücret yasalaştı.

16 Mayıs 1991 – Tekel İşçilerinin Toplu Vizite Eylemi

50 bini aşkın Tekel işçisini kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri sürerken Tekel işçileri de anlaşmanın masada değil, sokaklarda yapılacağını göstermek için eylemdeydiler.

Tek Gıda-İş Genel Merkezi’nin, eylemleri, 20 Mayıs’taki koordinasyon kurulu toplantısından sonraya erteleyerek geri çekmek istemesine, şubelerin pasif tutumuna rağmen işçilerin tabandan gelen baskısı sendika yöneticilerini aştı.

50 bin Tekel, 38 bin Çaykur işçisi, 16 Mayıs’ta,

  • İnsan onuruna yaraşır ücret ve sosyal haklar elde etmek,
  • Özelleştirme adı altında KİT’lerdeki işçi kıyımına son verilmesi,
  • 12 Eylül yasalarının getirdiği yasak ve sınırlamaların kaldırılması,

talepleriyle toplu viziteye çıkma eylemi yaptılar. Onbinlerce Tekel işçisi, İstanbul, İzmir, Malatya gibi illerin caddelerini, sokaklarını doldurdu. Tekel işçileri, emperyalist tekellere bir gecede milyarlarca lira vurgun yapma olanağı sağlayanlara karşı, haklarını elde etme talebiyle yürüdüler.

16 Mayıs 1991 – Diyarbakır Meslek Yüksek Okulu’nda TÖDEF’li öğrencilerin önderliğinde başlatılan boykota çevik kuvvet saldırdı. Çevik kuvvet okulu panzerlerle sardı ve işgal etti. Öğrenciler işgale karşı direndi. 10 TÖDEF’li gözaltına alındı.

16 Mayıs 1992 – İstanbul’da tarihi Galata Köprüsü yandı. İngilizler köprüyü 105 bin altın karşılığı 1875’de yapmıştı.



14 Mayıs

14 Mayıs 1948 – İsrail devleti kuruldu.
İsrail Devleti Tel Aviv’de 14 Mayıs 1948’de ilan edildi. Karar, son İngiltere birliklerinin bölgeyi terk ettiği ertesi gün yürürlüğe girdi. Filistinliler, 15 Mayıs’ı “El Nakba” diye anarlar, yani “Felaket” günü.

Ä°lgili resim

14 Mayıs 1955 – Sovyetlerin yayılmasını engellemek için kurulan NATO’ya karşı SSCB öncülüğünde Varşova Paktı kuruldu. Sekiz sosyalist ülkenin imzaladığı “Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması” ile kurulan askeri ve siyasal birlik. Varşova’da bir araya gelen SSCB, Arnavutluk, Demokratik Almanya, Bulgaristan, Çekoslavakya, Polonya, Romanya ve Macaristan arasında 20 yıllık bir süre için geçerli olan askeri ittifak antlaşması imzalandı.

Ä°lgili resim

14 Mayıs 1970 – Kızıl Ordu Fraksiyonu – Rote Armee Fraktion – RAF Almanya’da kuruldu.

Ä°lgili resim

4 Nisan 1970’te bir trafik kontrolü sırasında RAF lideri Andreas Baader teşhis edilerek tutuklanır. Baader’e polis eşliğinde, “marjinal gençliğin örgütlenmesi üzerine” adlı kitap için kütüphanede Ulrike’nin araştırma yapmasına katkı sağlaması için izin verilir.

Yalnız bir odaya konan Baader’in yanına Ulrike Meinhof dışında kimse alınmaz. 14 Mayıs 1970’de silahlı üç militan tarafından Baader kütüphaneden kaçırılır.

Sekiz gün sonra Agit 883 adlı bir yeraltı gazetesinde eylem üstlenilir. “Kızıl Ordunun İnşaası” adlı bildiride silahlı direniş olmaksızın sınıf mücadelesinin ve proletaryanın yeniden örgütlenmesinin mümkün olmadığı ifade edilir. Metni kaleme alanlar Alman anti-emperyalist hareket içinde silahlı bir fraksiyon olarak örgütlenmek istediklerini belirtirler. “Rote Armee Fraktion / Kızıl Ordu Fraksiyonu” ve RAF kısaltması ilk kez bu metinde kullanılır. Eylemciler polis tarafından teşhis edilince yer altına geçerler ve legal soldan koparlar. Bu eylem grubun kuruluş eylemi olur.

