Sen nasıl bir soytarısın Sülo?

Bazıları sana soytarı diyor bu günlerde. Anlamını bilmediklerinden olsa gerek.

Soytarı taşı gediğine koyarak güldürendir. Güldürerek  gerçeği açığa çıkarır.  Her kralın bir soytarısı varmış.  Kralların soytarıları tutma sebeplerinin en önemlisi kimsenin söylemeye cesaret edemediğini söylemesiymiş derler. Bir şekilde soytarının mizahı kralın bazı gerçekleri görmesine yardımcı olur. O kadar çok yalaka vardır, o kadar korkak vardır ki çevresinde, cesur birinin varlığı kralın hoşuna gider.   “soytarı ile bilge, kardeştirler, soytarı da, bilge de, zekalarıyla yaşarlar” der komunist bir yazar.* Cesur ve zekidirler soytarılar aslında. Efendisinin ona biçtiği rolün, ondan beklentisinin farkındadır. Rolünü unutup kralın çevresindekiler gibi yalakalık yapmaya kalktığında soytarılığını layığı ile yerine getirememiş olacağını bilir. Hatta soytarıların bazıları cesurluk işini daha ileri taşıyıp işi krala parmak atmaya kadar götürür.

Cesaret ve Zeka… sende bunların ikisi de yok Sülo. Yani sen soytarılık yapamazsın. Zeki değilsin. Cesur değil korkaksın. Şimdi yalakalık yapmanın sebebi, yalakalık yaptığın efendine zamanında ettiğin sözlerdir . Sen yapsan yapsan dalkavukluk yaparsın.

Bak dalkavuğu TDK nasıl tanımlıyor: çıkar ve yarar beklediği ya da kendisinden çıkar sağladığı kimselere, makamca, durumca büyüklere karşı saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse.

Sence de tam seni tarif etmiyor mu Sülo?

Korkundan sabah akşam efendine yaranmaya çalışıyorsun.  

Daha büyük korkun ise halka karşı işlediğin suçlar. Sümüklü mendil gibi kenara atıldığında seni kim korur diye uykularının kaçtığı kesin. Buruşturulup atılmamak için yalakalıkta kimse seninle yarışamıyor.

Gelgelelim yalakalığı da yapamıyorsun. Beceriksizsin. Beceriksiz bir dalkavuksun. Sahibine  yaranmaya çalışırken bir sürü pot kırıyorsun. Pot kırarken  arada güldürdüğün de oluyor.

Bir şeyi gizlemeye çalışıyorsun mesela, beceremiyor daha da görünmesine sebep oluyorsun. Bir yalan atıyorsun ya da,  mumun yatsıya kadar bile kalmıyor, hemen yalanın açığa çıkıyor, rezil oluyorsun. Nefret uyandırıyor yaptıkların ama bazı rezilliklerine de gülmeden edemiyor insan. Hani ağlanacak hale gülünür yo. Öyle bir şey.   Bu yüzden soytarının yaptığı işi de yapıyorsun bazen farkında olmadan.

Acemi bir soytarısın velhasıl.

Aslında acemi soytarı mı desek, beceriksiz dalkavuk mu bilemedik.

Ne soytarılığı yapabiliyorsun ne de yalakalığı. Her şeyi eline yüzüne bulaştırıyorsun.

Geçtiğimiz günlerde Kato dağında bir namaz izledi tüm Türkiye.

Bir bayram namazı.

 Namaz kılınırken imam dahil herkes şaşırıyor.

Bilmeyenler vardır belki ; her bayram namazı kılınmadan önce imam namazın nasıl kılınacağını anlatır. Namaz yılda iki kere kılındığından  iki namaz arasında geçen zaman uzun olduğu için namazın nasıl kılındığı unutulabileceği düşünülerek böyle yapılır her seferinde. Yani bayram namazında insanlar şaşırılabilir, bu normal.

Ama işin ilginç tarafı namazı kıldıranın şaşırması. İnsanın aklına imamın yaptığının cemaati nasıl etkilediğine dair halk atasözü geliyor. E imam şaşırırsa cemaatin şaşırması da normal diyelim.

E be Sülo! Senin açıklamana ne demeli.

Demiş ki:  “Namazı kıldıran hoca müftü vekilimiz, şaşırdı rükuya gideceğine secdeye gitti. Ben de hocanın arkasındayım, rükuya gidip 3 defa ‘Sübhane Rabbiye’l-Azim’ dedim hocayı uyardım hoca hemen kalktı.” Eklemiş sonra:

“Sosyal medyada kıyamet koptu o aşağıya eğildi, o yukarıya. Ömründe namaz kılmayan adamlar, cami yolu bilmeyen adamlar hepsi konuşmaya başladı.” 

 Namazı bile müslüman görünmek için kılmaya çalıştığın belli. Aklınca müslüman görünüp efendine yaranacaksın. Neymiş:  “Ömründe namaz kılmayan adamlar, cami yolu bilmeyen adamlar hepsi konuşmaya başladı” ymış.  Efendinin yaptığını yapmaya çalışmışsın. Yani namaz kılarken bi güzel poz versen acaip puan yapabileceğini düşünmüşsün. Hatta “şöyle namaz kılarken yarım dakikalık video da seçime o biçim faydası olur” da demişsindir belki. Ama eline yüzüne bulaştırdın yine. Yalakalık yapayım derken rezil ettin kendini.  

Belli ki konuya yabancı olman yalakalığı da layığı ile yapmana engel olmuş. İş o noktadan sonra soytarılığa dönüşmüş.

Durumu açıklarken cümle alemi hem kendine güldürdün hem de saklamaya çalıştığını gösterdin.(yine)  

Senin cami yolunu bildiğin belli. Zira halkın inancını sömürmek için gidersiniz. Hele şu namaz kılarken imamı uyardığını bi daha anlatsana. Yüksek sesle ‘Sübhane Rabbiye’l-Azim’ diyerek hocayı uyardın he mi? Filmlerde bile olmaz böyle bir şey yaw. Gerçekten hiç mi camiye gitmedin sen? İmamı uyarmış mış? Eee imam ne yaptı dinledi mi sayın bakanını? Nasıl uyardın? Bari uyarmışken emrindeki kuçuların yaptığı gibi yapaydın:

Dikkat dikkat! İçişleri bakanı konuşuyor!  ‘Sübhane Rabbiye’l-Azim’  ‘Sübhane Rabbiye’l-Azim’ … Yaw imam! ‘Sübhane Rabbiye’l-Azim’  diyoruz duymuyor musun?

İmam’da insandır şaşırabilir. Ama öyle senin dediğin gibi  imamın arkasındakiler  imamı uyaramaz. Senin bunları bilmediğin kesin.

İşin kısası Sülo, komiksin.

Hem de traji komik.

Soytarı olamayacağını söylemiştik ama sen dalkavuk da olamıyorsun.

Sahi neden o kadar şaşırmış sayın müftü yardımcısı. Sakın cenaze namazı ile karıştırmış olmasın. Zira imamlar cokca cenaze namazı kıldırırlar. Farkında olmadan arkasındaki canlı cenazelerin namazını mı kıldığını zannetti ne? Acaba arkasındakinin akıbetini hissetti de mi, böyle şaşırdı?

Evet evet imam belli ki cenaze namazı sanmış. Kesin öyle olmuştur.

Bak Sülo; kaç insana kendi cenaze namazını kılma şansı olmuştur ki?  

Şanslı insansın vesselam. Beceriksiz bir dalkavuksun. Arada sırada bilmeden soytarılıkların da var.  Ama şanslı olduğun kesin.

Hasan Yolcu

*Arthur Koestler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.