Tarihte Bugün



20 Ekim

20 Ekim 1978 – Prof. Bedri Karafakioğlu Katledildi

İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Prof. Bedri Karafakioğlu, 20 Ekim’de faşistler tarafından katledildi. Karafakioğlu’nun katledilmesi, bütün halkın, aydınların teslim alınması planının bir parçasıydı.

Bedri Karafakioğlu’nun 22 Ekim 1978’de yapılan cenaze töreni de devrimcilerin önderliğinde onbinlerin katılımıyla “faşist terörü” protesto gösterilerine dönüştürüldü.

20 Ekim 1998 – Özgür tutsaklar ülke genelinde hapishanelerde direnişe başladılar.



17 Ekim

17 Ekim 1970 – DEV-GENÇ 5. Kurultayı

İlgili resim

17 Ekim 1994 – Öğretim üyeleri hükümetin verdiği sözleri tutmamasını protesto etmek için 17 Ekim’den başlayarak pek çok üniversitede derslere girmeme eylemi yaptılar. Öğretim Elemanları Sendikası da 7 Kasım’dan itibaren Türkiye genelinde üç günlük boykot çağrısı yaptı.

17 Ekim 1994 – Kürdistan’da baskılara protesto

Devrimci Halk Güçleri Kaynarca’da E-5 karayolunu trafiğe keserek, devletin Kürdistan’da uyguladığı köy yakma ve boşaltma uygulamalarını protesto etti.

17 Ekim 1995 – Binlerce kamu emekçisi alanlarda. Kamu sektöründeki işçilerin grevleri sürerken, alanlarda emekçilerin taleplerinin haykırılmasının yanısıra diğer halk kesimleri için de ortak hareket zemini yarattı.
İstanbul Avrupa ve Anadolu yakasında onbinlerce emekçi sloganlarla yürüdü. Aynı şekilde Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve birçok şehirde yürüyüşler yapıldı. Haklar ve Özgürlükler Platformu, DLMK, Devrimci Tutsaklarla Dayanışma ve Mücadele Platformu da pankartları ve sloganlarıyla kamu emekçilerine destek verdiler ve kendi taleplerini haykırdılar.



15 Ekim

15 Ekim 1966 – Amerika’da Öz-Savunma İçin Kara Panterler Partisi 15 Ekim 1966’da kuruldu; daha sonra ismini Kara Panterler Partisi (KPP) olarak değiştirerek Kara Panterler Partisi olarak kullanıldı.

15 Ekim 1993 – KAMU EMEKÇİLERİ ALANLARDA

15 Ekim’de kamu emekçileri iktidarın kamu çalışanlarına verdiği düşük ücret zammının ikinci taksidini protesto etmek için alanlardaydı. Kamu emekçileri alanlara çıkmak için önce sendikalarından kaynaklanan engelleri aşmak zorunda kaldılar. 15 Ekim öncesinde yapılan KÇSP’nin Genel Merkezler düzeyindeki toplantılarından çıkan sonuç “biz yapamayız” oluyordu. BEM-SEN ve SAĞLIK SEN’in getirdiği iş bırakma ve merkezi bir yerden yürüyüşe geçme önerisine “olumlu” bakılmadı.

Sonuçta 14 Ekim’de Anakent Belediyesi önünde bir basın açıklaması yapan BEM-SEN’li memurlar kamuoyuna ertesi gün iş bırakacaklarını ve Anakent Belediyesi’nin önünden yürüyüşe geçeceklerini açıkladılar. 15 Ekim’de bulundukları işyerlerinde iş bırakıp, Anakent Belediyesi önünde toplanan BEM-SEN, SAĞLIK-SEN, EĞİT-SEN ve TÜM BEL-SEN 6 No’lu Şube üyesi yaklaşık 2000 memur yürüyüşe geçtiler. Eylemi diğer belediyelerde çalışan işçiler de desteklediler. Devrimci Mücadelede İşçiler, çeşitli işkollarında örgütlü bulunan Özelleştirme ve İşçi Kıyımına Karşı Mücadele Komiteleri ve Grev ve Direnişlerle Dayanışma Komiteleri de pankartlarıyla, sloganlarıyla kamu emekçilerinin yanında oldular.

15 Ekim 1995 – İŞÇİLERİN HÜKÜMETE “GÜVENSİZLİK OYU” MİTİNGİ

Yüzbinlerce işçi grevdeydi. Çiller hükümetiyse işçilerle görüşme bile yapmıyor, adeta meydan okuyordu. 15 Ekim’de Ankara Kızılay Meydanı’nda işçiler bu meydan okumaya cevap vereceklerdi. Onbinlerce işçi 15 Ekim’de iktidarın tüm engelleme çabalarına rağmen, bütün barikatları aşarak meydana geldiler. Aylardır, toplu sözleşmeleri yapılmayan ve grevde bulunan işçiler daha il-ilçe çıkışlarında polisin çıkardığı zorlukları aşarak, Ankara girişinde çatışarak mücadelede istek ve kararlılıklarını dile getirdiler.

TÜRK-İŞ yönetimi kendisinden beklendiği gibi bu potansiyeli ekonomik taleplerin yanısıra demokratik hak ve özgürlükleri iktidara dayatan bir güce dönüştürmek yerine korkakça davranarak uzlaşmacı misyonunu oynadı. Aynı gün ayrıca yeni kurulan hükümetin güvenoylaması yapılacaktı. İşçiler bu eylemiyle hükümetin güvenoyu almamasını sağladılar. Ancak iki gün sonra sarı sendikacıların ihanetine uğradılar. İşçilerin bu kararlılığı ve coşkusu TÜRK-İŞ yönetimi tarafından törpülendi. İlk grev erteleme kararı karşısındaki tavırsızlıkla hükümete cesaret verildi. İktidar Türk-İş’in ağalarını birbirine düşürmek için manevralar yaptı ve başarılı da oldu. Sonuçta yüzbinlerin grevi, Kızılay’da çatışarak gelen kararlılık, başarabileceğinin, kazanabileceğinin çok çok altında bir anlaşmayla bitirildi.

15 Ekim 1997 – Aralarında DLMK’lıların da bulunduğu Mamak Yunus Emre Ticaret Lisesi öğrencileri okulun su borcunun öğrencilerin sırtına yüklenmesini protesto etmek amacıyla boykot yaptılar.



13 Ekim

13 Ekim 1920 – Şark Demiryolu işçileri greve çıktı.

13 Ekim 1968 – Avustralya’ya ilk Türk işçi kafilesi hareket etti.

13 Ekim 1972 – Sümerbank’ın 5 ildeki 13 mağazasında grev başladı.

13 Ekim 1977 – Dört Filistinli bir yolcu uçağını Somali’ye kaçırdı ve Kızıl Ordu mensubu 11 tutuklunun salıverilmesini istedi.

13 Ekim 1991 – Eski MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) müsteşarı emekli Orgeneral Adnan Ersöz, ölümle cezalandırıldı. Ersöz’ü Devrimci-Sol militanlarının cezalandırdığı açıklandı.

13 Ekim 1994 – İnsan haklarından Sorumlu devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu Amerikanın Sesi Radyosu’na, “600 köy ve 800 mezranın yakıldığını” açıkladı.

13 Ekim 1994 – DERSİM’DE VAHŞETE PROTESTO
Dersim’i de Şırnak’a, Kulp’a, insansızlaştırılan kentlere benzetmeye çalışan devlet, gerillaya yardım ettikleri gerekçesiyle Dersim’in hemen hemen bütün köylerini göçe zorluyor. ’94’ün Eylül, Ekim ayları bu politika doğrultusunda baskı ve terörün tırmandırıldığı bir dönem oldu. Köyler boşaltıldı. Ormanlar yakıldı. Onlarca kişi gözaltına alınıp işkenceyle katledildi.

Kendi topraklarından değişik nedenlerle göç edip diğer kentlere yerleşen Dersim’liler, baskı ve katliamlara sessiz kalmadılar. Çeşitli devrimci, demokrat kurumların da katılımıyla bir kampanya şeklinde telgraf çekme eylemleri, basın açıklamaları, Meclis’e yürüyüşler yapıldı.
13 Ekim’den itibaren Sarıgazi SHP belde teşkilatında yapılan üç günlük açlık grevinin ardından, 15 Ekim’de Kürdistan’da yapılan ev ve köy yakma uygulamalarını protesto etmek için bir yürüyüş düzenlendi. Ana cadde trafiğe kapatılarak, sloganlarla devletin Dersim’de yaptığı vahşet protesto edildi.

İzmir HADEP İl binası ile Buca ve Çiğli ilçe binalarında 4 günlük kitlesel açlık grevleri yapıldı. Dersim Cumhuriyet Lisesi’nde ise katliamlar bir forumla protesto edildi. Aynı günlerde yurtdışında da protesto eylemleri sürdü. Almanya, İngiltere, Yunanistan’da devletin köy yakma vahşeti protesto edildi.



10 Ekim

10 Ekim 1969 – Fikir Kulüpleri Federasyonu 4. Kurultayı’nda federasyon “Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu” (Dev-Genç) adını alır.

İlgili resim

10 Ekim 1987 – Behice Boran öldü. ABD’de sosyoloji öğrenimi gördü… DTCF’de doçent iken politikaya katıldı… TİP Genel Başkanlığı yaptı… TİP-TKP’nin birleşmesi fikrinin mimarlarından biriydi…



9 Ekim

9 Ekim 1967-Che Guevara’nın ölüm yıldönümü

9 Ekim 1994 – HALK, PARTİ-CEPHE’NİN İLANINI COŞKUYLA KARŞILADI – Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin ilanı halk tarafından coşkuyla, sevinçle karşılandı. / 9 Ekim akşamı İstanbul’da aynı anda yapılan şenliklerle DHKP-C’nin kuruluşu kutlandı. Gazi’de havai fişeklerin atılmasıyla başlayan şenlikte halaylar çekildi. Devrimci Halk Güçleri imzalı Parti-Cephe’yi selamlayan pankartın alana girmesiyle coşku artarken, Güçleri yika sloganlarla DHKP-C’nin kuruluş ilanı duyuruldu.
Gebze’de Devrimci Halk Güçleri tarafından yapılan şenlikte sloganlar atıldı, söylenen marşlar, çekilen halaylarla Parti-Cephe’nin kuruluşu kutlandı. Sarıgazi’de de şenlikler yapıldı. DHKP-C’nin çağrısı okunarak halk Cephe saflarına çağırıldı. Havai fişekler ve sis bombaları arasında sloganlarla halaylar çekildi, türküler söylendi.
Sonraki günlerde de İstanbul’un değişik gecekondu semtlerinde kutlamalar devam etti. Bunun yanısıra İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Zonguldak gibi bir çok yerde Parti-Cephe’yi ve önderini selamlayan pankartlar asıldı, yazılamalar yapıldı. Parti-Cephe’nin kuruluşu hapishanelerde ve yurtdışında da şenliklerle kutlandı.*



8 Ekim

8 Ekim 1978 – BAHÇELİEVLER KATLİAMI

Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’li genç, evlerini basan faşistler tarafından birbirlerinin gözleri önünde telle boğularak, tek tek dışarı çıkarılıp başlarına kurşun sıkılarak vahşice katledildiler. Katliamı gerçekleştiren katillerin başında Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı vardı. Haluk Kırcı daha sonra yakalandı ve katliamı nasıl vahşice gerçekleştirdiklerini itiraf etti. Ülkü Ocakları Derneği 2. Başkanı Abdullah Çatlı ise bu davadan “beraat” ettirildi. Bu katliam, Susurluk’un “vatan için kurşun sıkan şerefli” kahramanı Çatlı’nın ve MHP’nin bugün büyük bir gayretle af yasasına dahil etmeye çalıştığı Haluk Kırcı’nın onlarca katliamından yalnızca biriydi.

