ASKERİ LİNÇ… Servet Turgut’un Linç Edilerek Katledildiği Açığa Çıktı…

Servet Turgut, Van’ın Çatak ilçesinde Sürik (Yoğurtlu) mezrasında askerler tarafından gözaltına alınmış ve katledilmişti. İlk gelen bilgilerde, Servet Turgut’un helikopterden atılma sonucunda katledildiği yansımıştı.

Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atılması olayının doğru olduğu, ancak bunun helikopter havadayken değil, yerdeyken gerçekleştiği ve katledilmesinin de bu atılma sonucu değil, atılmadan sonra gerçekleştirilen LİNÇ sonucunda meydana geldiği ortaya çıktı.

Osman Şiban ve Servet Turgut, Van’da 11 Eylül 2020 tarihinde gözaltına alındılar. İki köylü yapılıan işkenceler sonucunda hastahaneye kaldırıldılar ve Servet Turgut hastanenin yoğun bakım ünitesinde 20 gün yaşam mücadelesi verdikten sonra hayatını kaybetmişti.

Servet Turgut’un gözaltına alınması, gözaltında gördüğü işkenceler ve nihayetinde LİNÇ edilerek katledilmesi sürecinin tüm ayrıntıları, birlikte gözaltına alındıkları ve halen hastahanede olan Osman Şiban’ın anlatımlarıyla netleşti.

Bağımsız milletvekili Ahmet Şık, iki köylüye işkence yapılması ve birinin katledilmesiyle ilgili bir rapor hazırladı.

Linç‘i Askerler Yaptı

Yargı, devletin SUÇLU olduğu her olayda olduğu gibi, Servet Turgut’a ilişkin yürütülen soruşturmada da “gizlilik kararı” verdi ve  yayın yasağı koydu.

Ancak rapordaki anlatımlar herşeyi açıkça ortaya koyuyor. Şık, basın toplantısında Turgut’un, “helikopterden atılma sonucu değil, Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda çok kalabalık bir asker grubu tarafından linç edilerek yaralandığını ve öldürüldüğünü söyledi. Şık tarafından TBMM’de düzenlenen basın toplantısıyla açıklanan raporda Şiban’ın anlatımları da yer alıyor.

Şık, basın toplantısında şunları belirtti:

“Yaptığımız tespitlere göre olaydan yaralı kurtulan Osman Şiban ve hayatını kaybeden Servet Turgut sanılanın aksine helikopterden atılma sonucu değil, götürüldükleri Van İl Jandarma Komutanlığı’nda çok kalabalık bir asker grubu tarafından linç edilmiştir. Bu toplu linç sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle olayın failleri olan askerlerden bazıları iki yurttaşımızı il jandarma komutanlığı yanındaki iki ayrı hastaneye götürmüşler ve ‘Helikopterden atladılar’ yalanı üzerinden bir dedikodunun yayılmasını sağlamışlardır. Hastanede görevli personele yaralı halde götürdükleri kişilerle ilgili şöyle söylemişlerdir; ‘Bunlar terörist, çatışmaya girdik, helikopterden atlayarak kaçmaya çalıştılar.’ Bu bilgi hastane personeli üzerinden ailelere, ailelerden de siyasetçilere, avukatlara, medyaya kadar ulaşmış ve iki yurttaşımızın helikopterden atılma işkencesi sonucu ağır yaralandığı bilgisi dolaşıma girmiştir.”

Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda Görevli Tüm Personel Zanlıdır

Şık açıklamanın devamında Komutanlıktaki görevlilerin bu cinayetten sorumlu olduğunu vurgulayarak, raporu hazırlama sürecinde olayla ilgili yetkili makamlar olan Van Valisi, İl Jandarma Alay Komutanı, Van Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturmayı üstlenen Savcı ile görüşme yapmak istediklerini fakat randevu taleplerinin reddedildiğini belirtti.

Şık, jandarmanın  sorumluluğunu şöyle dile getirdi:

“Aslında helikopterden atılma iddiası da bir yalan değil, biçim değiştirmiş bir gerçeği ifade ediyor. Çünkü Osman Şiban’la görüştük Mersin’de. Kendisinin anlattığına göre Van İl Jandarma Komutanlığı‘na kendilerini getiren helikopterin iniş yapmasından sonra arkalarından itilerek ve tartaklanarak beton zemine düşmelerine neden olmuşlardır ve kendisi bu olayı atıldık diye ifade etmektedir. Bu toplu lincin faillerin kimliği ortaya çıkana kadar, Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda 11 Eylül 2020 günü görev yapan tüm askerler orada bulunan herkes bu olayın aslı failidir cinayetin şüphelisidir.”