“Şehir gerillacılığının konsepti” başlığını taşıyan RAF ın ilk manifestosunda emperyalist merkezlerdeki savaşın silahlı eylemler olmadan başarıya ulaşamayacağı ilan ediliyordu.

“Gerilladaki erkek ve kadınlar, gerillanın gücü, öznelliği, (teorinin aksine) sürekli bir öğrenme ve eylem süreci nedeniyle “üreme hücresi” olduğu yeni bir toplum için yeni insanlardır. Gerilla, kolektif öğrenmeyi sürdürmek için bireyi “kolektifleştirmek” amacıyla kolektif bir öğrenme süreci anlamına gelir. Politika ve strateji gerillanın her bir bireyinin içinde yaşar.” (Meinhof )

RAF ilk silahlı eylemini 1972 yılı Mayıs ayında Federal Almanya’daki ABD üslerine karşı bombalı eylemlerle başlatıyordu. Bu eylemlerin sonucunda örgütün liderleri tutuklandı ve uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldılar. Ne var ki protesto eylemleri açlık grevleri biçiminde hapishanelerde de sürdü.

14 Mayıs 1993 – Direnişteki Kağıthane Belediye işçileri, Ankara Güven Park’ta direniş çadırı açtı ve 22 gün süren Ankara yürüyüşünü anlatan fotoğraflar sergilediler. İşçiler ayrıca “İşçi Kıyımına Son” adını taşıyan bir imza kampanyası başlattılar.



13 Mayıs

13 Mayıs 1974 – Kürt devrimci Leyla Qasım, Kürt halkının mücadelesini dünyaya duyurmak için uçak kaçırma eyleminde bulundu. Eylem sonucunda Leyla Qasım idam edildi.

Kürt halkının yurtsever kızı LEYLA KASIM ulusu için seve seve idam sehpasına çıktı.

İdam edildiğinde henüz 22 yaşındaydı, ailesine dahi haber verilmemişti. Başka bir kimlikle Ebu Greyb zindanına giden annesi, Leyla ile idam edilmeden önce görüşme fırsatı yakaladı. Annesiyle kısa bir görüşme fırsatı bulan Leyla, şu vasiyette bulundu:

Güzel annem; tasalanma, ben bir dava insanıyım artık. Kürt halkı ve Kürdistan için savaşıyorum. ….

Anne bizim ölümümüzle binlerce Kürt insanı uyanacak, özgürlük bayrağımız dalgalanacak. Ben öldüğümde üzülmeyin, saç örgülerimden bayrak yapsınlar.

Ä°lgili resim

“Beni öldürün fakat şu gerçeği de bilin ki benim öldürülmemle binlerce Kürt uyanacak. Ben Kürdistan’ın özgürlüğü yolunda canımı feda ettiğimden dolayı sevinç ve gurur duymaktayım. “

13 Mayıs 1996 – İrfan Ağdaş, sivil polisler tarafından yüzlerce insanın gözü önünde Alibeyköy Saya yokuşu Karadolap Mahallesi Gülistan Sokak’ta Kurtuluş Gazetesi satarken sırtından kurşunlandı ve yaralı olarak polis otosuna alındı, orada işkenceye devam edilerek katledildi.

İrfan Ağdaş, Liseli bir devrimciydi. Refhan Tümer Lisesi öğrencisiydi. 16 yaşındaydı. Ama yaşının üstünde bir bilgeliğe, yaşının üstünde bir sorumluluğa sahipti.

Moğollar’ın “Bir şey yapmalı” şarkısı, 16 yaşındaki lise öğrencisi İrfan Ağdaş’ı anlatır;
“Yolun ortasında henüz on altısında insanım insanım diyorsa bir şey yapmalı”… 

13 Mayıs 2014 – Soma Katliamı

Manisa’nın Soma ilçesinde 2014′ ün 13 Mayıs’ında Alp Gürkan’ın sahip olduğu Soma Madencilik’te, Türkiye tarihinin en büyük maden katliamı yaşandı. Resmi verilere göre 301 işçi katledildi. 162 işçide yaralandı.

Soma katliamı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçti.