8 Ekim 1980 – Kurtuluş örgütünden Necdet Adalı 12 Eylül faşist cuntası tarafından idam edildi.



7 Ekim

7 Ekim – Dünya Evsizler Günü

7 Ekim 1967 – 6. Filo’nun Türkiye Ziyareti – “YANKEE GO HOME!”

“YANKEE GO HOME!” ile ilgili görsel sonucu

Amerikan 6. Filo’su Türkiye’yi ziyaret edecekti. Vietnam halkının kanını döken 6. Filo davetlimiz değildi, yaldızlı davetiyeler göndermemiş, yollarına halılar sermemiştik…

Gençlik günler öncesinden hazırlandı 6. Filo’nun gelişine. Ülkemizi işgal eden, zenginliklerimizi yağmalayan, namusumuza el uzatan bu katiller sürüsü topraklarımıza ayak basamayacaktı.

İTÜ, Yıldız Teknik Okulu ve ODTÜ Talebe Birliklerinin temsilcileri 7 Ekim 1967’de Amerika’yı protesto eden ve karaya çıkışlarını engellemeyi amaçlayan bir miting düzenlediler. Gençler geç saatlere kadar bekledilerse de 6.Filo’dan hiç kimse Dolmabahçe’den karaya çıkmaya cesaret edemedi. Filo komutanı Koramiral William İ. Martin de sabah 09.00’da Dolmabahçe’den karaya çıkması gerekirken, korkudan çıkamamıştı.

Bir helikopterle önce Yeşilköy’e, oradan da başka bir yere uğramadan Amerikan konsolosluğuna gider. Kendini en güvenli hissettiği yer orasıdır çünkü. Uşaklarıyla görüşmelerini yapıp, yine aynı şekilde, helikopterle gemisine döner.

6. Filo’nun gelişi üzerine Fikir Klüpleri Federasyonu (FKF) tarafından yayınlanan bildiride gençliğin kararlılığı şöyle belirtilir: “Amerika’nın Vietnam’daki vahşetine, Türkiye’deki pervasızlığına dur demenin zamanı gelmiştir. Türkiye’de girebileceği iğrenç oyunların tasavvuru, insan bilincinin bu dev savaş makinesiyle mutlaka başedeceği inancımızdan bir şey eksiltmemiştir.” (Türkiye’de Devrimci Gençlik Hareketi Tarihi, sf: 375)

Bu gelişmeler herkesi yerli yerine oturtur. Kimin vatansever, kimin vatan haini olduğu ortaya çıkar. Devrimci gençlik ABD’li askerleri protesto edip, topraklarımıza sokmazken, Türkiye Milliyetçi Öğretmenler Konfederasyonu Genel Başkanı Selahattin Arıkan, “solcuların işi azıtmaları halinde kahraman Türk ordusu müdahale edecek ve Yunanistan’da olduğu gibi komünistlerin hakkını avuçlarına sokacaktır.” diye devrimci gençliği tehdit ediyordu.

Devrimci gençliğin 6. Filo’ya karşı mücadelesi sürer. FKF, 6. Filo limanda kaldığı süre boyunca Dolmabahçe’de açlık grevi yapma kararı alır. 12 Ekim’de açlık grevine başlanır. Ancak egemen sınıflar efendilerine karşı girişilen bu harekete tahammülsüzdür. Polis greve saldırır. Grev çadırı, battaniye, pankart ve Türk bayrağı bile suç unsuru sayılarak toplatılır. Baskılara rağmen “Grev devam edecektir. Buna her gün yeni insanlar eklenecek ve grev çığ gibi büyüyecektir” açıklaması yapılarak eylem yeni katılımlarla sürdürülür.

İzmir’de gençliğin 6. Filo gidinceye kadar sürecek oturma eylemi valilik tarafından yasaklanır. Bu arada karaya çıkabilen Amerikalılar pisliklerini sergilemekte gecikmezler. İstanbul’da 7 Amerikalı, sarkıntılık yapmak, kavga etmek suçlarıyla adliyeye sevkedilir. Onlar bu pislikleri yapıp, sağa-sola saldırırken, polis de onların güvenliğini almaktadır.

15 Ekim’de İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda Amerika protesto edilir. 16 Ekim gecesi Taksim Anıtı’nın önünde ABD bayrağı yakılır…

6. Filo 17 Ekim saat 16.00’da ülkemizden defolup gitmek üzere demir alırken; FKF “Altıncı Filo gidene kadar Açlık Grevi” eylemini saat 18.00’de filo gittikten sonra bitirir.

7 Ekim 1988 – Tuzla’da, İsmail Hakkı Adalı, Fevzi Yalçın, Reha Şen ve Kemal Soğukpınar adlı dört devrimci İstanbul Siyasi şube ekipleri tarafından katledildiler.

7 Ekim 1993 – Almanya Özgür Halklar Komitesi polis tarafından basıldı.

7 Ekim 1998 – Kurtuluş Merkez Bürosu 7 Ekim 1998’de polis tarafından basıldı. Büro talan edildi, gazetenin arşivine el konuldu, çalışanlar merdivenlerden sürüklenerek, dövülerek işkencehanelere götürüldü.

7 Ekim 2007 – 17 yaşındaki Yürüyüş dağıtımcısı Ferhat Gerçek, İstanbul Yenibosna’da polis kurşunuyla vurularak felç edildi..



6 Ekim

6 Ekim 1923 – İstanbul’un emperyalistlerin 5 yıl süren işgalinden kurtuluşu.

6 Ekim 1981 – Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat bir suikast sonucu öldürüldü. Sedat, ABD ve İsrail’le Camp David’de buluşmuş, Begin’le 1978 Nobel barış ödülünü paylaşmıştı.

6 Ekim 1990 – Profesör Bahriye Üçok kendisine gönderilen bombalı paketle katledildi.

6-11 Ekim 1995 – Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çeşitli eylemlerle har(a)çlar protesto edildi.



3 Ekim

3 Ekim 1992 – Eskişehir Haklar ve Özgürlükler Derneği (ÖZGÜR-DER) polis tarafından basıldı ve geçici olarak kapatıldı.

3 Ekim 1993 – TİYAD Kuruldu

Tutsak ailelerinin yeni bir mevzi daha kazandığı Tutsak ve şehit aileleri, Tutuklu Aileleri ve İnsan Hakları ile Yardımlaşma Derneği (TİYAD)’ı coşkulu bir şenlikle 3 Ekim’de açıldı.



2 Ekim

2 Ekim 1923 – İşgalci emperyalist devletler İstanbul’u terketti.

İtilaf güçleri İstanbul'u terk etti ile ilgili görsel sonucu

2 Ekim 1972 – Esnaf, sanatkar ve bağımsız işverenler ve bunların ailelerine yönelik Bağ-Kur uygulaması yürürlüğe girdi.

2 Ekim 1992 – ABD’ye ait Saratoga uçak gemisinden açılan ateşle, TC. Muavenet buhribi’ndeki beş Türk askeri öldürüldü.

2 Ekim 1994 – Özgür Karadeniz Trabzon bürosu kontrgerilla tarafından bombalandı.

2 Ekim 1992 – Kulpa Saldırı Ve Göç

Devlet Kürdistan’da giderek genişletmeye çalıştığı yasak bölgeler zincirine Şırnak ve Çukurca’dan sonra 2 Ekim’de Kulp’u da ekledi. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 2 Ekim’de öğlen saatlerinde iki jandarma erinin öldürülmesi üzerine Kulp önce kuşatma altına alındı. Halk erken saatlerde evlerine çekildi. Akşam karanlığı çökerken Kulp, tıpkı Şırnak gibi toplarla, kurşunlarla, roketlerle dövülmeye başlandı. Dükkanlar yakılıp, yıkılırken sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İlçenin dünyayla bağlantısı kesildi, ilçeye giriş çıkışlar yasaklandı, evler tek tek arandı, çok sayıda insan gözaltına alındı, işkenceden geçirildi. Saldırı 4 gün sürdü. Dördüncü günün sonunda üç saatlik sokağa çıkma izni verildi. Bunun üzerine halk yollara döküldü. 20 bin nüfuslu Şırnak’ı korucu kentine dönüştüren saldırı politikası Kulp’da da göçü dayatıyordu.

Göç sonrasında 7500 nüfuslu kentte sadece 1000 insan kaldı.
Bununla yetinmedi kontrgerilla çeteleri. Kulp’un yanısıra Silopi ve Nusaybin’de saldırıların hedefi oldu. 1 Ekim günü Silopi’de bir polisin öldürülmesi üzerine polisin zorla kepenk kapattırmasıyla başlayan gerginlik akşam saatlerinde elektriklerin de kesilmesiyle birlikte saldırıya dönüştü. Saldırıda halk sığınaklara çekildi ama evler ve dükkanlar hasar gördü. 2 Ekim gecesi ise Nusaybin’in sınır tarafından askerler ilçeye ateş açtılar, ilçedeki asker ve polisler de sivil hedeflere yöneldiler. Telefonlar kesildi, evlere baskın yapıldı ve çok sayıda insan gözaltına alındı.



1 Ekim

1 Ekim 1949 – Mao Zedong önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu; Mao, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı seçildi.

1 Ekim 1960 – Nijerya bağımsızlığını ilan etti.

1 Ekim 1963 – Cezayir devlet başkanı Ahmet Bin Bella, ülkede Fransızlara ait tüm toprakların kamulaştırılması emrini verdi.

1 Ekim 1976 – Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği, TÖB-DER genel merkez ve şubeleri kapatıldı.

1 Ekim 1985 – İsrail, Tunus’taki Filistin Kurtuluş Örgütü, FKÖ bürolarına hava saldırısı yaptı; 68 kişi katledildi.

1 Ekim 1995 – Dinar’da deprem. Yüzlerce insan tedbirsizlikten öldü. Afyon’un Dinar ilçesinde meydana gelen depremde 100’den fazla kişi ölürken yüzlerce kişi yaralandı. Depremler Ekim ayı süresince devam etti.



