Film Odası – Her Cuma Bir Film



Uyuyan Ses – La voz dormida

Yönetmen Benito Zambrano

Oyuncular: María LeónInma CuestaAna Wagenerdevamı

Ülke İspanya

“Bu film; mezar başlarında sessizce ağlayan, mahkumlar için kendilerini feda eden, karakollarda, hapishanelerde ve infaz mangaları önünde hayatını yitiren tüm kadınlara bir saygı duruşudur.”

Cumhuriyetçilerin safında direnen kadınlar, İspanya’nın, ”Zil, Şal ve Gül”den ibaret olmadığını göstermiş, İspanya’nın her karış toprağına kanlarıyla ”No Pasaran!” yazmışlardı.

Bu film, Franco rejimindeki, faşizmin pençesindeki kadınların hayatlarını anlatıyor. Katledilen, işkence gören, babasız / kocasız / kardeşsiz bırakılan kadınları…

İspanyol senarist ve yönetmen Benito Zambrano’nun, 2011 yapımı La Voz Dormida’sı (The Sleeping Voice), Madrid doğumlu Dulce Chacón’un aynı adlı romanından uyarladığı bir film. Dilimize Uyuyan Ses olarak çevrilmiş.

Yoldaşlıklarından başka dayanacak ne bir yargının ne bir kurumun olduğu, kilise ve yönetimin el ele; içi ajanlarla, ihbarcılarla dolu faşist rejimine boyun eğmeyen kadınların dayanışmasının öyküsüdür izlediğimiz…

1936 yılında “Cumhuriyetçi Halk Cephesi” yönetimine karşı başlayan İspanya iç savaşı, geride yaklaşık 600.000 insanın yaşamına mal olan bir vahşeti tarihe kaydederken, faşizme boyun eğmeyenler için bitip tükenmek bilmeyen on yılları da peşi sıra getirmiştir. Cumhuriyeti savunanların dağlarda mevzilenmesi ile onlarla ilişiği olduğu düşünülen herkesin yok edilmeye çalışıldığı 1940’lı yıllara mercek tutar Yönetmen Zambrano.

İki kız kardeş üzerinden örülen öyküde; savaş suçlusu Hostensia, hamile olduğu için cezası doğuma kadar ertelenen bir idam mahkumudur. Hortensia’nın  kardeşi Pepita ise politikayı, insanı ağına düşüren siyah bir örümceğe benzeten babasının görüşünü benimseyen ve rahibelerle aynı inanca sahip olduğunu sanan, okuma yazması bile tam olmayan bir kadındır. Ancak film boyunca yaşananlar onları, aynı mücadeleyi veren iki kadın haline getirecektir.

“zindanlar ve mezarlar politikayla ilgilenmeyen insanlarla doludur”



Ekmek ve Güller

Yönetmen: Ken Loach

Ülke: Fransa, İngiltere, İsviçre, İspanya, Almanya

Vizyon Tarihi: 2000

İşçi sınıfının medarı iftiharı yönetmen Ken Loach’un 2000 yapımı bir denemesi Ekmek ve Güller…

Bu filmde, bir grup göçmen işçinin patronlarına karşı başlatmış oldukları milyon dolarlık mücadenin ilginç serüveni beyazperdeye aktarılıyor. Bu hikayede, önce ülkeye yasadışı yollarla yeni giriş yapmış olan Maya’yı izleyeceğiz. Pilar Padilla’nın canlandırdığı Maya, Los Angeles’daki ofis binasında hizmetli olarak kendisine bir iş bulur. Ancak çalışma şartlarının zorluğundan dehşete düşen Maya, Sam (Adrien Brody) ile birlikte iş birliği yaparak, adi bir kapitalist olan zalim patronuna karşı girişilen mücadeleye katılır.
“Ekmek ve Güller” filmi bizlere örgütlü halkı hiç bir kuvvetin yenemeyeceğini bir kezde beyaz perdede göstermekte…

Amerikalı kadın işçiler 1912’de “Ekmek ve Gül istiyoruz” pankartıyla sokağa çıkmışlar ve bu onurlu direniş yıllar sonra Ken Loach’a ilham vermiş.



Gagarin

Yönetmen:  Pavel Parkhomenko

Ülke:  Rusya

Tür:  Tarihi

Vizyon Tarihi:  6 Haziran 2013

Gagarin, uzaya ilk giden Sovyet kozmonotu olan Yuri Gagarin’in hayatını anlatıyor.

İnsanlığın uzaya açılma savaşıyla birlikte, Sovyet insanının gelişimini anlatan bir film.

Uzaya ilk gidiş için havacı subaylar arasında elemeler yapılıyor, biraraya getirilip eğitiliyorlar. Teknik eğitimin yanısıra Sovyet insanı olarak, uzaya ilk çıkış misyonunun önemi vurgulanıyor.

İlk denemelerde teknik bir çok aksaklıklar yaşanıyor. Ama kozmonotların tümü de ölüm pahasına gönüllü oluyorlar.

Pilotlar arasında kıyasıya bir yarış vardır. Sonuçta Gagarin bu yarışın galiplerinden biri olur. Neden Gagarin’in seçildiğinin temelinde ise, bedensel güç ve teknik bilgiden çok iradi davranabilmesi, yoldaşlık ilişkileri ve soğukkanlı olabilmesi vardır.

Neden Gagarin’i seçiyorlar? Çünkü; Gagarin, gönüllü , istekli , mütevazı , inançlı , heyecanlı , alçakgönüllü , emekçi , moralli , fedakar… Ama en önemli özelliklerden biri de kendisini partlatmayan, kendiliğinden parlayan biri olması.

Gagarin’in uzaya çıkışıyla birlikte, kadın, erkek, yaşlı, çocuk, genç herkes, sanki anlaşmış gibi, hepsi birden Kızılmeydan’a ‘uzay bizimdir’ sloganlarıyla akın ediyorlar. Bu aslında, uzayı fethetme savaşından çok kapitalizmle sosyalizmin savaşıdır.

– Gagarin, bir köylü çocuğudur. Uzaya çıkanlar halk çocuklarıdır. Gagarin 1961’de uzaya çıktı. Sonraki bir çok uzay yolculuğunda da gönüllü olmasına rağmen, parti ve Sovyet hükümetinin onu korumak istemesinden dolayı, bu talebi kabul edilmemiş ve Sovyet pilotlarının yetiştirilmesinde görevler verilmiştir. Fakat Gagarin, 1968’de yeni bir uçakla yaptığı bir deneme uçuşu sırasında kazada hayatını kaybetti.

Gagarin filmi, insanlığın bilimsel, teknik ve politik gelişimini anlatan bir film.