Tarihte Bugün





16 Şubat

16 Şubat 1959 – Fidel Castro, Küba Devlet Başkanı olarak yemin etti.

16 Şubat 1969 – 6. Filo Defol. Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan şehit edildi.

Amerikan 6. Filosu’nun İstanbul’a demirlemesini protesto için “emperyalizme ve sömürüye” karşı bir miting düzenlendi. Sivil faşistler gösteri yürüyüşüne “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla saldırdı; Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan katledildi, yaklaşık 200 kişi yaralandı. Bu olay tarihe “Kanlı Pazar” diye geçti.

16 Şubat 1997 – Antalya’da aydınlık eylemleri sırasında Celal Cankoru adlı bir emekli memur, polis tarafından katledildi



15 Şubat

15 Şubat 1969 – Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından düzenlenen "Büyük Eğitim Yürüyüşü" Ankara'da yapıldı ve binlerce öğretmen bozuk eğitim düzenini protesto etti." Halkımızı sömürüden kurtaracağız " diye slogan attı.

15 Şubat 1975 – Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) 7 ilde “hayat pahalılığı ve faşizmi protesto” toplantıları düzenledi. Toplantılar saldırıya uğradı; 1 kişi katledildi, 60 kişi yaralandı.

15 Şubat 1988 – ÖĞRENCİ GENÇLİK AKADEMİK-DEMOKRATİK TALEPLERİ İÇİN MÜCADELE ETTİ.

İstanbul Üniversitesi’nde yemek fiyatlarına yüzde 100 zam yapılıyor. Dev-Gençliler hemen ilk gün yemekhanede yaptıkları konuşmalarla zamların geri çekilmesi doğrultusunda tavrı başlatıyorlar. Ardından kampüs içinde sloganlarla bir yürüyüş yapılıyor.

Protestolar ertesi gün de sürdü. Yemekler yenmedi, ardından rektörlüğe yürüyüş yapıldı. Devrimci Gençlik’in önderliğindeki boykot bir haftadan fazla sürdü. Üçüncü gün yemekhane girişinde oturma eylemi yapıldı. Sonra da 400 kadar öğrenci yine sloganlarla rektörlüğe doğru yürüdü. Yapılan görüşmelerde idare yemekhanenin sağlık koşullarının düzeltilmesi talebini kabul ederken, zammın geri alınması konusunda bir haftalık süre istendi.
Öğrenci gençlik 3500 imza toplayarak yeniden rektörlüğe yürüdü. Ancak rektörlüğün görüşmeyi reddetmesi üzerine imzalar rektörlüğün kapısına yapıştırılarak eylemlerin süreceği belirtildi.

Dev-Genç öğrenci gençliğin akademik-ekonomik-demokratik talepleri için mücadelesine önderlik ettiği gibi emekçi halkın taleplerine de sahip çıktı. Zamların birbirini kovaladığı 89 Şubat’ında devrimci hareketin örgütlediği “Zamlara Hayır, Hayat Pahalılığına Son” kampanyasına Dev-Genç de aktif olarak katıldı. Pankart asma, el ilanı dağıtma, halka yönelik konuşmalar, afiş asma gibi eylemlerin yanısıra Dev-Genç’liler Rami Erke Balata Fabrikasında ve Kadıköy Salı pazarında iki gösteri düzenledi.

15 Şubat 1990 – 35 binden fazla Belediye işçisi Yeniçeltek madeninde meydana gelen katliamı protesto etmek amacıyla iş bırakma eylemi yaptı. Merzifon Yeniçeltek Kömür İşletmesinde 8 Şubat ‘90’da meydana gelen patlamada 68 maden işçisi diri diri toprağa gömülmüştü.

Bu açık bir katliamdı. Bu katliama sessiz kalmayan 35 bin belediye işçisi 15 Şubat’ta iş bırakarak direnişe geçtiler. Bu direniş 12 Eylül sonrasında ilk defa Türk-İş’in sarı sendikacılık anlayışı aşılarak ve tabanla bütünleşilerek gerçekleştirilmiş, bu özelliğiyle sınıf sendikacılığı konusunda örnek bir pratik sunmuştur.

Katliam karşısında Belediye-İş Genel Merkezi’nin ve Türk-İş’in birşey yapmayacağını gören işçiler aldıkları karar doğrultusunda komiteler oluşturarak çalışmalarına başladılar. Direnişte esas olarak İETT Çalışanları Derneği ve 1 No’lu Şube’nin tavrı belirleyici oldu.
Direniş günü tüm işyerlerinde katledilen maden işçileri için saygı duruşunda bulunuldu. Eylemin amacını anlatan konuşmalar yapıldı, işyerlerine katliamı protesto eden pankartlar asıldı, tabut yakma gibi eylemler gerçekleştirildi.



14 Şubat

14 Şubat 1980 – ESNAFIN OLİGARŞİYE TEPKİSİ KEPENK KAPATMA

8 Şubat’ta Bayrampaşa Maltepe’de Migros ana deposu basılarak yiyecek kamyonları kamulaştırılarak yiyecekler gecekondu semtlerinde dağıtıldı.

1979, ekonomik krizin içinden çkılmaz bir hal aldığı bir yıldı. Oligarşi krizi gidermenin tek yolunu IMF’ye boyun eğmekte buldu. Bunun sonucu olarak IMF ile yeni anlaşmalar imzalandı ve siyasi tarihimize “24 Ocak kararları” diye geçen önlemler paketi hazırlandı. Yüzde 48 oranındaki devalüasyonu zamlar izledi. Faturayı halka ödetmek için fiyatlar artırıldı, ücretler donduruldu.

İlgili resim

Devrimci Sol Şubat’ın hemen başında “24 Ocak Kararlarını ve Zamları Protesto Kampanyası” başlattı. Kampanya çerçevesindeki her eylem geniş bir sempatiyle karşılandı. Yazılamalardan, bildirilerden, emperyalist şirketlerin basılmasına kadar çok çeşitli faaliyetler yürütüldü. Bu kampanyanın doruk noktasın ise İstanbul’da ve Anadolu’nun bazı yerlerinde esnafın kepenk kapatma eylemi oluşturdu. Kepenk kapatma için yoğun bir çalışma yapıldı. Ve eylem yüzde 90’lık bir katılımla gerçekleştirildi. 15 Şubat tarihli gazeteler İstanbul’un bir önceki gün “ölü şehir” haline geldiğini yazıyordu. Kepenk kapatma eylemi İstanbul’un yanısıra İzmir Bornova ve Elazığ‘da da hayata geçirildi.

Eylem; burjuva gazeteleri, sıkı yönetim ve kimi “sol” gruplar tarafından karalanmaya, “zor” yoluyla yapılan bir eylem olarak gösterilmeye çalışıldı. TKP çizgisindeki Politika gazetesi revizyonist mantığıyla yüzde 90 katılım sağlanan bir eylemi “bireysel” bir eylem olarak yansıttı.

“Zor”a başvuran ise Sıkı yönetimden başkası değildi. Kepenk indiren esnafın bir kısmı zorla evinden alınıp dükkanını açmaya zorlanıyor, kimi dükkanların kilitleri kırılarak açlıyordu. Eylem esnafın oligarşiye karşı tepkisinin büyüklüğünün ve Devrimci Sol’un halkın nabzını tutma, harekete geçirme noktasındaki gücünün ifadesi olmuştu.

14 Şubat 1991 – ALTUNBAŞ VE AĞDOĞAN İÇİN EYLEMLER


14 Şubat 1991 Ankara DAL tarafından gözaltına alınan Birtan Altunbaş’ın işkencede katledilmesini ve İstanbul Beyoğlu Emniyet Amirliği tarafından emperyalist savaşa karşı bildiri dağıtırken 13 Şubat 1991’de gözaltına alınan Ali Rıza Ağdoğan’ın karakolun 3. katından aşağı atılmasını
protesto etmek ve katillerden hesap sormak amacıyla 14 Şubat’ta yüzlerce kişi alanlardaydı.

Kitle, Örnektepe’den Beyoğlu Emniyet Amirliğine doğru yürüdü. Burada yapılan 20 dakikalık gösteriden sonra Galatasaray’dan Taksim’e doğru yürüyüşe geçildi. 15 Şubat akşamı ise yüzlerce kişiyle gelenekselleşen özgürlük ateşleri yakıldı. Ali Rıza’nın yattığı hastanenin önünde kitlesel nöbetler tutuldu. 16 Şubat’ta Ali Rıza’nın şehit düşmesiyle Devrimci Sol Güçler Ali Rıza için kitlesel bir cenaze töreni düzenledi.

14 Şubat 1994 – Demokrasi Partisi (DEP)’in Ankara il binası kontrgerilla tarafından bombalandı. 14 Şubat akşamı konulan tahrip gücü yüksek bombanın patlaması sonucu binada büyük maddi hasar meydana gelirken, üst katta bulunan 4 kişi hafif şekilde yaralandı. İktidar ve düzen partileri, saldırı karşısında tam bir sessizlik içinde kaldılar. DEP ise yaptığı açıklamada bu saldırının DEP’i seçime sokmamak için yürütülen yıldırma politikasının bir parçası olduğunu vurguladı.



13 Şubat

13 Şubat 1967 – DİSK kuruldu.

13 Şubat 1990 – TÜTÜN ÜRETİCİLERİ DİRENİŞTE

Ege’de tütün emekçileri ANAP iktidarının açıkladığı komik taban fiyatlarını başta Manisa’nın Akhisar ilçesi olmak üzere birçok yörede gerçekleştirdikleri eylemlerle protesto ettiler.

Akhisar tütün emekçilerinin düşük taban fiyatına karşı gösterdikleri tepki ’80’den bu yana hatta ’71’den bu yana da diyebiliriz ortaya koydukları en büyük kitlesel gösteriydi. Olaylar 13 Şubat’ta tütün başfiyatlarının açıklanmasından hemen sonra başladı. 3000 kadar Kırkağaç’lı üretici Akhisar-Soma karayolunu keserek tepkilerini dile getirdiler. Yaklaşık 3 saat süren eylemden sonra üreticiler bu kez ANAP binasına ve tüccara ait işyerlerine karşı taşlı saldırıya geçtiler. Yine aynı gün Süleymanlı’da üreticiler Akhisar-Kırkağaç yolunu trafiğe kestiler. Bakır’da ise Süleymanlı-Kırkağaç yolu trafiğe kesildi.

Türkiye’nin en çok ve en iyi tütün üreten ilçesi olan Akhisar’da ise fiyatlar radyodan duyulur duyulmaz halk harekete geçti. Binlerce kişi 13 Şubat’ta Akhisar Tekel binasının önünde toplanmaya başladı_. Öğlene doğru, katılımlarla kitle sayısı 10 bini aştı. Sloganlar atılarak İstanbul-_İzmir yolu üç ayrı yerden kesildi. Ulaşım durdu. İstasyonda bulunan tren işgal edildi. Katılanların sayısı 15 bini buldu. Hava kararınca lastikler yakılmaya başlandı. Kitle polis müdahalesiyle Tahinün Caddesine doğru yürüyüşe geçti. Tekel, ANAP, Sümerbank’ın camlarını indirmeye başladılar. Tütün emekçilerinin Ege’den yükselen sesini Devrimci Sol Güçler İstanbul’da dayanışma eylemleriyle desteklediler. 17 Şubat’ta DEV-GENÇ’liler Sirkeci’de, Liseli DEV-GENÇ’liler Cibali Tütün Fabrikası önünde, Devrimci Sol Güçler ise İstiklal Caddesi Odakule’den başlayarak Galatasaray Lisesi önünde son bulan kitlesel gösteriler yaptılar.

4 Şubat

4 Şubat 1990- İncirlik’teki Amerikan üssünde çalışan Harb-İş üyesi işçilerin işten atılmaları üzerine Devrimci Sol Güçlerin de katıldığı “İşçi Kıyımına Son Mitingi”・yapıldı.

3 Şubat


3 Şubat 1986 – TAYAD kuruldu

2 Şubat

2 Şubat 1980 – TDKP kuruldu

2 Şubat 1991. Silopi ve Cizre’ye gazetecilerin girmesi yasaklandı.

1 Şubat

1 Şubat 1997 –

DAKİKA KARANLIK EYLEMİ”・BAŞLADI


Susurluk kazasından sonra devletin gerçek yüzünün açıkça görülmesiyle halk tepkisini çeşitli biçimlerde göstermeye başladı. Kendilerini “弸urttaş Girişimi”・olarak adlandıran bir çevrenin önerisi ve burjuva medyanın “忱oğun”・desteğiyle “彜ürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık”・eylemi başlatıldı. Türkiye’nin pek çok yerinde halk her gün devrimcilerin katılım ve müdahalesiyle ışıklarını söndürüp ardından sokaklara çıkarak Susurluk devletinden hesap sordu. 1 Şubat’ta başlayan eylem ülkemizdeki halk hareketlerinin tarihi açısından özgün ve öğretici bir deneyim oldu. (Buraya 22 Mart 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 12. Sayfasında üstteki resim konulacak)
Eylem, burjuvaziden, küçük burjuvaziden yoksul halk kitlelerine, düzen partilerinden sola kadar pekçok kesimin şu veya bu biçimde yer aldığı bir eylem oldu. Tabii tekellerin, düzen partilerinin amacı eylemin amacını saptırmak, kitlelerin tepkilerini yumuşatmak ve herşeyden önemlisi bir parçası oldukları Susurluk pisliğindeki paylarını örtbas etmekti. (Buraya 18 Nisan 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 32. Sayfasında üstteki resim konulacak. Resimde birkaç kişi görülüyor zafer işaretleri yapıyorlar aynı zamanda ellerinde meşaleler var.)
Eylemin odağına asıl olarak İstanbul’un yoksul gecekondu semtleri oturdu. Buradaki eylemlerin odağında da Cephe vardı. Emekçilerin olduğu yerde alanlara en başta Cepheliler indi. Polis ve burjuva basın “廴umun altından DHKP-C çıktı”・söylemiyle eylemin ve Cephe’nin meşruluğunu gölgelemeye çalışırken, oligarşi de “廛HKP-C Talimatı”拵ı yayınlayarak Cephe’nin halka önderlik etmesinden duyduğu korkuyu açığa vurdu. Ancak Cephe doğru tespitler yaparak “彜usurluk Devlettir”・şiarıyla halkı sokaklara döktü, gerçek hedefi halka gösterdi. (Buraya 1 Mart 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 4. Sayfasında “廴um’un altından DHKP-C çıktı!”・küpürü konulacak + 26 Nisan 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 24. Sayfasında Gazi Halk Meclisi imzalı pankartın görüldüğü büyük resim konulacak.)
Halk Meclisleri halkın sokaklara dökülmesinde büyük rol oynadı, binlerce kişi sokaklara meclislerin öncülüğünde döküldü. Okmeydanı Halk Meclisi’nin düzenlediği final gecesine 7000 kişi katıldı. (Buraya 8 Mart 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 10. Sayfasında üstteki Okmeydanı halkını gösteren resim konulacak.)
Burjuva basın eylemi TÜSİAD’ın “彭emokratikleşme programı”・çerçevesinde desteklerken, devrimcilerin inisiyatifindeki eylemleri görmezden geldi. Aydınlar ise bu eyleme daha yaygın bir katılım gösterdi. Aynı zamanda halk olmadan hiçbir şeyin yapılamayacağını, kendi örgütsüzlüklerini ve güçsüzlüklerini de gördüler.
Eyleme önceleri ÖDP dışında reformist sol pek “彿lgi”・göstermedi. ÖDP’nin eyleme “彿lgi”捏i ise ne devletten hesap sormak, ne de halkı harekete geçirme isteğiydi. ÖDP medyatik eylemlerle reklam yapmak ve oy potansiyelini genişletmek istiyordu. Oportünizm ise Cephe alanlara çıktıktan sonra rekabet duygularıyla alanlara çıktı. Ne bir programları vardı, ne de bağımsız bir eylem örgütleyebildiler. (Buraya 26 Nisan 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 17. Sayfasında ÖDP’lilerin eylemini gösteren resim konulacak.)
Eylem 9 Nisan’da sona erdi. Ancak ileriki süreçlerde halk sokaklara dökülmeye, daha güçlü bir sesle Susurluk Devletinden hesap sormaya devam etti. (Buraya 26 Nisan 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 25. Sayfasında “・Özgür Bağımsız Demokratik Bir Ülke İstiyoruz”・pankartının okunduğu resim konulacak. + 12 Nisan 1997 tarihli Kurtuluş gazetesinin 12. Sayfasında altta gençlerin yumruklarını havaya kaldırdıkları resim konulacak.)

1 Şubat 1949. Macaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi.

1 Şubat 1979- Milliyet gazetesi başyazarı Abdi İpekçi, İstanbul Maçka’da faşistler tarafından katledildi.

27 Ocak

1923
Almanya’da Nazi Partisi’nin ilk kongresi toplandı. Toplantıda konuşan Adolf Hitler, Versailles Antlaşması’nın iptal edilmesini istedi.

1940
Milli Koruma Kanunu Resmi Gazete’de yayınlandı.

1943
Varlık Vergisini ödemeyen mükellefler, borçlarını “bedenen çalışarak ödemeleri” için çalışma kamplarına gönderildi. Tümü İstanbullu gayrimüslimlerden oluşan 32 kişilik ilk kafile Aşkale’ye doğru yola çıktı.

1945

Auschwitz toplama kampı Sovyetler tarafından ele geçirildi; 5 bin tutuklunun bulunduğu ve çoğunun hastalık ve açlıktan ölmek üzere olduğu bildirildi.

1954
Millet Partisi kapatıldı; din esasına dayanan ve amacını gizleyen bir parti olduğu iddia edildi, yöneticileri de birer gün hapis ve 250’şer kuruş para cezasına çarptırıldı.

1958

Köy Enstitüleri kapatıldı.

Kıbrıs’ta 10 bin Türk “taksim” lehinde gösteri yaptı. İngiliz askerleri topluluğun üzerine zırhlı araçlarla yürüdü, yaralananlar oldu.

27/01/1967

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencileri yeni yönetmelik hükümlerini protesto için boykota başladılar.

27/01/1969

Teksif Sendikasına bağlı 5 fabrikada daha grev başladı. 7915 işçi işi bıraktı.

1972
Süleyman Demirel, “Rejimi değiştirme gayreti siyasi suç değildir” dedi.

1984
Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz’ü öldürmekten sanık İbrahim Çiftçi hakkındaki ölüm cezası kararı yargıtayca bozuldu. Altı yıldır tutuklu bulunan İbrahim Çiftçi tahliye edildi.

27/01/1994

Özgür Gündem gazetesinin Ankara temsilciliğinde patlama oldu. Gazetenin Ankara Haber Merkezi’ne de molotof kokteyli atıldı.

27/01/1994

İçişleri Bakanı Nahit Menteşe İstanbul Kumkapı Polis Karakolu’nda gözaltına alınan Vakkas Dost isimli vatandaşın polis memuru Nurettin Öztürk tarafından dövülerek öldürüldüğünü açıkladı.

27/01/1995

Eylül 1994’ten beri Paris’te cezaevinde bulunan Dev-Sol lideri Dursun Karataş 1995’te serbest bırakıldı. Dursun Karataş sahte kimlikle Fransa‘ya giriş yaparken tutuklanmıştı.

27/01/1996

Bodrum açıklarındaki Kardak kayalıklarına Yunan ve Türk gazetecilerin ayrı ayrı bayrak dikmeleri Türkiye ile Yunanistan arasında gerilim yarattı.

27/01/2000

Kamuoyunda, ”İkinci Manisa” davası olarak bilinen 10’ututuklu 14 sanığın yargılandığı ve Yargıtay tarafından 2 kez usulden bozulan davada, sanıklar, 2 yıl 6 ay ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

22 Ocak

22 Ocak 1980 – TARİŞ DİRENİŞİ BAŞLADI –

1980’li yılların en önemli işçi direnişlerinden olan Tariş Direnişi, MC iktidarının devlet kurumlarını, KİT’leri faşistleştirme politikası çerçevesinde Tariş’te çalışan işçileri çıkartıp yerine MHP’li faşistleri işe almak istemesiyle başladı.
22 Ocak 1980’de arama adı altında Tariş’e yönelik büyük bir saldırı gerçekleştirildi.

Polis ve jandarmanın panzerler eşliğinde yaptıkları bu saldırıya işçiler direnişle karşılık verdiler. Bu saldırıda 50 işçi yaralandı, 600 işçi ise gözaltına alındı.
Ertesi gün Tariş’te üretim durdu. Çeşitli kesimler de yaptıkları eylemlerle direnişe destek verdiler.

Ege Üniversitesi öğrencileri çeşitli okullarda işgal eylemi gerçekleştirerek 3 günlük boykot kararı aldılar. Bu arada polisle öğrenciler arasında çıkan çatışmada 80 kişi yaralandı, 200 kadar öğrenci gözaltına alındı. Çimentepe, Gültepe gibi gecekondu semtlerinde gösteriler yapıldı. 25 Ocak’ta İzmir genelinde işçiler 2 saatlik iş bıraktı.


Tariş Genel Müdürlüğü direnişi kırmak için 6 Şubat’ta gazetelere ilan vererek tüm Tariş işletmelerinin bir hafta süreyle kapatıldığını duyurdu. İşçiler ise üretimi sürdürerek fabrikadan çıkmama kararı aldılar. Ertesi gün 3000 işçi işten atıldı, bazı üniteler boşaltıldı.
7 Şubat’ta polis yeniden saldırdı. İşçiler ise fabrika fabrika direniyorlardı. Polisin saldırıları sonucu onlarca işçi yaralanırken, yüzlercesi gözaltına alındı. Artık gözaltılar için karakollar yetmiyor, stadyumlar devreye sokuluyordu.