30 Eylül

30 Eylül 1994 – DHKP-C’NİN KURULUŞ İLANI VE MEHMET TOPAÇ’IN CEZALANDIRILMASI

Devrimci Sol, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne dönüştüğünde Tarih 30 Mart 1993’tü. Kongre’nin ardından Parti ilanının hazırlıkları yapılırken Parti Cephe’nin önderi Fransız emperyalizmine tutsak düştü. Ancak bu Parti’nin kuruluşunun Türkiye ve Dünya halklarına duyurulmasını engelleyemedi. Partinin kuruluşu eski Adalet Bakanı Mehmet Topaç’ın cezalandırılmasının ardından çıkarılan DHKC 1 No’lu Haber Bülteni ile ilan edildi.

ANAP hükümetlerinde Bakanlık yapan Topaç Bakanlık yaptığı süreçte oligarşinin halka karşı işlediği suçların birinci dereceden sorumluları arasındaydı. Hazırladığı 1 Ağustos Genelgesi ile oligarşi tutsaklara karşı yoğun bir saldırıya girişti. Çeşitli hapishanelerde yapılan saldırılarda yüzlere tutsak yaralandı. Saldırılar Topaç’ın Bakanlığından sonra da devam etti ve bu süreçte havasız araçlarda Aydın Hapishanesi’ne nakledilen tutsaklardan Mehmet Yalçınkaya ve H. Hüsnü Eroğlu katledildi. 9 Ekim 1988’de Tuzla’da dört devrimci katledildiğinde Mehmet Topaç o dönemde de Bakan olarak görev yapıyordu. Topaç’ın cezalandırılmasından sonra, kuruluşu DHKC’nin 1 No’lu Haber Bülteni’nde şunlar söyleniyordu:

“Bizler DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ savaşçıları, / Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda yüzyıllardır süren sömürü çarkını kırmak için; / Vatanımızı özgürleştirmek için;
Onu, emperyalistlerin ve bir avuç işbirlikçisinin çiftliği olmaktan çıkarmak için;
İnsanlık onurunu korumak, namusumuz ve şerefimizle yaşamak için; Açlığa, sefalete, yoksulluğa, işsizliğe, hastalığa, ahlaki düşkünlüğe son vermek için,
Bu topraklarda yaşayan tüm ulus ve milliyetlerden halkın kardeşçe yaşadığı, birlikte ürettiği ve paylaştığı Devrimci Halk İktidarı’nı kurmak için;
Başta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalist sömürgeci zalimlerin vahşeti altında inleyen Türkiye’den, bu yaşlı dünyayı bir kez daha sarsmak için DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ önderliğinde savaşıyoruz. (…)
DEVRİMCİ SOL bugün Türkiye ve dünya halklarına verdiği sözü yerine getirebilmek için bir adım daha atmış, PARTİ-CEPHE’yi yaratmıştır. / Emperyalistlere, işbirlikçi hainlere, zalimlere karşı yürüttüğümüz savaşta artık PARTİ-CEPHE silahına da sahibiz…”

30 Eylül 1994 – Zonguldak Maden İşçileri, madenlerin üzerinde oynanan özelleştirme politikalarını protesto amacıyla Zonguldak otobüs terminalinden sendikaya kadar bir yürüyüş gerçekleştirdiler.

30 Eylül 1997 – “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eylemleri 3. kez başladı.

Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık ile ilgili görsel sonucu

Eylül

1977 – NATO’nun ülkemizde gerçekleştirdiği tatbikatları ve Boğaz’da demirleyen ABD savaş gemilerini protesto etmek için DEV-GENÇ önderliğinde bir kampanya başlatıldı.

Eylül 1977- 1980 – NATO’YA KARŞI KAMPANYALAR

Dev-Genç 1977 Eylül’ünde ülkemizde yapılan NATO tatbikatlarını protesto etmek ve tatbikat nedeniyle boğaza demirleyen ABD savaş gemilerini ülkemizden kovmak için bir kampanya başlattı. Dev-Genç bu kampanyayla ABD emperyalizmini ve NATO’yu Türkiye halklarına tanıtarak teşhir etti. Bildiri, el ilanı, pul, afiş, gösteriler ve toplantıların yanında karaya çıkan ABD askerlerini denize atmayı kapsayan bu kampanya çerçevesinde 28 Eylül 1977’de İTÜ Maçka Maden Binası da Dev-Genç tarafından işgal edildi. Dev-Genç’liler akşam Maçka Maden Binasına girip polisi dışarı çıkararak eylemi başlattılar. İstanbul Devrimci Gençliği kısa sürede burada toplandı. Binanın her tarafı NATO ve ABD emperyalizmiyle girilen ilişkileri teşhir eden pankartlarla donandı. İçerde de seminerler verildi, konuşmalar tartışmalar yapılarak kitlenin anti-emperyalist bilincin pekiştirilmesine çalışıldı. İşgalden sonra meşalelerle Taksim’e yürüyen Dev-Genç’lilerin önü polis tarafından kesilmek istense de yürüyüş sürdürüldü. Taksim meydanında anıta asılan Dev-Genç pankartının altında yapılan bir konuşma ve devrim andıyla eylem bitirildi.


Eylül 1980 – CUNTAYA KARŞI MÜCADELE KAMPANYASI

Devrimci Sol, 12 Eylül’ün hemen ardından “Amerikancı Faşist Cunta 45 Milyon Halkı Yenemeyecek” şiarıyla bir kampanya örgütledi.
Cuntanın terörünün adım adım her alana yayıldığı koşullarda gerçekleştirilen bu kampanya çerçevesinde bir çok eylem hayata geçirildi. Devrimci Sol imzasıyla Türkiye çapında dağıtılan bildirilerde cuntanın geliş nedenleri ve amaçları açıklanarak, halka birlik ve mücadele çağrıları yapıldı. İTÜ öğrencilerinden Devrimci Sol militanı Ahmet Karlangaç ve yurtsever bir örgütten Ekrem Ekşi’nin işkenceyle katledilmesi üzerine İTÜ’de bir günlük boykot yapıldı. Kampanya çerçevesinde yüzbinlerce bildiri, el ilanı dağıtıldı, afiş ve duvar gazeteleri asıldı, başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Elazığ, Malatya, Eskişehir gibi büyük illerde bombalı bombasız pankartlar asıldı, bankalar, emperyalist kuruluşlar bombalanarak tahrip edildi, halk düşmanları cezalandırıldı. Bu kampanyanın tarihimizdeki önemi büyüktür. Yılgınlığın kol gezdiği bir ortamda Devrimci Sol 12 Eylül cuntasına karşı mücadele bayrağını açmış, hiçbir koşulda faşist cuntaya teslim olmayacağını göstermiştir.

Eylül 1990 – Savaş Zamlarına Karşı 18 Bin Şoför Kontak Kapattı
Emperyalist savaşa cepheden destek veren Özal hükümetinin
yaptığı zamlara dur demek için İstanbul’da 18 bin şoför bir kaç gün boyunca kontak kapatarak, trafiğe çıkmama, ya da çıkıp korna çalarak kortejler oluşturarak protesto gösterileri yaptılar.
Zaman zaman çeşitli protesto eylemleri yapan şoförlerin eylemi ilk kez bu denli yaygınlaşıyor ve uzun süreli oluyordu. Siyasi iktidar şoförlerin direnişini engellemek

Eylül 1993 – Kayıp Aileleri Ankara’da

Bu kez Erdoğan Şakar kaybedilmek isteniyordu.

Kayıp aileleri Erdoğan Şakar ve akıbeti açıklanmayan diğer kayıpların hesabını sormak için İstanbul’da açlık grevine başladılar ve ÖZGÜR-DER’li şehit ve tutsak ailelerinin de katıldığı bir heyetle Ankara’ya gittiler.

Ankara’ya gelen kayıp aileleri 16 Eylül günü Ankara Özgür-Der’de bir basın açıklaması yaparak çocuklarının akıbetinin açıklanmasını istediklerini belirttiler. Aynı gün İHD ve diğer demokratik kitle örgütlerine giden aileler Ankara’daki amaç ve hedeflerini anlatıp destek ve dayanışma beklediklerini belirttiler. Ancak İHD bu haklı talebe olumsuz cevap verdi.
Daha sonra aileler Uluslarası Af Örgütü Türkiye temsilcisiyle görüştüler. Erdoğan Sakar hakkında bilgi verdikten sonra, onlarla birlikte bir basın açıklaması yapmak istediklerini söylediler. Onlardan da olumsuz
cevap aldılar.

Aynı gün TBMM İnsan Hakları Komisyon Başkanı Sabri Yavuz, ve Adnan Keskinle görüştüler. Onlar da fazla yardım edemeyeceklerini, adlarının İnsan Hakları Komisyonu olduğunu ancak hiçbir şey yapamadıklarını,
yetkilerinin olmadığını söyledi. Aileler açlık grevine devam ederken pekçok kurum ve milletvekiliyle görüşmelerini de sürdürdüler. Milletvekilleri Sinan Yerlikaya, Salman Kaya ve İbrahim Gürsoy ile görüştüler. 20 Eylül’de SHP Erzincan Milletvekili Ali İbrahim
Tutu ile polisin engelleme çabalarına rağmen görüşerek İçişleri Bakanlığı’ndan randevu ayarlama, basın açıklamalarına katılma, soru önergesi gibi birçok söz aldılar.

23 Eylül günü ise randevu verilmesine rağmen Murat Karayalçın ile görüşemeyen aileler, SHP MYK toplantısına tüm engellemelere rağmen baskın şeklinde girdiler. Aileler “bizi dinleyeceksiniz, burada insan yaşamı
sözkönusu” diyerek bir konuşma yaptılar. Murat Karayalçın’dan heyet oluşturacakları sözünü aldıktan sonra “Sözlerinizin peşini bırakmayacağız” diyerek oradan ayrılan aileler aynı gün açlık grevi eylemine de
son verdiler. *

Eylül 1997 – ALMANYA VE FRANSA’DA POLİS TERÖRÜ

Alman polisi 97 Eylül’ü boyunca Halk Kültür Derneklerine ve üyelerine yönelik Türkiye oligarşisiyle işbirliği içinde yoğun bir baskı ve terör uyguladı.

