Tutsak Sarı Yelekli Thomas’dan Mektup

Aylardır süren Sarı Yelekliler hareketinde bir çok eylemci hapishaneye atıldı. Aralarından biri bir mektup ile sesini ulaştırdı, kendini anlattı… 

Sarı Yeleklilerin 9 Şubat tarihinde gerçekleşen 13. eyleminde gözaltına alınan Thomas P., katıldığı eylem boyunca 4 saat takip altına alınarak sivil polisler tarafından kameraya çekildi. 

Tutuklu yargılanan Thomas, bankalara saldırmakla, polise taş atmakla, Porş markası bir arabayı yakmakla, orduya ait bir aracı tahrip etmekle suçlanıyor.

Bu tutuklamanın devamında Fransız medyası Thomas’ın aşırı şiddetli, « aşırı sarı » bir « yıkıcı » olduğunu anlattı tekrar tekrar.

Thomas ise bir mektup yazarak kendisine yöneltilen suçlamaları sıraladı ve hepsini kabul etti. Thomas mektubunda şöyle yazdı ;

« Adım Thomas. Şu anda hapishanede yatan bir çok Sarı Yeleklilerden biriyim. 3 aydır Fleury-Mérogis’de tutsağım.

Bu eylemleri yaptım, kabul ediyorum. Bunu söylememin daha uzun hapishanede kalmama neden olacağının bilincindeyim. 

Suçlama listesini görünce, benim deli olabileceğimi düşünmek mümkün. Zaten medya beni böyle tanıttı. Benim bir « yıkıcı » olduğumu, « yıkıcı » olarak doğduğumu iddia ettiler nerdeyse. 

Benden sürekli « yıkıcı » olarak bahsedilmesi tam bir ironi benim için çünkü hayatta en çok sevdiğim şey inşaat ve yapım, marangozluk, su tesisatı, kaynak… tamir etmek bunlar benim işim. Gerçi doğru, hiç bir zaman bir polis arabası veya bir banka yapmadım, tamir etmedim.

Bazı medya yayınlarında benim için « canavar » denildi, oysaki hiç bir zaman şiddetli bir kişiliğim olmadı. Hatta tatlı biri sayılırım. 

“Meşru” şiddetle, yasal, polisin şiddetiyle karşı karşıya kaldıktan sonra masum değiliz artık. 

Polisin gözünde kin gördüm, boşluk gördüm ve buz gibi seslerini duydum “dağılın, evlerine dönün.” Saldırıları, gazları, toplu dayakları gördüm. Kanlar içinde düşen insanları, kolunu, gözünü kaybedenleri gördüm. 

9 Şubat günü eylemde bulunduğum gün, atılan bir gaz bombası nedeniyle bir kişinin elinin koptuğunu duydum. Sonra gaz nedeniyle bir şey göremez oldum. Nefes alamıyorduk. Ve o an karar verdim, artık mağdur değil, mücadele eden olmak istiyorum. Bununla gurur duyuyorum. Başımı kaldırdığım için, korkuya yenilmediğim için gurur duyuyorum.

Tabii ki ilk zamanlarda barışçıl olarak katıldım eylemlere. Sorunlarımı daima konuşarak çözdüm, yumrukla değil.

Ancak eminim ki bazı durumlarda çatışma kaçınılmaz. Bu büyük tartışma bazen yanlış ya da hileli yürütülüyor. Tartışmayı açan soruları kendine uygun soruyor. 

Devletin kasası boş deniyor bize ama bankalar zor durumda denilerek milyonlar aktarılıyor. ‘Ekolojik geçiş’ anlatılıyor bize ancak, iklim değişikliğine neden olan üretim ve tüketim sistemi sorgulanmıyor hiçbir zaman. Milyonlarca insan olarak, sistemlerinin çürük olduğunu bağırıyoruz, onlar ise bize sözde nasıl kurtaracaklarını anlatıyorlar. 

Her şeyi kendimiz ele almalıyız ve bizi duvara sürükleyen iktidarlara yalvarmaktan vazgeçmeliyiz.

Biraz ciddiyet, biraz onur gerekli bize. Hayatlarımızı ve doğayı mahveden sistemi, bazı yapı ve şirketleri bir gün zarar veremeyecek duruma getirmeliyiz. Bu harekete geçmemizi gerektirir, seçim yapmalıyız: izinsiz eylemler ya da düzenin sağlanması?

Medyada çok saçmalıklar duyuyorum. Ama birisi bana çok abartılı geliyor. Hayır, hiçbir gösterici ‘polis öldürmeye’ çalışmıyor. Sokak çatışmaların amacı polisin geri çekilmesini sağlamak ve bir yönetim yerine ulaşabilmek ya da sadece sokaklara yeniden sahip olmak. 

17 kasım tarihinden bu yana, savunmasız göstericileri silahlarıyla tehdit den, saldıran, sakat bırakan, gazlayan ‘yıkıcılar’ değil, polistir. Medya bunu anlatmasa da, sokağa çıkan yüzbinlerce insan bunu biliyor. Korkularını, saldırganlık ve tehdit arkasında saklıyorlar. Böyle olduğunda, genelde devrim uzakta değil demektir. »

Thomas mektubunun devamında, « medya hayatım didiklemeden ben anlatayım » diyerek özgeçmişini ele alıyor. Yaşadığı küçük köyden Üniversite okumak için gittiğinde büyük şehirde tanıştığı sosyal mücadeleyi. Ancak Üniversite’den çok, kendi okuduğu kitaplarla öğrenimini sürdürdüğünü, ve « sistemin bir memuru olma niyetim olmadığı için Üniversiteyi terk ettim » diyor. Sonra arkadaşlarıyla alternatif bir yaşam sürdürdüklerini anlatıyor Thomas, kendi hallerinde, kendi imkanlarıyla. Sarı Yelekiler hareketine hiç tereddüt etmeden her şeyiyle katıldığını söylüyor.

Tutaklandığında bir çok destek mesajı aldığını anlatan Thomas, « Bana yüklenen suçlamalar, başkalarıyla birlikte yaptıklarım, aslında kolektif. Ve tam olarak iktidar bundan korkuyor ve bu nedenle bizleri tutukluyor ve birey olarak yargılıyor, birbirimize düşürmek amacıyla. 

İyi vatandaşa karşı, kötü ‘yıkıcı’. Ama çok açık ki, ne cop ne cezaevi bu hareketi durduramıyor. Tüm kalbim sürdürenlerle birlikte. »

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.