Soma Maden katliamı bütün ülkeyi ayağa kaldırmıştı. Halk akın, akın, Somaya gidiyordu. Maden ocağının önü ailelerin feryatlarıyla inliyordu. Türkiye’nin tüm polis ve askeri Somaya yığılmıştı. İşçilerin cesetlerini gece çıkarıp kaçırıyorlardı. Hastane morgları, fabrikaların soğutucu bölmeleri cesetlerle doluydu.

Somada sokağa çıkmak yasaktı ziyarete gelenleri ya gözaltı yapıyorlar. Ya da kent dışına bırakıyorlardı kente giremiyorsun yalnızca çıkabiliyordun. Maden ocağının yakınına kimseyi sokmuyorlardı.

O dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan halktan korkusuna markete saklanıyor. Koruması adalet isteyenleri tekmeliyordu. Katliamı protesto eden yürüyüşlere oturma eylemlerine polis saldırıyor, Eğitim-Sen binasında bulunan, avukatlar, öğretmenler, öğrenciler, gazeteciler, gözaltına alınıyor. Katliam saklanmaya çalışılıyordu.

Soma Madenciliğin sahibi, müdürü kayıptı. Katliama dair tek bir açıklama yapılmıyordu. Katliamı fıtrat, kader, deyip geçiştirmeye çalıştılar.

Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği: “Soma maden katliamının üzerinden tam 5 yıl geçti. Katliamın beşinci yılında ölümlerin baş sorumlularından Soma Kömürleri A.Ş.’nin patronu Can Gürkan’ın serbest bırakılması yetmezmiş gibi yeni ölümleri teşvik edercesine maden işletme yasağının kaldırılması, mevcut adaletsizliği iyice perçinlemiş ve başta biz 301 madenci yakınları olmak üzere kamuoyu vicdanını derinden yaralamıştır. Soma davasında sorumlu müfettişler, devlet yetkilileri ve bakanlar hiç yargılamazken mahkemeye çıkarılanlara ödül gibi cezalar verilmişti. “

“Soma maden katliamının 5.yılı geldi.!! Tam 5 yıl oldu katledilen 301 Madenciler toprak altında sorumlular bir bir serberst bırakılmakta.!! Gelmesin kanlı mayıs gelmesin 13 mayıs.! Biz ailelerin ve duyarlı insanların matem günü acıların ayı 13.mayıs.”

Somada 2014 yılında 301 madencinin katledildiği madenci katliamı’nın sorumlularından Can Gürkan tahliye edildi.

Somalı madencilerin avukatlığını yapan halkın avukatlarına yüzlerce yıla varan cezalar verilirken maden sahibine ödül gibi ceza verilerek tahliye edildi.

Geçen aylarda da Somalı diğer madenciler ölmesin diye mücadele eden devrimcilere 15 yıla varan cezalar verilmişti. Can Gürkanın tahliye edilmesi bir kez daha göstermiştir ki bu mahkemelerden halk için adalet çıkmayacaktır.




12 Mayıs

12 Mayıs 1916 – İrlanda’nın İngiltere’den bağımsızlığını ilan eden Paskalya Ayaklanması’nın öncüsü ve İrlanda’nın ilk Marksist işçi önderlerinden James Connolly kurşuna dizildi. 12 Mayıs 1916’da İrlanda kurtuluş mücadelesinin önderlerinden James Conolly gizli bir duruşmayla idam edildi. Kangrene dönüşen yaraları nedeniyle ayakta duramaz halde olan Conolly koltuğa oturtularak kurşuna dizildi.

Ä°lgili resim

Emeğin davası İrlanda’nın davasıdır. İrlanda’nın davası emeğin davasıdır. Bunlar birbirinden ayrılamaz. İrlanda özgürlük peşindedir. Emek, özgür İrlanda’nın kendi kaderinin tek sultanı, toprağı üstündeki ve içindeki her maddenin en yüksek maliki olması peşindedir.”
(James Connolly, Seçme Yazılar, s.41)