12 Eylül’ün akşam saatlerinde ve ertesi sabah Almanya’nın Dortmund, Bremen, Hamburg, Berlin ve Bielefeld şehirlerinde 10’un üzerinde dernek, işyeri ve ev baskını yapıldı. Tamamen keyfi olarak yapılan baskınlarda polis bazı yerlerde arama izni göstermeye dahi gerek duymadı. Baskınlarda evlerin kapıları kırıldı, insanlar gözaltına alınarak muhbirlik teklif edildi. Baskın ve gözaltı terörü sonraki günlerde de devam etti. Bremen Halk Kültür Derneği hiçbir yasal belge gösterilmeden kapatıldı. Alman polisinin bu terörüne Fransız polisi de destek verdi. Fransız polisi bir gecede bir çok Türkiyeli anti-faşist ve devrimcinin evini basarak çocuklar da dahil olmak üzere yaklaşık 150 kişiyi kelepçeleyerek gözaltına aldı. Aynı zamanda Paris’teki Anadolu Kültür Derneği de basılarak talan edildi, bütün çalışanları gözaltına alındı. Fransız polisi de Alman polisinin yaptığı gibi gözaltına aldığı insanlara muhbirlik teklif ederek tehditlerde bulundu.



29 Eylül

29 Eylül 1923 – Filistin’de İngiliz mandası resmen yürürlüğe girdi.

29 Eylül 1937 – Çin’de Japon tehdidine karşı güçler birleştiriliyor; Milliyetçi General Çan Kay-şek ile Komünist önder Mao Zedong birlikte davranma kararı aldılar.

29 Eylül 1941 – Kiev’de Nazilerin Babi Yar katliamı başladı. İki günde 60.000 kişi katledildi.

29 Eylül 1976 – İstanbul Profilo Fabrikası işçilerine polis müdahale etti. 1 işçi katledildi.

29 Eylül 1997 – DİSK’TE TASFİYE

12-14 Eylül 97 tarihlerinde yapılan DİSK 10. Genel Kongresinin ardından koltuklarını sağlamlaştıran MGK sendi-kacıları DtSK’e bağlı Genel-İş sendika-sında devrimci işçileri tasfiye harekatı-na başladılar.
MGK sendikacıları Genel-İş sendika-sına bağlı İstanbul 2 No’lu Şube Başka-nı Mehmet Karagöz’ü devlet tarafından kaybedilen DİSK’li işçi Düzgün Tekin’i aradığı, sendikacı Aynur Karaaslan’a sa-hip çıktığı, sendika binasını sattırmadığı, TÜSİAD bildirisini okumadığı ve Ke-mal Türker için yapılan etkinlik nede-niyle disiplin kuruluna vererek ihraç etti. Bu tasfiyeciliğin bir ayağıydı. Diğer ayağında ise bölge şubelerinin kapatıl-ması vardı. 3 Ağustos’ta yapılan Tüzük Kurultayı’nda kapatılmaması yönünde karar çıkmasına rağmen 9 bölge şube kapatılarak, 13 sendikacının işine son verildi.
İşlerine son verilen bölge şube baş-kanları 29 Eylül’de Genel-Iş Genel Mer-kezi’nde bir basın açıklaması yaparak oturma eylemine başladılar. 10 Ekim’de de eylemlerini açlık grevi-ne dönüştürdüler. Devrimci İşçi Hareketi bu süreçte MGK sendikacılarının gerçek yüzünü açığa çıkarmak için yoğun bir kampan-ya gerçekleştirdi. MGK sendikacıları işçilerin gözünde teşhir edildi.*



28 Eylül

28 Eylül 1864 – I. ENTERNASYONAL KURULDU

Birinci Enternasyonal 28 Eylül 1864’te Londra’da Uluslararası İşçi Derneği adıyla kuruldu.

Londra’da düzenlenen toplantıya İngiliz sendikacıları, Fransız işçi delegasyonu, Londra’da yaşayan Alman, İtalyan, Polonyalı ve İsviçreli siyasi göçmenler katıldı. Bu toplantıda “Tüm ülkelerin işçilerinin, uluslararası bir örgütün çatısı altında bir araya gelme çağrısı” karar altına alındı. Enternasyonal’in ilişkileri kısa sürede hemen her kıtaya yayıldı. Enternasyonal bu dönemde grev ve direnişleri yönetip sonuçlandırmaya çalıştı…

1876’da Philadelphia’da toplanan kongrede I. Enternasyonal’in varlığına son verildiği açıklandı.

Enternasyonalizm düşüncesi, sosyalizm tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Çeşitli ülkelerden işçilerin birliği daha 18. Yüzyılın sonundan itibaren kurulmuş olan pek çok örgütün de temel anlayışını oluşturdu.
I. Enternasyonal’in kuruluşunda ilk girişim İngiltere’deki işçi önderlerinden geldi.

22 Temmuz 1863’de İngiliz sendikacıları, Polonya Devrimi ile olan dayanışmalarını dile getirmek amacıyla bir toplantı düzenlediler ve Fransız işçi temsilcilerini de davet ettiler.

Bu toplantının devamı olarak 28 Eylül 1864’de Londra’da düzenlenen toplantıya İngiliz sendikacıları, Fransız işçi delegasyonu, Londra’da yaşayan İtalyan, Alman, Polonyalı ve İsviçreli siyasi göçmenler katıldılar. Bu toplantıda “tüm ülkelerin işçilerinin, uluslararası bir örgütün çatısı altında biraraya gelme çağrısı” tartışılarak karar altına alındı. Uluslararası bir birliğin tüzük ve gündemini tasarlama yetkisiyle İngiliz, Fransız, İtalyan, Polonyalı ve Alman işçi örgütü temsilcilerinden oluşan 32 kişilik bir Geçici Merkez Komitesi seçildi. / 25-29 Eylül 1865’de Londra’da bir konferans toplandı. Konferans iş gününün uzunluğu, kadın ve çocuk emeği, sendikalar, kooperatifler gibi birçok önemli konuyu tartışma gündemine almıştı.

Enternasyonal içindeki akımlar oldukça geniş bir yelpazeyi oluşturuyordu: Kooperatif sosyalizmi, reformist, sendikalist, devrimci, anarşist ve ütopik görüşlerin temsilcileri, Proudhoncular, Fourierciler, Cabetciler, Blankiciler, Bakuninciler ve Marx taraftarı olanlar. / I. Enternasyonal İngiltere, Fransa, Belçika, Almanya, İsviçre, ABD, İtalya ve İspanya’da şubeler oluşturdu. / Enternasyonal’in ilk açık Kongresi Eylül 1866’da İsviçre Cenevre’de, II. Kongresi 1867 Eylül’ünde Lozan’da toplandı. Marx’ın Enternasyonal için hazırladığı program üstüne olan tartışmalar ilk kongrenin gündeminin ana konusunu oluşturdu.

Faaliyeti süresince çeşitli ülkelerdeki işçi sınıfı mücadelesine yön vermeye çalışan I. Enternasyonal’in son kongresi 2 Eylül 1872’de Lahey’de toplandı. 1876 yılında Philadelphia’da toplanan kongrede ise, Enternasyonal’in varlığına son verildiği resmen açıklandı.

28 Eylül 1994 – HADEP üyesi M. Salih Sabuktekin kontrgerilla tarafından katledildi.

28 Eylül 1994 – Elmas Yalçın, Fuat Erdoğan, İsmet Erdoğan. Beşiktaş Arzum Cafe’de polis tarafından katledildiler.

28 Eylül 1994 – Maden işçileri, Amerikan Ticaret Ataşesi’nin Zonguldak’a gelişini protesto için ABD bayrağı yaktılar.



26 Eylül

26 Eylül 1976 – DİSK’İN DGM DİRENİŞİ

Anayasa Mahkemesi’nin 11 Ekim 1975’te iptal ettiği Devlet Güvenlik Mahkemeleri Yasası’nın MC iktidarı tarafından yeniden yasallaştırılmak istenmesi 1976’da Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi eylemlerinden birine yol açtı.

DGM’leri “sınıf mahkemeleri” ve “sıkıyönetimsiz sıkıyönetim” olarak niteleyen DİSK, 16 Eylül 1976’da bir bildiri yayınlayarak Genel Yas ilan etti. 16 Eylül’de yüzbinlerce işçi Türkiye çapında üretimi durdurdu. Her yanı “DGM’ye Hayır”, “MC’ye Hayır” sloganları kapladı.

Bu gerçekte bir genel grev uygulamasıydı. DGM direnişi üzerine binlerce işçi işten çıkarıldı. 21 Eylül’de DİSK Genel Merkezi arandı. DİSK Yürütme Kurulu üyeleri tutuklandı.

27 Eylül’de Ankara’da demokratik kuruluşlar DİSK’in DGM direnişini desteklemek amacıyla bir miting düzenlediler. DİSK’in DGM direnişinin ardından 11 Ekim 1976’da DGM’lerin işlevi sona erdi.

26 Eylül 1990 – Küçükköy halkı yıkımlara karşı eylemdeydi.

Bir başkan var. “Önce insan” diyerek seçilen bir başkan.
İşte bu belediye 50. Yıl ve Esentepe halkının bin bir zorlukla yapıp vergisini ödediği evler için yıkım kararı aldı. Aslında böyle bir girişim ANAP’lı Belediye tarafından da denenmişti. Sosyal demokratlar o zaman bu girişimi “böyle bir kararla bu kadar evin yıkım kapsamına alınması namussuzluktur” diye eleştirmişlerdi. Şimdi aynı namussuzluğu kendileri yapıyorlardı.

26 Eylül’de 500’ü aşkın insan Küçükköy Betediyesi’- ne doğru yürüyüşe geçti. Dövizlerinde, sloganlarında yalnızca yıkımlar yoktu. “Yıkım, Baskılar, Haksız Savaş Değil, Evlerimizde İnsanca Yaşamak istiyoruz” diyorlardı. En önde taşınan pankartın altında “SULKAD’lı, Esentepe’li Emekçiler” imzası vardı.

Halk Küçükköy Belediyesi’nin önünde toplandığında trafik tıkandı. Polis müdahale ederek kitleye önderlik edenleri gözaltına almaya çalıştı. Ancak kitle kenetlenerek hiç kimseyi polise vermedi. Temsilciler Belediye Başkanıyla görüştüler. Belediye Başkanı “henüz böyle bir karar yok” diyordu. Bu böyle bir kararın olabileceği anlamına da geliyordu. Temsilciler kitleye görüşmeyi aktardıktan sonra, sloganlarla mücadeleye devam edileceği, direnileceği bir kez daha dile getirildi. Ve emekçiler yol kenarlarından kendilerini alkışlayanların arasından yine sloganlarıyla, dövizleriyle yürüyerek semtlerine döndüler.

26 Eylül 1990 – KONTRGERİLLA ŞEFLERİNDEN HİRAM ABAS CEZALANDIRILDI

Hiram Abas emperyalizme ve oligarşiye on yıllarca hizmet etmiş gelmiş geçmiş en deneyimli kontrgerilla şeflerinden biriydi. O katıldığı-yönettiği sayısız katliamların, operasyonların, provokasyonların yanında, kendisi gibi onlarca katili yetiştirmek ve “silahşör” olmakla da ünlüydü.

