Skip to content
  • Salı, Temmuz 21, 2026

  • ANASAYFA
  • GÜNCEL
    • röportaj
    • video
    • BİLİM-TEKNOLOJİ
    • ÇEVRE VE SAĞLIK
    • Öne Çıkanlar
    • EDİTÖRDEN
  • DÜNYA
  • DİRENİŞLER
  • KÜLTÜR SANAT
    • Tarihin Işığında
    • KISSADAN HİSSE
    • GERÇEK BU
  • BASINDAN
  • KONUK YAZARLAR
  • İletişim
  • Home
  • GÜNCEL
  • GHA´da Sanatçılarla “Konser Yasakları Sanat ve Sanatçı Üzerindeki Baskılar Ve Sanatçı Tavrı “Konularını Konuşuyoruz.
GÜNCEL

GHA´da Sanatçılarla “Konser Yasakları Sanat ve Sanatçı Üzerindeki Baskılar Ve Sanatçı Tavrı “Konularını Konuşuyoruz.

16 Haziran 2022
gha
Tags: erdal bayrakoğlu, Grup Yorum, ibrahim karaca, konser yasakları, mehmet esatoğlu, muzaffer gezer, sanat meclisi, sanatcilar

Yazı dolaşımı

Basından: JUNGEWELT’ten…
Almanya Anayasayı Koruma Örgütü Raporu:
“Hükümet Değişti Ama Politikalar Değişmeyecek!”
Çekmeköy’de Talana Karşı Direniş Belediyelerin talanı her yerde devam ediyor!

ÇİZGİ HABER

ODTÜ Personeli Türk Halk Müziği Korosu konserinde Grup Yorum'un "Yar Gelmiş" parçası seslendirildi.

OKUMA SALONU

 

Okuma Odası'nda Bu Hafta: Zehra Kurtay’ın Paris Direnişi Ve Zaferi

Boran Yayınlarından yeni bir kitap yayınlandı; bir direnişin kitabı.
Boran Yayınevi tarafından Temmuz 2026 tarihiyle yayınlanan kitap, "Zehra Kurtay, 33 yıllık devrimci ve 25 yıllık direnişçi" Zehra Kurtay'ın son olarak Paris'te gerçekleştirdiği direnişi anlatıyor.

Kitabın Adı: 25 Yıllık Direnişçi Devrimci Zehra Kurtay’ın Paris’te Direnişi Ve Zaferi
Yazarı: Zehra Kurtay Ve Yoldaşları
Yayınevi: Boran Yayınevi
Basım Tarihi: Temmuuz 2026
Sayfa sayısı: 260

Kitabın yazar adının olması gereken sayfasında şöyle deniyor:
"Bu kitabın yazarı
ömrüyle direnişe öncülük eden Zehra Kurtay’dır.
Direnişin derlemesini yapanlar ise yoldaşlarıdır…"

***

ÖNSÖZ'den:

Dev-Gençli Zehra Kurtay, 33 yıllık devrimci ve 25 yıllık direnişçi. 25 yıl sonra yeniden bedenini açlığa yatırır çok heyecanlıdır. Açlık grevine başlarken bir çocuğun heyecanı vardır içinde. Açlığı nasıl geçireceğine dair bir bilinmezlikle birleşen bu heyecanı şöyle anlatıyor: “Her gün kendi beynimi, bilincimi, kalbimi ve duygularımı yeniden, yeniden tanıdım.

Kerpiç evimiz dediğimiz çadırımızı okul olarak görüp öğrenmeye, öğrenip yeniden şekillenmeye, yeni bir insan olmaya şartlandım. 219 gün boyunca açlık temelli şekillenen okul, evet, hepimizi yeniden yarattı, eski ile yeninin savaş alanı oldu, bu savaş alanı insan örgütledi.

Çadırdan alnımızın akıyla çıkmak temel düşünce biçimimdi. Emperyalizme karşı dik durabilmek için, ülkemiz soluna, direniş nasıl olurmuş göstermek için, yabancılara direnmeyi öğretmek için, pusulam hep doğru ne, nasıl daha iyi yaparım düşüncesi oldu.

Temizliğimizden estetiğimize, misafir karşılamamızdan ikramlarımıza, insanların karşısında canlı durmaya kendimizi şartlandırmaktan mütevazı olmaya, insanları dinlemekten sorunlarına çözüm bulmaya her şeye özen gösterdik, dikkat ettik. Çadırda görev alan her arkadaşımıza bunları aşılamaya çalıştık. Böyle düşünmek, böyle davranmak, böyle davranılması için emek harcamak beni besledi, büyüttü, olgunlaştırdı. Eskisi gibi düşünmeyi yasakladım kendime. Bu nedenle beyin yeniyle düşünmeyi öğrendi.