12 Mayıs 1992 – Nelson Mandela Uluslararası Atatürk Barış Ödülü’nü reddetti.

5 Mart 2002’te Hürriyet’te kaleme alınan bir yazı ne olduğunu şu şekilde anlatıyor:

“…Açıkçası Atatürk Barış Ödülü’nü reddettiği günden bu yana Mandela’ya ve ülkesine ‘sıcak’ bakamıyordum. Ancak, gerçekleri öğrenince Mandela’ya olan kızgınlığım geçti. Kendimize olan kızgınlığım ise arttı. Güney Afrika ile Türkiye arasında pek de dostane olmayan ilişkilerin temelinde Turgut Özal’ın koyduğu bir bomba var. Güney Afrika’da ırkçı rejimin hüküm sürdüğü ve bütün dünyanın bu nedenle Güney Afrika’ya ambargo uyguladığı yıllarda Turgut Özal, bu ülkeye bir dostunu yollar ve ticaret yapmanın yollarını arar. Ve ambargoya rağmen bu ülkeye mal sattırmaya başlar. Hacim öyle atla deve bir miktar değildir ama ambargo delinmektedir. Daha sonra ırkçı rejim yıkılır. Mandela serbest kalır. Ülkenin başına geçer.Mandela’nın çalışma arkadaşları ise ırkçı rejim döneminde iç savaşların ve çatışmaların hüküm sürdüğü çevredeki ülkelerde sürgünde bulunan Güney Afrikalılardır.Bunlar ülkenin yönetimine geçince Mandela’ya rapor sunarlar. Bu rapora göre Afrika ülkelerindeki iç savaşlarda kullanılan silahlar bu ülkelere Türkiye tarafından satılmaktadır. Daha doğrusu Türkiye, İsrail yapımı bu silahların satışına aracılık etmektedir. Bunun üzerine Mandela Türkiye’ye bir temsilci gönderme kararı alır. Ve bu konuyu Türk yetkililerle görüşmek maksadıyla Thabo Mbeki Türkiye’ye doğru yola çıkar. Ancak temsilci Mbeki Türkiye’ye sokulmaz bile. Havaalanında kısa bir görüşmeden sonra adam ülkesine geri yollanır. Ve ilişkiler büyük darbe alır. Daha sonra Mandela’ya verilen ödül ile bu yara onarılmak istenir ama iş işten geçmiştir. Peki o gün Türkiye’ye sokulmayan Mbeki’ye ne oldu dersiniz!Söyleyelim. Bugün Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı o gün Türkiye’ye sokulmayan Mbeki’den başkası değil. Ne politika yapmışız değil mi!..” (http://www.hurriyet.com.tr/hepsi-ac-cogu-aids-ic-acitan-etiyopya-38703864)

Ayrıca Yıldıray Oğur, 8 Aralık 2013’te yuakrıdaki iddianın da içerisinde yer aldığı “Mandela ‘Milli Barış Ödülü’müzü neden reddetti?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazıda geçen bir cümle:

“…

Ödül ertesi yıl Evren’e gitti. Kenan. Evren. Barış. Ödül…. Fazla uzatmaya gerek yok…”

12 Mayıs 1993 – TURBO FİLTRE İŞÇİLERİ DİRENİŞTE
Tarsus’ta Turbo Filtre Fabrikasında hiçbir sosyal hakları verilmeden zor koşullar altında çalıştırılan ve patronun keyfi uygulamalarına maruz kalan işçiler bu baskılara örgütlü bir güçle cevap vermek için sendikalaşmaya karar verip Otomobi-İş’e üye olmaya başladılar. Bunu haber alan patron hiçbir gerekçe göstermeden 4 işçiyi işten attı. Patronun bu keyfi uygulamasını protesto için 5 Mayıs 1993’te işçiler çeşitli protesto eylemleri gerçekleştirdiler. Bu eylemlerden sonra 200 işçi daha işten atıldı.
12 Mayıs’ta işten atılan 5 işçi fabrikanın önünde açlık grevine başladı. Turbo işçilerinin açlık grevi direnişi 52. günde zaferle sonuçlandı. Yapılan görüşmelerde işten atılan işçilerin işe alınması ve işçilerin hazırladığı 21 maddelik taleplerin çoğu kabul edildi.

12 Mayıs 1995 – TİYAD (TAYAD)’lı aileler Ayşenur Şimşek için Boğaz Köprüsü’nü trafiğe kapatarak öfkelerini dile getirdiler.
Ankara Sağlık-Sen sendikası kurucularından Ayşenur şimşek 24 Ocak 1995’te kaçırıldı. Polise, savcılığa yapılan tüm başvurularda gözaltına alındığı kabul edilmedi. 12 Nisan’da Kırıkkale’de katledilmiş ve cesedi yol kenarına atılmış olarak bulundu.

