Filistinli siyasi tutuklu Marwan Barghouti’nin avukatı, müvekkilinin son bir ay içinde İsrail gardiyanları tarafından üç kez şiddetli saldırıya uğradığını açıkladı. Saldırılar, Megiddo ve Ramon hapishanelerindeki hücre hapsi sırasında gerçekleşti. Barghouti dayak yedi, gardiyanlar tarafından köpek saldırısına maruz bırakıldı, saatlerce kan kaybederek yerde bırakıldı ve tıbbi müdahale talepleri sistematik olarak reddedildi.
Bu olaylar, “tesadüfi” değil; sistematik bir kötü muamele ve işkencenin açık kanıtıdır. 66 yaşındaki Barghouti, İkinci İntifada’daki rolü nedeniyle 2004’ten beri ömür boyu hapis cezası çekiyor. Fatah hareketinin en etkili isimlerinden biri olarak, Filistin halkı için umut simgesi olmaya devam ediyor. İşte bu yüzden hedefte: Çünkü özgürlük mücadelesini hapishane duvarları arkasından bile diri tutuyor.
Gazze’den Gelen Tutukluların Durumu: “Cehennem Kampı” Sde Teiman

Barghouti yalnız değil. Şu anda İsrail hapishanelerinde 9.600’den fazla Filistinli siyasi tutuklu bulunuyor. Bunların binlercesi “idari tutukluluk” adı altında suçlama, mahkeme veya savunma hakkı olmaksızın tutuluyor. Ahmed Sa’adat gibi önde gelen direniş figürleri de dahil olmak üzere yüzlercesi dayak, köpek saldırısı, cinsel şiddet, aç bırakma, kemik kırma, tıbbi ihmal ve psikolojik işkenceye maruz kalıyor.
Özellikle Gazze Şeridi’nden getirilen tutukluların durumu çok daha kötü. 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Gazze’den 12.000’den fazla Filistinliyi gözaltına aldı. Binlercesi hâlâ Sde Teiman askeri kampı gibi “işkence kamplarında” tutuluyor. Burada tutuklular:
– Köpeklerle saldırıya uğruyor,
– Cinsel organlarına şişe, sopa ve bıçakla tecavüz ediliyor,
– Saatlerce çıplak bırakılıp kör ve kelepçeli halde tutuluyor,
– Aç bırakılıyor, tıbbi yardım reddediliyor,
– Kemikleri ve dişleri kırılıyor,
– Yüksek sesli müzikle işitme kaybına uğratılıyor,
– Uyku ve su mahrumiyetiyle psikolojik çöküşe sürükleniyor.
BM İnsan Hakları Uzmanı Francesca Albanese’nin açıkça ifade ettiği gibi, işkence artık İsrail’de “devlet doktrini” haline geldi. Sde Teiman, “İsrail’in Guantanamo’su” olarak anılıyor ve burada onlarca Filistinli hayatını kaybetti. Cesetlerin bir kısmı işkence izleriyle dolu olarak Gazze’ye iade edildi; bazıları organları eksik, yüzleri tanınmaz haldeydi. 2023’ten beri hapishanelerde ölen Filistinli sayısı 100’ü aştı, gerçek rakam muhtemelen çok daha yüksek.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı yetkililer, bu vahşeti açıkça savunuyor ve hapishanelerdeki koşulların “yeterince kötü olmadığını” söyleyerek daha fazla zulüm istiyor. Knesset’in Filistinli tutuklular için idam cezasını kolaylaştıran yasayı onaylaması, bu barbarlığın resmi devlet politikası olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
İsrail hapishaneleri, özellikle Gazze’den gelenler için tam bir insanlık dışı işkence fabrikasına dönüştü. Bu, apartheid rejiminin en çıplak yüzüdür: Bir halkı fiziksel olarak ezmek, iradesini kırmak ve direnişini yok etmek için hapishaneleri bir silah olarak kullanmak.
Marwan Barghouti’ye, Gazze’den gelen binlerce tutsağa ve Filistin halkına uygulanan bu sistematik barbarlık, uluslararası hukukun, insan haklarının ve en temel insanlık değerlerinin ayaklar altına alınmasıdır. Bu, “demokrasi” diye yutturulan bir işgal rejiminin gerçek yüzüdür: Zulüm, işkence ve soykırım makinesi.
Filistin halkının özgürlük mücadelesi, bu duvarların arkasında da devam ediyor. Barghouti ve onun gibi binlerce tutsak, demir parmaklıklar ardında bile “kavgamız haklıdır” diyor. Dünya, bu sistemli işkenceye ve özellikle Gazze’li tutuklulara uygulanan cehennem koşullarına sessiz kalmamalıdır.
Zulme boyun eğmeyenlerin onuru, işkencecilerin utancı olarak tarihe yazılacaktır.