Devrimci Sol, Tariş direnişini desteklemek için İstanbul’da karakollar ve İzmir’de de AP İl Binası’nı bastı. Tariş’te direnen işçilerin arasında 31 Mart 98’de gözaltına alınarak kaybedilen Metin Andaş da vardı.
Gültepe’de Tariş işçilerini desteklemek için yapılan yürüyüşte 100 kişi gözaltına alındı. Bir polis de açılan ateş sonucu yaralandı. En son direniş Çiğli İplik fabrikasındaydı. Çiğli ve Çimentepe halkı da kurdukları barikatlarla direnişin yanındaydılar. Barikatlarda polis ve halk arasındaki çatışma 4 saat sürdü. Ardından polis Çimentepe’ye girerek 500 kişiyi gözaltına aldı.


14 Şubat’ta direnişin devrimci işçilerin, Devrimci İşçi Hareketi’nin önderliğinde sürdüğü iplik fabrikası karadan, havadan 10 bine yakın asker ve polisle kuşatıldı. Bugün DİSK Genel Başkanlığını yapan Rıdvan Budak ve DİSK’liler uzlaşmacı bir tavır sergileyerek ayak oyunlarıyla direnişin 15 Şubat’ta bitirilmesini sağladılar. 270 işçi gözaltına alındı.
17 Şubat’ta saldırı Çimentepe’ye yöneldi. Polislerin karşısında direnen halk ve devrimciler vardı. Çıkan çatışmada üç polis öldü, yüze yakın kişi yaralandı.


Tariş, daha sonra cunta yıllarının idamlar istenen kitlesel davalarından birinin adı oldu. Revizyonizm uzlaşmacılığını burada da sürdürürken Tariş direnişini cuntaya karşı savunma misyonunu ve onurunu da Devrimci İşçi Hareketi üstlendi. “Yaşasın Tariş Direnişimiz” sloganı mahkeme kürsülerinde de haykırıldı.

22 Ocak 2007, saat 19.00…

7. yılında süren büyük direniş sona erdirildi.. Behiç Aşçı, Gülcan Görüroğlu ölüm orucuna son verdiler.

8 Ocak

8 Ocak 1989

Hayat Pahalılığına Son Mitingi


Hayat pahalılığına, zamlara, artan yoksulluğa son demek için çeşitli demokratik kitle örgütleri 8 Ocak’ta bir miting düzenlediler.
Miting tertip komitesinin başvuruları defalarca keyfi olarak reddedilmişti.

Ancak tertip komitesinin ısrarı DEMKAD’lıların protesto gösterileri, basın açıklamaları sonunda mitingin yapılmasına “yasal izin”・vermek zorunda kaldılar.

Miting yaklaşık 5000 kişinin katılımıyla gerçekleşti. TAYAD’lılar, DEMKAD’lılar, Yeni Çözüm Dergisi, AKAD’lılar, Devrimci Gençlik, Kartal, Samandra Kültür Derneği üyeleri, işçiler… birarada sloganlarıyla, konuşmalarıyla, dövizleriyle, pankartlarıyla “Hayat pahalılığına son”・dediler.

Mitingin bir başka özelliği ise mitingte sadece konuşmacıların değil, aynı zamanda dernek temsilcileri, pazarcılar, ortaokul öğrencileri, işçiler, memurlar, gençlik gecekondulu, çok çeşitli kesimlerden herhangi bir “sıfatı”・olmayan insanların da sorunlarını kürsüde dile getirmeleriydi. Konuşmacılar ortak sorunlarına karşı birlikte mücadele edeceklerini vurguladılar.

7 Ocak

7 Ocak 1919

İngilizler, Kars, Ardahan ve Batum’un boşaltılmasını istedi.

7 Ocak 1938

Halk Bankası ve Halk Sandıkları Kuruluş Kanunu kabul edildi.

7 Ocak 1946

CHP içindeki muhalefetten doğan Demokrat Parti, ‘Dörtlü Takrir’in sahipleri tarafından Ankara’da kuruldu. Partinin genel başkanlığına Celal Bayar seçildi.


7 Ocak 1963. Cibali Tütün Fabrikası’nda 3500 işçi yemek boykotu yaptı.

7 Ocak 1983

Cem Karaca ve Yılmaz Güney ,Türk vatandaşlığından çıkarıldı.

7 Ocak 1992

Hollanda’da AT ülkeleri arasında daha ileri düzeyde bütünleşme sürecinin kurallarını belirleyen Maastricht Antlaşması imzalandı.

7 Ocak 2001

ABD’de Cumhuriyetçi George W. Bush’un başkanlık seçimlerini kazandığı resmi olarak açıklandı.

7 Ocak 1992

İzmir Belediye İşçilerinin Ankara Yürüyüşü –
İzmir belediyesinde işten atılan 405 işçiden 280’i Ağustos ayından beri direniyor, ancak talepleri kabul edilmiyordu. İzmir belediye işçileri Zonguldak maden işçilerinin açtığı yoldan ilerleyerek Ankara’ya 27 gün sürecek olan uzun bir yürüyüş gerçekleştirdiler. Ankara yürüyüşü tüm demokratik örgütlerden destek aldı. Ve halkın bütün kesimleri tarafından sempatiyle karşılandı. İşçiler henüz Ankara’ya girmemişlerdi ki, taleplerinin Çalışma Bakanlığı tarafından kabul edildiği söylendi. Çünkü onlar işçilerin Ankara’ya girmesini istemiyorlardı. Direniş 7 Ocak’ta Ankara önlerinde noktalanırken, eylem komitesi de kazanılan haklar için somut bir adım atılması yönünde Ankara’da bekleyişlerini sürdürdüler. İşçiler taleplerini kabul ettirdiler ve tekrar işbaşı yaptılar.

6 Ocak

6 Ocak 1921

Yunanlılar, Eskişehir’e doğru ilerlemeye başladı.

6 Ocak 1921

I. İnönü Muharebesi yapıldı.

6 Ocak 1961

Kurucu Meclis, Ankara’da açıldı.

6 Ocak 1969

ABD Büyükelçisi Robert Kommer’in otomobili ODTÜ’de yakıldı.

6 Ocak 1975

Aliağa ve İPRAŞ’taki grevler Bakanlar Kurulu tarafından bir ay süreyle ertelendi.


6 Ocak 1977

Dev-Genç İstanbul Başkanı Paşa Güven yakalandı. İstanbul Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği kapatıldı ve 39 kişi gözaltına alındı.

6 Ocak 1983

10 kişi Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarıldı. Vatandaşlıktan çıkarılanların arasında Yılmaz Güney ve Cem Karaca da vardı.

6 Ocak 1984

Tunus’ta ekmek fiyatlarının yüzde 125 oranında artması üzerine aynı gün ayaklanma başladı; 75 kişi öldü, sıkıyönetim ilan edildi.

6 Ocak 1984

Türk Parasını Koruma Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle döviz taşımak suç olmaktan çıktı.

6 Ocak 1992-

Yurtiçi Kargo’da çalışan TÜMTİS’e üye işçiler işten atılınca direnişe başladılar.

3 OCAK

3 Ocak 1925-

İtalya’da Benitto Mussolini bütün yetkileri elinde topladı.

3 Ocak 1928- 

Nikaragua’da Augusto Cesare Sandino önderliindeki yurtseverler ayakland1. Amerika 1000’den fazla deniz piyadesini savaşmak üzere gönderdi.

3 Ocak 1952 –

Erzurum, Pasinler ve Horasan’da meydana gelen depremde 106 kişi hayatını kaybetti.

3 Ocak 1977-

Türkiye-Irak Petrol Boru Hattı, Kerkük’e giden Başbakan Demirel ve Iraklı yetkililer tarafından törenle açıldı.

3-4 Ocak 1991 –

Genel Grev ve Zonguldak Maden İşçilerinin Ankara’ya Yürüyüşü
1991 yılına damgasını vuran Zonguldak maden işçisinin direnişi bir anda patlak veren bir tepki değildi. Bu isyan madenlerde verilen yüzlerce şehidin, binlerce yaralının isyanıydı. Bu isyan emperyalist savaşın faturasını halka yüklemeye çalışan ANAP iktidarınaydı. Ve bu isyan 12 Eylül faşizmiyle susturulan, ezilen işçinin ve tüm Türkiye’nin isyanıydı.

1990 sonunda

toplu iş sözleşme görüşmeleri olumsuzlukla sonuçlanan 300 bin işçiden grev hakkı olan 50 bin maden işçisi, tüm maden işçilerinin ve işçi sınıfının sorumluluğunu alarak tavırlarını belirlediler; Direnişe geçeceklerdi.

Maden işçilerinin greve gitmesiyle Zonguldak’ta hemen her gün mitingler, yürüyüşler yapılmaya başlandı. Direniş kısa sürede Zonguldak sınırlarını aştı. Devrimci Sol Güçler ve Devrimci İşçi Hareketi’nin yerel güçlerinin yanısıra Dev-Genç’liler, Bem-Sen’liler, TAYAD’lılar, DEMKAD’lılar, sanatçılar Zonguldak’a giderek gösterilerin organizasyonu, Genel Grev şiarının yükseltilmesi için kararlılıkla çalıştılar.

Direnişin etkisi dalga dalga tüm ülkeye yayıldı ve bir genel grevin koşullarını oluşturdu. Türk-İş Genel Grev kararı aldı. 3 Ocak’ta tüm Türkiye’de hayat durdu. 2 milyonu aşkın emekçi savaş hazırlıkları yapan Özal iktidarına ve faşizme meydan okudu. Devrimci hareket, genel grev çağrısının yayılmasında olduğu gibi, emekçilerin alanlara taşınmasında ve direnişin politikleştirilmesinde etkili oldu. Oligarşinin baskıları ve Türk-İş aşıldı.

3 Ocak

direnişine sadece işçiler değil, memurlar, öğrenciler, gecekondulu halk, işportacılar, şoförler, kadınlar, avukatlar da katılarak direnişe güç verdiler.

4 Ocak’ta maden işçisinin hedefi Ankara’ydı. Maden işçileri, aileleri ve destek güçlerinden oluşan 90 bin kişilik ordu, Türkiye işçi sınıfının en büyük işçi yürüyüşünü başlatmak üzere Madenci Anıtı önünde toplandılar.

Maden işçileri, Üzülmez yolundan Devrek, Mengen ve E-5 güzergahında dağı, taşı inleterek, öfkelerini haykırarak Ankara’ya doğru yürümeye başladılar. Köylerden de katılımlarla kortej uzadıkça uzadı. Yürüyüş sürerken diğer illerde pek çok grev vardı.

Maden işçilerine her yerden gelen destek ve dayanışmalarla ülkemiz tarihinin tanık olduğu en büyük dayanışmalardan biri gerçekleştiriliyordu.
Halkın bu dayanışması karşısında iktidar, burjuva muhalefet ve Türk-İş eylemi bitirmeye çalıştı. İlk barikat Dorukhan Tünelindeydi. Barikat yarıldı ve sayıları yüzbini aşan emekçi kitlesi Mengen’e ulaştı.

Eskiçağ’da işçileri yeni bir barikat bekliyordu. İşçiler tüm yorgunluklarına rağmen barikatı yıkmaktan yanaydılar. Ancak iktidarın baskı ve tehditlerine boyun eğen GMİS ve başkanı Denizer, geri dönme kararı aldı.

İşçiler yaşadıkları bu hayal kırıklığına rağmen öfke ve kararlılıkla attılar sloganlarını; “Mücadele Sürecek, Barikatlar Aşılacak!”・

2 Ocak

2 Ocak –

Küba Devrimi (1959)

1 Ocak

1 Ocak 1991 –

İKİ DEVRİMCİ SOL TUTSAĞI ÖZGÜRLÜK HAKKINI KULLANDI
Ahmet Fazıl Özdemir ve İbrahim Yalçın Arkan 1 Ocak 1991’de Gaziantep Özel Tip Hapishanesi’nden firar ederek özgürlük haklarını kullandılar. Akşam sayımı sırasında iki Devrimci Sol tutsağının yokluğunu farkeden idare firar ihtimaline bir türlü inanamıyordu. İdare şok olmuştu. “hayır, mutlaka buradalar, çıkmış olamazlar”・düşüncesindeydiler. Bu nedenle, Malta, yatak altları, çatılar hatta buzdolabının içi, bir insanın sığabileceği her taraf tekrar tekrar arandı.

Sayım durduruluyor, ziyaretçiler çıkarılmıyor dışarıya. 500’ü aşkın tutsak yakını rehin alınıyor koridorda, saatlerce bırakılmıyorlar. Aramalar, tekrar tekrar saymalar, Devrimci Sol tutsaklarının “Aradıklarınız burada yok, artık özgürler, artık demir parmaklıkların değil, halkımızın arasındalar”・açıklamalarına rağmen inanamıyorlar.
Ahmet Fazıl Özdemir ve İbrahim Yalçın Arkan, firarlarından yalnızca bir hafta önce, 24 Aralık 1990’daki “tünel mahkemesi”nde yaptıkları konuşmada, “・Çabamız, Kürt ve Türk halklarının bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde, kavganın ortasında yerimizi alabilmek içindi…

Tünelin bulunmuş olması, özgürlüğün hakkımız olduğu, ellerimizde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir gün mutlaka diyoruz yine”・demişlerdi.
Ahmet Fazıl Özdemir ve İbrahim Yalçın Arkan, firarlarından sonra devrimci hareket içinde çok çeşitli görevler üstlendiler; Fazıl 17 Nisan 1992’de, Arkan ise 24 Mart’ta Bahçelievler’de şehit düştüler.

1 Ocak 2009 – TRTŞeş (Kürtçe tv) yayına başladı

31 Aralık

31 Aralık 1996 –

Kamyon Atölye Sanatı 31 Aralık’ta Beşiktaş Meydanı’nda tüm halka açık alternatif bir yılbaşı şenliği düzenledi. Şenlikte Grup Yorum, Grup Denge Azadi, Grup Munzur, İbrahim Karaca ve daha birçok grup ve sanatçı türküleriyle, Ayşe Gülen Halk Sahnesi ve Çağdaş Sinema Sanatçıları da birlikte oynadıkları “Gövdesini, Kafasını Değil Kuyruğunu Kaptıran Kertenkele”・oyunuyla halkın yanındaydı.

30 Aralık

30 Aralık 1994

Beykoz, Ümraniye, Bayrampaşa ve Sarıyer Belediye işçileri, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde RP’li belediye patronları anlaşmaya yanaşmayınca greve başladılar.

29 Aralık

29 Aralık 1992-

Fırat Özgür-Der Malatya’da açıldı.

29 Aralık 1992

Küçükçekmece Belediye işçileri mahkeme kararına rağmen alamadıkları sözleşme haklarının ödenmesi için, 29 Aralık’ta belediye yemekhanesinde bir toplantı yaptıktan sonra binada işgal eylemi yaptılar.

400 işçinin katıldığı işgal, gece saat 2.30’ta polisin saldırısına kadar sürdü. 60 işçi gözaltına alındı.

28 Aralık

28 Aralık 1992

Ankara Özgür-Der tarafından “Sana Memleketimi Anlatmak İstiyorum”・gecesi yapıldı.

28 Aralık 1993

Konya Meram Özgür-Der açıldı.

28 aralık 2011
Roboski Katliamı


Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.39 ile 22.24 arasında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Irak sınırından geçen köylülere 4 bomba atıldı.

Grupta çocukların da olduğu 38 köylü ve en az 50 katır bulunuyordu. Bombardıman sonucu 34 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden 19’u, 18 yaşından küçüktü. Hayatını kaybedenlerin yarısından fazlası Encü ailesindendi.


Katledilenlerin bedeni yanık ve parçalanmış haldeydi. Köylüler kendi cenazelerini kendileri taşımak zorunda kaldı. Battaniyelere sarılmış cenazeler katırlarla kilometrelerce taşındı.
8 yıldır Roboski Katliamı ile ilgili 1 tek kişi bile tutuklanmadı.

17 Aralık

17 Aralık 1965 – FKF – Fikir Kulüpleri Federasyonu kuruldu.

17 Aralık 1991 – Tüm Özgür-Der Kuruldu. Haklar ve özgürlükler mücadelesi, tüm baskı, yasak ve kapatmalara karşın yeni mevziler oluşturarak sürüyor. Tüm Özgür-Der, 17 Aralık 91’de bu mücadelenin yeni mevzisi olarak kuruldu.

17 Aralık 1992 – Marmara Özgür-Der kuruldu.



16 Aralık

16 Aralık 1727 – Türkiye’de ilk kitap (Vankulu Lugati) basıldı.

16 Aralık 1946 – İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi, Türkiye Sosyalist Partisi, İstanbul İşçi Sendikalar Birliği ve İstanbul İşçi Kulübü’nü kapattı. Ayrıca, Yığın, Noror, Gün, Ses, Sendika, Dost dergi ve gazeteleri yasaklandı. Yarın gazetesi ve Büyük Doğu dergisinin yayımı 4 ay süreyle durduruldu.

16 Aralık 1992 – işten atılan Mersin Belediyesi işçileri üç gün sürecek açlık grevi yaptılar ve belediye binasını işgal ettiler

16 Aralık 1994 – ODTÜ Rektörünün makam otosu Dev-Genç tarafından bombalandı.



15 Aralık

15 Aralık 1890 – Amerikan yerli kabilelerinden Titan Dakotaları’nın şefi Oturan Boğa (Tatanka Iyotake), ABD’nin harekete geçirdiği yerel polis ve askerler tarafından katledildi.

15 Aralık 1992 – Bursa Saray Örme işçileri işten atılmalara karşı beş gün süren açlık grevi gerçekleştirdiler ve fabrikayı işgal ettiler.

15 Aralık 2009 – İşten atılma tehlikesi altındaki 12 bin Tekel işçisinden yaklaşık 6 bini Ankara’ya gelerek eyleme başladı.
Polis 16 ve 17 Aralıkta vahşice saldırdı tekel işçilerine.



14 Aralık

14 Aralık 1927 – Çin Çan Kay-şek kuvvetleri Kanton’daki komünist ayaklanmayı bastırdı.

14 Aralık 1969 – Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde sol görüşlü öğrenci Battal Mehetoğlu öldürüldü. Mehetoğlu, öldürülen 8. öğrenci oldu.

14 Aralık 1994 – Elazığ Askeri Hastanesinde görevli Tabip Binbaşı Fuat Çık DHKC tarafından cezalandırıldı.

14 Aralık 1994 – Avukat Faik Candan öldürülmüş olarak bulundu. Candan Demokrasi Partisi, DEP avukatlarındandı.

14 Aralık 1996 – Susurluk devletinden hesap sormak için KESK’in Ankara’da düzenlediği mitinge onbinlerce emekçi katıldı. Yurdun dört bir yanından gelen emekçilerin katıldığı mitingte Haklar ve Özgürlükler Platformu da yerini aldı. Binlerce insanın yer aldığı HÖP kortejine saldıran polis onlarca kişiyi gözaltına aldı.



13 Aralık

13 Aralık 1961 – Türkiye İşçi Partisi kuruldu.

13 Aralık 1980 – Erdal Eren 17 yaşında idam edildi.



10 Aralık

10-17 ARALIK – İNSAN HAKLARI HAFTASI

10 Aralık 1948’de “Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” yayınlandı. Bu tarihten itibaren de 10-17 Aralık tüm dünyada “İNSAN HAKLARI HAFTASI” olarak kabul edildi.

“Her insan özgür; onur ve hakları bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdanla
donatılmış birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranır.”
Bildirgenin ilk maddesi böyle başlıyordu.

Ama emperyalizmin, faşizmin hüküm sürdüğü bir dünyada bu bildirge bir ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. Emperyalistlerin, faşistlerin yüzlerine taktıkları bir maskedir.

Bu bildirgeyi Türkiye de imzaladı. 27 Mayıs 1949’da BM İnsan Hakları Beyannamesi kabul edildi.

Ama o tarihten bu yana insan hakları yüzbinlerce kez ayaklar altına alındı. İnsan Hakları Haftalarında göstermelik bile olsa bu bildirgeye uyulmadı.

İlgili resim

10 Aralık 1990 – 13 Aralık 1990’da TAYAD kapatıldı, Lice’de devletin terör, baskı ve göç politikasını protesto etmek amacıyla gösteri yapan halka özel tim ateş açtı, iki kişi katledildi.

10 Aralık 1991 – Elazığ’da 5 okul kapatılarak öğrencilerin eğitim hakkı ellerinden alındı. Gaziantep’de bir kişi kontrgerilla tarafından katledildi.

10 Aralık 1992 – 10 Aralık’ta İstanbul Özgür-Der kapatıldı, Diyarbakır’da 100 kişi gözaltına alındı, Diyarbakır’da bir gazete bayii katledildi, Diyarbakır’ın Tepecik Köyünde 1 biri çocuk 9 kişi korucu ve jandarmalar tarafından katledildi, Mersin belediyesinde 1500 işçi işten atıldı.

10 Aralık 1993 – Özgür Gündem gazetesi basıldı, Şırnak’ta 5 köylü katledildi, AYÖ-DER’li öğrencilerin yaptığı insan hakları forumuna polis saldırdı 40 öğrenci gözaltına alındı, Dersim Mücadele bürosu basılarak okurlar gözaltına alındı, bazı bakanlar “idamlar infaz edilmeli” dedi.

10 Aralık 1993 – Sağmalcılar hapishanesindeki Devrimci Sol tutsakları Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan ve devrimci tutsakları bölmeyi, etkisizleştirmeyi hedef alan “Tecrit Genelgesi”ne karşı Süresiz Açlık Grevine başladılar.

10 Aralık 1993 – Haklar ve Özgürlükler Platformu infazları, idamları protesto etmek amacıyla Bakırköy Özgürlük Meydanında gösteri düzenledi.

10 Aralık 1994 – DEP’li milletvekilleri DGM tarafından tutuklandı, avukat Faik Candan kontrgerilla tarafından katledildi, Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde hak gaspları gündeme geldi, yine bir İnsan Hakları Haftasında idam edilen Erdal Eren’i anmak isteyen gruba polis ve sivil faşistler saldırdı.

DEP'li milletvekilleri DGM tarafından tutuklandı ile ilgili görsel sonucu

10 Aralık 1995 – Habur sınır kapısında bir kişi asker tarafından katledildi, Batman’da SHP’li belediye başkanı ve 5 yakını katledildi. Gazi’de cenaze törenine saldırı; 100 gözaltı, Ümraniye hapishanesinde tutsaklara saldırısı; 70 tutsak yaralandı.

