AKP’nin Bir Vaadi Daha Yalan Çıktı DEVLET TİYATROSUNDA SANATÇI KIYIMI

Devlet Tiyatrolarında 147 sanatçı ve emekçi, işten çıkarıldı.
Kültür Sanat Sendikası tarafından yapılan açıklamada, şu ana kadar Opera bölümünden 57, Tiyatro bölümünden 90 kişiye iş anlaşmalarının uzatılmayacağı doğrultusunda “tebligat” yapıldığı belirtildi.

AKP Ne Demişti?
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aralık ayında kadro bekleyen Devlet Tiyatroları emekçilerinin talebine ilişkin şu açıklamayı yapmıştı:
“Hiçbir statüsü olmadan, yevmiye ile görev yapan sanatçılarımız ve teknik çalışanlarımız, artık Bakanlık olarak bizim sözleşmeli personelimizdir. Hepsinin iş güvenliği endişesi giderilmiş, çalışma hayatları devletimizin güvencesi altına alınmıştır. Bu kapsamda maaşlarında da ciddi bir iyileştirmeye gidilmiştir.”
Devlet Tiyatrosu sanatçıları ve emekçileri “devlet güvencesi” yerine, bu hafta içinde işten çıkarma tebligatları aldılar.

Sarı Zarflardaki Kıyım
Sanatçılar sözleşme imzalanmasını beklerken, herbirine sarı zarflar gelmeye başladı. Devlet Tiyatrosu emekçilerine gönderilen tebligatlarda şöyle deniyordu.
“Sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esaslar kapsamında çalışma talebiniz Genel Müdürlüğümüzce uygun görülmemiştir.”
Neden uygun görülmemiştir?
Hiçbir sarı zarfta bir gerekçe gösterilmemişti.
Bu zarflara paralel olarak Genel Müdür Mustafa Kurt tarafından il müdürlüklerine gönderilen talimatlarda da şöyle denildi: “Yapılan değerlendirme sonucunda ekteki listede yazılı olanların anılan kapsamda istihdam edilmeleri uygun görülmemiştir”.

“Hayal Kırıklığı’na Karşı Ne Yapmalı?
Kültür Sanat Sendikası tarafından yapılan açıklamada bu gelişme şöyle değerlendirildi:
“Sanat kurumlarında yıllardır kadro verilmemesi ve sınav yapılmaması dolayısıyla sanat emekçileri zaten mezun, misafir, süreli sözleşmeli figüran vs. pozisyonlarında çalışmaktaydılar. Yıllık sözleşme ile güvencesiz ve bir hayli esnek mesailer dâhilinde çalıştırılan sanat emekçileri verilen kadro sözleriyle özellikle son bir yıldır bir umut bekleyip durdular. Sanat kurumlarında güvencesiz çalışan sanat emekçilerine, tüm bu sıkıntılı sürecin biteceği daha iyi mali ve özlük haklara kavuşacaklarına dair yapılan düzenleme ve açıklamalar, bu yeni gelişmeyle maalesef hayal kırıklığına dönüştü.”

Sanatçılara reva görülen uygulama, faşizmin ve kapitalizmin doğasına uygundur. Burada sorun, sanatçıların buna karşı ne yapacağıdır?
Bu aşağılamaya, değersizleştirmeye, hak gasbına nasıl karşı çıkılabileceğidir.
İşte burada sanatçıların önüne iki kelime çıkıyor: DİRENMEK ve ÖRGÜTLENMEK.
Kültür Sanat Sendikası ve tüm sanatçıların önündeki soru ve adım, bu iki kelimenin nasıl gerçekleştirileceğidir.
Onlar için sanatın “para getirmesi” ve faşizmi güçlendirmesi dışında bir önemi yoktur.

Sosyal ağlarda paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.