Halk ve emek, iki kutsal kavram… Her şeyi var eden, her şeyi yaratan, en kudretli iki kavram…Bu direniş, her ne kadar biliyoruz saysak da kendimizi, bu iki kavram sıfırdan öğretti. Halkın içine çadırımızla girdik, bizi tanıdılar, emek vererek yakınımızda tutmayı başardık ve emekle çadırın birer emekçisi oldu pek çok insan. Emekle çok geniş bir çevreye ulaştık.

Yoldaşlık duygum daha da güçlendi, Nezif ile başlamak isterim bu konuya. Nezif ile aynı açlığı paylaşmak, ağır hastalığına rağmen çadırın bir direnişçisi olma talebi gün, gün duyguda, düşüncede, kalpte ve beyindeki yakınlaşma ve bütünleşme beni o kadar güçlendirdi ki, tarifi gerçekten çok güç. Bir yanım Nezif oldu, bir gözüm Nezif, bir elim o. Direnişçi olmasıyla yeni bir değer yarattı canım yoldaşım. O tarifi zor kriz anlarında çektiği acıyı alayım bende kalsın, ben çekeyim dedim binlerce defa. Bu anlamda

Nezif, başı dik bir şekilde başladı, başı dik bir şekilde bitirdi. Genç yoldaşlarımız da öyle, emekle, sevgiyle ve sahiplenmeyle yoldaşlık sevgimizi büyüttük, doğru için çarpışmayı öğrendik. Çadır hepimizin yeniden doğurtan bir ebe oldu.

Çok mutluyum, emperyalizme karşı ilk zaferimizi kazandık, şimdi sıra ikinci zaferimizde.

Emperyalizme karşı içimde taşan öfkem direnişle birleşti, politikleşti, emperyalizme karşı bir silaha dönüştü. Ve gerçekten 219 günün 219 günü hep bu öfkeyle, hep yenme arzusuyla, hep bir adım öne geçme isteğiyle, hep daha fazla ne yapabiliriz, direnişimizi daha iyi daha nasıl anlatabiliriz, bu haydutları daha nasıl teşhir edebiliriz düşüncesiyleydim. Direnişe kilitlendim, zafere kilitlendim, çadırımızın bekasına kilitlendim, çevre ilişkilerimizi örgütlü ilişkilere dönüştürmeye kilitlendim. Direnişin halkla bütünleşmesi her derdimizin dermanı oldu. Bizi eğitti-öğretti.

Paris’in göbeğine kurduğumuz çadırımızla, Fransa tarihinde bir ilk yaratarak, emperyalizme karşı çok açık bir savaş yürüttük. Her gün emperyalizmin suçlarını, adaletsizliğini ve olanca meşruluğumuzla devrimciliğimizi her gelene anlattık.

Mahkeme tarafından çok güçlü bir karar elde etmemiz, mahkemeyi bu kararı aldırmaya zorlamamız, bu kararlarla oturum hakkımız için de elimizin güçlenecek ve yolumuzun açılacak olacak olması, çevre ilişkilerimizin direnişimize olan inancını artırdı. Ancak direnildiği takdirde sonuç alınabileceğini gösterdi. Fransa’ya da geri adım attırabilineceğini kavrattı ve Türkiyeli Devrimcilerin Fransa solu gibi bir protesto hareketi olmaktan çok öte, emperyalizme karşı olan mücadelesini bu direnişle gösterdi.”

Bu kitabımız direnişi tırnaklarıyla ören, direnerek etrafını örgütleyen ve sonuç olarak hak ettiği zaferi kazanan Zehra Kurtay’a armağan ediyoruz. Ve bu direnişte öncelikle yanında direnen yoldaşı Nezif Eski ve direnişte emeği geçen herkese…

 

https://smallpdf.com/tr/file#s=e9587759-a8ad-4ccb-becc-e69fdfea043b

 

devamını okumak için tıklayın

Film Odası’nda Bu Hafta:BABAM İÇİN

Bu hafta film köşemizde, gerçek olaylardan esinlenen Babam İçin filmini halkımızın beğenisine sunuyoruz. Film, yalnızca duygusal bir baba-oğul hikâyesi değil; aynı zamanda devlet aygıtının ve hukukun egemenlerin elinde halklara karşı nasıl bir saldırı silahına dönüştüğünü anlatan çarpıcı bir yapıt niteliğindedir.

Film bizleri 1970'lerin İrlanda'sına götürüyor. İngiliz sömürgeciliğinin onlarca yıldır halkın üzerine karabasan gibi çöktüğü, işsizliğin, yoksulluğun ve baskının gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline geldiği bir tarihsel kesitte başlıyor. Başkahraman Gerry Conlon, geleceğe dair büyük umutları olmayan, düzenin kıyısına itilmiş binlerce gençten yalnızca biridir. Hırsızlık, hippilik ve esrar kullanımı yaşamının sıradan parçalarıdır.