10 Aralık 1996 – 9-11 Aralık tarihlerinde Eskişehir, Antakya, Kocaeli Kurtuluş büroları polis tarafından basıldı, çalışanlar gözaltına alındı. Gecekondu semtlerine saldırılar yoğunlaştı.

10 Aralık 1996 – Esenler İbrahim Turan Lisesi öğrencileri okullarında ve genelde artan sivil faşist saldırıları protesto etmek isteyince polisin saldırısına uğradılar.

10 Aralık 2009 – Bursa’nın Kemalpaşa ilçesinde Grizu patlaması sonucunda 19 işçi öldü.



9 Aralık

9 Aralık 1967 – Ankara’da üniversite öğrencileri “NATO’ya karşı direniş” mitingi düzenlediler.

9 Aralık 1969 – Mehmet Büyüksevinç şehit edildi. Yıldız Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde olaylar çıktı. Sol görüşlü öğrenci Mehmet Büyüksevinç açılan ateş sonucu katledildi.

9 Aralık 1987 – FİLİSTİN İNTİFADASI


Filistin halkı siyonizm tarafından katledilen 9 Filistin gencinin hesabını sormak için 9 Aralık 1987’de Filistin’in birçok şehrinde ayaklandı. İşgal altındaki topraklarda gerçekleşen ve “Çocuk generallerin” ön planda olduğu ayaklanmalar süreklileşerek, siyonizme önemli kayıplar verdirdi ve Filistin mücadelesinde yeni bir mevzi haline geldi.

İntifada, herhangi bir örgütün veya hareketin iradi çağrısı veya örgütlemesiyle değil halkın kendi inisiyatifiyle gerçekleşmiş bir ayaklanmaydı. Aylarca sürdü. Tüm Filistin’li örgütler intifada’ya bir biçimde sahip çıktılar veya çıkar göründüler.

İntifada bir noktada tıkandı, etkisizleşmeye başladı. Silahlı savaşla bütünleşmeden aynı çizgiyi, aynı gücünü koruması mümkün de değildi. FKÖ yönetimi, ayaklanmayı bu temelde geliştirmek yerine, diplomasi masalarında bir koz olarak kullanıp, ABD insiyatifindeki barış süreci geliştikçe de içten içe tasfiyeye çalıştı.

Tarih, intifadanın süreklileştirilmesi ve silahlı mücadeleyle bütünleştirilmesi gerektiğini söyleyenleri doğruladı.



8 Aralık

8 Aralık 1964 – İstanbul Berec Pil Fabrikası’nda 1000 işçi greve başladı.

8 Aralık 1987 – Filistin’de intifada başladı.

8 Aralık 1992 – Malatya Kürecik Lisesi öğrencileri özel tim ve jandarma baskısını protesto etmek amacıyla bir gün süreyle dersleri boykot ettiler.

8 Aralık 1995 – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK kuruldu.



7 Aralık

7 Aralık 1920 – Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası Kuruldu

7 Aralık 1941 – 2. Paylaşım Savaşında Japonlar Pearl Harbour baskınını gerçekleştirdi.

Pearl Harbour baskını ile ilgili görsel sonucu

7 Aralık 1979 – İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil öldürüldü. Olay yerine “Anti Terör Birliği” imzalı bir bildiri bırakıldı… Prof. Dr. Cahit Orhan Tütengil’in cenazesi 9 Aralık’ta kaldırıldı. Kolluk güçleri törene katılmak isteyenlere saldırdı. 1 işçi öldü, 8 kişi yaralandı, 61 kişi de gözaltına alındı.

7 Aralık 1996 – Lise öğrencisi Engin Uslu faşistler tarafından katledildi. 9 Aralık’taki cenazesine katılan 5 bin kişilik kitle faşist saldırıyı protesto etti.



6 Aralık

06/12/1862
ABD Başkanı Abraham Lincoln, Minnesota’daki Sioux isyanına katıldığı için tutuklanan 303 kızılderiliden 39’unun asılmasına karar verdi; idamlar 26 Aralık’ta infaz edildi.

06/12/1981
12 Eylül askeri cunta yönetiminin “kılık kıyafet yönetmeliği”・Resmi Gazete’de yayımlandı. Okullarda başörtüsü ve sakal yasaklandı.

6 Aralık 1983 – TBMM’de başkanlık divanının oluşmasıyla MGK dönemi sona erdi. Konsey, çıkardığı son yasayla kendi dönemlerini kötüleyen ya da küçük düşüren her türlü yazılı ve sözlü beyanı yasakladı. Sivil cunta dönemi başladı.

6 Aralık 1987 – Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) “TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLERE İNSANCA YAŞAM, İŞKENCECİLERE VE HALK DÜŞMANLARINA CEZA, TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK” kampanyası çerçevesinde 6 Aralık’ta İstanbul Bayrampaşa’da bir miting düzenledi.

TAYAD İZMİR ŞAKRAN CEZAEVİ

Dönemin ilk mitinglerinden biri olması açısından sağlanacak kitlesellik ve yakalanacak coşku önemliydi. Mitinge tüm bu olumsuz koşullara rağmen katılan 2000’in üzerindeki kitle “Zindanlar Boşalsın Tutsaklara Özgürlük” sloganlarıyla tutsaklara af değil, özgürlük istedi. Yapılan konuşmalarda sadece siyasi tutsaklara değil, aynı şekilde adli tutuklulara da özgürlük istendi.

06/12/1994
Dersim Hozat Çaytaşı Köyü’nde Cephe gerillalarına bağlı bir müfreze oligarşinin askeri güçleri tarafından kuşatıldılar. Kemal Askeri’nin komutasındaki gerillalar, kuşatıldıkları evde direnişe geçtiler. Marşlar söyleyerek devlet güçleriyle çatıştılar. Çatışma sonucunda 9 gerilla katledildi.

5-6-7 Aralik 1990 – Belediye memurları ücretlerine yapılan %18’lik zammı ve yeni kıyafet yönetmeliğini, kravat yakma ve dokuz ayrı belediyede yapılan yarim günlük iş bırakma eylemleriyle protesto etti.



5 Aralık

5 Aralık 1920 – TBMM’de “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu”・kuruldu.

5 Aralık 1927 – Cumhuriyet döneminin ilk kağıt parası kullanıma çıkarıldı. Banknotlar, eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.

5 Aralık 1933 – ABD’de 14 yıl devam eden içki yasağı kaldırıldı.

5 Aralık 1934 – Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun mecliste kabul edildi.

5 Aralık 1942 – Erbaa ve Niksar’da meydana gelen depremde, 500 insanımızı kaybettik.

5 Aralık 1950 – Radyo Gazetesi, Kore’ye gönderilen askerlerin 150’sinin öldüğünü, 150’sinin kayıp ve 300’ünün de yaralı olduğunu açıkladı.

5 Aralık 1987 – Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Nihat Sargın ve Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Nabi Yağcı, iktidarın demokrasicilik oyununa güvenerek yurtdışından döndükten sonra tutuklandılar.

5 Aralık 1989 – Fransa’ya ait TGV Atlantique treni, 482.4 km hıza erişerek, demiryolları hız rekorunu kırdı.

5 Aralık 2002 – Oslo’da yapılan “barış”・görüşmelerinde, Sri Lanka’da 19 yıl süren savaştan sonra Tamil gerillaları ile, hükümet arasında federal iktidar paylaşımı konusunda gelişme sağlandığı açıklandı. (Ne var ki, bu “barış anlaşmaları”・ Tamillere yönelik büyük katliamı engellemedi.)



28 Kasım

28 Kasım 1958 – Afrika’da Çad, Kongo, Gabon, Mali, Moritanya ve Senegal Fransız Birliği içinde bağımsızlıklarını ilan ettiler.

28 Kasım 1965 – Ankara'da 38 öğretim üyesi bir bildiriyle Amerika'nın Vietnam politikasını eleştirdiler.

28 Kasım 1968 – Eski CIA istasyon şefi, Amerika’nın yeni Türkiye Büyükelçisi Robert Komer’in Türkiye’ye gelişi İstanbul Yeşilköy’de protesto edildi. Protestoculardan Deniz Gezmiş, Rahmi Aydın, Mustafa Zülkadiroğlu, Toygun Erarslan ve Mustafa Gürkan tutuklandı.

28 Kasım 1977 – CHP lideri Bülent Ecevit Niğde’de “Tek Yol Devrim” sloganıyla karşılandı. Ecevit topluluğa “Tek yol oy” sözleriyle karşılık verdi.

28 Kasım 1986 – Hollanda sağlık bakanlığı Türk çayında yüksek oranda radyasyon bulunduğunu açıkladı. Çay- Kur Genel Müdürlüğü iddiaları “Batı tezgâhı” diye nitelendirdi ve “kaynatıldığında radyasyon yapraklarda kaldığından kirlilik oranı 5-6 kat düşer” açıklaması yaptı.

28 Kasım 1997 – Sivas’taki Madımak Oteli’nde, 2 Temmuz 1993’de 37 aydının yakılması olayıyla ilgili olarak yargılanan 99 sanıktan 33’ü ölüm cezasına çarptırıldı.



26 Kasım

26 Kasım 1926 – Türkiye’nin ilk şeker fabrikası, Alpullu’da faaliyete geçti.

26 Kasım 1934 – Lakap ve unvanlar kaldırıldı. Kanunla ”Ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, paşa, hanım, hanımefendi, hazretleri” gibi lakap ve unvanlar kaldırılıyor; bütün yurttaşlar, kadın erkek, ”kanun karşısında ve resmi belgelerde yalnız adlarıyla anılır” deniliyordu.

26 Kasım 1942 – Sovyet ordusu Stalingrad’da Alman ordusuna karşı saldırıya geçti.

26 Kasım 1942 – Yugoslavya’da Anti-Faşist Halk Kurtuluş Konseyi kuruldu.

26 Kasım 1943 – Tosya ve Ladik’te 7,2 büyüklüğündeki depremde bozuk düzen yüzünden 2 bin 824 kişi katledildi.



24 Kasım

24 Kasım 1990 – Suriye Milli Sosyal Partisi Üyesi Fatma Hasan Ganem’in gerçekleştirdiği feda eylemi sonucu 12 İsrail askeri öldü.

24 Kasım 1991 – ESKİŞEHİR TABUTLUĞU KAPATILDI

Firarları bahane eden DYP-SHP hükümeti, operasyonlar düzenleyerek Ankara, Bartın, Çanakkale, Gaziantep, Diyarbakır, Nazilli, Bursa ve Malatya’daki hapishanelerden 206 siyasi tutsağı 4 Kasım’da Eskişehir tabutluğuna sevketti.

Tutsaklar işkenceler yapılarak hücrelere atıldılar. Aynı gün tutsaklar yaptırımları reddederek açlık greviyle direnişe başladılar. Hemen ardından bir çok hapishanede de açlık grevleri başlatıldı. Dışarıda da aileler, Özgür-Der, İHD, DEMKAD, YKD, TÖDEF gibi çeşitli demokratik kitle örgütleri, gösetri ve açlık grevleriyle tutsakların direnişini desteklediler. Direniş karşısında geri adım atan hükümet 24 Kasım’da Eskişehir tabutluğunun kapatıldığını ve buradaki tutsakların getirildikleri hapishanelere geri götürüleceklerini açıkladı.

24 Kasım 1994 – Malatya Tekel işçileri yürüyüş eylemi yaptı.

24 Kasım 1994 – Mücadele, Devrimci Gençlik, İşçi Hareketi, Yoksul Halkın Gücü Merkez Büroları polis tarafından basıldı.

24 Kasım 2005 – Eğitim emekçileri Ankara yolunda…



23 Kasım

23/11/1938

Adolf Hitler 5.000 markın üzerinde malı olan yahudilere yüzde 20 oranında vergi koydu.

23/11/1970

Türkiye’nin bağımlılık ilişkilerine eklenen halka .Ortak Pazar’a üyeliği için 22 yıllık geçiş dönemi öngören Katma Protokol, Brüksel’de imzalandı.

23/11/1980

Güney İtalya’da deprem: yaklaşık 4,800 kişi öldü.

23/11/1980: Mısır’ın Ankara Büyükelçiliğini basan dört Filistinli idama mahkum edildi.

23/11/1985

Atina’dan Kahire’ye gitmek üzere havalanan Mısır havayollarına ait bir yolcu uçağı Filistinli direnişçiler tarafından kaçırılarak Malta’ya indirildi. Mısırlı komandoların  yaptıkları operasyon sonucunda  60 kişi öldü.

 23/11/1986: Altı yıldır süren Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu davası sona erdi, DİSK kapatıldı. Bin 477 sanıktan 264’ü için 15 yıla kadar varan hapis cezaları verildi.

23/11/1996

Bergama’da siyanürle altın üretimine karşı direnen Bergamalı köylüler büyük bir gösteri yaptı.

23/11/1996

Etiyopya havayollarına ait bir yolcu uçağı kaçırıldı. Yakıtı biten uçak Hint Okyanusuna düştü: 123 kişi öldü.

22 Kasım

22/11/1943 Lübnan Fransa’dan bağımsızlığını kazandı

22/11/1950

Dünya Barış Konseyi, şair Nazım Hikmet’e, İspanya’dan Pablo Picasso, Şili’den Pablo Neruda, Amerika’dan Paul Robeson ve Polonya’dan Wanda Jakubowska’ya Uluslararası Barış Ödülü verdi.

22/11/1963       

ABD Başkanı John F. Kennedy, Dallas’ta suikastta öldü.

j f kennedy ile ilgili görsel sonucu"

22/11/1975       

Monarşi olmasına rağmen Kral koltuğunun boş kaldığı İspanya’da Faşist Franco’nun ölümünden sonra tahta oturan Juan Carlos İspanya Kralı oldu.

21 Kasım

Tarihte Bugün

21 Ka­sım 1831

Lyon Ayak­lan­ma­sı

“Ça­lı­şa­rak ya­şa­ya­lım, ya da sa­va­şa­rak öle­lim”.

Fransa’da Lyon doku­ma işçile­ri bu sloganla ayağa kalktılar.

Direniş ücret artışı talebiyle başladı. Lyon, 165 bin nü­fus­lu bir şehirdi. Halkın büyük çoğunluğunu teks­til fab­rikala­rın­da ça­lışıyordu. Makinalı üretime geçilmesiyle işsizlik, yoksulluk had safhaya ulaştı.

İçiler, direnişe geçerek, belediye binasını ele geçirdiler. Geçici bir hükümet kurmayı denediler. Bu deneme, tarihe, “pro­letar­ya­nın bur­ju­va­ziye kar­şı iktidar düşüncesini içeren ayaklanmalarından biri” olarak geçti. 24 Ka­sım’da burjuva dikkatörlüğü, 30 bin ki­şi­lik bir orduy­la şeh­re girerek, binlerce işçiyi katlederek ayak­lan­ma­yı bas­tır­dılar.

21 Kasım 1877

Edison, fonograf’ı (ses kayıt cihazı’nı) icat etti.

21 Kasım 1952

ABD emperyalizmi, ilk hidrojen bombasını Pasifik’te patlattı.

21 Kasım 1955

Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve İngiltere’nin katılımıyla, emperyalizm işbirlikçisi bir ittifak olan Bağdat Paktı kuruldu.

21-22 Ka­sım 1994

İs­tan­bul’da PTT ça­lı­şan­la­rı özel­leş­tir­me, ta­şe­ron­laş­tır­ma, sür­gün­ler ve gö­zal­tı­la­ra kar­şı grev yap­tı­lar.

21 Kasım 2002

Prag’taki NATO Zirvesi’nde Litvanya, Letonya, Estonya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya ve Slovenya, emperyalist askeri birlik olan NATO’ya katılmaları kabul edildi

Tarihte Bugün
20 Kasım

– 20 Kasım 1910
Meksika Devrimi başladı

– 20 Kasım 1936
İspanya İç Savaşı’nda Cumhuriyetçilerin safında savaşan anarşistlerden Buenaventura Durruti katledildi.

– 20 Kasım 1943
İstanbul Teknik Üniversitesi kuruldu.

– 20 Kasım 1945
İkinci emperyalist paylaşım savaşında Nazilerin yenilgiye uğratılmasının ardından Nazilerin yargılandığı Nürnberg duruşmaları başladı.

– 20 Kasım 1975
İktidarda olduğu sürece halkların kanını döken İspanya faşist diktatörü General Franco öldü.

– 20 Kasım 1979
İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesi Öğretim üye­si Ümit Yaşar Do­ğanay fa­şist­ler ta­ra­fın­dan kat­le­dil­di. Doğanay’ı katleden faşistler “yakalanamadı”!

14 Kasım

14 Kasım 1993 – Trabzon’da devrimcilerin öncülük ettiği “Fuhuşa Karşı Mücadele Mitingi” yapıldı.

14 Kasım 1997 – Polis destekli sivil faşist gruplar 6 Kasım sonrasında devrimci-demokrat gençliğe yönelik saldırılarına hız verdiler. 14 Kasım’da İYÖ-DER’li bir öğrencinin Atatürk Öğrenci Sitesi Yurdu önünde bıçaklanmasının ardından saldırılar hafta boyunca sürdü. Faşist saldırılar ve polis terörü gençliğin protestolarına neden oldu. İYÖ-DER’li öğrenciler saldırıları protesto ederek forumlar, yürüyüşler gerçekleştirdi.



11 Kasım

11-12 Kasım 1995 – İP (Vatan Partisi)’Lİ, MHP’Lİ KESK KURULTAYI

Kamu emekçileri 11-12 Kasım 1995’te Ankara’da, KÇSKK’nın adının Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu olarak değiştirildiği bir Tüzük Kurultayı gerçekleştirdiler. Bu kurultayda aynı zamanda Konfederasyon yönetimi de seçildi.
Bu Kurultay, özellikle de “çağrılı konuklarıyla” hafızalarda yeraldı. Çünkü “konuklar” KESK yönetiminin niteliğinin, ne yapmaya çalıştığının çarpıcı göstergeleri durumundaydı. Kimler yoktu ki bu konuklar arasında? İP, MHP, hükümet temsilcisi…

İP Genel Başkanı Doğu Perinçek kürsüye çıkınca Devrimci Mücadelede Kamu Emekçileri bunu protesto etmek için salonu terketti. Ardından delegelerin de yarıya yakını salonu terketti. 1998’de ise artık bu protestoyla da yetinilmeyecek, salonu terkeden İP’li provokatörler olacaktı.
İçişleri Bakanına çiçek veren KESK yöneticileri, eli kanlı MHP’yi de Kurultaya davet etmekten geri durmamışlardı. Düzene yaranmak, düzenle barışmak için atılan adımlardı bunlar. Teslimiyetçiliğin, icazetçiliğin adımlarıydı. Bu kararda pay sahibi olanlar, bunun hesabını hala vermemiş, siyasi muhasebesini yapmamışlardır.

İlk davetleri 95’teydi. 98’de yine davet ettiler. 98’deki İP provokasyonunun bir sorumlusu da bu davetçilerdi. Kuşku yok ki bu geçen sürede, bu mantığı tüm memurlara kabul ettirmek için çok çalışmışlardır. Ama bu uzlaşmacılıklarını hala memurlara kabul ettiremediler. 98’deki Genel Kurul’da yaşananlar, İP’i Genel Kurul’a davet eden ÖDP, EMEP, HADEP anlayışını mahkum etti.

11 Kasım 2004 – Yaser Arafat öldü



7 Kasım

7 Kasım 1917 -(25) Ekim Devrimi

Rusya’da Bolşevik Partisi’nin önderliğinde ilk proleter devrimi gerçekleşti.

7-12 Kasım 1992 – Kayıp aileleri Ankara’ya giderek Başbakanlık’ta Demirel’e kayıpların akıbetini sordular. 12 Kasım’da da Başbakanlık önünde bir gösteri yaparak kana doymayan halk düşmanlarına “kan istiyorsanız işte kan” diyerek ellerindeki kan şişelerini Başbakanlık önünde kırdılar.

7 Kasım 1995 – Buca katliamını protesto için 23 hapishanede başlatılan Genel Direniş tutsakların zaferiyle sonuçlandı.



5 Kasım

5 Kasım 1920 – Antep halkı topraklarını işgal eden Fransız askerlerine karşı silahlı mücadeleye başladı.

5 Kasım 1995 – İZMİR’DE SEL VE KATLİAM

İzmir’de gece başlayan sağanak yağmurla birlikte genellikle yoksul emekçi halkın oturduğu Yamanlar, Güzeltepe, Örnekköy, Şemikler, Narlıdere İnönü Mahallesi, Yeşildere sel suları altında kaldı. Selden 60 kişi öldü. Halk devletten yardım beklerken karşısında polisi buldu. Öfkeliydiler. Öfkelerini gösteri ve yürüyüşler yaparak gösterdiler. Vali ve Belediye Başkanı’nı taş yağmuruna tuttular.



4 Kasım

4 Kasım 1940 – İngiltere, Girit’i işgal etti.

4 Kasım 1947 – Bulgaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi.

4 Kasım 1979 – Tahran’daki ABD elçiliğini işgal eden Humeyni yanlıları, elçilik görevlilerini rehin aldı.



1 Kasım

1 Kasım 1918 – Alman işçi sınıfı ayaklanarak 2 ay süreyle iktidarı ele geçirdi.

1 Kasım 1954 – Cezayir halkı işgalci Fransız emperyalizmine karşı kurtuluş savaşını başlattı.

1 Kasım 1963 – Triko Lastik’te Grev

Grev yasasının çıkartılmasından sonra gerçekleştirilen ilk önemli grev 1030 issçi çalıştığı Triko Lastik fabrikasında yapıldı. 7 Aralık’ta sona eren grevde işçiler haklarını alabilmek için direnişe geçmişlerdi. Grevin kanunsuz olduğu gerekçesiyle işçilere dava açıldı ve 500’er lira para cezası verildi.

