Maden İşçileri 13. Günde Enerji Bakanlığı Önünde Katledilen Madenciyi Andılar: “Ülke Holdinglerin Mezbahanesi Olmuş!”

Doruk ve Eti Maden işçileri, yaşadıkları bir çok saldırıya, gözaltına rağmen, direnişlerinin 13. gününde yine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeydiler.
Direnişlerinin 13. gününde Bakanlık önünde toplanan işçiler, Çayırhan’da hayatını kaybeden madenci Erdi Kahveci için bir açıklama yaparak, “Doruk ve Eti Maden işçilerinin mücadelesinin sadece kendi alacakları için değil, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm işçi sınıfı için olduğunu” belirttiler.
Maden işçileri, tüm emekçilere seslenerek “Öldükten sonra uyanamazsınız, ölmeden ses çıkaralım!” çağrısı yaptılar.

Bakanlık önündeki açıklamada şöyle denildi:
“Katledilen, yani bu facialarda katledilen insanlar için de buradayız. … Tüm işçi sınıfı için buradayız. Çünkü bu mücadele bir yerden başlamalı, kazanım olmalı, işçi sınıfı artık uyanmalı. Öldükten sonra uyanamazsınız”.

“ÜLKE HOLDİNGLERİN MEZBAHANESİ OLMUŞ!”
Sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu da, işçi ölümlerine dikkat çekerek şöyle dedi: “Bugün her evde taziye var, toplumsal bir taziye var; OSB’lerde, tarlalarda, işçi servislerinde, yolda öldürülüyor işçiler. Mezbahane kurmuşlar! Ülke holdinglerin mezbahanesi olmuş!”
Aksu, bütün bu iş cinayetlerine rağmen, tutuklu tek bir patronun olmadığını vurguladı.
Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü.
“60 kadar arkadaşımızı cenazeye gönderdik… İliç’te toprağın altında kalan Uğur Yıldız’la tam da bu konularını konuşup toplantı yapıyorduk. Risk var, tehlike altındayım diyordu Uğur kardeşim. Üç gün sonra liç yığınının altında kaldı. Yani ölen madencileri öncesinde tanımak da ağır, onların hikayelerini çırpınışlarını da öğrenmek ağır. Fakat maalesef ölüm işçilerin, madencilerin etrafında kol geziyor”.

“ÖLMEYELİM DİYE MÜCADELE EDİYORUZ!”
Bu konuşmaların ardından Bakanlığın kapısına Soma’da, Ermenek’te, Karadon’da ve diğer tüm madenlerde yaşanan iş cinayetlerinde katledilen işçilerin sayıları asıldı.
Ölen maden işçisi için bir saygı duruşu yapılarak ardından şöyle denildi:
“kayıp büyük. Yani 86 milyondan bir kişi değil aslında kayıp. Kayıp bir aile, bir yuva, bir baba. Kayıp gerçekten çok büyük orası için, o ev için. Üç gün, belki biz üzüleceğiz. Üç gün sonra aile kendi başına kalacak orada. Babasızlığı, evlatsızlığı, eşsizliği aile fark edecek, aile bilecek. Böyle olmasın diye aslında bu mücadelemiz. Bu şekilde olmasın diye bu mücadelemiz… Ölmeyelim diye mücadele ediyoruz.”