IRA tarafından düzenlenen bombalı bir eylemin ardından Gerry ve ailesi, hiçbir somut delil olmaksızın suçlanır. İşkenceyle alınan ifadeler, uydurulan kanıtlar ve siyasi komplolar sonucunda Kraliçe'nin mahkemesi tarafından uzun yıllar hapse mahkûm edilirler. Bu adaletsiz hükmün ardından Gerry ve babası aynı hapishaneye sevk edilir.

Eser aynı zamanda devlet şiddetinin en sistematik biçimlerinden biri olan tecridin insan ruhu üzerinde yarattığı tahribatı da çarpıcı biçimde gözler önüne seriyor. Emperyalizmin yıllardır "terörle mücadele", "güvenlik" ve "kamu düzeni" söylemleri altında yürüttüğü saldırgan politikaların gerçek yüzünü gösterirken; devletlerin işlediği suçların nasıl görünmez kılındığını da teşhir ediyor.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise baba-oğul ilişkisinin işlenişidir. Gerry ve babasının zindan koşullarında kurduğu dayanışma, en ağır baskı koşullarında dahi umudun nasıl korunabildiğini gösteriyor. Düzen insanları yalnızlaştırarak güçsüzleştirmeye çalışırken, dayanışma ve bağlılık ezilenlerin elindeki en güçlü silahlardan biri hâline geliyor. Film bu yönüyle yalnızca bir hukuk skandalını değil, aynı zamanda insan onurunun savunusunu anlatıyor.

Son tahlilde Babam İçin, bir yandan İrlanda halkının tarihsel mücadele deneyimine ışık tutarken, diğer yandan dünyanın bütün ezilenlerine dair evrensel bir söz söylüyor. İrlanda'nın zindanlarından yükselen bu hikâye, bizlere tecrit, işkence ve zulüm karşısında insanı ayakta tutan şeyin direnme ve teslim olmama iradesi olduğunu bir kez daha gösteriyor. Çünkü adalet hukuki değil, siyasi bir mücadeledir ve kendiliğinden gelmez; ancak mücadeleyle ve bedellerle mümkün hâle gelir.

 

Etiketler

129 a/b yasası kaldırılsın 129ab ABD adalet Adalet istiyoruz Akp akp faşizmi Almanya Avrupa Halk Cephesi aytaç ünsal Açlık Grevi deprem direnis direniş ebru timtik emperyalizm EYLEM filistin fransa Gazze gerçek Gerçek Haber Ajansı gha grev Grup Yorum Gökhan Yıldırım gözaltı Halkın Avukatları Halkın Hukuk Bürosu Helin Bölek HHB ibrahim gökçek israil işkence katliam mahkeme Mustafa Koçak polis sibel balaç Suriye TAYAD tutsaklara ozgurluk yunanistan zafer Ölüm Orucu

ARŞİV

Temmuz 2026
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
« Haz    

Editörden

EDİTÖRDEN

Sivas’ın ateşi sönmez…

2 Temmuz 2026
gha
EDİTÖRDEN

MUZAFFER DİRENİŞÇİ GÜRKAN TÜRKOĞLU, ÖLÜMÜ DE YENİYOR! HOŞGELDİN GÜRKAN!

8 Haziran 2026
gha
EDİTÖRDEN

Sömürge valisi Tom Barrack’ın Görevi uzatıldı

4 Haziran 2026
gha
EDİTÖRDEN

Kadıköy Tenha Ve Coşkusuz! Taksim’de Kavga Ve Coşku!

7 Mayıs 2026
gha
EDİTÖRDEN

NAMERTLER! YİNE SÖZLERİNDEN DÖNDÜLER! YİNE SATTILAR!

29 Nisan 2026
gha
EDİTÖRDEN

Maraş’ta yaşanan katliamın sorumlusu kim?

22 Nisan 2026
gha
EDİTÖRDEN

Ülkemizin Bağrına Bir Hançer Daha: BEYKOZ’da NATO KARARGAHI

5 Nisan 2026
gha
EDİTÖRDEN

Akın Gürlek Dedi Ki; “Mahkeme salonları siyaset arenası değildir.” PEKİ SEN SİYASETTEN BAŞKA NE YAPTIN YILLARDIR MAHKEME SALONLARINDA?!

12 Mart 2026
gha
EDİTÖRDEN

GHA: 8 Mart 2026, Tüm Emekçi Kadınlar İçin, Ezilen ve Direnen Tüm Kadınlar İçin; Yeni Direnişlerin Yeni Zaferlerin Yolu Olsun!

8 Mart 2026
gha
EDİTÖRDEN

Epstein müdavimi Trump’tan İspanya’ya: “İstersek üslerini kullanabiliriz. Kimse bize üsleri kullanmamamızı söyleyemez”

4 Mart 2026
gha
iletişim: gercekhaberajansi@gmail.com