1 Kasım 1968 – Aydınlık Sosyalist Dergi yayın hayatına başladı (Kurucu Münir Ramazan Aktolga, yazarlar Mihri Belli, Hikmet Kıvılcımlı, Mahir Çayan)

1 Kasım 1991 – 11 yıl süren “1243 sanıklı” Devrimci Sol ana davası 1 Kasım 1991’de sonuçlandı. Mahkeme heyeti davayı oldu bittiye getirerek tutsaklara “ceza” yağdırdı. Tutsaklar ise kararın okunmasıyla pankart açıp, sloganlar atarak kararı protesto ettiler. … 15 Mart 1982’den beri sürmekte olan 1243 kişilik Devrimci Sol Ana Davası, 1 idam, 35 ağır hapis ve yüzlerce kişiye çeşitli hapis cezaları verilerek karara bağlandı.

1 Kasım 1991 – DEVRİMCİ SOL ANA DAVASINDA KARAR

Tarih 1 Kasım 1991… 12 Eylül sonrasında açılan ve o dönemin bir özelliğini yansıtan toplu siyasi davaların en kalabalıklarından biri olan ve toplam on yıl süren 1243 kişilik Devrimci Sol Ana Davası Metris Baştabya duruşma salonunda karara bağlandı. 15 Mart 1982’den beri süren davada bir idam ve otuz beş ağır hapis cezası verildi.

Evet, on yıl sürmüştü dava. Ve bu on yılda neler olmamıştı ki… Peşpeşe yeni iddianameler yazılmış, “sanık”lar çeşitli nedenlerle “eksilmiş”, duruşma salonları, savaş alanına dönmüştü…

İddianamedeki “sanık”lardan Ahmet Karlangaç, işkence katledilmiş. Hayrettin Eren ise gözaltında kaybedilmişti. Selim Mehmet Yücel, Mehmet Küçükçiftçi, Mustafa Işık ve Tahsin Elvan ise iddianamede “ölü olarak ele geçirilenler” arasında yer alıyorlardı.

İstanbul AÖS’te 15 Mart 1982’de yapılan tüm “sanık”ların katıldığı toplu duruşmanın ardından 14 Nisan 1982 tarihinde çıkartılan ek bir karanla, “sanık”ların bu tarihten sonra “grup grup getirilmeleri” kararlaştırılmıştı. Mahkeme, davada “savaş hali” hükümlerinin geçerli olduğunu açıklamıştı.
Mahkeme bu hükümlere göre devam etti. Dava boyunca, on yedi kişi iki kez duruşmalardan çıkartıldıkları gerekçesiyle sonraki duruşmalara alınmadılar. Yargılama gıyaplarında sürdü. Ayrıca 12 Eylül 1983 tarihinde 90 kişi 12 Eylül’ü protesto ettikleri gerekçesiyle zorla mahkeme salonundan dışarı atıldılar.

1984’den 1986’ya kadar toplu davada yargılananlar, cezaevindeki tek tip elbise dayatmasını kabul etmeyip tek tip elbise giymeyerek mahkemelere don-atlet getirildiklerinden dolayı mahkemece “duruşmaların disiplinini bozdukları” gerekçesiyle duruşma salonundan atıldılar ve yargılanmaları gıyablarında sürdürüldü.

Toplu davadan yargılananlar, cezaevlerinde kaldıkları onbir yıllık sürenin ortalama 350 gününü açlık grevlerinde geçirdiler.

Davanın sanıklarından Abdullah Meral, Haydar Başbağ, Hasan Telci cezaevlerindeki koşulları protesto etmek amacıyla yapılan ölüm orucunda şehit düştüler.

Davalar sürekli kalabalık bir kitle ve yurtdışından gelen heyetler tarafından izlendi. Dava boyunca sorguları, savunmaları ve çeşitli konularda verdikler dilekçelerden dolayı 22 kişiye toplam 266 yıl hapis cezası verildi. Davada değişik konularla ilgili suç duyuruları da dahil olmak üzere yaklaşık yüz ortak dilekçe verildi.

Davanın sürdüğü sırada Dursun Karataş, Bedri Yağan, Sinan Kukul, Mürsel Göleli, Aslan Tayfun Özkök, Aslan Şener yıldırım, Ali Kırlangıç, İbrahim Erdoğan, M. Murat Sözeri, İbrahim Yalçın Arıkan ve Ahmet Fazıl Özdemir kaldıkları cezaevinden firar ettiler.

Dava Devrimci Sol tutsaklarına bildirilmeden 1 Kasım’da sonuçlandırılarak oldu bittiye getirildi. Duruşma hakimi, karar duruşmasında dosyanın incelenmesinin bitirildiğini, duruşmanın sona erdiğini açıklayarak 500 sayfalık kararı okumaya başladı.
Kararı protesto eden Devrimci Sol tutsakları yanlarında getirdikleri pankartları açarak slogan attılar. İzleyiciler, avukatlar ve tutsaklar kararı protesto ettiklerini belirterek salonu terk ettiler. Mahkeme heyeti kararı boş salona okumak zorunda kaldı.
Ama Devrimci Sol Ana davası tarihe, tüm bu özelliklerinin ötesinde ceza korkusunun teslim alamadığı, yargılanan değil yargılayan tutsak tipiyle, faşizmin tüm kurallarının reddedildiği bir dava seyriyle ve devrimin ve sosyalizmin savunulduğu, aynı zamanda Türkiye devrimi açısından teorik-ideolojik bir önem de taşıyan savunmasıyla geçti. Türkiye halkları bu davada, cuntanın kurduğu kürsülerin devrimci irade ve kararlılıkla, siyasi cesaretle cuntanın ve faşizmin yargılandığı devrimin kürsülerine dönüştürülmesine tanık oldu.

1-3 Kasım 1997 – HALK MECLİSLERİ ANKARA’YA YÜRÜDÜ

Halk Meclisleri Susurluk kazasının 1. yıldönümünde gerçek suçluların, gerçek katillerin Ankara’da olduğunu söyleyerek, adalet için, halk iktidarı için “Hedef Ankara” diyerek Ankara’ya yürüme kararı aldı. Halk, Halk Meclisleri öncülüğünde Ankara’ya yürümeden önce 30 Eylül’den başlayarak başta İstanbul’un gecekondu semtleri olmak üzere Anadolu’da da Eskişehir’den, Ankara’ya, Kütahya’dan, Malatya’ya, Antalya’ya, İzmir’e, Bursa’ya, Bandırma’ya kadar pekçok yerde saat 21.00’de biraraya gelerek Susurluk Devletinden hesap sorma eylemleri gerçekleştirdi.
Ve Halk Meclisleri 3 Kasım’da Ankara’da olmak üzere 1 Kasım’da İstanbul’dan yola çıktı. Güzergah boyunca durdukları Kartal, Gebze, Orhangazi, Bursa sokakları Halk Meclislerinin sloganlarıyla yankılandı.
Halk Meclisleri yürüyüşün başladığı Kadıköy Meydanı’ndan Ankara’ya ulaşan güzergahın gidişi ve gelişinde yollara yerleştirilen polis, asker ve özel timin terörü ve baskısıyla karşılaştılar. Bu baskı Eskişehir’de fiili saldırıya dönüştü. Ve insanlar dövülerek gözaltına alındı. Ancak tüm saldırılara rağmen Halk Meclisleri Ankara’ya ulaştı. Halk Meclisleri adına bir heyet hazırlanan dosyaları Türkiye Büyük Millet Meclisine verdi.



31 Ekim

31 Ekim 1991 – Türkiye Öğrenci Dernekleri Federasyonu (TÖDEF)’in 1. Gençlik Kurultayı 35 ilden gelen öğrenci temsilcileriyle İstanbul’da yapıldı. Küçükçekmece HEP binasında yapılan Kurultay’a polisin saldırması sonucu 200 öğrenci gözaltına alındı.

31 Ekim 1994 – ÜNİVERSİTELERDEN İKTİDARA UYARI
12 Eylül’den sonra açık faşizmin kurumlaşmasının üniversitelerdeki ayağını Cunta’nın çıkardığı yasayla oluşturulan Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) oluşturdu. Öğrenci gençliğin tüm demokratik haklarını gasp ederek, eğitimde bilimselliği ortadan kaldırarak, düşünmeyen, üretmeyen, kendisinin ve diğer halk kesimlerinin sorunlarına sessiz kalan bir gençlik yaratmaya çalışan YÖK, aynı zamanda öğretim üyelerini de öğrencilerle birlikte teslim almaya çalıştı. Öğretim görevlilerinin özlük haklarıyla birlikte, hemen tüm demokratik hakları gasp edildi. 1402 sayılı yasayla yüzlerce devrimci, ilerici, demokrat bilim adamına üniversite kapıları kapandı. Kürsüler gerici-faşist kadrolaşmaya açıldı. YÖK’ün bu uygulamalarından geriye kalan diğer öğretim üyeleri de köşelerine sinerek sessiz kalmayı tercih ettiler. Yıllarca ufak çaplı eylemlerin dışında sessizliklerini bozmayan öğretim üyeleri, yıllar sonra ’94 yılında bu suskunluklarını kırarak harekete geçtiler.
’94 yeni öğretim yılının açılışıyla birlikte başlayan öğretim üyelerinin protestoları, boykotları ülke çapında yaygınlaşarak büyüdü. 31 Ekim, üniversitelerde tüm üniversite kesiminin katıldığı bir eylem günü oldu. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Kayseri, Tekirdağ üniversitelerinde birçok fakültede dersler hem öğretim üyeleri hem öğrenciler tarafından boykot edildi. Yürüyüşler, protesto gösterileri düzenlendi. Eylemler, boykotlar, öğretim üyelerinin 12 Eylül’den sonra gerçekleştirdikleri en geniş çaplı protestolar oldu.
İstanbul Üniversitesi bahçesinde gerçekleştirilen Öğretim üyelerinin eylemine destek veren İYÖ-DER’li öğrenciler “İnsanlık, Ulusal, Bilim Adamı, Aydın Onurumuza Sahip Çıkalım, 7() Kasım’da Boykota” sloganıyla öğretim üyelerine birlikte mücadele çağrısı yaptı. Ankara Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri, özlük sorunlarını duyurmak için bir haftalık ders boykotu yaptılar. Boykot eylemi birçok üniversitede büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Bursa Uludağ Üniversitesi öğretim görevlileri 31 Ekim’deki boykota katılarak yürüyüşler yaptılar. İktidarın eğitim politikasını eleştirerek, üniversitelerin özerk olması gerektiğini vurguladılar. Tekirdağ Trakya Üniversitesi’ne bağlı Tekirdağ Ziraat Fakültesi’nde de öğretim üyeleri özlük haklarının yetersiz olduğunu söyleyerek derslere girmediler. Kayseri Erciyes Üniversitesi Senatosu da bir bildiri yayınlayarak iktidarın politikasını eleştirdi. İzmir 9 Eylül Üniversitesi’nde de idari personel ücretlerinin azlığını protesto ederek, hükümete zam taleplerini içeren mektuplar gönderdiler. () ’94 yılında 6 Kasım’ın tatil gününe denk gelmesi nedeniyle gelenekselleşen “6 Kasım Boykotu”nun 7 Kasım’da yapılması kararlaştırılmıştı.

Ekim

Ekim 1982 – “Anayasaya Hayır” kampanyası

12 Eylül faşist cuntası halkın tüm hak ve özgürlüklerini kısıtlamak ve açık faşizmi kurumsallaştırmak amacıyla hazırladığı anayasayı “meşrulaştırmak” için 7 Kasım 1982’de göstermelik bir referanduma başvurdu.
Yıl 1982’ydi. Hemen tüm devrimci örgütler mücadeleden çekilmiş, veya cunta tarafından susturulmuştu. Burjuva muhalefetin bile anayasaya hayır demesi açık terörle engellenmekteydi.
Devrimci Sol bu koşullarda “Anayasaya Hayır” sloganıyla yoğun bir çalışma başlattı. Bildiri, el ilanı, pankart, mektup, yazılama, pullama, telefon gibi yöntemlerle halka “anayasaya hayır” oyu verilmesinin propagandasını yaptı.
Bu kampanya hapishanelerde ve yurtdışındaki eylemlerle daha da güç-lendi. Devrimci Sol Ana Davasının ilk duruşmasında tutsaklar Anayasaya karşı devrimcilerin tavrını açıklayan bir dilekçeyi mahkemeye verdiler ve cuntanın anayasasını protesto eden bir metni topluca okudular.
Yurtdışında ise silahlı silahsız pek çok eylem gerçekleştirildi. Viyana’da yapılan ve TRT’den naklen yayınlanan bir maç sırasında Devrimci Sol’cular “Faşist Cuntanın Anayasasına Hayır” pankartını açtılar. Bu eylemin ardın-dan Türkiye’nin Köln Başkonsolosluğu Devrimci Sol militanları tarafından basılarak işgal edildi. Dışarıda da Devrimci Sol’cular ve Avrupa’lı devrimci-ler “Anayasaya Hayır” sloganıyla gösteri yaptılar. Bu eylemlerle “Anayasaya Hayır” tavrı geniş halk kesimlerine ulaştı

Ekim 1995 – KURTULUŞ ÇALIŞANLARI AÇLIK GREVİNDE

Hemen her sayısı toplatılan, milyarlarca lira para ve hapis cezaları verilen, büroları sürekli polis tarafından basılan, çalışanları gözaltına alınıp işkenceden geçirilen, tutuklanan, infaz edilen, Kurtuluş gazetesinin merkez büro ve Anadolu’daki 17 bürosunun çalışanları gazete üzerinde yoğunlaşan baskı ve saldırıları protesto etmek için açlık grevine başladılar. Coşkuyla sürdürülen açlık grevi boyunca görevlerini de aksatmayan Kurtuluş çalışanları, baskı, tehdit ve saldırılara asla boyun eğmeyeceklerini, gerçekleri yazmaya ve halkın sesi olmaya devam edeceklerini açıkladılar.



29 Ekim

29 Ekim 1923 – Cumhuriyet’in ilanı

29-30 Ekim 1995 – Zafer Yolunda Kurtuluş Gazetesinin matbaa çıkışında polis tarafından 13 çalışanının gözaltına alınması ve gazetelere el konulması Kurtuluş Merkez ve 17 bürosu 30 Ekim’de açlık grevine başladı.

29 Ekim 1995 – KURTULUŞ’A SALDIRI


“Kavganın onurlu sesi Kurtuluş” bir çok kez susturulmak istendi. Birçok kez devletin açık saldırılarına maruz kaldı. Çalışanları birçok kez gözaltına alındılar. İşkencelerden geçirildiler. Cezaevine konuldular. Dergi hakkında toplatma kararları çıkarıldı, yasaklandı, kapatıldı. Bürolar basıldı, talan edildi. Ama Kurtuluş susmadı. Susturulamadı.
29 Ekim’de yapılan saldırı ve gözaltı da bu saldırıların bir halkasıydı.
29 Ekim sabahı matbaa çıkışında 13 Kurtuluş çalışanı gözaltına alınmak istendi. Kurtuluş çalışanları saldırıyı direnişleri ve sloganlarıyla karşıladılar. Yarım saatlik bir direnişten sonra gözaltına alındılar. Polis ellerinde hiçbir toplatma kararı olmadığı halde Kurtuluş’un 16. sayısına el koydu.
Daha sonra da maatbayı basılarak bayi dağıtımına verilmek üzere olan gazetelere ve film montajlarına el konuldu.
Tüm bu saldırılara rağmen Kurtuluş gerçekleri yazmaya devam etmeliydi ve etti. Devrimci Halk Güçleri ve sosyalist basının da sahiplenmesiyle Kurtuluş Özel Sayısı çıkarılarak saldırıların Kurtuluş’u susturamayacağı düşmana gösterildi.
Saldırının ardından gözaltındakilerin serbest bırakılması için Kurtuluş Merkez Bürosunda açlık grevi başlatıldı. Cezaevlerinden, sendikalara, Kürdistan’dan, Giresun’daki fındık üreticilerinden Esenyurt gençliğine, sosyalist basından, öğrencilere, kamu emekçilerine, yurtdışına kadar her yerde dayanışma açlık grevleri yapıldı. Destek mesajları geldi. Kurtuluş’un okurları, yani gerçek sahipleri Kurtuluş’un hiçbir zaman susturulamayacağını, halkın kurtuluş umudunun hiçbir saldırıyla kırılmayacağını Kurtuluş’u sahiplenerek gösterdiler.

29 Ekim 1996 – PKK gerillası Güler Otaş, Sivas’ın Çarşı Karakolu önünde feda eylemi gerçekleştirdi. 3 işkenceci polisin öldüğü, onlarcasının da yaralandığı eylemde Güler Otaş da şehit düştü.



27 Ekim

27 Ekim 1988 – TARİHİ SAVUNMA BAŞLIYOR

İlgili resim

Mahkeme boyunca onlar konuşmuşlardı hep. Gazeteler ve televizyonlar Cuntanın savcıları ve yargıçlarının konuşmalarına yer vermişti. Şimdi onlar, cuntanın yargılamaya çalıştığı Devrimci Sol tutsakları konuşacaktı.
27 Ekim 1988… Devrimci Sol Ana davası savunma aşamasında… Metris Baştabya duruşma salonunda kalabalık bir izleyici grubuyla İsviçre ve Fransa’an gelen birer heyetin katıldığı duruşma, Devrimci Sol önderi Dursun Karataş’ın HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ sözleriyle başlıyor. Bu sözler 46 imzalı ve toplam 1573 sayfadan oluşan ortak savunmanın da başlığıydı aynı zamanda.

27 Ekim 1988’de Metris Baştabya duruşma salonunda haykırılan bu sözler, orada kalmadı, pankart oldu, duvarlara yazı oldu, bildirilere başlık oldu, işçinin, memurun, gecekondulunun, tüm emekçi halk kesimlerinin dilinde slogan oldu. “Haklıyız Kazanacağız” sloganı işte o gün, oradan yayıldı yurdun dört bir yanına.



26 Ekim

26 Ekim 1991 – 90 Temmuz eylemlerinin doruğunda kurulan İlk memur sendikası KAM-SEN, 3. kez açıldı.

26 Ekim 1993 – TÖDEF’li öğrenciler idare-polis işbirliğini ve keyfi uygulamaları protesto için açlık grevine başladılar.

26 Ekim 1993 – Ankara Sincan Belediye işçileri 1990 yılından bu yana biriken alacakları için 18 Ekim’de iş bırakma eylemi başlattılar. Direniş işçilerin taleplerinin kabul edilmesiyle bitirildi.

26 Ekim 1993 – Kastamonu TÖDEF’li öğrenciler polis-idare işbirliğini protesto etmek amacıyla açlık grevine başladılar.

26 Ekim 1994 – İstanbul Haklar ve Özgürlükler Platformu devletin köy yakma, katliam, kayıp, hapishanelerdeki terör politikalarını protesto etmek amacıyla 26 Ekim’de açlık grevine başladılar. Açlık grevi 6 Kasım’da sona erdirildi.

26 Ekim 1994
TELEFONLAR SUSTU, TRENLER DURDU

Haberleşme ve ulaşım işkollarındaki kamu emekçileri Tüm Haber-Sen ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası’nın aldığı karar uyarınca bu işkollarında 26 Ekim 1994’de grevdeydiler. Kamu emekçileri iş bırakma eylemini başta İstanbul olmak üzere Aydın, Balıkesir ve Zonguldak illerinde hayata geçirdiler. Diğer illerde ise toplu vizite, yemek boykotu, kitlesel basın açıklamaları yapıldı.

İş bırakma eylemine katılım yüksek oldu. Çalışanların yoğun olduğu Gayrettepe Telefon Başmüdürlüğü, büyük postahaneler ve posta işleme merkezlerinde işler tamamen durdu.

Tüm Haber-Sen ve BTS üyesi emekçilerin bulundukları yerlerde, “Bu İşyerinde Grev Var” pankartlarının asıldığı işyerleri önünde şenlikler yapıldı. Kadıköy’de 150. Yıl Posta İşleme Merkezi çalışanları Kadıköy meydanına kadar yürüyüş düzenlediler.

Ayrıca aynı gün demiryolu emekçileri de trenleri durdurarak değişik eylemler gerçekleştirdiler. Birleşik Taşımacılık Sendikası’nın eylemine bu işkolundaki derneklerden Demard, Deçad ve Demed de destek verdi.
İstanbul Haydarpaşa ve Sirkeci garlarında banliyö trenleri ile İzmit-Adapazarı trenleri çalışmadı. Ankara, Zonguldak, Sivas, Samsun, Kayseri, Erzurum, Mersin, Gaziantep ve Soma’da çalışanlar ise iş yavaşlatma eylemi yaptılar.

Demiryolu çalışanları sabah iş bırakarak 400 kişilik bir kitleyle Haydarpaşa Garından “Toplu Sözleşme Hakkımız, Grev Silahımız”, “Yaşasın Grevli-Toplu Sözleşmeli Sendika Hakkımız” sloganlarıyla polikliniğe doğru yürüdüler.

26 Ekim 1995 – Filistinli anti-emperyalist müslüman savaşçı ve önder Fethi El Şakaki şehit düştü.

Filistin İslami Cihat Hareketi Genel Sekreteri Fethi El Şakaki 26 Ekim’de Malta’da uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit düştü. Saldırıyı üstlenen olmadığı halde binlerce devrimcinin kanına girmiş İsrail İstihbarat Örgütü MOSSAD tarafından katledildiği biliniyordu.

Dr. Şakaki savaşçı bir örgütün önderi, savaşçı bir Filistinli’ydi. İslami Cihat Örgütünü kurmuş ve hayatının sonuna kadar siyonizme karşı savaşmıştır.
Arafat’ın ihanet anlaşmasına karşı çıkmış, bu anlaşmaya sempatiyle yaklaşanları tavırlarından dolayı eleştirmiştir. Her zaman asıl düşmanın emperyalizm ve bölgedeki işbirlikçileri olduğunu anlatmıştır.