12 Mayıs 1996 – 1 Mayıs Şehitleri Hasan Albayrak, Yalçın Levent, Dursun Odabaş için Tuzla’da yapılan anmaya jandarma saldırdı. Saldırıda 4 kişi ağır toplam 10 kişi yaralandı. Halk saldırıya taş ve sopalarla karşılık verdi.

12 Mayıs 1998 – İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Akın Birdal Ankara’da silahlı saldırıya uğradı. Birdal ağır yaralandı.

Ä°lgili resim


11 Mayıs

11 Mayıs 1920 – Mustafa Kemal, Vasıf Bey (Kara), Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Alfred Rüstem Bey, Dr. Adnan Bey (Adıvar) ve Halide Edip (Adıvar) ;
Nemrut Mustafa Paşa başkanlığında İstanbul’da bulunan Divan-ı Harp tarafından idama mahkum edildi.

11 Mayıs 1961 – Yassıada’da “Anayasa’yı ihlal” davası başladı.

Davada, 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle görevlerinden düşürülen, cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dış işleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu‘nun da aralarında bulunduğu 400 kadar Demokrat Partili siyasi, partiyle ilişkisi iddiasıyla bürokrat ve asker sanık yargılandı. Yargılamalar sonunda, Adnan MenderesFatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildiler.

Nâzım Hikmet’in, Kore’ye asker gönderen Adnan Menderes hakkında 25.6.1959’da yazdığı şiir.

“gözlerinizin ikisi de yerinde, adnan bey, iki gözünüzle bakarsınız,
iki kurnaz, iki hayın, ve zeytini yağlı iki gözünüzle bakarsınız kürsüden
meclis’e kibirli kibirli ve topraklarına çiftliklerinizin ve çek defterinize.

ellerinizin ikisi de yerinde, adnan bey, iki elinizle okşarsınız, iki
tombul, iki ak, vıcık vıcık terli iki elinizle okşarsınız pomadlı
saçlarınızı, dövizlerinizi, ve memelerini metreslerinizin iki
bacağınızın ikisi de yerinde, adnan bey, iki bacağınız taşır geniş
kalçalarınızı, iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna eisenhower’in, ve bütün
kaygınız iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri halkın tekmesinden korumaktır.

benim gözlerimin ikisi de yok.
benim ellerimin ikisi de yok.
benim bacaklarımın ikisi de yok.
ben yokum.

beni, üniversiteli yedek subayı,
kore’de harcadınız, adnan bey.

elleriniz itti beni ölüme, vıcık vıcık terli, tombul elleriniz.
gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan ve ben al kan içinde ölürken çığlığımı duymamanız için kaçırdı bacaklarınız sizi arabanıza
bindirip.

ama ben peşinizdeyim, adnan bey, ölüler otomobilden hızlı gider, kör gözlerim, kopuk ellerim, kesik bacaklarımla peşinizdeyim.

diyetimi istiyorum adnan bey, göze göz, ele el, bacağa bacak, diyetimi istiyorum, alacağım da”



10 Mayıs

10 Mayıs – 22 Haziran 1940
Nazi Almanya’sı Batı Avrupa’ya saldırdı — Fransa ve tarafsız Hollanda, Belçika, Lüksemburg. Lüksemburg 10 Mayıs’ta işgal edildi. 

10 – 16 Mayıs – Engelliler Haftası

12 Mayıs 1992’de Ankara’ya giderek, üç bini aşkın imzalı bir dilekçeyi Başbakana vermek isteyen 33 kişilik bir sakatlar heyeti, randevuları olmadığı gerekçesiyle Başbakanlık önünden uzaklaştırılmak istendi.

Ne pahasına olursa olsun görüşmeden gitmeyeceklerini söyleyen heyetin etrafı çok sayıda resmi polis ve çevik kuvvet tarafından kuşatıldı ve polis bizzat Başbakan’ın emriyle heyete saldırdı.

94’ün Sakatlar Haftası’nda yine eylemde ve yine Ankara’daydılar. Demokrasi Mücadelesinde Özürlüler, Sakatlar Haftası’nın ilk günü olan 10 Mayıs 1994‘te insanca yaşam koşulları talebiyle Aksaray’daki Sakatlar Derneği Genel Merkezi’ nde süresiz açlık grevine başladılar.

