DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE NE OLURSA OLSUN; DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY VAR: ÖZGÜR TUTSAKLARIN EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI DİRENİŞİ

Baskının hangi biçimi uygulanırsa uygulansın,
tecrit, ne kadar koyulaştırılırsa koyulaştırılsın,
kimler nerede teslim olursa olsun,
emperyalizm ve işbirlikçileri ne kadar bombalar yağdırırsa yağdırsın…
DEĞİŞMEYEN BİR ŞEY VAR:
ÖZGÜR TUTSAKLARIN EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI DİRENİŞİ.

Bu gelenek, baskı nice büyük olursa olsun; her koşulda direnilebileceğini gösteren bir gelenektir.
Bu çizgi, baskı ve zulüm altındaki, kuşatılmış her insana, her kesime bir “çıkış” olduğunu gösteren bir çizgidir.
Böyle olduğu içindir ki, işten atılan “işimi geri istiyorum!” diye direnişe başlıyor, gerektiğinde açlığa yatıyor. Sendikacı hapishanede açlığa yatıyor. Toprağı yağmalanan köylü, adalet isteyen aileler, depremzedeler, kampüslerde kuşatılan öğrenciler, çıkışı direnmekte buluyorlar.
Bu direniş geleneğin etkisi, yankısı, ülke sınırları dışına uzamıyor, Yunanistan’da ölüm orucuna dönüşüyor, dünyanın avukatlarını açlığa yatırıyor. Bu direniş çizgisi, unutulan-unutturulmak istenen değerleri dipdiri tutuyor.

Evet, emperyalizm bugün pervasızca saldırıyor. Hiçbir uluslararası hukuk, hiçbir ahlaki değer, onları bağlamıyor. İşbirlikçi yönetimler emperyalizmden aldıkları güçle, her yerde saldırıyorlar.
İşte böyle bir dünyada “Direnmekten başka çıkış yok” diyoruz.
Özgür tutsaklar, bu doğru tesbitin pratikteki karşılığıdır.
Onlar direnişleriyle gündem yaratıyorlar. Mesela, kuyu tiplerini herkesin gündemine taşıyorlar.
Onlar, direnişleriyle, direnmenin MÜMKÜN olduğunu gösteriyorlar.
Onlar, direnişleriyle, bunca baskıya, emperyalizmin faşizmin bu “gücüne” rağmen, KAZANMANIN, ZAFERİN mümkün olduğunu gösteriyorlar.
Umut oluyorlar, umut veriyorlar.
12 Eylül 1980’den, Türkiye’nin bir faşist cuntayla teslim alınmak istenmesinden bu yana, özgür tutsaklar, böyle bir tarihsel misyonun sahibidirler. Selam olsun özgür tutsaklara.
Ve işte tüm bu nedenlerle, özgür tutsakların direnişlerini desteklemek, sahiplenmek, yaymak, tüm devrimciler, demokratlar, ilericiler için, tüm halk için, bir borçtur.