Filistinli güçler koalisyonunda saygınlığı olan ve sözü dinlenen bir kişidir Şakaki. Emperyalizmin işbirlikçisi “müslüman” Ortadoğu devletleri ev örgütlerinin, ve Türkiye’deki birçok “İslamcı” örgütün, partinin tersine, İslamı, zalime ve zalimin zulmune karşı savaştırmıştır. Kendisi de bu temiz duygular içinde yıllarca siyonizme karşı savaşmış ve bu savaşta şehit düşmüştür.



21 Ekim

21 Ekim 1940 – Ernest Hemingway’in ”Çanlar Kimin İçin Çalıyor” kitabı New York’ta basıldı.

21 Ekim 1945 – Fransa’da kadınlar, ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.

21 Ekim 1990 – Genel nüfus sayımı: Türkiye’nin nüfusu 56.473.035

21 Ekim 1993 – LİCE’DE KATLİAM

21 Ekim’de başladı Lice katliamı. Ve 26 Ekim’de sona erdi.Devlet, varlığını sadece katliamlarla, yakıp yıkmalarla, infazlarla hissettirdiği Kürdistan’da bu kez hedef olarak Lice’yi seçmişti. Vahşet günlerce sürdürüldü.
Yaşanan bu katliamdan geride 60’dan fazla ölü, 300 yaralı, ve içindekilerle birlikte yakılmış 228 dükkan kaldı. Ve ardından yaşanan göç. 9600 nüfuslu kentten geriye sadece 300 kişi kaldı. Göç edenler Diyarbakır ya da çevre ilçelere yerleştiler.

Operasyon ilk gün kamuoyuna sıkça yaşanan “olağan” bir çatışma olarak yansıtıldı. Ancak Tuğgenaral Bahtiyar Aydın’ın olay yerine gelirken ölmesi devletin Lice’ye daha fazla saldırı zemini oldu. Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesi katliama gerekçe hazırlamak için kullanıldı.
Ancak devlet “çatışma senaryosunu” sürdürdü. Katliamın ardından çeşitli kurumların yanısıra TAYAD’ın çağrısıyla Marmara Özgür-Der, Halkın Hukuk Bürosu, Tavır Dergisi, FOSEM ve Sağlık-Sen’den temsilcilerin katıldığı bir heyetin Lice’ye gitmesi ve gözlemlerini kamuoyuna açıklamalarıyla oligarşinin “çatışma” senaryosu bozuldu.



20 Ekim

20 Ekim 1978 – Prof. Bedri Karafakioğlu Katledildi

İTÜ Elektrik Fakültesi dekanı Prof. Bedri Karafakioğlu, 20 Ekim’de faşistler tarafından katledildi. Karafakioğlu’nun katledilmesi, bütün halkın, aydınların teslim alınması planının bir parçasıydı.

Bedri Karafakioğlu’nun 22 Ekim 1978’de yapılan cenaze töreni de devrimcilerin önderliğinde onbinlerin katılımıyla “faşist terörü” protesto gösterilerine dönüştürüldü.

20 Ekim 1998 – Özgür tutsaklar ülke genelinde hapishanelerde direnişe başladılar.



17 Ekim

17 Ekim 1970 – DEV-GENÇ 5. Kurultayı

İlgili resim

17 Ekim 1994 – Öğretim üyeleri hükümetin verdiği sözleri tutmamasını protesto etmek için 17 Ekim’den başlayarak pek çok üniversitede derslere girmeme eylemi yaptılar. Öğretim Elemanları Sendikası da 7 Kasım’dan itibaren Türkiye genelinde üç günlük boykot çağrısı yaptı.

17 Ekim 1994 – Kürdistan’da baskılara protesto

Devrimci Halk Güçleri Kaynarca’da E-5 karayolunu trafiğe keserek, devletin Kürdistan’da uyguladığı köy yakma ve boşaltma uygulamalarını protesto etti.

17 Ekim 1995 – Binlerce kamu emekçisi alanlarda. Kamu sektöründeki işçilerin grevleri sürerken, alanlarda emekçilerin taleplerinin haykırılmasının yanısıra diğer halk kesimleri için de ortak hareket zemini yarattı.
İstanbul Avrupa ve Anadolu yakasında onbinlerce emekçi sloganlarla yürüdü. Aynı şekilde Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve birçok şehirde yürüyüşler yapıldı. Haklar ve Özgürlükler Platformu, DLMK, Devrimci Tutsaklarla Dayanışma ve Mücadele Platformu da pankartları ve sloganlarıyla kamu emekçilerine destek verdiler ve kendi taleplerini haykırdılar.



15 Ekim

15 Ekim 1966 – Amerika’da Öz-Savunma İçin Kara Panterler Partisi 15 Ekim 1966’da kuruldu; daha sonra ismini Kara Panterler Partisi (KPP) olarak değiştirerek Kara Panterler Partisi olarak kullanıldı.

15 Ekim 1993 – KAMU EMEKÇİLERİ ALANLARDA

15 Ekim’de kamu emekçileri iktidarın kamu çalışanlarına verdiği düşük ücret zammının ikinci taksidini protesto etmek için alanlardaydı. Kamu emekçileri alanlara çıkmak için önce sendikalarından kaynaklanan engelleri aşmak zorunda kaldılar. 15 Ekim öncesinde yapılan KÇSP’nin Genel Merkezler düzeyindeki toplantılarından çıkan sonuç “biz yapamayız” oluyordu. BEM-SEN ve SAĞLIK SEN’in getirdiği iş bırakma ve merkezi bir yerden yürüyüşe geçme önerisine “olumlu” bakılmadı.

Sonuçta 14 Ekim’de Anakent Belediyesi önünde bir basın açıklaması yapan BEM-SEN’li memurlar kamuoyuna ertesi gün iş bırakacaklarını ve Anakent Belediyesi’nin önünden yürüyüşe geçeceklerini açıkladılar. 15 Ekim’de bulundukları işyerlerinde iş bırakıp, Anakent Belediyesi önünde toplanan BEM-SEN, SAĞLIK-SEN, EĞİT-SEN ve TÜM BEL-SEN 6 No’lu Şube üyesi yaklaşık 2000 memur yürüyüşe geçtiler. Eylemi diğer belediyelerde çalışan işçiler de desteklediler. Devrimci Mücadelede İşçiler, çeşitli işkollarında örgütlü bulunan Özelleştirme ve İşçi Kıyımına Karşı Mücadele Komiteleri ve Grev ve Direnişlerle Dayanışma Komiteleri de pankartlarıyla, sloganlarıyla kamu emekçilerinin yanında oldular.

15 Ekim 1995 – İŞÇİLERİN HÜKÜMETE “GÜVENSİZLİK OYU” MİTİNGİ

Yüzbinlerce işçi grevdeydi. Çiller hükümetiyse işçilerle görüşme bile yapmıyor, adeta meydan okuyordu. 15 Ekim’de Ankara Kızılay Meydanı’nda işçiler bu meydan okumaya cevap vereceklerdi. Onbinlerce işçi 15 Ekim’de iktidarın tüm engelleme çabalarına rağmen, bütün barikatları aşarak meydana geldiler. Aylardır, toplu sözleşmeleri yapılmayan ve grevde bulunan işçiler daha il-ilçe çıkışlarında polisin çıkardığı zorlukları aşarak, Ankara girişinde çatışarak mücadelede istek ve kararlılıklarını dile getirdiler.

TÜRK-İŞ yönetimi kendisinden beklendiği gibi bu potansiyeli ekonomik taleplerin yanısıra demokratik hak ve özgürlükleri iktidara dayatan bir güce dönüştürmek yerine korkakça davranarak uzlaşmacı misyonunu oynadı. Aynı gün ayrıca yeni kurulan hükümetin güvenoylaması yapılacaktı. İşçiler bu eylemiyle hükümetin güvenoyu almamasını sağladılar. Ancak iki gün sonra sarı sendikacıların ihanetine uğradılar. İşçilerin bu kararlılığı ve coşkusu TÜRK-İŞ yönetimi tarafından törpülendi. İlk grev erteleme kararı karşısındaki tavırsızlıkla hükümete cesaret verildi. İktidar Türk-İş’in ağalarını birbirine düşürmek için manevralar yaptı ve başarılı da oldu. Sonuçta yüzbinlerin grevi, Kızılay’da çatışarak gelen kararlılık, başarabileceğinin, kazanabileceğinin çok çok altında bir anlaşmayla bitirildi.

15 Ekim 1997 – Aralarında DLMK’lıların da bulunduğu Mamak Yunus Emre Ticaret Lisesi öğrencileri okulun su borcunun öğrencilerin sırtına yüklenmesini protesto etmek amacıyla boykot yaptılar.



13 Ekim

13 Ekim 1920 – Şark Demiryolu işçileri greve çıktı.

13 Ekim 1968 – Avustralya’ya ilk Türk işçi kafilesi hareket etti.

13 Ekim 1972 – Sümerbank’ın 5 ildeki 13 mağazasında grev başladı.

13 Ekim 1977 – Dört Filistinli bir yolcu uçağını Somali’ye kaçırdı ve Kızıl Ordu mensubu 11 tutuklunun salıverilmesini istedi.

13 Ekim 1991 – Eski MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) müsteşarı emekli Orgeneral Adnan Ersöz, ölümle cezalandırıldı. Ersöz’ü Devrimci-Sol militanlarının cezalandırdığı açıklandı.

13 Ekim 1994 – İnsan haklarından Sorumlu devlet Bakanı Azimet Köylüoğlu Amerikanın Sesi Radyosu’na, “600 köy ve 800 mezranın yakıldığını” açıkladı.

13 Ekim 1994 – DERSİM’DE VAHŞETE PROTESTO
Dersim’i de Şırnak’a, Kulp’a, insansızlaştırılan kentlere benzetmeye çalışan devlet, gerillaya yardım ettikleri gerekçesiyle Dersim’in hemen hemen bütün köylerini göçe zorluyor. ’94’ün Eylül, Ekim ayları bu politika doğrultusunda baskı ve terörün tırmandırıldığı bir dönem oldu. Köyler boşaltıldı. Ormanlar yakıldı. Onlarca kişi gözaltına alınıp işkenceyle katledildi.

Kendi topraklarından değişik nedenlerle göç edip diğer kentlere yerleşen Dersim’liler, baskı ve katliamlara sessiz kalmadılar. Çeşitli devrimci, demokrat kurumların da katılımıyla bir kampanya şeklinde telgraf çekme eylemleri, basın açıklamaları, Meclis’e yürüyüşler yapıldı.
13 Ekim’den itibaren Sarıgazi SHP belde teşkilatında yapılan üç günlük açlık grevinin ardından, 15 Ekim’de Kürdistan’da yapılan ev ve köy yakma uygulamalarını protesto etmek için bir yürüyüş düzenlendi. Ana cadde trafiğe kapatılarak, sloganlarla devletin Dersim’de yaptığı vahşet protesto edildi.

İzmir HADEP İl binası ile Buca ve Çiğli ilçe binalarında 4 günlük kitlesel açlık grevleri yapıldı. Dersim Cumhuriyet Lisesi’nde ise katliamlar bir forumla protesto edildi. Aynı günlerde yurtdışında da protesto eylemleri sürdü. Almanya, İngiltere, Yunanistan’da devletin köy yakma vahşeti protesto edildi.



10 Ekim

10 Ekim 1969 – Fikir Kulüpleri Federasyonu 4. Kurultayı’nda federasyon “Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu” (Dev-Genç) adını alır.

İlgili resim

10 Ekim 1987 – Behice Boran öldü. ABD’de sosyoloji öğrenimi gördü… DTCF’de doçent iken politikaya katıldı… TİP Genel Başkanlığı yaptı… TİP-TKP’nin birleşmesi fikrinin mimarlarından biriydi…



9 Ekim

9 Ekim 1967-Che Guevara’nın ölüm yıldönümü

9 Ekim 1994 – HALK, PARTİ-CEPHE’NİN İLANINI COŞKUYLA KARŞILADI – Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin ilanı halk tarafından coşkuyla, sevinçle karşılandı. / 9 Ekim akşamı İstanbul’da aynı anda yapılan şenliklerle DHKP-C’nin kuruluşu kutlandı. Gazi’de havai fişeklerin atılmasıyla başlayan şenlikte halaylar çekildi. Devrimci Halk Güçleri imzalı Parti-Cephe’yi selamlayan pankartın alana girmesiyle coşku artarken, Güçleri yika sloganlarla DHKP-C’nin kuruluş ilanı duyuruldu.
Gebze’de Devrimci Halk Güçleri tarafından yapılan şenlikte sloganlar atıldı, söylenen marşlar, çekilen halaylarla Parti-Cephe’nin kuruluşu kutlandı. Sarıgazi’de de şenlikler yapıldı. DHKP-C’nin çağrısı okunarak halk Cephe saflarına çağırıldı. Havai fişekler ve sis bombaları arasında sloganlarla halaylar çekildi, türküler söylendi.
Sonraki günlerde de İstanbul’un değişik gecekondu semtlerinde kutlamalar devam etti. Bunun yanısıra İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Zonguldak gibi bir çok yerde Parti-Cephe’yi ve önderini selamlayan pankartlar asıldı, yazılamalar yapıldı. Parti-Cephe’nin kuruluşu hapishanelerde ve yurtdışında da şenliklerle kutlandı.*



8 Ekim

8 Ekim 1978 – BAHÇELİEVLER KATLİAMI

Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’li genç, evlerini basan faşistler tarafından birbirlerinin gözleri önünde telle boğularak, tek tek dışarı çıkarılıp başlarına kurşun sıkılarak vahşice katledildiler. Katliamı gerçekleştiren katillerin başında Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı vardı. Haluk Kırcı daha sonra yakalandı ve katliamı nasıl vahşice gerçekleştirdiklerini itiraf etti. Ülkü Ocakları Derneği 2. Başkanı Abdullah Çatlı ise bu davadan “beraat” ettirildi. Bu katliam, Susurluk’un “vatan için kurşun sıkan şerefli” kahramanı Çatlı’nın ve MHP’nin bugün büyük bir gayretle af yasasına dahil etmeye çalıştığı Haluk Kırcı’nın onlarca katliamından yalnızca biriydi.

8 Ekim 1980 – Kurtuluş örgütünden Necdet Adalı 12 Eylül faşist cuntası tarafından idam edildi.



7 Ekim

7 Ekim – Dünya Evsizler Günü

7 Ekim 1967 – 6. Filo’nun Türkiye Ziyareti – “YANKEE GO HOME!”

“YANKEE GO HOME!” ile ilgili görsel sonucu

Amerikan 6. Filo’su Türkiye’yi ziyaret edecekti. Vietnam halkının kanını döken 6. Filo davetlimiz değildi, yaldızlı davetiyeler göndermemiş, yollarına halılar sermemiştik…

Gençlik günler öncesinden hazırlandı 6. Filo’nun gelişine. Ülkemizi işgal eden, zenginliklerimizi yağmalayan, namusumuza el uzatan bu katiller sürüsü topraklarımıza ayak basamayacaktı.

İTÜ, Yıldız Teknik Okulu ve ODTÜ Talebe Birliklerinin temsilcileri 7 Ekim 1967’de Amerika’yı protesto eden ve karaya çıkışlarını engellemeyi amaçlayan bir miting düzenlediler. Gençler geç saatlere kadar bekledilerse de 6.Filo’dan hiç kimse Dolmabahçe’den karaya çıkmaya cesaret edemedi. Filo komutanı Koramiral William İ. Martin de sabah 09.00’da Dolmabahçe’den karaya çıkması gerekirken, korkudan çıkamamıştı.

Bir helikopterle önce Yeşilköy’e, oradan da başka bir yere uğramadan Amerikan konsolosluğuna gider. Kendini en güvenli hissettiği yer orasıdır çünkü. Uşaklarıyla görüşmelerini yapıp, yine aynı şekilde, helikopterle gemisine döner.

6. Filo’nun gelişi üzerine Fikir Klüpleri Federasyonu (FKF) tarafından yayınlanan bildiride gençliğin kararlılığı şöyle belirtilir: “Amerika’nın Vietnam’daki vahşetine, Türkiye’deki pervasızlığına dur demenin zamanı gelmiştir. Türkiye’de girebileceği iğrenç oyunların tasavvuru, insan bilincinin bu dev savaş makinesiyle mutlaka başedeceği inancımızdan bir şey eksiltmemiştir.” (Türkiye’de Devrimci Gençlik Hareketi Tarihi, sf: 375)

Bu gelişmeler herkesi yerli yerine oturtur. Kimin vatansever, kimin vatan haini olduğu ortaya çıkar. Devrimci gençlik ABD’li askerleri protesto edip, topraklarımıza sokmazken, Türkiye Milliyetçi Öğretmenler Konfederasyonu Genel Başkanı Selahattin Arıkan, “solcuların işi azıtmaları halinde kahraman Türk ordusu müdahale edecek ve Yunanistan’da olduğu gibi komünistlerin hakkını avuçlarına sokacaktır.” diye devrimci gençliği tehdit ediyordu.

Devrimci gençliğin 6. Filo’ya karşı mücadelesi sürer. FKF, 6. Filo limanda kaldığı süre boyunca Dolmabahçe’de açlık grevi yapma kararı alır. 12 Ekim’de açlık grevine başlanır. Ancak egemen sınıflar efendilerine karşı girişilen bu harekete tahammülsüzdür. Polis greve saldırır. Grev çadırı, battaniye, pankart ve Türk bayrağı bile suç unsuru sayılarak toplatılır. Baskılara rağmen “Grev devam edecektir. Buna her gün yeni insanlar eklenecek ve grev çığ gibi büyüyecektir” açıklaması yapılarak eylem yeni katılımlarla sürdürülür.

İzmir’de gençliğin 6. Filo gidinceye kadar sürecek oturma eylemi valilik tarafından yasaklanır. Bu arada karaya çıkabilen Amerikalılar pisliklerini sergilemekte gecikmezler. İstanbul’da 7 Amerikalı, sarkıntılık yapmak, kavga etmek suçlarıyla adliyeye sevkedilir. Onlar bu pislikleri yapıp, sağa-sola saldırırken, polis de onların güvenliğini almaktadır.

15 Ekim’de İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda Amerika protesto edilir. 16 Ekim gecesi Taksim Anıtı’nın önünde ABD bayrağı yakılır…

6. Filo 17 Ekim saat 16.00’da ülkemizden defolup gitmek üzere demir alırken; FKF “Altıncı Filo gidene kadar Açlık Grevi” eylemini saat 18.00’de filo gittikten sonra bitirir.

7 Ekim 1988 – Tuzla’da, İsmail Hakkı Adalı, Fevzi Yalçın, Reha Şen ve Kemal Soğukpınar adlı dört devrimci İstanbul Siyasi şube ekipleri tarafından katledildiler.

7 Ekim 1993 – Almanya Özgür Halklar Komitesi polis tarafından basıldı.

7 Ekim 1998 – Kurtuluş Merkez Bürosu 7 Ekim 1998’de polis tarafından basıldı. Büro talan edildi, gazetenin arşivine el konuldu, çalışanlar merdivenlerden sürüklenerek, dövülerek işkencehanelere götürüldü.

7 Ekim 2007 – 17 yaşındaki Yürüyüş dağıtımcısı Ferhat Gerçek, İstanbul Yenibosna’da polis kurşunuyla vurularak felç edildi..



6 Ekim

6 Ekim 1923 – İstanbul’un emperyalistlerin 5 yıl süren işgalinden kurtuluşu.

6 Ekim 1981 – Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat bir suikast sonucu öldürüldü. Sedat, ABD ve İsrail’le Camp David’de buluşmuş, Begin’le 1978 Nobel barış ödülünü paylaşmıştı.

6 Ekim 1990 – Profesör Bahriye Üçok kendisine gönderilen bombalı paketle katledildi.

6-11 Ekim 1995 – Karadeniz Teknik Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çeşitli eylemlerle har(a)çlar protesto edildi.



3 Ekim

3 Ekim 1992 – Eskişehir Haklar ve Özgürlükler Derneği (ÖZGÜR-DER) polis tarafından basıldı ve geçici olarak kapatıldı.

3 Ekim 1993 – TİYAD Kuruldu

Tutsak ailelerinin yeni bir mevzi daha kazandığı Tutsak ve şehit aileleri, Tutuklu Aileleri ve İnsan Hakları ile Yardımlaşma Derneği (TİYAD)’ı coşkulu bir şenlikle 3 Ekim’de açıldı.



2 Ekim

2 Ekim 1923 – İşgalci emperyalist devletler İstanbul’u terketti.

İtilaf güçleri İstanbul'u terk etti ile ilgili görsel sonucu

2 Ekim 1972 – Esnaf, sanatkar ve bağımsız işverenler ve bunların ailelerine yönelik Bağ-Kur uygulaması yürürlüğe girdi.

2 Ekim 1992 – ABD’ye ait Saratoga uçak gemisinden açılan ateşle, TC. Muavenet buhribi’ndeki beş Türk askeri öldürüldü.

2 Ekim 1994 – Özgür Karadeniz Trabzon bürosu kontrgerilla tarafından bombalandı.

2 Ekim 1992 – Kulpa Saldırı Ve Göç

Devlet Kürdistan’da giderek genişletmeye çalıştığı yasak bölgeler zincirine Şırnak ve Çukurca’dan sonra 2 Ekim’de Kulp’u da ekledi. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 2 Ekim’de öğlen saatlerinde iki jandarma erinin öldürülmesi üzerine Kulp önce kuşatma altına alındı. Halk erken saatlerde evlerine çekildi. Akşam karanlığı çökerken Kulp, tıpkı Şırnak gibi toplarla, kurşunlarla, roketlerle dövülmeye başlandı. Dükkanlar yakılıp, yıkılırken sokağa çıkma yasağı ilan edildi. İlçenin dünyayla bağlantısı kesildi, ilçeye giriş çıkışlar yasaklandı, evler tek tek arandı, çok sayıda insan gözaltına alındı, işkenceden geçirildi. Saldırı 4 gün sürdü. Dördüncü günün sonunda üç saatlik sokağa çıkma izni verildi. Bunun üzerine halk yollara döküldü. 20 bin nüfuslu Şırnak’ı korucu kentine dönüştüren saldırı politikası Kulp’da da göçü dayatıyordu.

