
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan İran ve ABD arasında çatışmaların arttığı bir dönemde güvenlik işbirliğini derinleştiren ortak bir savunma anlaşması imzaladı.
Emperyalizm işbirlikçisi üç ülke; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bir anlaşmaya imza attı. Atılan bu anlaşmanın tam da İran ile ABD arasında devam eden savaşta özellikle ele alınması gerekiyor. Zira anlaşmanın bir boyutu var ki ülkemizi İran ABD arasında sürmekte olan savaşta ABD yanında İran’a saldıran konuma sokabilecek. Türkiye oligarşisinin temsilcisi, ülkemiz tarihinin en dizginsiz işbirlikçisi AKP iktidarının zaten her koşulda ABD’nin emrinde olduğu biliniyor .
ABD emperyalizmine karşı dünya halklarının öfkesinin hedefine girmemek adına AKP ve Erdoğan İran’a karşı ABD’nin saldırıları söz konusu olmasından bu zamana kadar tarafsızmış gibi görünmeye çalışsa da arsız işbirlikçiliği bunu başarmasına izin vermedi. Gerek İran’ın direnişi ile ilgili Dışişleri Bakanı’nın açıklamaları, gerekse Erdoğan’ın NATO’daki tutumundan sonra artık AKP faşizminin sinsiliği bir işe yaramıyor. AKP faşizmi ikiyüzlülüğüyle artık halkları kandıramıyor.
Üç ülke arasında imzalanan anlaşma, üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağladı.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Orta Doğu’da askeri çatışmaların şiddetlendiği, İran’a karşı bir kara operasyonunun konuşulduğu bir dönemde işbirikçiler arasında imzalanan ortak savunma anlaşması ne anlama geliyor? Üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamalarının İran ile ABD arasında sürmekte olan savaş ile bağı kurulmadan, bu anlaşma tam olarak anlaşılamayacaktır.
“Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, El-Safa Sarayı’nda düzenlenen zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalandı.
İran kendisine karşı epsteinci sapıkların yönettiği ABD emperyalizminin saldırıları karşısında işbirlikçi emirliklerde bulunan ABD üslerine karşı misillemelerde bulunuyor. İran kendisine ABD tarafından yapılan her saldırıdan sonra işbirlikçi devletleri sürekli olarak onurlu olmaya, ülkelerini İran’a karşı saldırılarda kullandırmamaları konusunda çağrı yapıyor.
Anlaşmaya imza atan Suudi Arabistan da ABD’nin saldırılarına karşı yapılan misillemelerde İran’a hedef olmuştu.
ABD emperyalizmi İran halkına karşı başlattığı saldırılar Suudi Arabistan’dan da gerçekleştiriliyor. İran da gereken cevabı veriyor. Zaten onlarca yıldır Yemen’e karşı Suudi Arabistan’ın saldırıları sürüyor. Yemen Suudi Arabistan arasında süren çatışma ABD’nin İran saldırısından önce de vardı. İran ile aynı cephede olan Yemen halen sürmekte olan savaşta da Suudi Arabistan’a karşı çeşitli biçimlerde misillemeler gerçekleştiriyor.
Şimdi bu anlaşmadan sonra Suudi Arabistan’a yapılması olası meşru misilleme saldırıları Türkiye’ye de yapılmış anlamına gelecek. Sonra? Türkiye, İran ve Yemen’in emperyalizme karşı sürdürdüğü direnişe karşı fiilen savaşa katılır mı? Bu sorunun cevabında belirleyici olan AKP iktidarının ve ülkemiz oligarşisinin patronu ABD’nin ihtiyaç ve talepleri olacaktır. ABD “saldır” dediğinde AKP iktidarı, tüm olanakları ile ABD emperyalizminin emrinde olacaktır.
Sonuç olarak bu anlaşma ABD’nin İran’a saldırmasının ardından bombalamalarla umduğunu bulamayan hatta yenilgiye doğru giden ABD adına İran’ı kuşatma anlaşmasıdır. İran’ın kendisini savunmak için gerçekleştirdiği misillemelerin önüne geçmek, önüne geçemediğinde saldırma gerekçesi yaratmaktan başka bir amacı olmayan işbirlikçilerin koalisyon anlaşmasıdır.
Ancak direniş, İran’ın direnişi bu koalisyonu da boşa çıkaracaktır.
Ancak ülkemizde de halkımız bu alçaklığa, bu onursuzluğa geçit vermemeli, ABD’nin çıkarları için evlatlarını komşu ülke İran’a gönderilmesine izin vermemeli ve bunun için AKP faşizmine karşı örgütlenmeli ve mücadele etmelidir.