Bütün köyü toplayıp diz çöktürdüler

Şık tarafından hazırlanan raporda, Servet Turgut ve Osman Şiban’ın 11 Eylül’dte köye yapılan operasyonda gözaltına alındıkları belirtilerek, köylülerin anlatımlarına yer veriliyor. Köylüler o günü şöyle anlatıyor:

“Herkesi köyün açıklık alanında toplayıp diz çöktürdüler. Kimlik kontrolü yaparlarken bize, ‘Buraya teröristler geliyor mu?’, ‘Kimler gelip gidiyor?’, ‘Siz teröristlere yardım ediyor musunuz?’ diye sordular. ‘Öfkeliyiz. Acımız var. Yüzbaşımızı şehit verdik. Acısını sizden çıkartırız’ diyerek birkaç kişiyi tokatladılar. … hınçla davranıyorlardı.”

Şiban: “Önce cenazeleri sonra bizi attılar

Osman Şiban, olay gününün akşamı askerlerin Servet Turgut’u başına çuval geçirilmiş halde getirdiklerini, Turgut’un yüzünü açıp tanıyıp tanımadığını sorduklarını belirtti.

Şiban, Turgut’un yeğeni olduğunu belirtiyor. Daha sonra Osman Şiban ve Servet Turgut, askerler taraafından alınarak helikoptere bindiriliyorlar.

Şiban, helikopterde askerlerin Servet Turgut ve kendisinde sürekli vurduklarını belirterek, helikopterde yaşananları şöyle anlattı:

“Helikopterin içinde iki tane cenaze vardı, örgüt mensuplarıymış. Böyle poşet gibi bir çuvalın içine torbalamışlardı. Birini açıp başını çıkarttılar, yüzünü gösterdiler ölenin. Bana ‘Sen bunu tanıyorsun’ dediler. Ben tanımıyorum, ne bileyim kimdir dedim. Beni yine dövmeye başladılar. Hatta öyle dövdü ki, başımı o poşetin üstüne düşürdü. Telsizden … ‘Van’ın kışlasına getirin’ gibi şeyler söylediklerini duydum. … helikopter içinde bizi çok dövdüler. Bir askerin, komutan mı bilmiyorum Servet’i kastederek ‘Bu ihtiyarı dövmeyin, bu ihtiyar ölecek’ dediğini duydum. Alay komutanlığındaki alana iniş yapılacaktı. Kalabalık bir asker grubu bekliyordu.

“Helikopter indi. İçindeki askerlerin de hepsi inmiş. Bizi daha indirmemişlerdi. Helikopterin içinden görünüyor. Baktım dışarıya çok asker var. Belki 100-150 tane asker var. Kuşatmış asker, hazır durumda bekliyordu. … Birisi, ‘O teröristleri indirin aşağıya’ dedi. Baktım, iki asker yukarı geldi. Önce cenazeleri attılar. Sonra bizi de attılar. Helikopterin kapısının ağzından arkamızdan aşağıya itildik. Servet’le betonun üzerine düştük. … Biz öylece yerdeydik. Birini duydum, dedi ki ‘Ya bu terörist sağdır’, öyle duydum. Sonra o gördüğüm 100-150 asker üzerimize çullandılar. Tekmeler, yumruklar Vallahi bizi yere sürdüler. Her birimizin başında 10 kişi, 20 kişi. 10 kişi bir kişinin üstüne geçiyordu, hepsi bize yetişip dövüyordu bizi.”

Tanıklar: Tüm kemikleri kırılmış gibiydi

20 gün komada kaldıktan sonra 30 Eylül 2020’de hayatını kaybeden Servet Turgut’un otopsi için götürüldüğü Adli Tıp’da cezazeyi görenlerin anlatımları ise herşeyi net olarak ortaya koyuyor. Tanıklar şunları söylüyor:

“Cenazeyi görenlerin anlatımlarına göre Servet Turgut’un tüm vücudu ezilmiş ve sanki tüm kemikleri kırılmış gibidir. Vücudunda çok sayıda morluk vardır. El parmakları kırılmış halde ve öndeki dişleri yoktur. Cenazeyi gören bir tanığın ifadesine göre, ‘Sanki üzerine bir kamyon hafriyat dökülmüş gibi ezilmişti.’