Göç sonrasında 7500 nüfuslu kentte sadece 1000 insan kaldı.
Bununla yetinmedi kontrgerilla çeteleri. Kulp’un yanısıra Silopi ve Nusaybin’de saldırıların hedefi oldu. 1 Ekim günü Silopi’de bir polisin öldürülmesi üzerine polisin zorla kepenk kapattırmasıyla başlayan gerginlik akşam saatlerinde elektriklerin de kesilmesiyle birlikte saldırıya dönüştü. Saldırıda halk sığınaklara çekildi ama evler ve dükkanlar hasar gördü. 2 Ekim gecesi ise Nusaybin’in sınır tarafından askerler ilçeye ateş açtılar, ilçedeki asker ve polisler de sivil hedeflere yöneldiler. Telefonlar kesildi, evlere baskın yapıldı ve çok sayıda insan gözaltına alındı.



1 Ekim

1 Ekim 1949 – Mao Zedong önderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti kuruldu; Mao, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı seçildi.

1 Ekim 1960 – Nijerya bağımsızlığını ilan etti.

1 Ekim 1963 – Cezayir devlet başkanı Ahmet Bin Bella, ülkede Fransızlara ait tüm toprakların kamulaştırılması emrini verdi.

1 Ekim 1976 – Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği, TÖB-DER genel merkez ve şubeleri kapatıldı.

1 Ekim 1985 – İsrail, Tunus’taki Filistin Kurtuluş Örgütü, FKÖ bürolarına hava saldırısı yaptı; 68 kişi katledildi.

1 Ekim 1995 – Dinar’da deprem. Yüzlerce insan tedbirsizlikten öldü. Afyon’un Dinar ilçesinde meydana gelen depremde 100’den fazla kişi ölürken yüzlerce kişi yaralandı. Depremler Ekim ayı süresince devam etti.



30 Eylül

30 Eylül 1994 – DHKP-C’NİN KURULUŞ İLANI VE MEHMET TOPAÇ’IN CEZALANDIRILMASI

Devrimci Sol, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’ne dönüştüğünde Tarih 30 Mart 1993’tü. Kongre’nin ardından Parti ilanının hazırlıkları yapılırken Parti Cephe’nin önderi Fransız emperyalizmine tutsak düştü. Ancak bu Parti’nin kuruluşunun Türkiye ve Dünya halklarına duyurulmasını engelleyemedi. Partinin kuruluşu eski Adalet Bakanı Mehmet Topaç’ın cezalandırılmasının ardından çıkarılan DHKC 1 No’lu Haber Bülteni ile ilan edildi.

ANAP hükümetlerinde Bakanlık yapan Topaç Bakanlık yaptığı süreçte oligarşinin halka karşı işlediği suçların birinci dereceden sorumluları arasındaydı. Hazırladığı 1 Ağustos Genelgesi ile oligarşi tutsaklara karşı yoğun bir saldırıya girişti. Çeşitli hapishanelerde yapılan saldırılarda yüzlere tutsak yaralandı. Saldırılar Topaç’ın Bakanlığından sonra da devam etti ve bu süreçte havasız araçlarda Aydın Hapishanesi’ne nakledilen tutsaklardan Mehmet Yalçınkaya ve H. Hüsnü Eroğlu katledildi. 9 Ekim 1988’de Tuzla’da dört devrimci katledildiğinde Mehmet Topaç o dönemde de Bakan olarak görev yapıyordu. Topaç’ın cezalandırılmasından sonra, kuruluşu DHKC’nin 1 No’lu Haber Bülteni’nde şunlar söyleniyordu:

“Bizler DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ savaşçıları, / Üzerinde yaşadığımız bu topraklarda yüzyıllardır süren sömürü çarkını kırmak için; / Vatanımızı özgürleştirmek için;
Onu, emperyalistlerin ve bir avuç işbirlikçisinin çiftliği olmaktan çıkarmak için;
İnsanlık onurunu korumak, namusumuz ve şerefimizle yaşamak için; Açlığa, sefalete, yoksulluğa, işsizliğe, hastalığa, ahlaki düşkünlüğe son vermek için,
Bu topraklarda yaşayan tüm ulus ve milliyetlerden halkın kardeşçe yaşadığı, birlikte ürettiği ve paylaştığı Devrimci Halk İktidarı’nı kurmak için;
Başta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalist sömürgeci zalimlerin vahşeti altında inleyen Türkiye’den, bu yaşlı dünyayı bir kez daha sarsmak için DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ önderliğinde savaşıyoruz. (…)
DEVRİMCİ SOL bugün Türkiye ve dünya halklarına verdiği sözü yerine getirebilmek için bir adım daha atmış, PARTİ-CEPHE’yi yaratmıştır. / Emperyalistlere, işbirlikçi hainlere, zalimlere karşı yürüttüğümüz savaşta artık PARTİ-CEPHE silahına da sahibiz…”

30 Eylül 1994 – Zonguldak Maden İşçileri, madenlerin üzerinde oynanan özelleştirme politikalarını protesto amacıyla Zonguldak otobüs terminalinden sendikaya kadar bir yürüyüş gerçekleştirdiler.

30 Eylül 1997 – “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” eylemleri 3. kez başladı.

Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık ile ilgili görsel sonucu

Eylül

1977 – NATO’nun ülkemizde gerçekleştirdiği tatbikatları ve Boğaz’da demirleyen ABD savaş gemilerini protesto etmek için DEV-GENÇ önderliğinde bir kampanya başlatıldı.

Eylül 1977- 1980 – NATO’YA KARŞI KAMPANYALAR

Dev-Genç 1977 Eylül’ünde ülkemizde yapılan NATO tatbikatlarını protesto etmek ve tatbikat nedeniyle boğaza demirleyen ABD savaş gemilerini ülkemizden kovmak için bir kampanya başlattı. Dev-Genç bu kampanyayla ABD emperyalizmini ve NATO’yu Türkiye halklarına tanıtarak teşhir etti. Bildiri, el ilanı, pul, afiş, gösteriler ve toplantıların yanında karaya çıkan ABD askerlerini denize atmayı kapsayan bu kampanya çerçevesinde 28 Eylül 1977’de İTÜ Maçka Maden Binası da Dev-Genç tarafından işgal edildi. Dev-Genç’liler akşam Maçka Maden Binasına girip polisi dışarı çıkararak eylemi başlattılar. İstanbul Devrimci Gençliği kısa sürede burada toplandı. Binanın her tarafı NATO ve ABD emperyalizmiyle girilen ilişkileri teşhir eden pankartlarla donandı. İçerde de seminerler verildi, konuşmalar tartışmalar yapılarak kitlenin anti-emperyalist bilincin pekiştirilmesine çalışıldı. İşgalden sonra meşalelerle Taksim’e yürüyen Dev-Genç’lilerin önü polis tarafından kesilmek istense de yürüyüş sürdürüldü. Taksim meydanında anıta asılan Dev-Genç pankartının altında yapılan bir konuşma ve devrim andıyla eylem bitirildi.


Eylül 1980 – CUNTAYA KARŞI MÜCADELE KAMPANYASI

Devrimci Sol, 12 Eylül’ün hemen ardından “Amerikancı Faşist Cunta 45 Milyon Halkı Yenemeyecek” şiarıyla bir kampanya örgütledi.
Cuntanın terörünün adım adım her alana yayıldığı koşullarda gerçekleştirilen bu kampanya çerçevesinde bir çok eylem hayata geçirildi. Devrimci Sol imzasıyla Türkiye çapında dağıtılan bildirilerde cuntanın geliş nedenleri ve amaçları açıklanarak, halka birlik ve mücadele çağrıları yapıldı. İTÜ öğrencilerinden Devrimci Sol militanı Ahmet Karlangaç ve yurtsever bir örgütten Ekrem Ekşi’nin işkenceyle katledilmesi üzerine İTÜ’de bir günlük boykot yapıldı. Kampanya çerçevesinde yüzbinlerce bildiri, el ilanı dağıtıldı, afiş ve duvar gazeteleri asıldı, başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Elazığ, Malatya, Eskişehir gibi büyük illerde bombalı bombasız pankartlar asıldı, bankalar, emperyalist kuruluşlar bombalanarak tahrip edildi, halk düşmanları cezalandırıldı. Bu kampanyanın tarihimizdeki önemi büyüktür. Yılgınlığın kol gezdiği bir ortamda Devrimci Sol 12 Eylül cuntasına karşı mücadele bayrağını açmış, hiçbir koşulda faşist cuntaya teslim olmayacağını göstermiştir.

Eylül 1990 – Savaş Zamlarına Karşı 18 Bin Şoför Kontak Kapattı
Emperyalist savaşa cepheden destek veren Özal hükümetinin
yaptığı zamlara dur demek için İstanbul’da 18 bin şoför bir kaç gün boyunca kontak kapatarak, trafiğe çıkmama, ya da çıkıp korna çalarak kortejler oluşturarak protesto gösterileri yaptılar.
Zaman zaman çeşitli protesto eylemleri yapan şoförlerin eylemi ilk kez bu denli yaygınlaşıyor ve uzun süreli oluyordu. Siyasi iktidar şoförlerin direnişini engellemek

Eylül 1993 – Kayıp Aileleri Ankara’da

Bu kez Erdoğan Şakar kaybedilmek isteniyordu.

Kayıp aileleri Erdoğan Şakar ve akıbeti açıklanmayan diğer kayıpların hesabını sormak için İstanbul’da açlık grevine başladılar ve ÖZGÜR-DER’li şehit ve tutsak ailelerinin de katıldığı bir heyetle Ankara’ya gittiler.

Ankara’ya gelen kayıp aileleri 16 Eylül günü Ankara Özgür-Der’de bir basın açıklaması yaparak çocuklarının akıbetinin açıklanmasını istediklerini belirttiler. Aynı gün İHD ve diğer demokratik kitle örgütlerine giden aileler Ankara’daki amaç ve hedeflerini anlatıp destek ve dayanışma beklediklerini belirttiler. Ancak İHD bu haklı talebe olumsuz cevap verdi.
Daha sonra aileler Uluslarası Af Örgütü Türkiye temsilcisiyle görüştüler. Erdoğan Sakar hakkında bilgi verdikten sonra, onlarla birlikte bir basın açıklaması yapmak istediklerini söylediler. Onlardan da olumsuz
cevap aldılar.

Aynı gün TBMM İnsan Hakları Komisyon Başkanı Sabri Yavuz, ve Adnan Keskinle görüştüler. Onlar da fazla yardım edemeyeceklerini, adlarının İnsan Hakları Komisyonu olduğunu ancak hiçbir şey yapamadıklarını,
yetkilerinin olmadığını söyledi. Aileler açlık grevine devam ederken pekçok kurum ve milletvekiliyle görüşmelerini de sürdürdüler. Milletvekilleri Sinan Yerlikaya, Salman Kaya ve İbrahim Gürsoy ile görüştüler. 20 Eylül’de SHP Erzincan Milletvekili Ali İbrahim
Tutu ile polisin engelleme çabalarına rağmen görüşerek İçişleri Bakanlığı’ndan randevu ayarlama, basın açıklamalarına katılma, soru önergesi gibi birçok söz aldılar.

23 Eylül günü ise randevu verilmesine rağmen Murat Karayalçın ile görüşemeyen aileler, SHP MYK toplantısına tüm engellemelere rağmen baskın şeklinde girdiler. Aileler “bizi dinleyeceksiniz, burada insan yaşamı
sözkönusu” diyerek bir konuşma yaptılar. Murat Karayalçın’dan heyet oluşturacakları sözünü aldıktan sonra “Sözlerinizin peşini bırakmayacağız” diyerek oradan ayrılan aileler aynı gün açlık grevi eylemine de
son verdiler. *

Eylül 1997 – ALMANYA VE FRANSA’DA POLİS TERÖRÜ

Alman polisi 97 Eylül’ü boyunca Halk Kültür Derneklerine ve üyelerine yönelik Türkiye oligarşisiyle işbirliği içinde yoğun bir baskı ve terör uyguladı.

12 Eylül’ün akşam saatlerinde ve ertesi sabah Almanya’nın Dortmund, Bremen, Hamburg, Berlin ve Bielefeld şehirlerinde 10’un üzerinde dernek, işyeri ve ev baskını yapıldı. Tamamen keyfi olarak yapılan baskınlarda polis bazı yerlerde arama izni göstermeye dahi gerek duymadı. Baskınlarda evlerin kapıları kırıldı, insanlar gözaltına alınarak muhbirlik teklif edildi. Baskın ve gözaltı terörü sonraki günlerde de devam etti. Bremen Halk Kültür Derneği hiçbir yasal belge gösterilmeden kapatıldı. Alman polisinin bu terörüne Fransız polisi de destek verdi. Fransız polisi bir gecede bir çok Türkiyeli anti-faşist ve devrimcinin evini basarak çocuklar da dahil olmak üzere yaklaşık 150 kişiyi kelepçeleyerek gözaltına aldı. Aynı zamanda Paris’teki Anadolu Kültür Derneği de basılarak talan edildi, bütün çalışanları gözaltına alındı. Fransız polisi de Alman polisinin yaptığı gibi gözaltına aldığı insanlara muhbirlik teklif ederek tehditlerde bulundu.



29 Eylül

29 Eylül 1923 – Filistin’de İngiliz mandası resmen yürürlüğe girdi.

29 Eylül 1937 – Çin’de Japon tehdidine karşı güçler birleştiriliyor; Milliyetçi General Çan Kay-şek ile Komünist önder Mao Zedong birlikte davranma kararı aldılar.

29 Eylül 1941 – Kiev’de Nazilerin Babi Yar katliamı başladı. İki günde 60.000 kişi katledildi.

29 Eylül 1976 – İstanbul Profilo Fabrikası işçilerine polis müdahale etti. 1 işçi katledildi.

29 Eylül 1997 – DİSK’TE TASFİYE

12-14 Eylül 97 tarihlerinde yapılan DİSK 10. Genel Kongresinin ardından koltuklarını sağlamlaştıran MGK sendi-kacıları DtSK’e bağlı Genel-İş sendika-sında devrimci işçileri tasfiye harekatı-na başladılar.
MGK sendikacıları Genel-İş sendika-sına bağlı İstanbul 2 No’lu Şube Başka-nı Mehmet Karagöz’ü devlet tarafından kaybedilen DİSK’li işçi Düzgün Tekin’i aradığı, sendikacı Aynur Karaaslan’a sa-hip çıktığı, sendika binasını sattırmadığı, TÜSİAD bildirisini okumadığı ve Ke-mal Türker için yapılan etkinlik nede-niyle disiplin kuruluna vererek ihraç etti. Bu tasfiyeciliğin bir ayağıydı. Diğer ayağında ise bölge şubelerinin kapatıl-ması vardı. 3 Ağustos’ta yapılan Tüzük Kurultayı’nda kapatılmaması yönünde karar çıkmasına rağmen 9 bölge şube kapatılarak, 13 sendikacının işine son verildi.
İşlerine son verilen bölge şube baş-kanları 29 Eylül’de Genel-Iş Genel Mer-kezi’nde bir basın açıklaması yaparak oturma eylemine başladılar. 10 Ekim’de de eylemlerini açlık grevi-ne dönüştürdüler. Devrimci İşçi Hareketi bu süreçte MGK sendikacılarının gerçek yüzünü açığa çıkarmak için yoğun bir kampan-ya gerçekleştirdi. MGK sendikacıları işçilerin gözünde teşhir edildi.*



28 Eylül

28 Eylül 1864 – I. ENTERNASYONAL KURULDU

Birinci Enternasyonal 28 Eylül 1864’te Londra’da Uluslararası İşçi Derneği adıyla kuruldu.

Londra’da düzenlenen toplantıya İngiliz sendikacıları, Fransız işçi delegasyonu, Londra’da yaşayan Alman, İtalyan, Polonyalı ve İsviçreli siyasi göçmenler katıldı. Bu toplantıda “Tüm ülkelerin işçilerinin, uluslararası bir örgütün çatısı altında bir araya gelme çağrısı” karar altına alındı. Enternasyonal’in ilişkileri kısa sürede hemen her kıtaya yayıldı. Enternasyonal bu dönemde grev ve direnişleri yönetip sonuçlandırmaya çalıştı…

1876’da Philadelphia’da toplanan kongrede I. Enternasyonal’in varlığına son verildiği açıklandı.

Enternasyonalizm düşüncesi, sosyalizm tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Çeşitli ülkelerden işçilerin birliği daha 18. Yüzyılın sonundan itibaren kurulmuş olan pek çok örgütün de temel anlayışını oluşturdu.
I. Enternasyonal’in kuruluşunda ilk girişim İngiltere’deki işçi önderlerinden geldi.

22 Temmuz 1863’de İngiliz sendikacıları, Polonya Devrimi ile olan dayanışmalarını dile getirmek amacıyla bir toplantı düzenlediler ve Fransız işçi temsilcilerini de davet ettiler.

Bu toplantının devamı olarak 28 Eylül 1864’de Londra’da düzenlenen toplantıya İngiliz sendikacıları, Fransız işçi delegasyonu, Londra’da yaşayan İtalyan, Alman, Polonyalı ve İsviçreli siyasi göçmenler katıldılar. Bu toplantıda “tüm ülkelerin işçilerinin, uluslararası bir örgütün çatısı altında biraraya gelme çağrısı” tartışılarak karar altına alındı. Uluslararası bir birliğin tüzük ve gündemini tasarlama yetkisiyle İngiliz, Fransız, İtalyan, Polonyalı ve Alman işçi örgütü temsilcilerinden oluşan 32 kişilik bir Geçici Merkez Komitesi seçildi. / 25-29 Eylül 1865’de Londra’da bir konferans toplandı. Konferans iş gününün uzunluğu, kadın ve çocuk emeği, sendikalar, kooperatifler gibi birçok önemli konuyu tartışma gündemine almıştı.

Enternasyonal içindeki akımlar oldukça geniş bir yelpazeyi oluşturuyordu: Kooperatif sosyalizmi, reformist, sendikalist, devrimci, anarşist ve ütopik görüşlerin temsilcileri, Proudhoncular, Fourierciler, Cabetciler, Blankiciler, Bakuninciler ve Marx taraftarı olanlar. / I. Enternasyonal İngiltere, Fransa, Belçika, Almanya, İsviçre, ABD, İtalya ve İspanya’da şubeler oluşturdu. / Enternasyonal’in ilk açık Kongresi Eylül 1866’da İsviçre Cenevre’de, II. Kongresi 1867 Eylül’ünde Lozan’da toplandı. Marx’ın Enternasyonal için hazırladığı program üstüne olan tartışmalar ilk kongrenin gündeminin ana konusunu oluşturdu.

Faaliyeti süresince çeşitli ülkelerdeki işçi sınıfı mücadelesine yön vermeye çalışan I. Enternasyonal’in son kongresi 2 Eylül 1872’de Lahey’de toplandı. 1876 yılında Philadelphia’da toplanan kongrede ise, Enternasyonal’in varlığına son verildiği resmen açıklandı.

28 Eylül 1994 – HADEP üyesi M. Salih Sabuktekin kontrgerilla tarafından katledildi.

28 Eylül 1994 – Elmas Yalçın, Fuat Erdoğan, İsmet Erdoğan. Beşiktaş Arzum Cafe’de polis tarafından katledildiler.

28 Eylül 1994 – Maden işçileri, Amerikan Ticaret Ataşesi’nin Zonguldak’a gelişini protesto için ABD bayrağı yaktılar.



26 Eylül

26 Eylül 1976 – DİSK’İN DGM DİRENİŞİ

Anayasa Mahkemesi’nin 11 Ekim 1975’te iptal ettiği Devlet Güvenlik Mahkemeleri Yasası’nın MC iktidarı tarafından yeniden yasallaştırılmak istenmesi 1976’da Türkiye işçi sınıfı tarihinin en büyük işçi eylemlerinden birine yol açtı.

DGM’leri “sınıf mahkemeleri” ve “sıkıyönetimsiz sıkıyönetim” olarak niteleyen DİSK, 16 Eylül 1976’da bir bildiri yayınlayarak Genel Yas ilan etti. 16 Eylül’de yüzbinlerce işçi Türkiye çapında üretimi durdurdu. Her yanı “DGM’ye Hayır”, “MC’ye Hayır” sloganları kapladı.

Bu gerçekte bir genel grev uygulamasıydı. DGM direnişi üzerine binlerce işçi işten çıkarıldı. 21 Eylül’de DİSK Genel Merkezi arandı. DİSK Yürütme Kurulu üyeleri tutuklandı.

27 Eylül’de Ankara’da demokratik kuruluşlar DİSK’in DGM direnişini desteklemek amacıyla bir miting düzenlediler. DİSK’in DGM direnişinin ardından 11 Ekim 1976’da DGM’lerin işlevi sona erdi.

26 Eylül 1990 – Küçükköy halkı yıkımlara karşı eylemdeydi.

Bir başkan var. “Önce insan” diyerek seçilen bir başkan.
İşte bu belediye 50. Yıl ve Esentepe halkının bin bir zorlukla yapıp vergisini ödediği evler için yıkım kararı aldı. Aslında böyle bir girişim ANAP’lı Belediye tarafından da denenmişti. Sosyal demokratlar o zaman bu girişimi “böyle bir kararla bu kadar evin yıkım kapsamına alınması namussuzluktur” diye eleştirmişlerdi. Şimdi aynı namussuzluğu kendileri yapıyorlardı.

26 Eylül’de 500’ü aşkın insan Küçükköy Betediyesi’- ne doğru yürüyüşe geçti. Dövizlerinde, sloganlarında yalnızca yıkımlar yoktu. “Yıkım, Baskılar, Haksız Savaş Değil, Evlerimizde İnsanca Yaşamak istiyoruz” diyorlardı. En önde taşınan pankartın altında “SULKAD’lı, Esentepe’li Emekçiler” imzası vardı.

