Hizbullah’tan Washington’a Yanıt: Yaptırımlar Direnişi Yıldıramayacak

Hizbullah, ABD’nin yeni yaptırım ve suçlamalarına sert bir açıklamayla yanıt verdi. Örgüt, Washington’ın yıllardır sürdürdüğü siyasi, mali ve güvenlik baskısının yalnızca Hizbullah’ı değil, Lübnan halkını ve ülkenin egemenliğini hedef aldığını vurguladı.

Açıklamanın merkezinde, ABD yaptırımlarının “direniş” çizgisini değiştiremeyeceği mesajı yer aldı. Hizbullah, ABD’nin İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü üzerinden yönlendirildiği yönündeki suçlamalarını da reddetti.

“Tüm bu haksız yaptırımlar ve sınıflandırmalar, bizi direniş seçeneğine bağlı kalmaktan alıkoyamayacaktır.”

“Washington’ın hedefi İsrail’in güvenliğini tahkim etmek”

Hizbullah’a göre ABD’nin politikası, yeni bir gelişme değil; farklı ABD yönetimleri boyunca devam eden sistematik bir baskı zincirinin son halkası.

Örgüt, Washington’ın Lübnan’a yönelik tutumunun arkasında İsrail’in çıkarlarının bulunduğunu savunarak, yaptırımların temel amacının İsrail’in güvenliğini korumak ve işgalci güçlerin bölgesel projelerine alan açmak olduğunu belirtti.

“ABD, İsrailli düşmanın güvenliğini korumaya, Güney Lübnan’daki işgalini pekiştirmeye ve bölgedeki yayılmacı projelerinin önünü açmaya çalışıyor.”

Hizbullah ayrıca, ABD’nin İsrail’e Güney Lübnan’dan çekilmesi ve saldırılarını durdurması yönünde baskı kurmak yerine Lübnan halkını kuşatma politikasıyla karşı karşıya bıraktığını ifade etti.

“Lübnan’ın gücünü elinden almak istiyorlar”

Açıklamada Washington’ın Lübnan’a “vesayet makamı” gibi davrandığı vurgulandı. ABD’nin, Lübnan’ın savunma kapasitesini zayıflatmak ve ülkenin güç kaynaklarını tasfiye etmek istediği belirtildi.

Hizbullah, bu politikanın aynı zamanda Lübnan içindeki çelişkileri derinleştirmeyi ve toplumsal bölünmeleri körüklemeyi hedeflediğini savundu.

“Lübnan halkını kuşatıyor ve ülkeyi bütün güç kaynaklarından mahrum bırakmaya çalışıyorlar.”

Örgüt, dış baskının yalnızca Hizbullah’a karşı bir operasyon olarak değil, Lübnan’ın bağımsız karar alma kapasitesine karşı yürütülen daha geniş bir müdahale olarak okunması gerektiği mesajını verdi.

Lübnanlılık tartışmasına sert yanıt

Hizbullah, kendi “Lübnanlılığı” ve ülkeye bağlılığı konusunda dışarıdan onay aramadığını da vurguladı.

“Lübnanlı kimliğimizi ve vatanseverliğimizi kimsenin onaylamasına ihtiyacımız yok.”

Açıklamada, Hizbullah’ın tarihsel olarak işgale karşı mücadelede ve Lübnan topraklarının savunulmasında verdiği kayıplara dikkat çekildi.

İran’la ilişki: “Gurur duyuyoruz”

Hizbullah, İran’la olan bağlarını gizlemek ya da savunma pozisyonuna çekilmek yerine açıkça sahiplenerek, İslam Cumhuriyeti ile ilişkisini “yakın ve kardeşçe” olarak tanımladı.

“İran İslam Cumhuriyeti ile yakın ve kardeşçe ilişkimizden gurur duyuyoruz.”

Açıklamada İran’ın Lübnan’a kriz dönemlerinde destek verdiği, işgale karşı mücadeleye katkı sunduğu ve 2006 İsrail saldırısının ardından yeniden inşa sürecinde rol oynadığı belirtildi.

“Yaptırımlar teslimiyet aracı olamaz”

Hizbullah’ın açıklaması, esas olarak ABD’nin yaptırım silahına karşı siyasi bir meydan okuma niteliği taşıyor. Washington’ın ekonomik ve siyasi baskılarla direniş eksenini teslim alabileceği hesabının boşa çıkacağı vurgulanıyor.

Örgütün son sözü ise açık:

“Direniş, Lübnan’ın tarihinin, bugününün ve geleceğinin ayrılmaz bir parçasıydı, öyledir ve öyle kalacaktır.”

Değerlendirme

Hizbullah’ın açıklaması, yalnızca yeni ABD yaptırımlarına verilen bir yanıt değil. Aynı zamanda Lübnan’ın egemenliği, İsrail’in bölgesel saldırganlığı ve Emperyalist haydut ABD’nin yaptırım politikaları etrafında şekillenen daha geniş bir siyasi tutumun ilanı niteliğinde.

Mesaj nettir: Yaptırım, tehdit ve siyasi sınıflandırmalar; Lübnan’ın direniş iradesini kırmaya yetmeyecek. Washington’ın “terör”, “yaptırım” ve “dış bağlantı” suçlamalarıyla yürüttüğü baskı politikasına karşı Hizbullah, silahlı direnişi ve Lübnan’ın savunulması çizgisini terk etmeyeceğini ilan ediyor.

Bu yönüyle açıklama, bölge halklarına yönelik emperyalist baskı ve kuşatma politikalarına karşı, direnişin yalnızca bir silahlı mücadele değil; bağımsızlık, egemenlik ve ulusal kaynakları savunma meselesi olduğu tezini öne çıkarıyor.

Hizbullah’ın Washington’a yanıtı, tek cümlede özetlenebilir: Yaptırımlar teslim alamaz, sınıflandırmalar direnişi ortadan kaldıramaz.