Sonuç olarak, Servet Turgut işte böyle katledildi.

Katleden devletti.

Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atılması olayının doğru olduğu, ancak bunun helikopter havadayken değil, yerdeyken gerçekleştiği ve katledilmesinin de bu atılma sonucu değil, atılmadan sonra gerçekleştirilen LİNÇ sonucunda meydana geldiği ortaya çıktı.

Osman Şiban ve Servet Turgut, Van’da 11 Eylül 2020 tarihinde gözaltına alındılar. İki köylü yapılıan işkenceler sonucunda hastahaneye kaldırıldılar ve Servet Turgut hastanenin yoğun bakım ünitesinde 20 gün yaşam mücadelesi verdikten sonra hayatını kaybetmişti.

Servet Turgut’un gözaltına alınması, gözaltında gördüğü işkenceler ve nihayetinde LİNÇ edilerek katledilmesi sürecinin tüm ayrıntıları, birlikte gözaltına alındıkları ve halen hastahanede olan Osman Şiban’ın anlatımlarıyla netleşti.

Bağımsız milletvekili Ahmet Şık, iki köylüye işkence yapılması ve birinin katledilmesiyle ilgili bir rapor hazırladı.

Linç‘i Askerler Yaptı

Yargı, devletin SUÇLU olduğu her olayda olduğu gibi, Servet Turgut’a ilişkin yürütülen soruşturmada da “gizlilik kararı” verdi ve  yayın yasağı koydu.

Ancak rapordaki anlatımlar herşeyi açıkça ortaya koyuyor. Şık, basın toplantısında Turgut’un, “helikopterden atılma sonucu değil, Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda çok kalabalık bir asker grubu tarafından linç edilerek yaralandığını ve öldürüldüğünü söyledi. Şık tarafından TBMM’de düzenlenen basın toplantısıyla açıklanan raporda Şiban’ın anlatımları da yer alıyor.

Şık, basın toplantısında şunları belirtti:

“Yaptığımız tespitlere göre olaydan yaralı kurtulan Osman Şiban ve hayatını kaybeden Servet Turgut sanılanın aksine helikopterden atılma sonucu değil, götürüldükleri Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda çok kalabalık bir asker grubu tarafından linç edilmiştir. Bu toplu linç sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle olayın failleri olan askerlerden bazıları iki yurttaşımızı il jandarma komutanlığı yanındaki iki ayrı hastaneye götürmüşler ve ‘Helikopterden atladılar’ yalanı üzerinden bir dedikodunun yayılmasını sağlamışlardır. Hastanede görevli personele yaralı halde götürdükleri kişilerle ilgili şöyle söylemişlerdir; ‘Bunlar terörist, çatışmaya girdik, helikopterden atlayarak kaçmaya çalıştılar.’ Bu bilgi hastane personeli üzerinden ailelere, ailelerden de siyasetçilere, avukatlara, medyaya kadar ulaşmış ve iki yurttaşımızın helikopterden atılma işkencesi sonucu ağır yaralandığı bilgisi dolaşıma girmiştir.

Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda Görevli Tüm Personel Zanlıdır

Şık açıklamanın devamında Komutanlıktaki görevlilerin bu cinayetten sorumlu olduğunu vurgulayarak, raporu hazırlama sürecinde olayla ilgili yetkili makamlar olan Van Valisi, İl Jandarma Alay Komutanı, Van Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturmayı üstlenen Savcı ile görüşme yapmak istediklerini fakat randevu taleplerinin reddedildiğini belirtti.

Şık, jandarmanın  sorumluluğunu şöyle dile getirdi:

“Aslında helikopterden atılma iddiası da bir yalan değil, biçim değiştirmiş bir gerçeği ifade ediyor. Çünkü Osman Şiban’la görüştük Mersin’de. Kendisinin anlattığına göre Van İl Jandarma Komutanlığı‘na kendilerini getiren helikopterin iniş yapmasından sonra arkalarından itilerek ve tartaklanarak beton zemine düşmelerine neden olmuşlardır ve kendisi bu olayı atıldık diye ifade etmektedir. Bu toplu lincin faillerin kimliği ortaya çıkana kadar, Van İl Jandarma Komutanlığı‘nda 11 Eylül 2020 günü görev yapan tüm askerler orada bulunan herkes bu olayın aslı failidir cinayetin şüphelisidir.”

