İmralı’dan ve Tutsaklardan Açıklamalar

Abdullah Öcalan’ın avukatları bugün, 2 Mayıs tarihinde yapılan 1 saatlik görüşmeye ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdiler. İmralı tutsaklarından kamuoyuna yönelik yapılan açıklamada « uzlaşmaya ihtiyaç » ve « çatışma kültüründen uzak » ifadeleri yer alırken kürt halkı üzerindeki artan baskılara veya tecrit politikasına yönelik bir ifade yeralmadı.

Metinde, hapishanelerde süren ölüm orucu direnişine ilişkin « ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz. Ayrıca en anlamlı yaklaşımın zihinsel ve ruhi duruşun geliştirilmesiyle bağlantılı olduğuna inanıyoruz » denildi.

Tutsaklardan Açıklama« Direnmek dışında herhangi bir alternatifimiz bulunmamaktadır »

Öcalan’a yönelik uygulanan tecridin kaldırılması amacıyla 16 Aralık 2018’de açlık grevine başlamıştı PKK’li tutsaklar. 30 Nisan’da ise 15 tutsak ölüm orucu direnişine başlamışlardı.

Direnişteki tutsaklar adına Deniz Kaya bir açıklama yaparak şunları belirtti; “ Görüşme tecridin ortadan kaldırıldığı anlamına gelmez. Özünde yapılan görüşme tecrit koşullarında yapılmıştır ve bizler bu görüşme sürecini böyle okumaktayız. Taleplerimiz kabul edilene kadar direnişten asla vazgeçmeyeceğiz. …

Direnişimizin kapsamı sadece bizlerle sınırlı olmamalıdır. Çünkü tecrit özünde tüm topluma uygulanmaktadır. Bu nedenle direnmek dışında herhangi bir alternatifimiz bulunmamaktadır.

… Hiçbir ikirciklik yaşamadan bilinçli bir şekilde eylemimizi sürdürürken büyük bir kararlılık sahibi olduğumuz bilinmelidir. »

2 Mayıs Görüşünden Notlar ve Açıklama

Görüşmeyi gerçekleştiren Avukat Newroz Uysal ile Rezan Sarıca iki metin okudular ; biri Asrın Hukuk Bürosu’nun açıklaması, diğeri Öcalan ve diğer üç tutsağın imzası ile kamuoyuna çağrı ve duyuru metni. Bu metnin avukatlara hafta sonu ulaştığı için kamuoyuna bugün duyurulduğu belirtildi.

Avukatlar, Abdullah Öcalan’ı 8 yıla yakın göremediklerini ve diğer üç müvekkilleriyle henüz hiçbir görüşme yapamadıklarını ifade ettiler.

Ayrıca günlük basının kendisine verilmediği ve avukatları ile yapmış olduğu yazışmaların engellendiği belirtildi.

Kamuoyuna duyuru başlığıyla ele alınan metin şöyle :

« İçinden geçtiğimiz tarihi süreçte derin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır.

Sorunların çözümünde her türlü kutuplaşma ve çatışma kültüründen uzak, demokratik müzakere yöntemine şiddetle ihtiyaç vardır.

Türkiye’nin ve hatta bölgenin sorunlarını, başta savaş olmak üzere, fiziki şiddet araçlarıyla değil, yumuşak güçle yani akıl, politik ve kültürel güçle çözebiliriz.

İnanıyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.

Cezaevleri içindeki ve dışındaki arkadaşların direnişlerine saygı duymakla birlikte, sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz. Bizim için onların akli, fiziki ve ruhi sağlıkları her şeyin üstündedir. Ayrıca en anlamlı yaklaşımın zihinsel ve ruhi duruşun geliştirilmesiyle bağlantılı olduğuna inanıyoruz.

Bizlerin İmralı’daki duruşu, 2013 Newroz Bildirgesinde belirttiğimiz ifade tarzının daha da derinleştirerek ve netleştirerek sürdürme kararlılığındadır.

Bizim için onurlu bir barış ve demokratik siyaset çözümü esastır.

İmralı’daki duruşumuz nedeniyle merak eden, tavır koyan herkesi saygıyla anarken, yüksek bir teşekkürü de borç biliriz.
 

Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.