“Diz Çökmekten Yorulduk”

Sarı yelekliler eylemlerinin özeti:
“DİZ ÇÖKMEKTEN YORULDUK”

Sarı yeleklilerin eylemleri, 17 Kasım 2018’de başladı.
Yani eylemler, tam 6 aydır sürüyor.
Katılım artıyor, azalıyor, ama sürüyor.
Baskılar, gözaltılar, eylemlerin sürmesini ve yayılmasını engelleyemedi.
Bu eylemler, Avrupa’da son yılların en önemli emekçi eylemlerinden biridir. Somut talepler üzerinden güçlü bir dinamizm ortaya çıkarmıştır.
Bu eylemlerin niteliği üzerine bir çok yorum ve değerlendirme yapılmıştır. Fakat eylemleri en iyi tanımlayan, yine Sarı yeleklilerin eylemlerinde dağıtılan bir bildiridir.
Geçen yılın Aralık ayında Brüksel’de Meiser Meydanı’nda yapılan Sarı Yelekliler eyleminde dağıtılan bir broşürde şöyle deniliyordu:
“Diz çökmekten yorulduk. Hükümet etkisiz politikalar yürütüyor ve bedelini biz ödüyoruz”.
Evet, sarı yelekliler eylemi, uzun bir “diz çökme” döneminin ardından bir ayağa kalkıştır.
Diz Çökmenin Otuz Yılı
Avrupa’da emekçilerin ve göçmenlerin hakları, 1990’ların başlarından bu yana sistemli ve sürekli olarak kısıtlanmış, daraltılmıştır.
Sosyalist sistemin baskılanmasından kurtulan Avrupa burjuvazisi, zamanında emekçilerin mücadelesi sonucu zorunda kaldığı hakları ve sosyalist sistemle rekabet için verdiği hakları bir bir geri almaya başladı.
Avrupa emekçilerinin örgütsüzlüğü ve mevcut sendikaların uzlaşmacı, işbirlikçi çizgileri nedeniyle, burjuvazi bu hak gasplarını uzun süre ciddi bir direnişle karşılaşmadan sürdürdü.
Bütün bu süre boyunca Avrupa emekçileri, haklarını bir bir kaybettiler.
Mücadelede, direnişte, örgütlenmede, tarihsel geleneklerini, dinamizmlerini kaybettiler.
Burjuvazinin bireycileştirme, yozlaştırma, tüketim kültürüne hapsetme politikalarına karşı politikalar geliştiremediler.


Tepkileri Irkçılığa Yönlendirdiler
Halkın tepkilerinin birikmeye başladığı noktada, önce bu tepkiyi yabancı düşmanlığına kanalize etme politikası izlediler. Sanki hak gasplarının, ücretlerin düşmesinin sorumlusu göçmenlermiş gibi gösterdiler ve bu yönlendirmeler sonucu ırkçı partiler tüm Avrupa ülkelerinde güçlendi.
Ama yalanın ve çarpıtmanın da, ömrü ve etkisi bir yere kadardır.
Bir noktadan sonra, emekçilerin ve göçmenlerin eylemleri, tepkileri de başladı. Mesela Fransa’daki göçmen ayaklanmasında burjuvazi büyük korku yaşadı. Almanya’da gündeme gelen grevlerde, burjuvazi eylemleri bir an önce bitirmek için baskıdan şantaja kadar her yola başvurdu.


Taleplerin Temeli Zengin Yoksul Çelişkisidir
Sarı yelekliler eylemleri, önce Fransa’da yayıldı. Ardından birçok Avrupa ülkesinde. Sarı yelekliler, iktidar hedefli bir hareket değildir. İktidarı istemiyorlar. Sınırlı ekonomik talepleri var. Fakat bu talepler kendi içinde ne kadar sınırlı olursa olsun, SINIFSAL taleplerdir. Temeli,, zenginlik, yoksulluk çelişkisindedir. Avrupa emekçilerinin son otuz yıldaki YOKSULLAŞMALARININ sonucudur.
Fransa’daki sarı yelekliler eyleminde de Macron iktidarı, önce onları dikkate almama politikası izledi. Daha sonra, eylemlerin gelişimini durduramayacaklarını gördükleri noktada, bazı taleplerin kabul edildiğini açıkladı. Bunların en önemlilerinden biri, emekçilerin gelir vergisinin düşürüleceği vaadidir.
Ancak sarı yelekli emekçiler hareketi, bu oyalamayı kabul etmedi.

Taleplerinde ısrar ettiler, yeni talepler eklediler.
“Sarı yelekliler, Macron’un açıklamalarının yaşanılan ekonomik zorlukları yeterli seviyede kolaylaştırmadığını, bu nedenle kendisinden daha güçlü önlemler almasını istiyorlar.”
Peki ne istiyorlar?

  • yüksek gelirlilerden daha fazla gelir vergisi alınması
  • emekçiler ve orta gelirliler üzerindeki vergi yükünün kaldırılması
  • zenginlerden ek vergi alınması
  • temel gıda ürünlerinden alınan yüksek orandaki vergilerin kaldırılması
    Sarı Yelekliler Eylemi Siyasallaşıyor
    Ekonomik bir grev, bütün ülkeye, ülkelere yayıldığında, ekonomik talebi hiç değişmese de siyasal bir grev niteliği kazanır.
    Dünya emekçilerinin mücadelesinden çıkan teori böyle söyler.
    Bugün sarı yeleklilerin eylemleri de işte böyle giderek siyasallaşan bir direniştir.
    Burjuvaziyi bu kadar korkutan da, taleplerden çok, eylemlerin kazandığı siyasal niteliktir.
    Emperyalist burjuvazi, yozlaştırma, yabancılaştırma, polis terörü, ne yaparsa yapsın, emekçilerin mücadelesini durduramamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.