Bütün köyü toplayıp diz çöktürdüler

Şık tarafından hazırlanan raporda, Servet Turgut ve Osman Şiban’ın 11 Eylül’dte köye yapılan operasyonda gözaltına alındıkları belirtilerek, köylülerin anlatımlarına yer veriliyor. Köylüler o günü şöyle anlatıyor:

“Herkesi köyün açıklık alanında toplayıp diz çöktürdüler. Kimlik kontrolü yaparlarken bize, ‘Buraya teröristler geliyor mu?’, ‘Kimler gelip gidiyor?’, ‘Siz teröristlere yardım ediyor musunuz?’ diye sordular. ‘Öfkeliyiz. Acımız var. Yüzbaşımızı şehit verdik. Acısını sizden çıkartırız’ diyerek birkaç kişiyi tokatladılar. … hınçla davranıyorlardı.”

Şiban: “Önce cenazeleri sonra bizi attılar

Osman Şiban, olay gününün akşamı askerlerin Servet Turgut’u başına çuval geçirilmiş halde getirdiklerini, Turgut’un yüzünü açıp tanıyıp tanımadığını sorduklarını belirtti.

Şiban, Turgut’un yeğeni olduğunu belirtiyor. Daha sonra Osman Şiban ve Servet Turgut, askerler taraafından alınarak helikoptere bindiriliyorlar.

Şiban, helikopterde askerlerin Servet Turgut ve kendisinde sürekli vurduklarını belirterek, helikopterde yaşananları şöyle anlattı:

“Helikopterin içinde iki tane cenaze vardı, örgüt mensuplarıymış. Böyle poşet gibi bir çuvalın içine torbalamışlardı. Birini açıp başını çıkarttılar, yüzünü gösterdiler ölenin. Bana ‘Sen bunu tanıyorsun’ dediler. Ben tanımıyorum, ne bileyim kimdir dedim. Beni yine dövmeye başladılar. Hatta öyle dövdü ki, başımı o poşetin üstüne düşürdü. Telsizden … ‘Van’ın kışlasına getirin’ gibi şeyler söylediklerini duydum. … helikopter içinde bizi çok dövdüler. Bir askerin, komutan mı bilmiyorum Servet’i kastederek ‘Bu ihtiyarı dövmeyin, bu ihtiyar ölecek’ dediğini duydum. Alay komutanlığındaki alana iniş yapılacaktı. Kalabalık bir asker grubu bekliyordu.

“Helikopter indi. İçindeki askerlerin de hepsi inmiş. Bizi daha indirmemişlerdi. Helikopterin içinden görünüyor. Baktım dışarıya çok asker var. Belki 100-150 tane asker var. Kuşatmış asker, hazır durumda bekliyordu. … Birisi, ‘O teröristleri indirin aşağıya’ dedi. Baktım, iki asker yukarı geldi. Önce cenazeleri attılar. Sonra bizi de attılar. Helikopterin kapısının ağzından arkamızdan aşağıya itildik. Servet’le betonun üzerine düştük. … Biz öylece yerdeydik. Birini duydum, dedi ki ‘Ya bu terörist sağdır’, öyle duydum. Sonra o gördüğüm 100-150 asker üzerimize çullandılar. Tekmeler, yumruklar Vallahi bizi yere sürdüler. Her birimizin başında 10 kişi, 20 kişi. 10 kişi bir kişinin üstüne geçiyordu, hepsi bize yetişip dövüyordu bizi.”

Tanıklar: Tüm kemikleri kırılmış gibiydi

20 gün komada kaldıktan sonra 30 Eylül 2020’de hayatını kaybeden Servet Turgut’un otopsi için götürüldüğü Adli Tıp’da cezazeyi görenlerin anlatımları ise herşeyi net olarak ortaya koyuyor. Tanıklar şunları söylüyor:

“Cenazeyi görenlerin anlatımlarına göre Servet Turgut’un tüm vücudu ezilmiş ve sanki tüm kemikleri kırılmış gibidir. Vücudunda çok sayıda morluk vardır. El parmakları kırılmış halde ve öndeki dişleri yoktur. Cenazeyi gören bir tanığın ifadesine göre, ‘Sanki üzerine bir kamyon hafriyat dökülmüş gibi ezilmişti.’

Sonuç olarak, Servet Turgut işte böyle katledildi.

Katleden devletti.

Sosyal ağlarda paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.