Halk Küçükköy Belediyesi’nin önünde toplandığında trafik tıkandı. Polis müdahale ederek kitleye önderlik edenleri gözaltına almaya çalıştı. Ancak kitle kenetlenerek hiç kimseyi polise vermedi. Temsilciler Belediye Başkanıyla görüştüler. Belediye Başkanı “henüz böyle bir karar yok” diyordu. Bu böyle bir kararın olabileceği anlamına da geliyordu. Temsilciler kitleye görüşmeyi aktardıktan sonra, sloganlarla mücadeleye devam edileceği, direnileceği bir kez daha dile getirildi. Ve emekçiler yol kenarlarından kendilerini alkışlayanların arasından yine sloganlarıyla, dövizleriyle yürüyerek semtlerine döndüler.

26 Eylül 1990 – KONTRGERİLLA ŞEFLERİNDEN HİRAM ABAS CEZALANDIRILDI

Hiram Abas emperyalizme ve oligarşiye on yıllarca hizmet etmiş gelmiş geçmiş en deneyimli kontrgerilla şeflerinden biriydi. O katıldığı-yönettiği sayısız katliamların, operasyonların, provokasyonların yanında, kendisi gibi onlarca katili yetiştirmek ve “silahşör” olmakla da ünlüydü.

Ama işte halkın adaleti bu katili arayıp bularak cezalandırdığında ünlü “silahşör” silahını çekmeye bile fırsat bulamamıştı.

DEVRİMCİ SOL BİLDİRİSİ’NDEN

TÜRKİYE VE ORTADOĞU HALKLARININ DÜŞMANI BİR SAVAŞ SUÇLUSU HİRAM ABAS
(…) Örgütümüz tarafından ölüme mahkum edilerek cezalandırılmıştır.
(…) Türk ve Kürt halkları onu, oligarşiye sadık bir uşak olarak yaptığı hizmetlerden, terör eylemleri ve cinayetlerinden tanır. Kendi itirafıyla “kelleyi koltuğa alarak” canla başla çalışmış, 140’tan fazla operasyona doğrudan katılmıştır.
(…) Ülkemiz aydınları onu Ziverbey Köşkü’nden, MİT’in gizli işkence merkezlerinden tanırlar.
Onu tanımayan yoktur.
O, THKP-C önderlerinden yiğit savaşçı Ulaş BARDAKÇI’nın katledildiği operasyonu yöneten ve tetiği çeken biridir.
O, CIA ve MOSSAD’ın işkence yöntemlerini ülkemize taşıyan, işkence uzmanları yetiştiren, işkence tekniklerini yaygınlaştıran bir işkence uzmanıdır.
(…) 1 Mayıs 1977’de on binlerce insana kurşun yağdırılarak 34 devrimci ve yurtseverin katledilmesiyle sonuçlanan katliamı organize edenlerden biri odur.
Faşist MHP çetesiyle işbirliği yaparak, devrimci mücadeleyi engellemek için devlet adına katliamlar ve karanlık cinayetler tezgahlayan Kontrgerillanın önde gelen şeflerinden biri odur.
O, Filistin halkının yürüttüğü mücadelenin meşruluğuna gölge düşürmek için elinden geleni yapan, MOSSAD ile işbirliği içinde Türkiye’deki Filistinli yurtseverlere savaş açan, FKÖ Temsilciliği’ni kapattırmak için komplolar tezgahlayan biridir.
(…) O, halka ve devrimcilere karşı işlediği suçlar yüzünden, bir kez değil, bin kez ölümü hak etmiştir. Örgütümüz onu cezalandırarak, kim olursa olsun halkın adaletinden kaçamayacağını göstermiştir.
(…) Bugün de halka savaş açanlar, savaş suçluları Özal iktidarı ve onun gönüllü hizmetçileri, tıpkı 12 Eylül suçluları gibi, halk ve devrimciler tarafından asla unutulmayacak ve affedilmeyeceklerdir.
Devrimci adalet mutlaka uygulanacaktır!



24 Eylül

24 Eylül 1864 – 1. Enternasyonal’in kuruluşu.

24 Eylül 1973 – Şilili Devrimci Şair Pablo Neruda, Santiago’da öldü.

Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan

Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de

Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.

24 Eylül 1993 – Ankara Demokratik Lise İçin Mücadele Komiteleri, Mimar Kemal Lisesi’nde alternatif bir açılış düzenledi. DLMK’lı öğrenciler düzenlenen açılışta, faşist okul yönetimi ve öğretmenlerin saldırısına uğradı.

24 Eylül 1996 – Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 12 siyasi mahkum dövülerek katledildi.



23 Eylül

23 Eylül 1939 – Sigmund Freud öldü.

23 Eylül 1969 – TAYLAN ÖZGÜR KATLEDİLDİ

ABD ve onun Türkiye büyükelçisi Vietnam Kasabı Robert W.Kommer’e karşı meşaleyi ilk tutuşturanlardan Taylan Özgür arkadan kurşunlanarak şehit edildi. Eylül 1969’da yıllardır faşistlerin elinde olduğu için toplanamayan İÜ Talebe Birliği’nin kongresi toplandı. Kongre’ye katılmak için Ankara’dan gelen ODTÜ öğrenci önderlerinden Taylan Özgür sokak ortasında bir sivil polis tarafından vurularak katledildi.

23 Eylül 1990 – Emperyalist savaşa karşı gösteri

1990’ın Eylül’ünde de aynen bugünkü gibi, emperyalistler savaş makinalarını Ortadoğu’ya yığıyor, saldırı hazırlıktan yapıyorlardı. Özal iktidarı bu savaşın doğrudan içinde yeralmak için ülkede baskı ve terörü tırmandırıyor, o günlerin deyişiyle adeta yeni bir “12 Eylül” havası estiriyordu.

Emperyalist savaş ülke içine zamlarla ve terörle yansıyordu. İşte bu süreçte emperyalist savaşa ve savaş zamlarına karşı Devrimci Sol Güçler’in önderliğinde yaygın bir muhalefet örgütlendi. Çeşitli alanlarda Emperyalist Savaşa Hayır Komiteleri kuruldu. Sayısız eylem yapıldı. Bunlardan biri de Devrimci Sol Güçler’in önerisiyle çeşitli kitle örgütleri tarafından yapılmak istenen mitingti.

Miting başvurusu ve devamındaki gelişmeler iktidarın savaş yanlısı politikalarını teşhir ederken savaşa karşı mücadelede bir “mevzi çatışmasına” dönüştü. 16 Eylül tarihinde Demokratik Kitle Örgütleri Platformu’nun Eminönü’nde yapmak istediği miting başvurusu valilik tarafından reddedildi. Bu keyfi engellemeyi protesto etmek için 16 Eylül’de yaklaşık 500 kişinin katıldığı bir gösteri yapıldı.

20 Eylül tarihinde yapılan miting başvurusuna izin verilmemesini protesto etmek için Belediye-İş 1 Nolu Şubesi, Beyoğlu Şubesi, Migros, Paşabahçe Cam, Tersane, İETT işçilerinden ve diğer kitle örgütlerinden toplanan yaklaşık 5000 imza valiliğe iletildi. Buna rağmen izin verilmedi. Ama miting herşeye rağmen yapılacaktı.

Mitingin yapılacağı 23 Eylül günü İstanbul’un merkezi yerleri ve miting yeri olan Bayrampaşa ve civarı polis tarafından tutulmuştu. Devrimci Sol Güçler 23 Eylül’de saat 12.00’de 1500 civarında insanın katılımıyla mitingi Ayvalıdere’de başlattılar. Düzenli kortejler halinde bir kilometrelik yol yüründü ve aynı güzergahtan dönülerek yürüyüş sürdürüldü. Yürüyüş boyunca Devrimci Sol Güçler imzalı “Emperyalist Savaşa ve Savaş Zamlarına Hayır”, “Düşmanımız Ortadoğu Halktan Değil, Emperyalizmdir” pankarttan taşındı ve “Miting Hakkımız Engellenemez”, “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz” sloganları atıldı. Kitle, gösteri sırasında ateş açarak panik yaratıp dağıtmak isteyen polise rağmen kortejler bile bozulmadan yürüyüşü sürdürerek adeta yasaklama ve saldırıya meydan okuyordu. Gösteri sırasında üç polis otosu tahrip edildi.

23 Eylül 1993 – Devrimci Sol Güçler Filistin Kurtuluş Örgütü’nün İsrail’le masaya oturmasını protesto etmek için Ankara’da Filistin Büyükelçiliğinin önüne siyah çelenk bıraktı.

23 Eylül 1994 – Dursun Karataş’a Özgürlük

Devrimci Sol Güçler İstanbul Bayrampaşa’da DHKP-C önderi Dursun Karataş’ın Fransız emperyalizmi tarafından tutuklanmasını protesto etmek amacıyla gösteri düzenlendi. “Yaşasın Önderimiz Dursun Karataş” sloganıyla başlayan eylemde yol molotoflarla ateşe verilerek kesildi. Ardından düzenli kortejlerin oluşturulmasıyla pankartlar eşliğinde yürüyüşe geçildi. Bildiriler dağıtıldı, kuşlamalar yapıldı.



22 Eylül

22 Eylül 1919 – Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası Şefik Hüsnü önderliğinde kuruldu.

22 Eylül 1922 – Damat Ferit Fransa’ya kaçtı.

22 Eylül 1976 – PROFİLO DİRENİŞİ

Profilo işvereninin MESS’in (Madeni Eşyaları İşvereni Sendikası) talimatı ile 18 işçiyi işten atması üzerine işçiler 22 Eylül’de direnişe geçti. Fabrika toplum polislerince kordon altına alındı. 29 Eylül’de bini aşkın polis, altı panzer ve gaz bombalarıyla işçilere saldırdı, fakat buna rağmen işçilerin direnişini kırıp fabrikayı boşaltamadı. 30 Eylül’de polisin Profilo’yu ikinci kez boşaltmak için giriştiği saldırıda Yakup Keser adlı işçi öldürüldü. Jandarmanın denetiminde 500 işçi polis merkezine götürüldü. Çok sayıda işçi gözaltına alındı, bazıları tutuklandı.

22 Eylül 1993 – Konya Haklar ve Özgürlükler Derneği (ÖZGÜR-DER) Valilik emriyle kapatıldı ve kurucuları gözaltına alındı.



21 Eylül

21 Eylül 1947 – Kozlu’da grizu patlaması sonucu 48 işçi öldü.

21 Eylül 1975 – Bedri Rahmi Eyüboğlu öldü.

21-27 Eylül 1993 – Liseli DEV-GENÇ, Liselerin açılmasıyla birlikte, ortaöğretim gençliğinin sorunlarıyla ilgili çeşitli il ve ilçelerde demokratik lise talebini dile getiren eylemler hayata geçirdiler.



19 Eylül

19 Eylül 1893 – Yeni Zelanda kolonisi, kadınlara oy hakkı tanıyan ilk ulus oldu. Bu atılımın öncüsü, 1866’da ”kadın hareketi”ni başlatan Kate Sheppard idi. Küçük bir ada ülkesi Yeni Zelanda’da adaya yerleşmiş İngiliz bir kadın olan Kate Sheppard’ın kadınlarla yaptığı gizli toplantılar, ülkede kadın hareketini alevlendiren en büyük adım oldu. Bu gizli toplantılar zamanla halka açık bir şekilde dile getirildi ve çeşitli yazılar ve direnişlerle ülkede ses buldu.

19 Eylül 1927 – Nikaraqua’da ayaklanmacıların lideri Augusto Sandino hükümet kuvvetlerine karşı taaaruza geçti.

19 Eylül 1935 – Almanya’da Yahudilerin kamu sektöründe çalışmasını yasaklandı.

Tarihte Bugün: 19 Eylül'de Neler Yaşandı?

19 Eylül 1979 – TMMOB tarafından, 54 ilde 736 işyerinde 100 binden fazla mühendis ve mimarın katılımıyla gerçekleştirilen büyük iş bırakma eylemi gerçekleştirildi.

19 Eylül 1994 – ABD emperyalizmi 20 bin askeriyle Haiti’yi işgal etti. Haiti’deki cuntanın şefi Cedras’ı bir gecede teslim alan ABD, “ülkede demokrasi ve istikrar sağlamak” gerekçesiyle işgalle birlikte Haiti yönetimine el koydu.

19 Eylül 1996 – İzmir Adatepe’de gecekondu yıkımı

Adatepe’de 150’ye yakın gecekondu yıkıldı. Evlerinin yıkılmasına engel olmaya çalışan Adatepeli’lerle polis arasında çıkan çatışmalarda birçok kişi yaralandı, 5 kişi gözaltına alındı.



18 Eylül

18 Eylül 1931 – Sovyetler Birliği Milletler Cemiyeti’ne girdi.

14-20 Eylül 1994 – “HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI” kuruldu.

Devrimci Halk Güçleri 1994 Eylül’ünde tüm devrimci, demokrat kişi ve kurumlara bir çağrı ve öneride bulundular.

Haklar ve Özgürlükler Platformu’nun girişimiyle gözaltılara, katliamlara, kaçırmalara anında müdahale edebilmek, zulüm düzeninin önüne yeni bir barikat oluşturmak amacıyla “Halkın Acil Müdahale Hattı” oluşturuldu.
Bem-Sen, OKM, Özgür-Der gibi kuruluşlar, telefonlarını, fakslarını bu hattın hizmetine vererek çağrıyı desteklediler.

ÇAĞRI METNİ
İnsan Hakları İhlallerine Karşı
“HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI”
(…)
Düzenin kendi koyduğu yasaları bile hiçe sayarak “orman kanunu”nu işlettiği, insanca yaşamanın ve can güvenliğinin tüm koşullarının ortadan kaldırıldığı şu günlerde birbirimize daha sıkı kenetlenmek, baskılara-yasaklara birlikte karşı çıkmak, ARTIK YETER! demek bir insanlık görevi haline gelmiştir.
(…)
Öyleyse; insanı ve insana ait tüm değerleri korumak için harekete geçelim, el ele verelim ve bu suçlara anında müdahale ederek engel olmaya çalışalım.
Çağrımız insanım diyenedir, çağrımız ilericiyim, devrimciyim diyenedir.
Bu amaçla tüm duyarlı DKÖ yöneticileri, sendikalar, halktan yana sanatçılar, yazarlar, hukukçular, doktorlar ve her meslekten İNSANLARAdır. İnsan hakları ihlallerinin önüne birlikte set olalım. İnsanca yaşamak ve yaşatmak için “HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI”nı birlikte oluşturalım, mücadele edelim.
(…)
Diyelim ki; evinizden işinize veya işinizden evinize giderken birtakım “karanlık güçlerce” bir insan zorla kaçırılmak isteniyor. Kaçırılmaya çalışılan insan adını haykırarak “öldürüleceğini, gözaltında kaybedileceğini” söylüyor. NE YAPACAKSINIZ?
Kime, nereye bildirecek, müdahale edilmesini isteyeceksiniz?
Veya, bir yakınınızı, komşunuzu geceyarısı evinden apar-topar götürdüler. NE YAPACAKSINIZ?
Veya işyerinizde, fabrikada, toplu taşıma aracında çalışıyorsunuz. Yanıbaşınızda çalışan arkadaşınız veya otobüs-minibüs-dolmuştaki, trendeki bir yolcu, yine aynı karanlık güçlerce kaçırıldı. NE YACAKSINIZ?
Kime, hangi kuruma, kuruluşa haber verecek, nasıl müdahale edeceksiniz?
Veya; oturduğunuz mahallede bir ev, bir apartman dairesi yüzlerce polis tarafından kuşatılmış, çatışma sürüyor. Yaşanan onlarca örnek ışığında oradaki insanların katledileceğini biliyorsunuz. Duruma müdahale edildiğinde ise yüzde-binde bir şans da olsa kuşatılmış insanları katliamdan kurtarabilmek, yaşatabilmek mümkün.
NE YAPACAKSINIZ?
Nereyi, kimleri, hangi kurumu-kurumları arayacak, anında müdahale edilmesini isteyebileceksiniz?
İşte tüm bu gerçekler ışığında insan hakları ihlallerine karşı;
“HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI”nı oluşturmak, ihlallere, kayıplara, yok etmelere karşı birlikte mücadele etmek bir insanlık görevi haline gelmiştir diyoruz.
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI günün 24 saati açık olan ev, işyeri, kurum, büro telefonlarından, fakslarından vb. iletişim ağından oluşmalı; gelen uyarıyı, müdahale çağrısını-talebini, gece-gündüz demeden, anında müdahale edebilecek tüm kurum, kuruluş ve kişilere iletmekle, birlikte müdahale etmeyi organize etmekle yükümlü ve sorumlu olmalıdır.
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’na katabileceğiniz bir telefon numarası, bir faks numarası, bir tele-sekreter vb.;
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’nın oluşumu için harcayacağınız maddi-manevi küçük bir çaba;
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’nın iletişiminde veya müdahalelerinde alacağınız bir görev, insana, insanlık onuruna, yaşam hakkına sahip çıkmaktır.
Katledilenler, işkence görenler, kaçırılıp gözaltında kaybedilenler, bu vatanın, bu halkın evlatlarıdır.
Katliamları yapanlar-yaptıranlar, katliamlardan sonra sokakta alkış tutanlar, emekçi halkımızı bu onursuz davranışa ortak etmeye çalışanlar, bir avuç halk düşmanı ve vatan hainleridirler.
HALKIN ACİL MÜDAHALE HATTI’nı kullanarak, bilgi vererek, müdahale ederek, yok edilmeye çalışılan yaşamları, ayaklar altına alınmaya çalışılan insanlık onurumuzu koruyalım. Katliamlar, işkenceler, baskılar önünde set oluşturalım.
Unutmayalım ki akan bizim kanımızdır, yiten bizim canımızdır. Yine unutmayalım ki BU VATAN BİZİMDİR…

18 Eylül 1996 – Karanfilköy’de Gecekondu Yıkımlarını Protesto

Karanfilköy halkı Sultanahmet Adliyesi’nin önünde gecekondu yıkımlarını ve İnterstar spikeri Engin Ardıç’ı protesto etmek amacıyla 700 kişiyle bir gösteri yaptılar.



16 Eylül

16 Eylül 1961 – Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamı

16 Eylül 1976 – Devlet Güvenlik Mahkemeleri yasa tasarısına karşı DİSK tarafından kararlaştırılan “genel yas” eylemi yapıldı.

16 Eylül 1991 – Küçükarmutlu’da “Okul” Protestosu – Küçükarmutlu’da oturan ilk ve ortaokul öğrencilerinin “oturdukları yerden dolayı” çevre okullara kabul edilmemeleri nedeniyle, 16 Eylül’de 400 kadar veli ve öğrencinin katıldığı bir protesto gösterisi yapıldı. Yakasız okul kıyafetleriyle gösteriye katılan öğrenciler, “Eğitim Hakkımız Engellenemez”, “Küçükarmutlu’da Oturmak Suç Mu?”, “Diğer Çocuklardan Farkımız Ne?” yazılı dövizler taşıdılar.

16 Eylül 1996 – Samsun Pir Sultan Abdal Derneği polis tarafından basıldı. Dernekte Kurtuluş ve Atılım gazetelerinin bulunması ve okurlarının derneği gidip gelmesini gerekçe gösteren polis derneği 15 gün süreyle keyfi bir şekilde kapattı.

16 Eylül 1997 – Kontrgerillacıların serbest bırakılmasına misilleme olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bir kez daha DHKC Savaşçıları tarafından lavlı saldırı düzenlendi.

16 Eylül 1997 – Gazi Davası Trabzon’da

Devletin 12 Mart 1995te Gazi’de yaptığı katliamın ardından açılan dava il il, mahkeme mahkeme halktan kaçırılarak en son Trabzon’a taşınmıştı.
Trabzon’a sürgün edilen dava 16 Eylül’de Trabzon Ağır Ceza Mahkemesinde başladı.
Davaya katılımı sağlamak için çeşitli kurumların biraraya gelerek oluşturdukları Gazi Davası Komitesi günler öncesinden çalışmalarına başladı. Toplantılar, çağrılar yapıldı, kararlar alındı, halkın davayı sahiplenmesi istendi.
Bu çalışmaların sonucunda İstanbul’dan Trabzon’a hareket etmeden önce Gazi Cemevi önünde toplanılarak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada talepler sıralandı ve davanın peşinin bırakılmayacağı vurgulandı.
Açıklamanın ardından Gazi Halk Meclisi, şehit aileleri, Gazi Cemevi, diğer Halk Meclisleri ve Haklar ve Özgürlükler Platformu’nun oluşturduğu dön otobüs ve diğer çevrelerin oluşturdukları bir otobüs Trabzon’a gitmek üzere alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde hareket etti.
Konvoya daha sonra Okmeydanı ve Nurtepe-Güzeltepe Halk Meclislerinin oluşturdukları bir otobüs daha katıldı.
işkenceciler, konvoyu Trabzon’a kadar takip ederek halk üzerinde tedirginlik yaratmak istediler. Birçok yerde otobüsleri keyfi biçimde durdurarak halkın davaya katılmasını engellemeye çalıştılar. Ancak bu çabalan sonuç vermedi. Halk polis kordonu eşliğinde mahkeme bahçesine girdiğinde Devrimci Halk Güçleri tarafından karşıladı. Ardından pankartlarla düzenli kortejler oluşturularak yürüyüşe geçildi. Burada da bir açıklama yapıldıktan sonra adalet isteyen sloganlar atıldı. Halktan sadece bir kısmının içeri alındığı dava yaklaşık dört saat sürdü. Mahkeme sonucunda sekiz polis hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarken davanın İstanbul’a yakın bir yere alınması için girişimlerde bulunulacağı kararı da alındı.
Gazi Davası yaklaşık iki buçuk yıl sürüncemede bırakılmasına rağmen halk devletten hesap sormak, şehitlerini sahiplenmek için davanın peşini bırakmayarak, “dünyanın öbür ucunda da olsa” davayı sahipleneceğini, şehitlerini unutmayacağını gösterdi.



