CHP yönetimiyle ilgili “butlan kararı” alınmasından sonra, CHP’den bir direniş bekleyenler, yine hayal kırıklığına uğradılar.
Özgür Özel, kararın alındığı akşam, halkı, Genel Merkez binasının önüne çağırdı. Yüze yakın kez tekrarlanan “miting”lerden biri daha tekrarlandı ve herkes evine döndü!
Aylardır geleceği öngörülen böyle bir faşist karar karşısında CHP yönetiminin hiçbir hazırlığının olmadığı açığa çıktı.
Sanki sıradan bir karar alınmıştı ve sıradan bir protestoyla geçiştirildi.
Sonra sıra, Özgür Özel ve CHP yönetiminin CHP Genel Merkezi’nden çıkarılmasına sıra geldi.
Özel ve yönetim, Genel Merkez binasındaydılar.
Faşizmin yapacağı belliydi.
Faşist terörle kendi kararını uygulamak isteyecekti.
Peki CHP yönetimi ne yapacaktı?
O da belliydi; faşizmin kararına TESLİM olacaktı.
Farklı beklentileri olanlar olabilir; ama CHP’nin sınıfsal gerçeğini bilenler oradan faşizme karşı militan ve uzlaşmaz bir direniş çıkmayacağını bilirler.
CHP üyeleri, polisin Genel Merkeze saldırısına karşı bir süre direndiler, coplara, biber gazlarına rağmen, polisi sokmamaya çalıştılar. Ama sonra, yönetimin “genel merkezden çıkma” kararı geldi.

Ne oldu?
Cumhurbaşkanı adayları tutuklandı.
Genel Başkanları, başkanlıktan alındı.
Genel Merkezlerinden kovuldular.
Cumhurbaşkanı adayını, genel başkanını savunamayanlar, adalet için direnebilirler mi?
Genel Merkez binasını savunamayanlar, ülkeyi emperyalizme karşı savunabilirler mi?
Biz derneklerimizden, dergi bürolarımızdan neden sürüklene sürüklene, dövüle dövüle çıkarılıyoruz biliyor musunuz?
Çünkü biz DİRENİYORUZ.
Faşizmin kararlarına boyun eğmiyoruz.
Özgür Özel, Butlan ve tahliye kararını yırtıp atıyor kameraların karşısında. Ama altı boş bir efelik. Çünkü on dakika sonra YIRTIP ATTIĞI KARARA kuzu kuzu uyuyor Özgür Özel.
Direnmek öyle olmaz.
Faşizmin kararlarını yırtıp atmak öyle olmaz.
Kararı yırtıyorsanız, o karara uymayacaksınız.
Karara uyacaksanız, boşu boşuna kararıp yırtıp, hikayeden efelik yapmayacaksınız.

NEDEN DİRENİŞTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOK DİYORUZ?
İşte sloganımızın gerçeği ve gereği, ülkemizdeki bu koşullardır.
CHP Genel Merkezi’nin önüne, içine yüzlerce polis yığdı faşizm.
Faşizm bu.
Bizim derneklerimizi, bürolarımızı, mahallelerimizi binlerce polisle, helikopterlerle, akreplerle basıyorlar. Ama bizim direnmme kararımızda milim değişiklik yoktur.
Bizim tutulduğumuz hapishanelere binlerce askerle baskın yaptılar. Hatırlarsınız mutlaka, iktidarda sizin geleneğinizden biri, Ecevit vardı. Koğuşlarımız gazlarla tutuşturdular, arkadaşlarımızı diri diri yaktılar, maltalarda üzerimize kurşun yağdırdılar. Hiçbir özgür tutsak teslim olmadı.
Amerikan emperyalizmi bu topraklara gelirse, elinde gülle, lokumla gelmeyecek değil mi.. Nasıl direneceksiniz?
Faşizme direnemeyen, emperyalizme direnebilir mi.. İkisi aynı zulüm aygıtının farklı yüzleridir.
CHP yönetimine değil, CHP’li halkımıza sesleniyoruz.
“Direnişten başka çıkış yok!”
Faşizmin karşısında demokrasi için, adalet için, haklar ve özgürlüklerimiz için başka yol yoktur.
Öyle göstermelik direnişler değil, faşizmin kararlarını, dayatmalarını hiçbir koşul altında kabul etmeyen bir direniş hattı gereklidir.
Bakın, özgür tutsaklar, sadece(!) yakalarına “suçlu” kimlik kartını takmamak için yüzlerce günlük açlık grevlerine yatıyorlar.
Bakın, özgür tutsaklar, kuyu tiplerinde düşüncelerinin, inançlarının boğulmaması için ölüm oruçlarına yatıyorlar.
Siz sadece İdil Kültür Merkezi ve TAYAD tarihine bakın yeter.
İdil Kültür Merkezi, bugüne kadar onlarca kez polis tarafından basıldı.
Önceki gün CHP Genel Merkezine yapılan saldırı gibi, onlarcasını yaşadı.
Ama bir kez bile, oradan İdil Kültür Merkezi emekçilerini Özgür Özel gibi çıkaramadılar. Her seferinde direndik.
Ve bakın, İdil Kültür Merkezi, yine halkın sanatçılarının elindedir. Halkın sanatçıları orada üretmeye devam ediyorlar.
Ama CHP yönetimi, üyeleri, Genel Merkezlerini savunamadılar.

Türkiye halklarının, Türkiye devrimcilerinin direniş gelenekleri çok güçlüdür. Köklüdür. Orada direnmek isteyen herkes için bir yol vardır.
Faşizme, emperyalizme karşı direnmek isteyenlerin, bağımsızlık, demokrasi isteyenlerin bakacağı yer, işte bu gelenektir.