14 Mayıs’ta “Sakatlar Haftası” dolayısıyla bir dayanışma şenliği düzenlendi. Demokrasi Mücadelesinde Özürlüler 10 Mayıs’ta başlattıkları açlık grevini 15 Mayıs’ta Ankara’da yapılan ortak açlık grevine taşıdılar. 16 Mayıs sabahı ise Başbakanlık binası önündeydiler. Burada taleplerini dile getiren bir gösteri yapan sakatlar aynı gün çeşitli parti yöneticileri ve hükümet yetkilileri ile görüşmeler yaptılar. *

10 Mayıs 1994 – Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyah devlet başkanı Nelson Mandela göreve başladı.



9 Mayıs

9 Mayıs 1945 –Zafer Günü

II. Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya’nın kayıtsız şartsız teslimiyetini imzaladığı Sovyetler Birliği tarafından ilan edilen ve kutlanan gündür.

Almanya 8 Mayıs 1945’te akşam vakti resmî olarak teslim olmasına karşın  Sovyet hükümeti  Berlin’de imzalanan teslimiyet anlaşmasında 9 Mayıs’ta zaferi ilan etti.

(1945 Moskova Zafer Geçit Töreni’nde Lenin’in Mozolesi’nin önüne atılmayı bekleyen Nazi Almanyası’nı sembolize eden orijinal pankartlar ve onları taşıyan Kızıl Ordu’ya bağlı askerler)



8 Mayıs

8 Mayıs 1982 – Bertolth Brecht’in, ” Halkın Ekmeği” adlı şiir kitabı toplatıldı.

8 Mayıs 1984 – Sanatçı Rahmi Saltuk, konserinde liste dışı türkü söylediği gerekçesiyle 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

8 Mayıs 1993 – Üç bin kişi Gökova termik santraline karşı eylem yaptı.



7 Mayıs

7 Mayıs 1639 – Osmanlı ve İran arasında Kasr-ı Şirin antlaşması yapıldı. Kürt coğrafyası ilk defa ikiye bölündü.

7 Mayıs 1924 – Cumhuriyet gazetesi yayın hayatına başladı. 7000 nüsha basılan gazetenin kurucusu Yunus Nadi Bey’di. Gazetenin kadrosunda Ahmet Rasim, Peyami Safa, Ahmet Refik (Altınay) gibi isimler vardı.

Ä°lgili resim

7 Mayıs 1954 – Vietnam bağımsızlığını ilan etti.

7 Mayıs 1995 – Çağdaş Özgür-Der açıldı.

Tutsak aileleri, örgütlenmelerine TAYAD’la başlamışlardı. Ama oligarşi onları saldırılarının hedefi yapmakta gecikmedi. Tutsak ailelerinin dernekleri sayısız kez kapatıldı. Ama onlar da yılmadılar. Oligarşi kapattı, onlar açtılar.

1991’den önce Haklar ve Özgürlükler Derneği olarak açılıp, sonrasında Türkiyenin çeşitli bölgelerine yayılan Özgür-Der de bu ısrarcı, inatçı kavganın devamı olarak kurulan bir mevziydi. Onlar tutsak yakınıydılar, ancak, her türlü insan hakları ihlalleri karşısında tavırsız kalmamış, halkın çok çeşitli sorunları karşısında duyarlılıklarını göstermişlerdi. Oligarşinin derneklerini kapatmaları da onları engelleyemiyordu, çünkü, mücadelede yasallığı değil, meşruluğu esas almayı ilke edinmişlerdi.

İstanbul’da 1991’den beri bir mücadele mevzisi olarak var olan, kapatmalara rağmen yılmayan Özgür-Der, 7 Mayıs’ta Çağdaş Özgür-Der olarak yeniden açılarak yılmadığını ve yılmayacağını bir kez daha gösterdi.



6 Mayıs

6 Mayıs 1972 – THKO’nun önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan idam edildi.


Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun (THKO) kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildi. Son söz olarak; Deniz Gezmiş: ” Yaşasın tam bağımsız Türkiye.Yaşasın Marksizm- Leninizm. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği. Yaşasın İşçiler, köylüler. Kahrolsun emperyalizm,” Yusuf Aslan: “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerikanın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm, “. Hüseyin İnan: “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm” dediler.