Ama işte halkın adaleti bu katili arayıp bularak cezalandırdığında ünlü “silahşör” silahını çekmeye bile fırsat bulamamıştı.

DEVRİMCİ SOL BİLDİRİSİ’NDEN

TÜRKİYE VE ORTADOĞU HALKLARININ DÜŞMANI BİR SAVAŞ SUÇLUSU HİRAM ABAS
(…) Örgütümüz tarafından ölüme mahkum edilerek cezalandırılmıştır.
(…) Türk ve Kürt halkları onu, oligarşiye sadık bir uşak olarak yaptığı hizmetlerden, terör eylemleri ve cinayetlerinden tanır. Kendi itirafıyla “kelleyi koltuğa alarak” canla başla çalışmış, 140’tan fazla operasyona doğrudan katılmıştır.
(…) Ülkemiz aydınları onu Ziverbey Köşkü’nden, MİT’in gizli işkence merkezlerinden tanırlar.
Onu tanımayan yoktur.
O, THKP-C önderlerinden yiğit savaşçı Ulaş BARDAKÇI’nın katledildiği operasyonu yöneten ve tetiği çeken biridir.
O, CIA ve MOSSAD’ın işkence yöntemlerini ülkemize taşıyan, işkence uzmanları yetiştiren, işkence tekniklerini yaygınlaştıran bir işkence uzmanıdır.
(…) 1 Mayıs 1977’de on binlerce insana kurşun yağdırılarak 34 devrimci ve yurtseverin katledilmesiyle sonuçlanan katliamı organize edenlerden biri odur.
Faşist MHP çetesiyle işbirliği yaparak, devrimci mücadeleyi engellemek için devlet adına katliamlar ve karanlık cinayetler tezgahlayan Kontrgerillanın önde gelen şeflerinden biri odur.
O, Filistin halkının yürüttüğü mücadelenin meşruluğuna gölge düşürmek için elinden geleni yapan, MOSSAD ile işbirliği içinde Türkiye’deki Filistinli yurtseverlere savaş açan, FKÖ Temsilciliği’ni kapattırmak için komplolar tezgahlayan biridir.
(…) O, halka ve devrimcilere karşı işlediği suçlar yüzünden, bir kez değil, bin kez ölümü hak etmiştir. Örgütümüz onu cezalandırarak, kim olursa olsun halkın adaletinden kaçamayacağını göstermiştir.
(…) Bugün de halka savaş açanlar, savaş suçluları Özal iktidarı ve onun gönüllü hizmetçileri, tıpkı 12 Eylül suçluları gibi, halk ve devrimciler tarafından asla unutulmayacak ve affedilmeyeceklerdir.
Devrimci adalet mutlaka uygulanacaktır!



24 Eylül

24 Eylül 1864 – 1. Enternasyonal’in kuruluşu.

24 Eylül 1973 – Şilili Devrimci Şair Pablo Neruda, Santiago’da öldü.

Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan

Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de

Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.

24 Eylül 1993 – Ankara Demokratik Lise İçin Mücadele Komiteleri, Mimar Kemal Lisesi’nde alternatif bir açılış düzenledi. DLMK’lı öğrenciler düzenlenen açılışta, faşist okul yönetimi ve öğretmenlerin saldırısına uğradı.

24 Eylül 1996 – Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 12 siyasi mahkum dövülerek katledildi.



23 Eylül

23 Eylül 1939 – Sigmund Freud öldü.

23 Eylül 1969 – TAYLAN ÖZGÜR KATLEDİLDİ

ABD ve onun Türkiye büyükelçisi Vietnam Kasabı Robert W.Kommer’e karşı meşaleyi ilk tutuşturanlardan Taylan Özgür arkadan kurşunlanarak şehit edildi. Eylül 1969’da yıllardır faşistlerin elinde olduğu için toplanamayan İÜ Talebe Birliği’nin kongresi toplandı. Kongre’ye katılmak için Ankara’dan gelen ODTÜ öğrenci önderlerinden Taylan Özgür sokak ortasında bir sivil polis tarafından vurularak katledildi.

23 Eylül 1990 – Emperyalist savaşa karşı gösteri

1990’ın Eylül’ünde de aynen bugünkü gibi, emperyalistler savaş makinalarını Ortadoğu’ya yığıyor, saldırı hazırlıktan yapıyorlardı. Özal iktidarı bu savaşın doğrudan içinde yeralmak için ülkede baskı ve terörü tırmandırıyor, o günlerin deyişiyle adeta yeni bir “12 Eylül” havası estiriyordu.

Emperyalist savaş ülke içine zamlarla ve terörle yansıyordu. İşte bu süreçte emperyalist savaşa ve savaş zamlarına karşı Devrimci Sol Güçler’in önderliğinde yaygın bir muhalefet örgütlendi. Çeşitli alanlarda Emperyalist Savaşa Hayır Komiteleri kuruldu. Sayısız eylem yapıldı. Bunlardan biri de Devrimci Sol Güçler’in önerisiyle çeşitli kitle örgütleri tarafından yapılmak istenen mitingti.

Miting başvurusu ve devamındaki gelişmeler iktidarın savaş yanlısı politikalarını teşhir ederken savaşa karşı mücadelede bir “mevzi çatışmasına” dönüştü. 16 Eylül tarihinde Demokratik Kitle Örgütleri Platformu’nun Eminönü’nde yapmak istediği miting başvurusu valilik tarafından reddedildi. Bu keyfi engellemeyi protesto etmek için 16 Eylül’de yaklaşık 500 kişinin katıldığı bir gösteri yapıldı.

20 Eylül tarihinde yapılan miting başvurusuna izin verilmemesini protesto etmek için Belediye-İş 1 Nolu Şubesi, Beyoğlu Şubesi, Migros, Paşabahçe Cam, Tersane, İETT işçilerinden ve diğer kitle örgütlerinden toplanan yaklaşık 5000 imza valiliğe iletildi. Buna rağmen izin verilmedi. Ama miting herşeye rağmen yapılacaktı.

Mitingin yapılacağı 23 Eylül günü İstanbul’un merkezi yerleri ve miting yeri olan Bayrampaşa ve civarı polis tarafından tutulmuştu. Devrimci Sol Güçler 23 Eylül’de saat 12.00’de 1500 civarında insanın katılımıyla mitingi Ayvalıdere’de başlattılar. Düzenli kortejler halinde bir kilometrelik yol yüründü ve aynı güzergahtan dönülerek yürüyüş sürdürüldü. Yürüyüş boyunca Devrimci Sol Güçler imzalı “Emperyalist Savaşa ve Savaş Zamlarına Hayır”, “Düşmanımız Ortadoğu Halktan Değil, Emperyalizmdir” pankarttan taşındı ve “Miting Hakkımız Engellenemez”, “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz” sloganları atıldı. Kitle, gösteri sırasında ateş açarak panik yaratıp dağıtmak isteyen polise rağmen kortejler bile bozulmadan yürüyüşü sürdürerek adeta yasaklama ve saldırıya meydan okuyordu. Gösteri sırasında üç polis otosu tahrip edildi.

23 Eylül 1993 – Devrimci Sol Güçler Filistin Kurtuluş Örgütü’nün İsrail’le masaya oturmasını protesto etmek için Ankara’da Filistin Büyükelçiliğinin önüne siyah çelenk bıraktı.

23 Eylül 1994 – Dursun Karataş’a Özgürlük

Devrimci Sol Güçler İstanbul Bayrampaşa’da DHKP-C önderi Dursun Karataş’ın Fransız emperyalizmi tarafından tutuklanmasını protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendi. “Yaşasın Önderimiz Dursun Karataş” sloganıyla başlayan eylemde yol molotoflarla ateşe verilerek kesildi. Ardından düzenli kortejlerin oluşturulmasıyla pankartlar eşliğinde yürüyüşe geçildi. Bildiriler dağıtıldı, kuşlamalar yapıldı.



22 Eylül

22 Eylül 1919 – Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası Şefik Hüsnü önderliğinde kuruldu.

22 Eylül 1922 – Damat Ferit Fransa’ya kaçtı.

22 Eylül 1976 – PROFİLO DİRENİŞİ

Profilo işvereninin MESS’in (Madeni Eşyaları İşvereni Sendikası) talimatı ile 18 işçiyi işten atması üzerine işçiler 22 Eylül’de direnişe geçti. Fabrika toplum polislerince kordon altına alındı. 29 Eylül’de bini aşkın polis, altı panzer ve gaz bombalarıyla işçilere saldırdı, fakat buna rağmen işçilerin direnişini kırıp fabrikayı boşaltamadı. 30 Eylül’de polisin Profilo’yu ikinci kez boşaltmak için giriştiği saldırıda Yakup Keser adlı işçi öldürüldü. Jandarmanın denetiminde 500 işçi polis merkezine götürüldü. Çok sayıda işçi gözaltına alındı, bazıları tutuklandı.

22 Eylül 1993 – Konya Haklar ve Özgürlükler Derneği (ÖZGÜR-DER) Valilik emriyle kapatıldı ve kurucuları gözaltına alındı.



21 Eylül

21 Eylül 1947 – Kozlu’da grizu patlaması sonucu 48 işçi öldü.

21 Eylül 1975 – Bedri Rahmi Eyüboğlu öldü.

21-27 Eylül 1993 – Liseli DEV-GENÇ, Liselerin açılmasıyla birlikte, ortaöğretim gençliğinin sorunlarıyla ilgili çeşitli il ve ilçelerde demokratik lise talebini dile getiren eylemler hayata geçirdiler.



19 Eylül

19 Eylül 1893 – Yeni Zelanda kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu. Bu atılımın öncüsü, 1866’da ”kadın hareketi”ni başlatan Kate Sheppard idi. Küçük bir ada ülkesi Yeni Zelanda’da adaya yerleşmiş İngiliz bir kadın olan Kate Sheppard’ın kadınlarla yaptığı gizli toplantılar, ülkede kadın hareketini alevlendiren en büyük adım oldu. Bu gizli toplantılar zamanla halka açık bir şekilde dile getirildi ve çeşitli yazılar ve direnişlerle ülkede ses buldu.

19 Eylül 1927 – Nikaraqua’da ayaklanmacıların lideri Augusto Sandino hükümet kuvvetlerine karşı taaaruza geçti.

19 Eylül 1935 – Almanya’da Yahudilerin kamu sektöründe çalışmasını yasaklandı.

Tarihte Bugün: 19 Eylül'de Neler Yaşandı?

19 Eylül 1979 – TMMOB tarafından, 54 ilde 736 işyerinde 100 binden fazla mühendis ve mimarın katılımıyla gerçekleştirilen büyük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

19 Eylül 1994 – ABD emperyalizmi 20 bin askeriyle Haiti’yi işgal etti. Haiti’deki cuntanın şefi Cedras’ı bir gecede teslim alan ABD, “ülkede demokrasi ve istikrar sağlamak” gerekçesiyle işgalle birlikte Haiti yönetimine el koydu.

