Emperyalistler Tüketiyor, Halk Bedelini Ödüyor
İngiltere ve Avrupa ülkeleri kendi ülkelerinde ortaya çıkan plastik atıkları Türkiye’ye gönderiyor. Adana ise bu atıkların toplandığı ve işlendiği merkezlerden biri haline getiriliyor. Plastik atıklar “geri dönüşüm” adı altında tesislerde işlenirken, ortaya çıkan atıklar ve mikroplastikler Çukurova’nın sulama kanallarına kadar ulaşıyor.
Adana’daki plastik geri dönüşüm tesislerinin çevresindeki sulama kanallarında yapılan bilimsel araştırma, durumun boyutlarını ortaya koydu. Kanallarda litre başına 16,5 ile 2.174,5 arasında mikroplastik parçacığı tespit edildi. Tesislerin aşağısındaki bazı noktalarda mikroplastik yoğunluğunun yukarı akışa göre 132 kata kadar arttığı belirlendi.
Bu sonuç bize neyi gösteriyor?

İngiltere ve Avrupa’da tüketilen plastiklerin çöpleri Türkiye’ye gönderiliyor. Türkiye’de ise bu atıklar üzerinden şirketler para kazanıyor. Geri dönüşüm sürecinin yarattığı kirliliğin bedelini ise Çukurova halkı ödüyor.
2025’TE 140 BİN TON PLASTİK TÜRKİYE’YE GÖNDERİLDİ
İngiltere 2025 yılında yaklaşık 675 bin ton plastik atık ihraç etti. Bunun yaklaşık 140 bin tonu Türkiye’ye gönderildi.
2021-2024 yılları arasında İngiliz şirketlerinden Adana’daki geri dönüşüm bölgesine yaklaşık 52 bin ton evsel plastik atık gönderildi.
Yani emperyalist ülkeler kendi ülkelerindeki çöp sorununu başka ülkelere taşıyor.
Bunun adı “geri dönüşüm” değildir.
Bu, atıkların ve kirliliğin yoksul ülkelere taşınmasıdır.
Çevre örgütlerinin “atık sömürgeciliği” olarak tanımladığı bu sistemde, emperyalist ülkelerin tüketiminden doğan atıkların yaratacağı çevresel ve toplumsal yük başka halkların üzerine bırakılıyor.
MESELE SADECE ÇEVRE DEĞİLDİR!
Bize “Çevre kirleniyor” diyorlar.
Yanlış!
Çünkü kirlenen yalnızca çevre değildir.
Kirletilen halkın yaşamıdır.
Çukurova’nın sulama kanalları yalnızca sudan ibaret değildir. O suyla tarlalar sulanıyor. O tarlalarda ürün yetişiyor. Köylünün emeği o toprakta büyüyor. Halkın sofrasına giden yiyecekler o topraklardan çıkıyor.
Sulama suyunun mikroplastikle kirletilmesi, köylünün üretim alanlarının kirletilmesidir.
Toprağın kirletilmesi, halkın ekmeğinin kirletilmesidir.
Havanın, suyun ve toprağın şirketlerin kârı uğruna zehirlenmesi, halkın yaşam hakkının gasp edilmesidir.
KİM KAZANIYOR, KİM BEDELİNİ ÖDÜYOR?
İngiltere plastik atıklarını gönderiyor.
Avrupalı tekeller atıklarından kurtuluyor.
Türkiye’deki şirketler bu atıkları işleyerek para kazanıyor.
Peki bedeli kim ödüyor?
Çukurova köylüsü ödüyor.
Çukurova halkı ödüyor.
İşçiler ödüyor.
Toprak ödüyor.
Su ödüyor.
Emperyalizm yalnızca madenleri, petrolü ve enerji kaynaklarını yağmalamıyor. Tükettiği ürünlerin çöpünü de yoksul halkların yaşam alanlarına taşıyor.
Böylece emperyalist ülkelerdeki tüketimin bedeli, Türkiye halkının yaşam alanlarından tahsil ediliyor.
ÇUKUROVA EMPERYALİSTLERİN ÇÖPLÜĞÜ DEĞİLDİR!
Çukurova’nın toprağı, suyu ve emeği şirketlerin kâr hesabına terk edilemez.
İngiltere’nin, Avrupa’nın plastik atıkları Anadolu’nun topraklarına taşınamaz.
Halkın yaşam alanları emperyalistlerin çöplüğü değildir.
Sorun birkaç geri dönüşüm tesisinin denetimsizliğiyle sınırlı değildir. Sorunun kaynağında emperyalist atık ticareti ve bu ticaretten kâr sağlayan işbirlikçi tekeller vardır.
Bu yüzden mücadele yalnızca “daha temiz çevre” talebiyle sınırlanamaz.
Halkın toprağı halkındır!
Halkın suyu halkındır!
Çukurova emperyalistlerin çöplüğü değildir!
Emperyalistlerin çöplerini değil, halkın yaşamını savunacağız!