THKO önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 12 Mart faşizminin idam sehpalarında takınmış oldukları uzlaşmaz tavırları, Türkiye devrimci hareketine önemli bir miras olarak kalacaktır.

6 Mayıs 1996 – Kontrgerilla şefi Mehmet Ağar’ın imzasını taşıyan 6 Mayıs genelgesi yayınlandı. Genelgenin yayınlanmasıyla birlikte tabutluklar açıldı.

6 Mayıs 1936 – Ankara’da Türkiye’nin ilk konservatuvarı Ankara Devlet Konservatuvarı kuruldu.



5 Mayıs

5 Mayıs 1981 – IRA’nın tutuklu üyelerinin başlattıkları açlık grevinde IRA önderlerinden Boby Sands şehit düştü.

Ä°lgili resim

5 Mayıs 1993 – YÜZBİN BELEDİYE İŞÇİSİ EYLEMDE
Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Trabzon, Konya, Adana olmak üzere 400’den fazla belediyede yüzbini aşkın işçi 5 Mayıs’ta iş bıraktı. Belediye-İş Genel Merkezi’nde ve şubelerde açlık grevlerine başlandı.



4 Mayıs

4 Mayıs 1920 – İngiltere’de 5 milyon işçi iş bıraktı.

4 Mayıs 1953 – Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz adlı romanıyla Pulitzer Ödülü aldı.

4 Mayıs 1970 – ABD’de, Ohio Kent Üniversitesi’nde, ABD’nin Kamboçya’yı işgalini protesto eden öğrencilere müdahale eden güvenlik güçleri dört öğrenciyi öldürdü, dokuzunu yaraladı.

4 Mayıs 1972 – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmelerini önlemek isteyen dört kişi Jandarma Genel Komutanı Kemalettin Eken’i kaçırmak istedi. Polis müdahale etti. Orgeneral Eken ayağından yaralandı. Eylemcilerden üçü kaçmayı başarırken Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Niyazi Yıldızhan öldürüldü.

4 Mayıs 1980 – Eski Yugoslavya Cumhurbaşkanı Tito öldü.
88 yaşında ölen Tito 1936’dan öldüğü güne kadar Yugoslavya Komünist Partisi’nin Genel Sekreteri’ydi. İkinci Emperyalistler Arası Paylaşım Şavaşı Savaşında Nazi Almanyasına karşı gerilla savaşını örgütledi. 1945’de hükümet başkanı, 1953’de cumhurbaşkanı seçilen Tito ilkesinde özyönetim modeliyle kapitalizme bir alternatif örgütlemeye çalıştı.

Ä°lgili resim


3 Mayıs

3 Mayıs – Uluslararası Basın Özgürlüğü günü

3 Mayıs 1951 – Demokrat Parti meclis grubunda din eğitiminin genişletilmesi istendi.

3 Mayıs 1962 – Ankara’da çıplak ayakla yürüyen işsizler Başbakan İsmet İnönü’nün istifasını istediler.

3 Mayıs 1985 – Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez öldü.

3 Mayıs 1993 – 3 Mayıs 1993
İhbarcı Veli Polat Cezalandırıldı. Dersim’de cunta döneminde işkenceci katil Vali Kenan Güven halka karşı baskı ve şiddeti örgütlerken, özel olarak ihbarcılık ağını da geliştiriyordu. Vali daha önce askerliği döneminde kendisinin emir eri olan Veli Polat’ı bularak Çemişgezek yöresinde muhbir ağını oluşturmada ona birinci dereceden rol verdi. Daha önce bir çok ihbara adı karışan Veli Polat, Devrimci Sol gerillaları tarafından cezalandırıldı



1 Mayıs

1 Mayıs – Tüm Dünya Halklarının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü

Ä°lgili resim

1 Mayıs 1919 – KURTULUŞ Dergisi yayın hayatına başladı

l Mayıs 1977 – İstanbul Taksim Meydanında 35 kişi katledildi.

Ä°lgili resim

1 Mayıs 1989 – Mehmet Akif Dalcı 1 Mayıs Alanında katledildi.

1 Mayıs 1996 – İstanbul Kadıköy’deki l Mayıs kutlamalarında dört işçi katledildi.



Tarihte Bugün – Nisan


Tarihte Bugün – Mart