19 Eylül 1996 – İzmir Adatepe’de gecekondu yıkımı

Adatepe’de 150’ye yakın gecekondu yıkıldı. Evlerinin yıkılmasına engel olmaya çalışan Adatepeli’lerle polis arasında çıkan çatışmalarda birçok kişi yaralandı, 5 kişi gözaltına alındı.



18 Eylül

18 Eylül 1931 – Sovyetler Birliği Milletler Cemiyeti’ne girdi.

14-20 Eylül 1994 – “HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI” kuruldu.

Devrimci Halk Güçleri 1994 Eylül’ünde tüm devrimci, demokrat kişi ve kurumlara bir çağrı ve öneride bulundular.

Haklar ve Özgürlükler Platformu’nun girişimiyle gözaltılara, katliamlara, kaçırmalara anında müdahale edebilmek, zulüm düzeninin önüne yeni bir barikat oluşturmak amacıyla “Halkın Acil Müdahale Hattı” oluşturuldu.
Bem-Sen, OKM, Özgür-Der gibi kuruluşlar, telefonlarını, fakslarını bu hattın hizmetine vererek çağrıyı desteklediler.

ÇAĞRI METNİ
İnsan Hakları İhlallerine Karşı
“HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI”
(…)
Düzenin kendi koyduğu yasaları bile hiçe sayarak “orman kanunu”nu işlettiği, insanca yaşamanın ve can güvenliğinin tüm koşullarının ortadan kaldırıldığı şu günlerde birbirimize daha sıkı kenetlenmek, baskılara-yasaklara birlikte karşı çıkmak, ARTIK YETER! demek bir insanlık görevi haline gelmiştir.
(…)
Öyleyse; insanı ve insana ait tüm değerleri korumak için harekete geçelim, el ele verelim ve bu suçlara anında müdahale ederek engel olmaya çalışalım.
Çağrımız insanım diyenedir, çağrımız ilericiyim, devrimciyim diyenedir.
Bu amaçla tüm duyarlı DKÖ yöneticileri, sendikalar, halktan yana sanatçılar, yazarlar, hukukçular, doktorlar ve her meslekten İNSANLARAdır. İnsan hakları ihlallerinin önüne birlikte set olalım. İnsanca yaşamak ve yaşatmak için “HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI”nı birlikte oluşturalım, mücadele edelim.
(…)
Diyelim ki; evinizden işinize veya işinizden evinize giderken birtakım “karanlık güçlerce” bir insan zorla kaçırılmak isteniyor. Kaçırılmaya çalışılan insan adını haykırarak “öldürüleceğini, gözaltında kaybedileceğini” söylüyor. NE YAPACAKSINIZ?
Kime, nereye bildirecek, müdahale edilmesini isteyeceksiniz?
Veya, bir yakınınızı, komşunuzu geceyarısı evinden apar-topar götürdüler. NE YAPACAKSINIZ?
Veya işyerinizde, fabrikada, toplu taşıma aracında çalışıyorsunuz. Yanıbaşınızda çalışan arkadaşınız veya otobüs-minibüs-dolmuştaki, trendeki bir yolcu, yine aynı karanlık güçlerce kaçırıldı. NE YACAKSINIZ?
Kime, hangi kuruma, kuruluşa haber verecek, nasıl müdahale edeceksiniz?
Veya; oturduğunuz mahallede bir ev, bir apartman dairesi yüzlerce polis tarafından kuşatılmış, çatışma sürüyor. Yaşanan onlarca örnek ışığında oradaki insanların katledileceğini biliyorsunuz. Duruma müdahale edildiğinde ise yüzde-binde bir şans da olsa kuşatılmış insanları katliamdan kurtarabilmek, yaşatabilmek mümkün.
NE YAPACAKSINIZ?
Nereyi, kimleri, hangi kurumu-kurumları arayacak, anında müdahale edilmesini isteyebileceksiniz?
İşte tüm bu gerçekler ışığında insan hakları ihlallerine karşı;
“HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI”nı oluşturmak, ihlallere, kayıplara, yok etmelere karşı birlikte mücadele etmek bir insanlık görevi haline gelmiştir diyoruz.
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI günün 24 saati açık olan ev, işyeri, kurum, büro telefonlarından, fakslarından vb. iletişim ağından oluşmalı; gelen uyarıyı, müdahale çağrısını-talebini, gece-gündüz demeden, anında müdahale edebilecek tüm kurum, kuruluş ve kişilere iletmekle, birlikte müdahale etmeyi organize etmekle yükümlü ve sorumlu olmalıdır.
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’na katabileceğiniz bir telefon numarası, bir faks numarası, bir tele-sekreter vb.;
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’nın oluşumu için harcayacağınız maddi-manevi küçük bir çaba;
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’nın iletişiminde veya müdahalelerinde alacağınız bir görev, insana, insanlık onuruna, yaşam hakkına sahip çıkmaktır.
Katledilenler, işkence görenler, kaçırılıp gözaltında kaybedilenler, bu vatanın, bu halkın evlatlarıdır.
Katliamları yapanlar-yaptıranlar, katliamlardan sonra sokakta alkış tutanlar, emekçi halkımızı bu onursuz davranışa ortak etmeye çalışanlar, bir avuç halk düşmanı ve vatan hainleridirler.
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’nı kullanarak, bilgi vererek, müdahale ederek, yok edilmeye çalışılan yaşamları, ayaklar altına alınmaya çalışılan insanlık onurumuzu koruyalım. Katliamlar, işkenceler, baskılar önünde set oluşturalım.
Unutmayalım ki akan bizim kanımızdır, yiten bizim canımızdır. Yine unutmayalım ki BU VATAN BİZİMDİR…

18 Eylül 1996 – Karanfilköy’de Gecekondu Yıkımlarını Protesto

Karanfilköy halkı Sultanahmet Adliyesi’nin önünde gecekondu yıkımlarını ve İnterstar spikeri Engin Ardıç’ı protesto etmek amacıyla 700 kişiyle bir gösteri yaptılar.



16 Eylül

16 Eylül 1961 – Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamı

16 Eylül 1976 – Devlet Güvenlik Mahkemeleri yasa tasarısına karşı DİSK tarafından kararlaştırılan “genel yas” eylemi yapıldı.

16 Eylül 1991 – Küçükarmutlu’da “Okul” Protestosu – Küçükarmutlu’da oturan ilk ve ortaokul öğrencilerinin “oturdukları yerden dolayı” çevre okullara kabul edilmemeleri nedeniyle, 16 Eylül’de 400 kadar veli ve öğrencinin katıldığı bir protesto gösterisi yapıldı. Yakasız okul kıyafetleriyle gösteriye katılan öğrenciler, “Eğitim Hakkımız Engellenemez”, “Küçükarmutlu’da Oturmak Suç Mu?”, “Diğer Çocuklardan Farkımız Ne?” yazılı dövizler taşıdılar.

16 Eylül 1996 – Samsun Pir Sultan Abdal Derneği polis tarafından basıldı. Dernekte Kurtuluş ve Atılım gazetelerinin bulunması ve okurlarının derneği gidip gelmesini gerekçe gösteren polis derneği 15 gün süreyle keyfi bir şekilde kapattı.

16 Eylül 1997 – Kontrgerillacıların serbest bırakılmasına misilleme olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bir kez daha DHKC Savaşçıları tarafından lavlı saldırı düzenlendi.

16 Eylül 1997 – Gazi Davası Trabzon’da

Devletin 12 Mart 1995te Gazi’de yaptığı katliamın ardından açılan dava il il, mahkeme mahkeme halktan kaçırılarak en son Trabzon’a taşınmıştı.
Trabzon’a sürgün edilen dava 16 Eylül’de Trabzon Ağır Ceza Mahkemesinde başladı.
Davaya katılımı sağlamak için çeşitli kurumların biraraya gelerek oluşturdukları Gazi Davası Komitesi günler öncesinden çalışmalarına başladı. Toplantılar, çağrılar yapıldı, kararlar alındı, halkın davayı sahiplenmesi istendi.
Bu çalışmaların sonucunda İstanbul’dan Trabzon’a hareket etmeden önce Gazi Cemevi önünde toplanılarak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada talepler sıralandı ve davanın peşinin bırakılmayacağı vurgulandı.
Açıklamanın ardından Gazi Halk Meclisi, şehit aileleri, Gazi Cemevi, diğer Halk Meclisleri ve Haklar ve Özgürlükler Platformu’nun oluşturduğu dön otobüs ve diğer çevrelerin oluşturdukları bir otobüs Trabzon’a gitmek üzere alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde hareket etti.
Konvoya daha sonra Okmeydanı ve Nurtepe-Güzeltepe Halk Meclislerinin oluşturdukları bir otobüs daha katıldı.
işkenceciler, konvoyu Trabzon’a kadar takip ederek halk üzerinde tedirginlik yaratmak istediler. Birçok yerde otobüsleri keyfi biçimde durdurarak halkın davaya katılmasını engellemeye çalıştılar. Ancak bu çabalan sonuç vermedi. Halk polis kordonu eşliğinde mahkeme bahçesine girdiğinde Devrimci Halk Güçleri tarafından karşıladı. Ardından pankartlarla düzenli kortejler oluşturularak yürüyüşe geçildi. Burada da bir açıklama yapıldıktan sonra adalet isteyen sloganlar atıldı. Halktan sadece bir kısmının içeri alındığı dava yaklaşık dört saat sürdü. Mahkeme sonucunda sekiz polis hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarken davanın İstanbul’a yakın bir yere alınması için girişimlerde bulunulacağı kararı da alındı.
Gazi Davası yaklaşık iki buçuk yıl sürüncemede bırakılmasına rağmen halk devletten hesap sormak, şehitlerini sahiplenmek için davanın peşini bırakmayarak, “dünyanın öbür ucunda da olsa” davayı sahipleneceğini, şehitlerini unutmayacağını gösterdi.



15 Eylül

15 Eylül 1910 – Osmanlı Sosyalist Fırkası kuruldu.

15 Eylül 1917 – Başbakan Aleksandr Kerenskiy, Rusya’da cumhuriyet ilan etti.

Rus çarının tahttan indirilmesiyle kurulan geçici hükümette Aleksandr Kerenskiy başbakan oldu. Ekim devriminden önceki durakta Rusya Cumhuriyetini ilan etti. Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmeleri üzerine cepheye kaçan Kerenski hükümetini savunacak düzeyde kuvvet toplamayı başaramadı. Mayıs 1918`e değin saklandıktan sonra Batı Avrupa`ya sığındı.

Tarihte Bugün: 15 Eylül'de Neler Yaşandı ?

