Avrupa seçimlerine dair yorumlar

“Hepsi sıradan vatandaşa karşı. Hepsi yalancı, hepsi hırsız.”

Tanrı biliyor ya, hepsi hırsız.
“Vatandaşlar sandığa gitme konusunda neden isteksiz? … Tembel oldukları için mi? Hayır, daha ziyade oy kullanmayı anlamlı görmedikleri için. Oy kullanan, sokaktaki adam, hayatının son otuz yılını böylesi bir demokraside geçirmekle ilgili şunları söyleyecektir: Seçime katılsan da katılmasan da senin açından hiçbir şey değişmeyecek. Bütün partiler birbirine benziyor, çünkü hepsi sıradan vatandaşa karşı. Tek yaptıkları vaatlerde bulunmak ve ola ki iktidara geldiklerinde tamamen farklı davranmak. Hepsi yalancı, tanrı biliyor ya, hepsi hırsız.” (Jutarnji list, Slavenka Drakulić)


Yanıltmacalardan, kandırmacalardan oluşan zehirli bir karışım


“Yanıltmacalardan, kandırmacalardan oluşan zehirli bir karışım, Avrupa Parlamentosu seçim kampanyasını kolektif bir sahtekarlığa dönüştürdü. Belki başka yerlerde de yapılıyor bu, ama İtalya’daki zehirlilik seviyesine ulaşılması mümkün değil. … En tehlikeli örnek de şu: İtalya’daki bütün finansal zorlukların nedeni olarak lanse edilen bütçe disiplinindeki sınırlamalardan kurtulmanın tek çaresi seçim sandığıdır, deniyor. …. Brüksel’deki ‘teknokratların’ görevden uzaklaştırılması Brüksel cennetinin kapısını açacaktır demek, İtalyanları aptal göstermek ve körlemesine yeni bir felakete sürüklemek demektir.” (Massimo Riva, La Repubblica)


PİS; koyun postuna bürünmüş kurt


“Bu partinin beyin takımının, ‘Polonya Avrupa’nın kalbidir’ düsturu uyarınca buluştuklarını ve etraflarını AB bayraklarıyla çevrelediklerini görüyoruz. Ancak bu, seçimden önceki bir aldatmacadan ibaret. Seçim ertesi bu tablo değişecektir. PiS, kendine ezeli ebedi iktidarı kazandıracak sistem dönüşümünü tamamlamak isteyecektir; bunun için de AB’yle savaşa geri dönmesi gerekiyor. … Bu sene yapılan seçimler nedeniyle iktidar partisi geri vitese takmak, üzerine bir koyun postu atmak ve Avrupa’ya bağlıymış gibi davranmak zorunda kaldı. Hükümet kampındakiler çok büyük haltlar yediler, kaybedecekleri şey çok, bu yüzden taktiklerini değiştirmek zorundalar. … Ne de olsa PiS için iktidar değişikliği söz konusu dahi olamaz.” ( Roman Kuźniar, Gazeta Wyborcza, Polonya)


AB’nin babamız tavrı..


“Basit ama son derece önemli bir olguyu netleştirmek için belki de en önemli dönemde bulunuyoruz: AB, Bulgaristan’ın ne anası ne de babası ve üye olmamızın amacı ne (AB’nin babamız tavrıyla öğrettiği) Avrupa değerlerini öğrenmek ne de (anamız olarak bizimle ilgilenen) AB’nin fonlarından faydalanmak. Her iki başlık da önemli olmakla beraber, asıl önemli konu, AB’nin, hem kendi içinde hem de uluslararası düzlemde Bulgarların ulusal çıkarlarının gerçekleştirilmesine yönelik bir araç olduğunu kavramak.” (Dimitar Petrow, news.bg sitesi)


Avrupa kendini tanımlamayı ya beceremedi ya da istemedi


“Bölgesel ve ulusal kültürler var olmasına varlar ama bir uluslarüzeri ve birleşik Avrupa kültüründen söz edilemez. … Bol bol seyahat eden birisi olarak her ülkenin kendine odaklandığını söyleyebilirim. Hatta tartışmalar ve fikirler bile ulusal düzeyde kalıyor, kültürler birbirlerinden alabildiğine ayrı. Sadece az sayıda yazar tüm kıtada okunuyor. … Avrupalı bir düşünce biçimi yok! Avrupa kendini tanımlamayı ya beceremedi ya da istemedi. Ortak bir kültürü ya da kimliği olmadığı gibi bir kültürel mirasa da sahip değil. Elbette uluslarüzeri biçimde şekillenmiş, Avrupai bir toplum katmanı var, ancak bu, geniş insan kitlelerine ulaşabilecek ortak bir Avrupa söylemi olmaktan uzak.” (Olivier Guez, Libération)


Dikkat edin, kullanışlı aptal olmayın!


“AB’yle ilişkilerimiz, Danimarka Parlamentosu ile olan ilişkimizden farklı. AB’nin gündelik yaşamımız üzerindeki etkileri büyük olmakla beraber bu konudaki bilgimizin yeterli olduğu söylenemez. …. Sosyal medyada yer alan tüm gelişmeler, ilkesel olarak temkinle tüketilmelidir. Facebook’ta karşımıza çıkan bilgileri “layklamadan’, paylaşmadan ve bunlara inanmadan önce artık daha da dikkatli olmalıyız. Yalan haberlerin yaygınlaştırılmasına alet olursak, ülkemiz için niyetleri pek de iyi olmayanlar için kullanışlı birer aptal haline geliriz.” (Jydske Vestkysten, Danimark

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.