SIVAS KATLİAMI -2 KATLİAM DAVASI NASIL GÖRÜLDÜ?


Katliam sonrası göstermelik bir dava açıldı. Ama devlet, önceki örneklerde olduğu gibi hem yargılayan, hem kollayan durumundaydı. Dava, önce, bazı maşaların usulen cezalandırılması, 3-5 yıllık cezalarla olayın örtbas edilmesi şeklinde sonuçlandırıldı. “Bağımsız Yargı”, Aziz Nesin’i kışkırtıcı olarak gösterdi. Neredeyse katliamın tüm sorumluluğu ona yüklenecekti.

Dava bu haliyle kapatılacakken… tam bu dönemde MGK “İrticaya karşı mücadele” başlatıp, laiklik havarisi kesilince dengeler değişti. MGK talimatıyla çark eden “bağımsız yargı”, daha önceki kararda aklayıp serbest bıraktığı kişileri idamla yargılamaya başladı. Tabii ki yine asıl sorumlulara dokunulmadı. Müebbet hapis cezası verilenler, yine olayda maşa olarak kullanılanlardı.

27 Kasım 1997’de sonuçlandırılan davada bu kez 33 sanığa idam, diğer sanıklara da değişik hapis cezaları verilir. Bu karar MGK’nın verdiği bir karardır. Bir yandan İslamcılara gözdağı verirken, diğer yandan kontrgerillanın, devletin katliamdaki rolü örtbas edilmiştir.

ORDU, POLİS, VALİ… HERKES GÖREVİNİ YAPMIŞ!..

Katliamdan sonra, yerel yetkililer suçu birbirlerinin üzerine attılar: Vali “Olayların büyümesinde askeri birliklerin ağır davranmasının payı olduğu” açıklamasını yaptı.

Ordu, bu açıklamaya “Vali’nin kuvvet istemekte geç kaldığı” açıklamasıyla cevap verdi. 6 bin askerin bulunduğu TUGAY KOMUTANLIĞI, Madımak oteli’nin hemen yakınındadır. Ama 8 saat boyunca birlikler “olay mahalline” sevkedilememiştir.

Emniyet Müdürü emir ve talimatlar doğrultusunda hareket ettiğini söyler. Belediye Başkanı Karamollaoğlu da “yatıştırmak için elinden geleni yapmıştır”.

Ama daha önemlisi, tüm bu sayılan SUÇLULAR, Türkiye Cumhuriyeti’nin ADALETİ tarafından SUÇSUZ bulunmuştur.

Aslında yetkililerin suçu “birbirine atmasına” gere yok. Çünkü devlete göre zaten yetkililerin bir suçu yok. Onlar görevlerini yapmışlardır.

Görev, halkı birbirine düşürmektir. Bunun için katliama göz yummak, kontrgerillanın politikalarının hayata geçirilmesinin koşullarını yaratmaktır ve bu görevi layıkıyla yapmışlardır.

***

Katliam Sırasında İktidarda, Yetkili Makamlarda Kimler Vardı?

Cumhurbaşkanı Demirel: Olaylar başladığında Susurluk devletinin en tepesinde oturan Cumhurbaşkanı Demirel “Halkla polisi karşı karşıya getirmeyin” talimatını verdi.

Katliamın ardından yaptığı açıklamalarda da katilleri aklamaya devam etti: İşte Demirel’in hemen katliamdan sonra verdiği ilk demeç: 

“Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş… Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır… Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.”

Başbakan Tansu Çiller: Katliam sırasındaki DYP-SHP hükümetinin Başbakanı olarak sorumludur.

Katliamı ve gerici güruhu açıkça savunmuştur: İşte katliamdan sonra yaptığı ilk açıklama: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.. Halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir.”

Yine gazetecilerin bir sorusu üzerine şu sözleri eder: “Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi”.

İçişleri Bakanı MEHMET GAZİOĞLU, herkesin gözü önünde gerçekleşen bir katliam karşısında “Oteli sahibi kundaklamıştır” diyecek kadar pervasızlaşmıştır.

Başbakan Yardımcısı ERDAL İNÖNÜ, katliamdan sonra timsah gözyaşları döktü. Güya elinden geleni yapmıştır, ancak ne yapsın yetkisi o kadardır! Ama kimseyi inandıramadı.

Temel Karamollaoğlu; Katliamdan 1. Derecede Sorumlu

Katliam sırasında Belediye Başkanıydı. Daha sonra Fazilet Partisi’nden milletvekili oldu.

Ahmet Yücetürk; Katliamı “Seyreden” General

Katliam sırasında Sıvas’ta Tugay Komutanı olarak bulunuyordu.

Şevket Kazan; Katillerin “Avukatı”

Refah Partisi milletvekilli. Katliamdan sonra açılan davada katillerin ve katliamın savunuculuğunu üstlendi.

Cafer Erçakmak; Katliamın Elebaşlarından

Dönemin Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak olaylar sırasında gericileri yönlendiren baş aktör rolünü oynamıştır. Katliamdaki rolü çok açık olmasına rağmen “yakalanamamış”tır.

***

Bir Devlet Katliamı Senaryosu

KONTRGERİLLA yönlendiriyor.

İslamcılar alevilere, ilericilere karşı kışkırtılıyor.

DEVLET, olayların çığrından çıkmasını bekliyor.

Gerici, faşist güruh, saldırıyor.

DEVLET, müdahale etmeyin diye emir veriyor.

HÜKÜMET, katledilenleri “gereken yapılacak” diye oyalıyor.

Gereken yapılmıyor. Katliam gerçekleştiriliyor.

DEVLET seyrediyor.

“Bana ne” diyerek değil, planının uygulanmasını seyrediyor.

İslamcı Refahlılar, “radikal islamcılar”, laik MHP’liler, polis, ordu, belediye, paşalar ve maşalar… işbirliği içinde.

Katliamda LAİK ve ŞERİATÇI elele. Suç ortağı.

Sosyal ağlarda paylaşın

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.