
İki gün önce ideolojik öncülüğünü ABD emperyalizminin yaptığı teslimiyet ve tasfiye süreci TBMM’de onaylanan çerçeve yasayla sürüyor. Kürt milliyetçi hareketin ideolojik tasfiyesi, ABD emperyalizminin Ortadoğu politikalarına yedeklenmesi ve bölgedeki çıkarlarına göre şekillenmesini hedeflenen süreç karşılığında aylardır sürdürülen çerçeve yasa tartışması etrafında sürdürülen “demokratikleşme” söylemleri mecliste yapılan oylamada kabul edilen 12 madde ile tamamlanmış oldu.
Kendini lağveden Kürt milliyetçi hareketi ile ilgili tüm metinde “PKK/KCK terör örgütü” ifadesinin kullanıldığı çerçeve yasadaki maddelerde tek konu hapishanedeki PKK tutsaklarının hangi koşullarda serbest bırakılacağı, hangi “suçtan” ceza alanların bu yasadan faydalanacağı, hangi cezaların erteleneceği, hangilerinin kapsam içinde olduğu, ne zaman başvuru yapılacağı, nereye başvuru yapılacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma olanlara ne olacağı ve benzeri konuları var. Ayrıca örgüt üyelerinin ve gerillanın teslim olması ile ilgili de maddeler de var. Silahlarını ve veya mühimmatlarını, sahip oldukları örgütsel varlıkların teslim koşulları da yasada ele alınmış.
Kürt halkının talepleri, ulusal hakları, dil kültür ile ilgili tek bir söz… YOK!
Aylardır her oturup kalktıkları yerde DEM’liler çerçeve yasanın “ülkenin demokratikleşmesi yönünde en önemli adım” olacağı yönünde açıklamalar yapmış, il il Kürt bölgelerini gezerek, halkı bu teslimiyet anlaşmasına razı etmeye çalışmıştı.






Tüm halkın AKP faşizminin baskılarından, zorbalığından, keyfiliğinden memnuniyetsizliği büyürken DEM’liler her gün faşist AKP’nin, MHP’nin kapısında ellerinde dosyayla pozlar verdi. AKP faşizmi bırakalım devrimcileri, muhalefeti, halkın örgütlü kesimlerini, düzenin has partisi CHP’ye dahi her gün operasyonlar yapıp gözaltılar tutuklamalar yaptı. Düzeniçi muhalefeti ağzını açamayacak hale getirdi. Milletvekilleri, parti başkanları tutuklanma korkusuyla “muhalefet” dili dahi kullanamaz hale geldi. Halkın yoksulluğu, adalete açlığı her geçen gün büyürken bunların hiç biri DEM’in gündeminde değildi. Tek dertleri ülkeye demokrasi getirmekti. Kısa yoldan hem de… AKP’yi bir yasa çıkarmaya ikna ederlerse hiçbir sorun kalmayacaktı. Aslında kendilerinin inandığı (ya da inanmadığı) yalana halkı inandırmaya çalıştı aylarca DEM. Ancak beklenildiği gibi oldu ve DAĞ FARE DOĞURDU. Aslında fare dahi doğurmadı. Kürt halkının yararına tek bir kelimenin olmadığı yasa tamamıyla ABD emperyalizminin kendine yedeklediği Kürt milliyetçi hareketini Türkiye oligarşisinin kabul edeceği biçime sokmuş oldu. Ve bunu yasal çerçeveye oturttu. 12 maddelik yasanın bir tek yerinde “Kürt” kelimesinin geçmemesi Kürt halkına ne getirebileceği sorusuna yeterli cevap olacaktır.
Aylardır müzakere, görüşme pazarlık yapıldığının da yalan olduğu böylece ortaya çıkmış oldu. Tamamı AKP’nin ve ABD’nin isteklerine cevap veren yasanın; kontrolü, denetlemesi, sürdürücülüğü AKP’lilere ait. Yasanın tüm yetkili ve karar mercii ERDOĞAN! Belli ki hapishanelerdeki tutsakların önemli bir kısmını ceza ertelemesi ile serbest bırakarak hem kürt bölgesindeki oyları almayı hedefliyor AKP faşizmi hem de ceza ertelemesi ile serbest kalan hükümlülerin çıktıklarında tam seslerini soluklarını çıkartamaz hale getirmeyi hesaplıyor. Bir taşla ikiden fazla kuş.
Ancak gerek AKP faşizmini gerek AKP’nin koltuk değnekliğini yapan DEM’in yakasını bırakmayacak bir şey var: HALK! Peki bu halkı bu ayak oyunlarıyla, bu aldatmacalarla, bu oyalama ve dalavereyle ilelebet kandıramazlar. Yoksulluğun, adaletsizliğin, soygun ve talanın, işsizliğin ve yarınsızlığın tüm ülkede artık çekilemez hale geldiği tartışılmaz bir gerçek. Bu durumun en fazla kendini hissettirdiği bölgeler Kürt illeridir. Her türlü baskının, zulmün katmerlisini yaşayan Kürt halkı “çerçeve yasalarla” işbirlikleriyle, yalanlarla kandırılabilecek bir halk değildir. Her şeyin kağıt üzerindeki gibi olmadığını tarih tekrar gösterecektir, halk düşmanlarına ve halk gerçeğini anlamayanlara…