15 Eylül

15 Eylül 1910 – Osmanlı Sosyalist Fırkası kuruldu.

15 Eylül 1917 – Başbakan Aleksandr Kerenskiy, Rusya’da cumhuriyet ilan etti.

Rus çarının tahttan indirilmesiyle kurulan geçici hükümette Aleksandr Kerenskiy başbakan oldu. Ekim devriminden önceki durakta Rusya Cumhuriyetini ilan etti. Bolşeviklerin iktidarı ele geçirmeleri üzerine cepheye kaçan Kerenski hükümetini savunacak düzeyde kuvvet toplamayı başaramadı. Mayıs 1918`e değin saklandıktan sonra Batı Avrupa`ya sığındı.

Tarihte Bugün: 15 Eylül'de Neler Yaşandı ?

15 Eylül 1946 – Bulgaristan Halk Cumhuriyeti kuruldu.

15 Eylül 1984 – Dok Gemi-İş, 12 Eylül’den sonra Tuzla’da Desan Tersanesi’nde ilk grev kararını aldı.

15 Eylül 1993 – Gaziantep Kocaoğlan Mahallesinde bulunan bir halı fabrikasında gerekli önlemlerin patronlar tarafından alınmaması nedeniyle, yangın çıkması sonucu 11 işçi katledildi, 29 işçi de yaralandı.

15 Eylül 1997 – Gazeteci Metin Göktepe’yi işkenceyle katletmekle yargılanan 9 polisten 4’ü tahliye edildi.

Gazeteci Metin Göktepe ile ilgili görsel sonucu


14 Eylül

14 Eylül 1867 – Karl Marx’ın yazdığı Kapital’in ilk cildi yayımlandı.

14 Eylül 1971 – Bilim ve Sosyalizm yayınları sahibi Süleyman Ege Lenin’in “Devlet ve İhtilal” kitabı nedeniyle 7,5 yıla mahkum oldu.

14-15 Eylül 1992 – Buca Hapishanesinde tutsakların havalandırma kapılarının erken kapattırılmak istenmesine karşı koymalarını bahane eden idare, tutsaklara saldırdı. İlk saldırıda 20 tutsak yaralandı. Saldırılar ertesi gün de devam etti. Bu saldırıyla birlikte yaralı sayısı 58’e yükseldi. Tutsaklar süresiz açlık grevine başladılar.

14 Eylül 1993 – Emekli Albay Faruk Çelebioğlu Kürt ve Türk halklarına yönelik saldırılara misilleme amacıyla Bostancı-Altıntepe’de Devrimci Sol tarafından cezalandırıldı. / 12 Mart cuntası dönemi işkencecilerinden, aynı zamanda eski Ankara Merkez Komutanlarından Albay Faruk Çelebioğlu, Devrimci Sol tarafından evinin önünde başına sıkılan tek kurşunla cezalandırıldı.Devrimci Sol bu cezalandırma eyleminden birkaç gün önce de İstanbul Birinci Ordu Komutanlarından Orgeneral Doğan Özgöçmen’i, Batmanda kontrgerilla tarafından katledilen Mehmet Sincar’ın katledilmesine misilleme olarak cezalandırmıştı.

14 Eylül 1994 – Devrimci İşçi Hareketi faşistlerin bir odağı olan Ankara Kayaş Yeşilözü Bizim Ocak temsilciliğini bombaladı.

14 Eylül 1996 – Antep’te “Ekonomik Ambargoya Hayır” mitingine 2 bin kişi katıldı.



13 Eylül

13 Eylül 1920 – Mustafa Kemal’in ”Halkçılık Programı” TBMM’ye sunuldu.

13 Eylül 1942 – Nazi Almanya’sı Stalingrad’a saldırdı.

13 Eylül 1991 – Futbolun ”Taçsız Kralı” Metin Oktay, trafik kazasında öldü.

13 Eylül 1992 – Adana’da TKP/ML Hareketi’nin bildirilerini dağıtan Ali Şahin ve Erol Poyraz sokak ortasında katledildiler.

13 Eylül 1997 – İstanbul’da Demokratik kitle örgütleri ve sendikalar Eurogold ve diğer çok uluslu emperyalist şirketleri protesto etmek ve Bergama halkına destek vermek amacıyla Alman konsolosluğu önünde bir gösteri düzenlediler.



12 Eylül

12 Eylül 1969 – Hatay Kırıkhan’da tefecilere karşı 56 köyden binlerce üreticinin katıldığı bir miting yapıldı.

12 Eylül 1980 – Askeri faşist cunta yönetime el koydu.

12 Eylül 1982 – Diyarbakır ölüm orucu şehitleri

İlk direniş kıvılcımını hücresinde kendini asan Mazlum Doğan yaktı. Onu bedenlerini ateşe veren Ferhat Kutay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin, Necmi Öner’ler izledi.

Artık direniş kıvılcımı çakılmıştı, bu kıvılcımın yangın olması kaçınılmazdı. Ateşe dönüşen kıvılcımlar, bulanık bilinçleri aydınlattı. Vahşeti durdurabilmek, teslimiyetin ve ihanetin önüne geçebilmek için 14 Temmuz 1982’de ölüm orucuna başlandı.

Ölümü göze alan bir direniş olmadan, hiç bir şey değişmezdi Diyarbakır’da. Kendini feda eden her tutsak, zulme karşı kararlılıklarını göstermiş, tüm tutsaklara da direnmenin yolunu açmış olacaktı. Eylemin ilerleyen günlerinde gerek vahşice sürdürülen işkenceler, gerekse de itirafçıların bozgunculukları sonucunda eylemi bırakanlar oldu. Ama direnişi her şeye rağmen sürdürenler de vardı.

Kemal Pir 12 Eylül’de, M. Hayri Durmuş 13 Eylül’de, Akif Yılmaz 15 Eylül’de, Ali Çiçek ise 17 Eylül’de şehit düştüler. Direnişin giderek kitleselleşmesi ve tırmanması üzerine işkence yapılmayacağı sözü verilmesiyle eylem son buldu. Bu eylemleri bir çok Ölüm Orucu ve açlık grevi direnişleri izledi…

12 Eylül 1991 – Liseli Devrimci Gençlik yoz, gerici eğitime karşı 1500 kişinin katıldığı “Gelecek Gençliğin” isimli bir şölen gerçekleştirdi. Liseli Devrimci Gençliğin “Gelecek Gençliğin” şöleni 12 Eylül’ün yaratmak istediği apolitik, yoz, gerici eğitimle kafaları köreltilmiş, kısacası tek tip ve robot bir liseli imajına iyi bir cevaptı.

Liselilerin kendi emekleriyle ördüğü şölende, yaklaşık 1500 yüreğin tek bir yumruk haline gelmiş coşkusu, gözlerden okunan kararlılık, kabına sığdırılamayan gençlik gözleniyordu. Tiyatro oyunlarında Spartaküs’ten Seher’e kadar bütün devrim şehitlerini canlandırdılar. Şölenin sonunda Grup Yorum’un türkülerinin eşliğinde halay çeken gençlik “Gelecek Bizim Olacak” diyerek şenliği bitirdi.

12 Eylül 1993 – Gaziantep’te Mücadele Gazetesi bürosu açıldı.

12 Eylül 1993 – Mersin ANAP İl Binası önünde nöbet tutan iki polise yönelik Devrimci Sol Mersin Halk Milisleri tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildi. Eylem sırasında bir polis yaralandı.

12-14 Eylül 1997 – DİSK’in 10. Genel Kurulu İstanbul’da yapıldı. DİSK Başkanlığı’na Devrimci İşçi Hareketi’nin adayı olarak Erol Ekici aday oldu. DİSK 10. Genel Kurulu 12-14 Eylül tarihleri arasında İstanbul Dedeman Oteli’nde yapıldı.

Hükümetten Çalışma Bakanı Nami Çağlar, TİSK Genel Başkanı Refik Baydur, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal el üstünde tutulurken, Rıdvan Budak başta olmak üzere DİSK yönetimi işçilerin kongreye katılmaması için yoğun “güvenlik önlemleri” aldı.

Bir gün önce işçilerin Türk-İş Başkanlar Kurulu’nu basması DİSK yönetimini oldukça tedirgin etmiş olsa gerek ki, kapıya polis yığılmış, konuk kartı olmayanlar içeri alınmıyordu. Delegeler için ayrı, konuklar için ayrı, basın için ayrı kartlar verildi ve her gün farklı renklerde kartlar kullanıldı. Bir işçi örgütü ve bu örgütün başında bulunanlar önlemlerini, düşmana karşı değil, işçilere karşı almışlardı. Kongrede konuşma yapanlardan 1995’te kaybedilen Düzgün Tekin’in annesi Elif Tekin ve Haklar ve Özgürlükler Platformu sözcüsü Oya Gökbayrak, en coşkuyla alkışlanan konuşmacılar oldular.

DİSK Genel Başkanlığına adaylığını koyan Devrimci İşçi Hareketi adayı Erol Ekici Genel Kurul’da MGK sendikacılığını mahkum eden bir konuşma yaptı. Bu konuşmadan oldukça rahatsız olan divan ve Rıdvan Budak konuşma yapıldığı sırada mikrofonun fişini çekerek konuşmayı engellemek istediler. Ardından da salonu terk ederek tahammülsüzlüklerini gösterdiler.

Devrimci İşçi Hareketi kongreye oldukça hazırlıklı girdi. Onlarca işyeri ve bölgede toplantılar yapıldı, binlerce bildiri ve duvar gazetesi, davetiye dağıtıldı, binlerce afiş asıldı, anketler düzenlendi. DİH Kongrede MGK sendikacılığıyla hesaplaşarak MGK sendikacılarını teşhir etti, alternatifin kendisi olduğunu gösterdi. Üçüncü gün yapılan seçimlerde sandıktan yine Rıdvan Budak çıktı. Ama kurul ideolojik olarak işçilerin ve Devrimci İşçi Hareketi’nin kazanımıyla sonuçlandı.



11 Eylül

11 Eylül 1919 – Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti kuruldu.

11 Eylül 1993 – Mersin’de Halk Milisleri, 12 Eylül cuntasının yıldönümünde şehitlerin hesabını sormak için Mersin ANAP il binasına önünde nöbet tutan polislere yönelik bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda bir polis yaralandı.

11 Eylül 1993 – Avrupa DEV-GENÇ “Küba Halkıyla Dayanışma Kampanyası” başlattı.

11 Eylül 1995 – ATAŞ İŞÇİLERİ İŞGALLE KAZANDILAR

Petrol-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Mersin ATAŞ’ta patronun manevraları sonucu aylar sonra başlayabilen toplu sözleşme görüşmelerinde talepleri kabul edilmeyince yürüyüş ve benzeri eylemler gerçekleştiren işçiler, 6 Eylül’de de yüzde yüzlük bir katılımla iş yerini işgal ettiler. İşgal eylemlerinin üç gün süreceğini söyleyen işçi ve sendika yetkilileri patron temsilcilerinin görüşmeyi kabul etmesi üzerine eylemlerini 5 saat sonra bitirdiler. 11 Eylül’de de işçilerin taleplerinin kabul edilmesiyle Toplu İş Sözleşmesi imzalandı.

11 Eylül 2001 – ABD’de İkiz Kuleler ve Pentagon’a yönelik yapılan intihar saldırılarında binlerce kişi öldü…



10 Eylül

10 Eylül 1921 – TKP kuruldu

Ä°lgili resim

10 Eylül 1920 – Türkiye Komünist Fırkası kuruldu

Türkiye Komünist Fırkası’nın birinci kongresi 10 Eylül 1920’de Bakü’de yapıldı. Kongreye değişik alanlardan 74 kişi katıldı. Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin başlangıcı sayılan bu toplantıda faaliyet merkezinin Anadoluya taşınmasına karar verildi ve Mustafa Suphi genel başkanlığa seçildi. Kongrenin hemen sonrasında kurtuluş savaşına katılmak üzere Türkiye’ye gelen Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı Karadeniz’de Sürmene açıklarında katledildiler. TKP’nin yeniden oluşumundan sonraki tarihi ise adeta bir yasallaşma tarihidir ve 1987’de TBKP ile son bulmuştur.

10 Eylül 1993 – LİMAN İŞÇİLERİ DİRENDİ, KAZANDI

1 Mart’ta başlayan ve 7 bin liman işçisini kapsayan toplu iş sözleşmeleri işçilerin kazanımıyla sona erdi. Limanların patronu durumundaki devletin ücret zammını fazla bulması üzerine tıkanan toplu iş sözleşmeleri karşısında, işçiler limanlarda iş yavaşlatma, yürüyüş ve benzeri eylemlere başlayarak tavırsız kalmayacaklarını gösterdiler. Aynı günlerde devletin anlaşmaya yanaşmaması halinde greve çıkacaklarını açıklamaları üzerine, işçilerin bu kararlılığı ve örgütlülüğünü gören devlet geri adım atarak işçilerin taleplerini kabul etti. Sözleşmeye göre ortalama yıllık ücretlerde yüzde 120’lik bir artış sağlanırken, Körfez savaşı döneminde işten atılan 170 işçinin de en kıdemlisinden başlamak üzere geri işe alınmaları işveren tarafından kabul edildi.

10 Eylül 1997 – Ortaköy Barboros pasajında bulunan İdil Kültür Merkezi çalışanlarına faşist bir güruh tarafından saldırı düzenlendi.



7 Eylül

7 Eylül 1992 – KAMU EMEKÇİLERİNDEN “GÜN BİZİM” ŞENLİĞİ

Kamu emekçilerinin örgütlü güçleri KAM-SEN, BEM-SEN ve SAĞLIK-SEN, 7 Eylül’de Ankara’da “GÜN BİZİM” şenliği düzenlediler. Yaklaşık 700 memurun katıldığı gecede, Temmuz eylemleri, “Emperyalist Savaşa Hayır” gösterilerini anlatan dia gösterimi yapıldı. Grup Berivan, Özgürlük Türküsü ve Grup Ekin parçalarıyla, Ayşe Gülen Halk Sahnesi de oyunlarıyla gecede yer aldılar. Şenlik, yeni memur direnişleri yaratmak, memurların haklarını almak ve korumak için, tüm Kürt ve Türk kamu emekçilerinin KAM-SEN, BEM-SEN ve SAĞLIK-SEN çatısı altında birleşmeleri çağrısıyla bitirildi.

7 Eylül 1994 – KÜBA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR

ABD emperyalizminin Küba’ya yönelik ekonomik ve siyasi saldırganlığını artırması 7 Eylül’de Sömürü ve Zulme Karşı Güç Birliği tarafından protesto edildi.
İçinde Haklar ve Özgürlükler Platformu’nun da yer aldığı Güç Birliği 7 Eylül’de Sirkeci büyük postane önünde ABD emperyalizminin Küba’ya karşı saldırganlığını protesto eden bir açıklama yaptı. “ABD Küba’dan Elini Çek” pankartının açıldığı, “Yaşasın Sosyalizm, Yaşasın Küba”, “Küba Halkı Yalnız Değildir” vb. yazılı dövizlerin taşındığı gösteri sonunda Küba’ya destek amacıyla bir imza kampanyası da başlatıldı.
Aynı gün Ankara’da ABD Büyükelçiliği önünde toplanan Ankara Haklar ve Özgürlükler Platformu, Sosyalist İktidar Partisi ve Devrim dergisi tarafından bir açıklama yapılarak Büyükelçiliğe siyah çelenk bırakıldı. Eylem “Küba Halkı Yalnız Değildir”, “ABD Küba’dan Elini Çek” sloganlarıyla bitirildi.



5 Eylül

5 Eylül 1938 – Şili Nasyonal Sosyalist Hareketi’ne bağlı bir grup faşist, Seguro Obrero Olayları olarak bilinen olayda, hükümet güçleri tarafından öldürüldü.

5 Eylül 1990 – Alibeyköy ve Küçükköy halkı 5 Eylül’de açıktan akan ve içine kanalizasyon ve fabrika atıkları karışan derenin kapatılması, çocuk parkı yapılması talepleriyle Küçükköy Belediyesi önüne yürüdüler.

5 Eylül 1990 – Ankara Mamak’ta, Dutluk, Şirintepe, Tepecik mahallelerinde meydana gelen heyelandan sonra evsiz kalan halk sorunlarıyla ilgilenilmeyince, sorunlarını Belediye’nin boş lojmanlarını işgal ederek çözdüler. 5 Eylül’de evlere saldıran zabıtalar halkın direnişiyle püskürtüldü.

5 Eylül 1991 – Nelson Mandela, Güney Afrika’da başkan seçildi.

5 Eylül 1988 – İETT’de çalışan şoförler çalışma koşullarının düzeltilmesi ve ölümlere yaralanmalara neden olan eski, bakımsız İETT filosunun değiştirilmesi için 5 Eylül’de korna çalarak iş yavaşlatma eylemi yaptılar. 19 Eylül’de ise şoförler bir saat viziteye çıkarak işbaşı yapmadılar.



4 Eylül

4 Eylül 1919 – Sivas Kongresi yapıldı. Kongrede “manda ve himaye kabul edilemez” kararı alındı.

4 Eylül 1970 – Şili’de, sosyalist lider Salvador Allende başkan seçildi.

4 Eyül 1990 – Turan Dursun katledildi.

4 Eylül 1993 – DEP Milletvekili Mehmet Sincar ve il yöneticisi Metin Özdemir Batman’da silahlı saldırı sonucu katledildiler.



3 Eylül

3-10 Eylül – SEHER ŞAHİN HAFTASI

TÖDEF’li öğrencilerin üniversiteye yeni gelen öğrencilere yardım amacıyla açtıkları masalara tahammül edemeyen polis, her gün okulları basarak aileler ve TÖDEF’li öğrenciler üzerinde terör estirdi. Rehberlik ve Dayanışma Masaları’nın gelenekselleşmesini engellemeye çalıştı. Seher Şahin 3 Eylül 1991’de Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampusü’nde okulu basıp masaya saldıran polis timlerine direnince okulun üçüncü katından atıldı. Beş gün komada kalan Seher Şahin, 8 Eylül’de yaşamını yitirdi.

Seher Şahin üniversitelerdeki kayıtlar başlamadan önce, Rehberlik ve Dayanışma Masaları için: “Bu sene eğitim dönemine daha hazırlıklı girmeliyiz. Masalarımızda kayıtlar için üniversiteye gelmiş yeni öğrencilere kayıtlarda karşılaştıkları zorluklarda yardımcı olurken, ülkemiz ve üniversite gerçekliğini de çok iyi anlatmalıyız. Daha çok insana ulaşıp konuşmalı, onları İYO-DER, TÖDEF çatısı altında mücadeleye çağırmalıyız” diyordu.

TÖDEF’in ilk şehidi olma özelliğini taşıyan Seher Şahin şehit düştükten sonra 310 Eylül arası “Seher Şahin Haftası” ilan edildi ve adı, her yıl açılan ve bir mevzi olarak korunan Rehberlik ve Dayanışma Masaları’nda yaşatıldı. Her yıl polis saldırılarına maruz kaldı bu masalar. Onlarca öğrenci gözaltına alındı. Ama Seher Şahin Rehberlik ve Dayanışma Masaları 7 yıldır öğrenci gençliğin onuru olmaya devam ediyor.

3 Eylül 1992 – Ankara’nın gecekondu semtlerinden Yenidoğan halkı yıkımlara karşı 3 Eylül’de Altındağ Belediyesi önünde toplanarak gösteri yaptı. “Halkız Haklıyız Kazanacağız”dövizlerini taşıyan halk belediye başkanıyla görüştükten sonra dağıldı.

3-4 Eylül 1996 – ABD EMPERYALİZMİ IRAK’A SALDIRDI

ABD emperyalizmi 6 yılda Irak’a gerçekleştirdiği saldırıların yedincisini 3 Eylül sabahı gerçekleştirdi. ABD emperyalizmi özellikle Irak, Libya, Suriye ve İran’a yönelik demagoji ve komplolarla uzun süre saldırının zeminini yaratmaya çalıştı. Saddam yönetiminin 1-2 Eylül tarihlerinde Barzani’yle ittifak halinde Erbil’e girmesiyle, ABD beklediği fırsatı yakalamıştı ve Irak’ın BM kararlarını çiğnediği bahanesiyle Irak’a saldırı başladı. Bombalamalarda pek çok yer havaya uçurulurken, onlarca insan katledildi. Saddam yönetimi saldırı arifesinde ve sonrasında Kuzey Irak’tan çekileceğini açıklayarak Irak halkını ABD saldırısına karşı direnişe çağırdı. ABD emperyalizminin bu saldırısı Amerika’daki başkanlık seçimleri arifesinde hem dünya halklarına bir gözdağı, hem de Clinton için seçim malzemesi oldu.

ABD Irak’ın askeri hedeflerine 4 Eylül’de ikinci bir füze saldırısı gerçekleştirdi. Ama bu kez Körfez savaşı dönemindeki desteği yanında bulamadı. Çünkü ABD Birleşmiş Milletler şemsiyesine gerek duymadan pervasızca bir saldırı düzenlemişti. Bu saldırı karşısında İngiltere, Kanada, Japonya gibi emperyalist ülkeler saldırıya doğrudan destek verirken, Ortadoğu üzerinde farklı hesapları olan Almanya ve Fransa ne onaylayan, ne de protesto eden bir tavır takındılar. Ortadoğu’da ise Mısır, Suriye, Ürdün gibi Arap ülkeleri ve Arap Birliği saldırıyı kınarken emperyalizmin sadık uşağı İsrail saldırıya tam destek verdi.



2 Eylül

2 Eylül 1954 – Ho Chi Minh, yeni kurulan Kuzey Vietnam Cumhuriyeti’nin başkanlığına seçildi.

2 Eylül 1977 – İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde gecekondu yıkımlarına karşı halk direndi, 6 kişi hayatını kaybetti.

2 Eylül 1993 – Grup Yorum’un Kıbrıs’ta vereceği konserler, “emir”le iptal edildi ve grup elemanları gözaltına alınarak sınırdışı edildiler.



Tarihte Bugün – Ağustos


Tarihte Bugün – Temmuz


Tarihte Bugün – Haziran


Tarihte Bugün – Mayıs


Tarihte Bugün – Nisan


Tarihte Bugün – Mart