Fransa’da Lyhanna adlı bir çocuk, 29 Mayıs 2026’da okul çıkışı kayboldu. Günler süren aramaların ardından cansız bedeni 4 Haziran’da bölgede bulundu. Cinayet zanlısı olarak Lyhanna’nın bir okul arkadaşının babası tutuklandı.
Tutuklanan bu kişi hakkında, daha önce de çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz suçlamalarıyla ilgili sayısız şikayet vardı; ancak ona karşı ne polis önlem almıştı, ne de yargı.
Bu olayın açığa çıkmasıyla birlikte, Adalet Bakanı Gérald Darmanin, “devletin ihmalini” kabul etti ve reşit olmayanlara yönelik cinsel suçlarla yaklaşık 70.000 açık dosyanın incelenmesi talimatını verdi.
PEKİ İNCELEME SONUCUNDA NE OLDU?
Şikayet edilmiş ama bir sonuca ulaştırılmamış 85 bin dosya olduğu ortaya çıktı.
85 BİN!
İncelemeler sonucunda, savcılıkların varlığından haberdar dahi olmadığı ve polis ile jandarma birimlerinde raflarda unutulmaya bırakılan devasa bir “hayalet stok” olduğu ortaya çıktı.
Birçok yerde cinsel saldırı vb. suçlarla ilgili dosyalar, tamamen kaybolmuştu!!!
“Hayalet” dosyalar.
Her dosyanın içinde taciz edilen, tecavüz edilen çocuklar, gençler.
Her dosyanın içinde taciz eden, tecavüz eden gençler ve büyükler.
Her “hayalet” dosyanın içinde mağdurlar ve suçlular.
Her “hayalet” dosyanın içinde unutulmaya terkedilmiş suçlar, suçlular ve çocuk, genç kurbanlar.
Devlet ve düzenin çeşitli düzeydeki yetkilileri, bu durumu “personel yetersizliği” ile açıklamaya kalktılar.
İlgisi yok.
Tablo çok nettir: Sistem, yok kültürüyle tacizi, tecavüzü, her türlü cinsel sapkınlığı kışkırtmakta, teşvik etmektedir.
Gerçekleşen cinsel suçlar ise, sistem tarafından korunmaktadır.
Bu nedenle, çok açık ve nettir, büyük harflerle yazıyoruz:
CİNSEL SAPIKLIKLAR, SAPKINLIKLAR, TACİZLER, TECAVÜZLER, PEDOFİLİ… HEPSİ SİSTEMİN HİMAYESİ ALTINDADIR!
Bu durum sadece Fransa’ya özgü değildir.
Dosyalar, davalar eşelendiğinde, tüm emperyalist ülkelerde karşımıza aynı tablo çıkacaktır.
Avrupa Birliği tarafından, bir yılda Avrupa’da 51 bin “ebeveynsiz çocuk kayboldu” diye rapor yazıldığı halde, bunun üzerine gitmeyen bu Avrupa ülkelerinin parlamentolarıdır.
Bunun üzerine gitmeyen Avrupa polisidir.
Çünkü, yozlaşma, emperyalist sistemin işine geliyor.
Çocuklarımız bu yozlaşmanın kurbanları haline getiriliyor.
Çocuklarımız, büyüdüklerinde de bu yozlaşmanın failleri haline getiriliyor.

ÇOCUKLARIMIZI BU SİSTEME TESLİM EDEMEYİZ.
Gerçek budur.
Bu emperyalist-kapitalist sistemin eğitimi, çocuklarımızı cinsel sapkınlıkları, lgbtlere, uyuşturucuya, tüketim kültürüne, bencilliğe, bireyciliğe yönlendiriyor.
“Okusun adam olsun” sözünün karşılığı yoktur artık emperyalist-kapitalist sistemde.
Halkın kültüründen, sosyalist, devrimci kültürden uzakta, halkın mücadele ve örgütlenmesinin dışında büyüyen çocuklar ve gençler için, ancak emperyalizmin bataklığında bir gelecek vardır.
Yani geleceksizlik vardır.
Çocuklarımız, gençlerimiz için gelecek, halkın kültüründe, sosyalist, devrimci kültürde, halkın mücadele ve örgütlenmesinin içindedir.