Bülent Gözcü Fransa Devleti Tarafından Türkiye Faşizmine İade Edilmek İsteniyor

Fransa devleti, kendi yarattığı yoksulluğun ve krizin faturasını göçmenlere kesmeye devam ediyor. Faşist yasalarla göçmenleri hedef alan Fransa, şimdi de Bülent Gözcü’yü Türkiye faşizmine teslim etmek istiyor.

Fransa’da bir geri gönderilme merkezinde tutulan Bülent Gözcü’nün Türkiye’ye iade edilmek istendiğini öğreniyoruz. Gözcü’nün Türkiye’ye gönderilmesi halinde karşılaşacağı baskı, işkence ve diğer ağır sonuçlardan Fransa devleti sorumlu olacaktır.

Bizler, emperyalizmin göçmenlere yönelik saldırılarını yalnızca sınır dışı politikaları üzerinden değerlendiremeyiz. Kapitalist sistem her krize girdiğinde, kendi yarattığı yoksulluğun, işsizliğin ve geleceksizliğin sorumlusunu gizlemek için yeni düşmanlar yaratıyor. Bu düzenin elindeki en eski silahlardan biri ise ırkçılıktır.

Krizin faturasını göçmenlere kesiyorlar

Fransa’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde göçmenler, kapitalist sistemin yarattığı sorunların sorumlusu olarak gösteriliyor. İşsizlik, yoksulluk, barınma sorunu ve gelecek kaygısı yaşayan halk, “sorunun kaynağı göçmenler” propagandasıyla yönlendiriliyor.

“Vergilerimiz göçmenlere gidiyor”, “İşsizliğin nedeni göçmenler”, “Onları istemiyoruz” gibi söylemler sistemli biçimde yaygınlaştırılıyor. Böylece halkın gerçek öfkesi, bu düzeni yaratan emperyalistlere ve kapitalistlere değil, yoksul göçmenlere yöneltiliyor.

Oysa sömüren de yoksullaştıran da kapitalist sistemin kendisidir. Emperyalist devletler dünyanın dört bir yanında halkların kaynaklarını yağmalarken, savaşlar çıkarırken, milyonlarca insanı yerinden ederken, ortaya çıkan göçün sorumluluğunu yine göçmenlerin üzerine yıkıyor.

Irkçılık emperyalizmin silahıdır

Bugün Avrupa’da yükseltilen ırkçılığı kapitalist sistemin yaşadığı krizlerden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Her ekonomik ve siyasal krizde olduğu gibi, bugün de halkların karşısına yeni düşmanlar çıkarılıyor.

Irk ve din üzerinden yaratılan ayrımcılıkla halklar birbirine düşmanlaştırılıyor. Göçmenler hedef gösterilirken, kapitalist düzenin yarattığı sömürü, yoksulluk ve işsizlik görünmez hale getiriliyor.

Asıl düşman gözlerden uzaklaştırılıyor.

Bülent Gözcü’nün yaşadığı süreç de bu saldırı politikalarının bir parçasıdır. Fransa devleti, bir yandan göçmenlere yönelik baskıcı yasaları artırırken diğer yandan Türkiye’ye iade tehdidini işletmektedir.

Avrupa genelinde tırmandırılan bu saldırganlık yalnızca Fransa ile de sınırlı değildir. Son dönemde Almanya ve İsviçre başta olmak üzere pek çok Avrupa devletinin, sığınma haklarını tamamen gasp eden, hak savunucularını ve devrimcileri hedef alan baskıcı politikaları sık sık basına yansımaktadır. Almanya’nın sınır kontrollerini kalıcı hale getirme hamleleri ve kitlesel sınır dışı kararları ile İsviçre’nin iltica kamplarındaki tecrit uygulamaları, ‘Avrupa Kalesi’ mantığının ve kapitalist barbarlığın ortak bir merkezden yönetildiğinin kanıtıdır. Emperyalizm, krizinin faturasını tüm kıtada tek bir ağızdan göçmenlere kesmektedir.”