15 Eylül 1946 – Bulgaristan Halk Cumhuriyeti kuruldu.

15 Eylül 1984 – Dok Gemi-İş, 12 Eylül’den sonra Tuzla’da Desan Tersanesi’nde ilk grev kararını aldı.

15 Eylül 1993 – Gaziantep Kocaoğlan Mahallesinde bulunan bir halı fabrikasında gerekli önlemlerin patronlar tarafından alınmaması nedeniyle, yangın çıkması sonucu 11 işçi katledildi, 29 işçi de yaralandı.

15 Eylül 1997 – Gazeteci Metin Göktepe’yi işkenceyle katletmekle yargılanan 9 polisten 4’ü tahliye edildi.

Gazeteci Metin Göktepe ile ilgili görsel sonucu


14 Eylül

14 Eylül 1867 – Karl Marx’ın yazdığı Kapital’in ilk cildi yayımlandı.

14 Eylül 1971 – Bilim ve Sosyalizm yayınları sahibi Süleyman Ege Lenin’in “Devlet ve İhtilal” kitabı nedeniyle 7,5 yıla mahkum oldu.

14-15 Eylül 1992 – Buca Hapishanesinde tutsakların havalandırma kapılarının erken kapattırılmak istenmesine karşı koymalarını bahane eden idare, tutsaklara saldırdı. İlk saldırıda 20 tutsak yaralandı. Saldırılar ertesi gün de devam etti. Bu saldırıyla birlikte yaralı sayısı 58’e yükseldi. Tutsaklar süresiz açlık grevine başladılar.

14 Eylül 1993 – Emekli Albay Faruk Çelebioğlu Kürt ve Türk halklarına yönelik saldırılara misilleme amacıyla Bostancı-Altıntepe’de Devrimci Sol tarafından cezalandırıldı. / 12 Mart cuntası dönemi işkencecilerinden, aynı zamanda eski Ankara Merkez Komutanlarından Albay Faruk Çelebioğlu, Devrimci Sol tarafından evinin önünde başına sıkılan tek kurşunla cezalandırıldı.Devrimci Sol bu cezalandırma eyleminden birkaç gün önce de İstanbul Birinci Ordu Komutanlarından Orgeneral Doğan Özgöçmen’i, Batmanda kontrgerilla tarafından katledilen Mehmet Sincar’ın katledilmesine misilleme olarak cezalandırmıştı.

14 Eylül 1994 – Devrimci İşçi Hareketi faşistlerin bir odağı olan Ankara Kayaş Yeşilözü Bizim Ocak temsilciliğini bombaladı.

14 Eylül 1996 – Antep’te “Ekonomik Ambargoya Hayır” mitingine 2 bin kişi katıldı.



13 Eylül

13 Eylül 1920 – Mustafa Kemal’in ”Halkçılık Programı” TBMM’ye sunuldu.

13 Eylül 1942 – Nazi Almanya’sı Stalingrad’a saldırdı.

13 Eylül 1991 – Futbolun ”Taçsız Kralı” Metin Oktay, trafik kazasında öldü.

13 Eylül 1992 – Adana’da TKP/ML Hareketi’nin bildirilerini dağıtan Ali Şahin ve Erol Poyraz sokak ortasında katledildiler.

13 Eylül 1997 – İstanbul’da Demokratik kitle örgütleri ve sendikalar Eurogold ve diğer çok uluslu emperyalist şirketleri protesto etmek ve Bergama halkına destek vermek amacıyla Alman konsolosluğu önünde bir gösteri düzenlediler.



12 Eylül

12 Eylül 1969 – Hatay Kırıkhan’da tefecilere karşı 56 köyden binlerce üreticinin katıldığı bir miting yapıldı.

12 Eylül 1980 – Askeri faşist cunta yönetime el koydu.

12 Eylül 1982 – Diyarbakır ölüm orucu şehitleri

İlk direniş kıvılcımını hücresinde kendini asan Mazlum Doğan yaktı. Onu bedenlerini ateşe veren Ferhat Kutay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin, Necmi Öner’ler izledi.

Artık direniş kıvılcımı çakılmıştı, bu kıvılcımın yangın olması kaçınılmazdı. Ateşe dönüşen kıvılcımlar, bulanık bilinçleri aydınlattı. Vahşeti durdurabilmek, teslimiyetin ve ihanetin önüne geçebilmek için 14 Temmuz 1982’de ölüm orucuna başlandı.

Ölümü göze alan bir direniş olmadan, hiç bir şey değişmezdi Diyarbakır’da. Kendini feda eden her tutsak, zulme karşı kararlılıklarını göstermiş, tüm tutsaklara da direnmenin yolunu açmış olacaktı. Eylemin ilerleyen günlerinde gerek vahşice sürdürülen işkenceler, gerekse de itirafçıların bozgunculukları sonucunda eylemi bırakanlar oldu. Ama direnişi her şeye rağmen sürdürenler de vardı.

Kemal Pir 12 Eylül’de, M. Hayri Durmuş 13 Eylül’de, Akif Yılmaz 15 Eylül’de, Ali Çiçek ise 17 Eylül’de şehit düştüler. Direnişin giderek kitleselleşmesi ve tırmanması üzerine işkence yapılmayacağı sözü verilmesiyle eylem son buldu. Bu eylemleri bir çok Ölüm Orucu ve açlık grevi direnişleri izledi…

12 Eylül 1991 – Liseli Devrimci Gençlik yoz, gerici eğitime karşı 1500 kişinin katıldığı “Gelecek Gençliğin” isimli bir şölen gerçekleştirdi. Liseli Devrimci Gençliğin “Gelecek Gençliğin” şöleni 12 Eylül’ün yaratmak istediği apolitik, yoz, gerici eğitimle kafaları köreltilmiş, kısacası tek tip ve robot bir liseli imajına iyi bir cevaptı.

Liselilerin kendi emekleriyle ördüğü şölende, yaklaşık 1500 yüreğin tek bir yumruk haline gelmiş coşkusu, gözlerden okunan kararlılık, kabına sığdırılamayan gençlik gözleniyordu. Tiyatro oyunlarında Spartaküs’ten Seher’e kadar bütün devrim şehitlerini canlandırdılar. Şölenin sonunda Grup Yorum’un türkülerinin eşliğinde halay çeken gençlik “Gelecek Bizim Olacak” diyerek şenliği bitirdi.

12 Eylül 1993 – Gaziantep’te Mücadele Gazetesi bürosu açıldı.

12 Eylül 1993 – Mersin ANAP İl Binası önünde nöbet tutan iki polise yönelik Devrimci Sol Mersin Halk Milisleri tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Eylem sırasında bir polis yaralandı.

12-14 Eylül 1997 – DİSK’in 10. Genel Kurulu İstanbul’da yapıldı. DİSK Başkanlığı’na Devrimci İşçi Hareketi’nin adayı olarak Erol Ekici aday oldu. DİSK 10. Genel Kurulu 12-14 Eylül tarihleri arasında İstanbul Dedeman Oteli’nde yapıldı.

Hükümetten Çalışma Bakanı Nami Çağlar, TİSK Genel Başkanı Refik Baydur, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal el üstünde tutulurken, Rıdvan Budak başta olmak üzere DİSK yönetimi işçilerin kongreye katılmaması için yoğun “güvenlik önlemleri” aldı.

Bir gün önce işçilerin Türk-İş Başkanlar Kurulu’nu basması DİSK yönetimini oldukça tedirgin etmiş olsa gerek ki, kapıya polis yığılmış, konuk kartı olmayanlar içeri alınmıyordu. Delegeler için ayrı, konuklar için ayrı, basın için ayrı kartlar verildi ve her gün farklı renklerde kartlar kullanıldı. Bir işçi örgütü ve bu örgütün başında bulunanlar önlemlerini, düşmana karşı değil, işçilere karşı almışlardı. Kongrede konuşma yapanlardan 1995’te kaybedilen Düzgün Tekin’in annesi Elif Tekin ve Haklar ve Özgürlükler Platformu sözcüsü Oya Gökbayrak, en coşkuyla alkışlanan konuşmacılar oldular.

DİSK Genel Başkanlığına adaylığını koyan Devrimci İşçi Hareketi adayı Erol Ekici Genel Kurul’da MGK sendikacılığını mahkum eden bir konuşma yaptı. Bu konuşmadan oldukça rahatsız olan divan ve Rıdvan Budak konuşma yapıldığı sırada mikrofonun fişini çekerek konuşmayı engellemek istediler. Ardından da salonu terk ederek tahammülsüzlüklerini gösterdiler.

Devrimci İşçi Hareketi kongreye oldukça hazırlıklı girdi. Onlarca işyeri ve bölgede toplantılar yapıldı, binlerce bildiri ve duvar gazetesi, davetiye dağıtıldı, binlerce afiş asıldı, anketler düzenlendi. DİH Kongrede MGK sendikacılığıyla hesaplaşarak MGK sendikacılarını teşhir etti, alternatifin kendisi olduğunu gösterdi. Üçüncü gün yapılan seçimlerde sandıktan yine Rıdvan Budak çıktı. Ama kurul ideolojik olarak işçilerin ve Devrimci İşçi Hareketi’nin kazanımıyla sonuçlandı.



11 Eylül

11 Eylül 1919 – Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti kuruldu.

11 Eylül 1993 – Mersin’de Halk Milisleri, 12 Eylül cuntasının yıldönümünde şehitlerin hesabını sormak için Mersin ANAP il binasına önünde nöbet tutan polislere yönelik bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda bir polis yaralandı.

11 Eylül 1993 – Avrupa DEV-GENÇ “Küba Halkıyla Dayanışma Kampanyası” başlattı.

11 Eylül 1995 – ATAŞ İŞÇİLERİ İŞGALLE KAZANDILAR

Petrol-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Mersin ATAŞ’ta patronun manevraları sonucu aylar sonra başlayabilen toplu sözleşme görüşmelerinde talepleri kabul edilmeyince yürüyüş ve benzeri eylemler gerçekleştiren işçiler, 6 Eylül’de de yüzde yüzlük bir katılımla iş yerini işgal ettiler. İşgal eylemlerinin üç gün süreceğini söyleyen işçi ve sendika yetkilileri patron temsilcilerinin görüşmeyi kabul etmesi üzerine eylemlerini 5 saat sonra bitirdiler. 11 Eylül’de de işçilerin taleplerinin kabul edilmesiyle Toplu İş Sözleşmesi imzalandı.

11 Eylül 2001 – ABD’de İkiz Kuleler ve Pentagon’a yönelik yapılan intihar saldırılarında binlerce kişi öldü…



10 Eylül

10 Eylül 1921 – TKP kuruldu

Ä°lgili resim

10 Eylül 1920 – Türkiye Komünist Fırkası kuruldu

Türkiye Komünist Fırkası’nın birinci kongresi 10 Eylül 1920’de Bakü’de yapıldı. Kongreye değişik alanlardan 74 kişi katıldı. Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin başlangıcı sayılan bu toplantıda faaliyet merkezinin Anadoluya taşınmasına karar verildi ve Mustafa Suphi genel başkanlığa seçildi. Kongrenin hemen sonrasında kurtuluş savaşına katılmak üzere Türkiye’ye gelen Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı Karadeniz’de Sürmene açıklarında katledildiler. TKP’nin yeniden oluşumundan sonraki tarihi ise adeta bir yasallaşma tarihidir ve 1987’de TBKP ile son bulmuştur.

10 Eylül 1993 – LİMAN İŞÇİLERİ DİRENDİ, KAZANDI

1 Mart’ta başlayan ve 7 bin liman işçisini kapsayan toplu iş sözleşmeleri işçilerin kazanımıyla sona erdi. Limanların patronu durumundaki devletin ücret zammını fazla bulması üzerine tıkanan toplu iş sözleşmeleri karşısında, işçiler limanlarda iş yavaşlatma, yürüyüş ve benzeri eylemlere başlayarak tavırsız kalmayacaklarını gösterdiler. Aynı günlerde devletin anlaşmaya yanaşmaması halinde greve çıkacaklarını açıklamaları üzerine, işçilerin bu kararlılığı ve örgütlülüğünü gören devlet geri adım atarak işçilerin taleplerini kabul etti. Sözleşmeye göre ortalama yıllık ücretlerde yüzde 120’lik bir artış sağlanırken, Körfez savaşı döneminde işten atılan 170 işçinin de en kıdemlisinden başlamak üzere geri işe alınmaları işveren tarafından kabul edildi.

10 Eylül 1997 – Ortaköy Barboros pasajında bulunan İdil Kültür Merkezi çalışanlarına faşist bir güruh tarafından saldırı düzenlendi.



7 Eylül

7 Eylül 1992 – KAMU EMEKÇİLERİNDEN “GÜN BİZİM” ŞENLİĞİ

Kamu emekçilerinin örgütlü güçleri KAM-SEN, BEM-SEN ve SAĞLIK-SEN, 7 Eylül’de Ankara’da “GÜN BİZİM” şenliği düzenlediler. Yaklaşık 700 memurun katıldığı gecede, Temmuz eylemleri, “Emperyalist Savaşa Hayır” gösterilerini anlatan dia gösterimi yapıldı. Grup Berivan, Özgürlük Türküsü ve Grup Ekin parçalarıyla, Ayşe Gülen Halk Sahnesi de oyunlarıyla gecede yer aldılar. Şenlik, yeni memur direnişleri yaratmak, memurların haklarını almak ve korumak için, tüm Kürt ve Türk kamu emekçilerinin KAM-SEN, BEM-SEN ve SAĞLIK-SEN çatısı altında birleşmeleri çağrısıyla bitirildi.

7 Eylül 1994 – KÜBA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR

ABD emperyalizminin Küba’ya yönelik ekonomik ve siyasi saldırganlığını artırması 7 Eylül’de Sömürü ve Zulme Karşı Güç Birliği tarafından protesto edildi.
İçinde Haklar ve Özgürlükler Platformu’nun da yer aldığı Güç Birliği 7 Eylül’de Sirkeci büyük postane önünde ABD emperyalizminin Küba’ya karşı saldırganlığını protesto eden bir açıklama yaptı. “ABD Küba’dan Elini Çek” pankartının açıldığı, “Yaşasın Sosyalizm, Yaşasın Küba”, “Küba Halkı Yalnız Değildir” vb. yazılı dövizlerin taşındığı gösteri sonunda Küba’ya destek amacıyla bir imza kampanyası da başlatıldı.
Aynı gün Ankara’da ABD Büyükelçiliği önünde toplanan Ankara Haklar ve Özgürlükler Platformu, Sosyalist İktidar Partisi ve Devrim dergisi tarafından bir açıklama yapılarak Büyükelçiliğe siyah çelenk bırakıldı. Eylem “Küba Halkı Yalnız Değildir”, “ABD Küba’dan Elini Çek” sloganlarıyla bitirildi.



5 Eylül

5 Eylül 1938 – Şili Nasyonal Sosyalist Hareketi’ne bağlı bir grup faşist, Seguro Obrero Olayları olarak bilinen olayda, hükümet güçleri tarafından öldürüldü.

5 Eylül 1990 – Alibeyköy ve Küçükköy halkı 5 Eylül’de açıktan akan ve içine kanalizasyon ve fabrika atıkları karışan derenin kapatılması, çocuk parkı yapılması talepleriyle Küçükköy Belediyesi önüne yürüdüler.

5 Eylül 1990 – Ankara Mamak’ta, Dutluk, Şirintepe, Tepecik mahallelerinde meydana gelen heyelandan sonra evsiz kalan halk sorunlarıyla ilgilenilmeyince, sorunlarını Belediye’nin boş lojmanlarını işgal ederek çözdüler. 5 Eylül’de evlere saldıran zabıtalar halkın direnişiyle püskürtüldü.

5 Eylül 1991 – Nelson Mandela, Güney Afrika’da başkan seçildi.

5 Eylül 1988 – İETT’de çalışan şoförler çalışma koşullarının düzeltilmesi ve ölümlere yaralanmalara neden olan eski, bakımsız İETT filosunun değiştirilmesi için 5 Eylül’de korna çalarak iş yavaşlatma eylemi yaptılar. 19 Eylül’de ise şoförler bir saat viziteye çıkarak işbaşı yapmadılar.



4 Eylül

4 Eylül 1919 – Sivas Kongresi yapıldı. Kongrede “manda ve himaye kabul edilemez” kararı alındı.

4 Eylül 1970 – Şili’de, sosyalist lider Salvador Allende başkan seçildi.

4 Eyül 1990 – Turan Dursun katledildi.

4 Eylül 1993 – DEP Milletvekili Mehmet Sincar ve il yöneticisi Metin Özdemir Batman’da silahlı saldırı sonucu katledildiler.



3 Eylül

3-10 Eylül – SEHER ŞAHİN HAFTASI

TÖDEF’li öğrencilerin üniversiteye yeni gelen öğrencilere yardım amacıyla açtıkları masalara tahammül edemeyen polis, her gün okulları basarak aileler ve TÖDEF’li öğrenciler üzerinde terör estirdi. Rehberlik ve Dayanışma Masaları’nın gelenekselleşmesini engellemeye çalıştı. Seher Şahin 3 Eylül 1991’de Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampusü’nde okulu basıp masaya saldıran polis timlerine direnince okulun üçüncü katından atıldı. Beş gün komada kalan Seher Şahin, 8 Eylül’de yaşamını yitirdi.

Seher Şahin üniversitelerdeki kayıtlar başlamadan önce, Rehberlik ve Dayanışma Masaları için: “Bu sene eğitim dönemine daha hazırlıklı girmeliyiz. Masalarımızda kayıtlar için üniversiteye gelmiş yeni öğrencilere kayıtlarda karşılaştıkları zorluklarda yardımcı olurken, ülkemiz ve üniversite gerçekliğini de çok iyi anlatmalıyız. Daha çok insana ulaşıp konuşmalı, onları İYO-DER, TÖDEF çatısı altında mücadeleye çağırmalıyız” diyordu.

TÖDEF’in ilk şehidi olma özelliğini taşıyan Seher Şahin şehit düştükten sonra 310 Eylül arası “Seher Şahin Haftası” ilan edildi ve adı, her yıl açılan ve bir mevzi olarak korunan Rehberlik ve Dayanışma Masaları’nda yaşatıldı. Her yıl polis saldırılarına maruz kaldı bu masalar. Onlarca öğrenci gözaltına alındı. Ama Seher Şahin Rehberlik ve Dayanışma Masaları 7 yıldır öğrenci gençliğin onuru olmaya devam ediyor.

3 Eylül 1992 – Ankara’nın gecekondu semtlerinden Yenidoğan halkı yıkımlara karşı 3 Eylül’de Altındağ Belediyesi önünde toplanarak gösteri yaptı. “Halkız Haklıyız Kazanacağız”dövizlerini taşıyan halk belediye başkanıyla görüştükten sonra dağıldı.

3-4 Eylül 1996 – ABD EMPERYALİZMİ IRAK’A SALDIRDI

ABD emperyalizmi 6 yılda Irak’a gerçekleştirdiği saldırıların yedincisini 3 Eylül sabahı gerçekleştirdi. ABD emperyalizmi özellikle Irak, Libya, Suriye ve İran’a yönelik demagoji ve komplolarla uzun süre saldırının zeminini yaratmaya çalıştı. Saddam yönetiminin 1-2 Eylül tarihlerinde Barzani’yle ittifak halinde Erbil’e girmesiyle, ABD beklediği fırsatı yakalamıştı ve Irak’ın BM kararlarını çiğnediği bahanesiyle Irak’a saldırı başladı. Bombalamalarda pek çok yer havaya uçurulurken, onlarca insan katledildi. Saddam yönetimi saldırı arifesinde ve sonrasında Kuzey Irak’tan çekileceğini açıklayarak Irak halkını ABD saldırısına karşı direnişe çağırdı. ABD emperyalizminin bu saldırısı Amerika’daki başkanlık seçimleri arifesinde hem dünya halklarına bir gözdağı, hem de Clinton için seçim malzemesi oldu.

ABD Irak’ın askeri hedeflerine 4 Eylül’de ikinci bir füze saldırısı gerçekleştirdi. Ama bu kez Körfez savaşı dönemindeki desteği yanında bulamadı. Çünkü ABD Birleşmiş Milletler şemsiyesine gerek duymadan pervasızca bir saldırı düzenlemişti. Bu saldırı karşısında İngiltere, Kanada, Japonya gibi emperyalist ülkeler saldırıya doğrudan destek verirken, Ortadoğu üzerinde farklı hesapları olan Almanya ve Fransa ne onaylayan, ne de protesto eden bir tavır takındılar. Ortadoğu’da ise Mısır, Suriye, Ürdün gibi Arap ülkeleri ve Arap Birliği saldırıyı kınarken emperyalizmin sadık uşağı İsrail saldırıya tam destek verdi.



2 Eylül

2 Eylül 1954 – Ho Chi Minh, yeni kurulan Kuzey Vietnam Cumhuriyeti’nin başkanlığına seçildi.

2 Eylül 1977 – İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde gecekondu yıkımlarına karşı halk direndi, 6 kişi hayatını kaybetti.

2 Eylül 1993 – Grup Yorum’un Kıbrıs’ta vereceği konserler, “emir”le iptal edildi ve grup elemanları gözaltına alınarak sınırdışı edildiler.



Tarihte Bugün – Ağustos


Tarihte Bugün – Temmuz


Tarihte Bugün – Haziran


Tarihte Bugün – Mayıs


Tarihte Bugün – Nisan


Tarihte Bugün – Mart