AMERİKAN DERGİLERİ YAZIYOR: SAVAŞ İRAN’IN KONTROLÜNDE

Amerikan basın yayın organları da, ABD emperyalizminin, Trump yönetiminin, İran’ın direnişi karşısında yenilgiye uğradığını gizleyemiyor.
Amerikan basınından alıntılarla ABD yenilgisinin çeşitli boyutlarıyla ortaya konulduğu aşağıdaki yazıyı izleyicilerimize sunuyoruz. Yazı 12.07.2026 tarihli Rasthaber.com’dan aktarıldı.


Savaş İran’ın Kontrolünde

Amerikan dergisi, savaşın kontrolünün İran’ın elinde olduğunu ve Trump’ın bir şaşkınlık ve aşağılanma içinde çırpındığını bildirdi.
Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaş, onun için ne ileri ne de geri adım atabildiği, çözümsüz bir bilmeceye dönüştü. Trump savaşta hedeflerinin hiçbirine ulaşamadı; diğer yandan zorbalıkla boğazı açmaya da muktedir değil. Aynı zamanda yeni bir savaşın başlaması, küresel petrol ve gaz piyasalarını altüst edecek, ABD’deki ara seçimlere sadece 4 ay kala Amerika’daki enflasyonu, benzin ve motorin fiyatlarını yukarı çekecektir. Trump bugünlerde İranlılar tarafından öldürülmekten korktuğunu bile dile getiriyor.

THE WASHİNGTON POST

The Washington Post gazetesi, daha geçen Cuma günü yayınladığı yazıda, Trump’ın ateşkesi ihlal etmesinin kendisini ve hükümetini ringin köşesine fırlattığını yazmıştı. Bu analiz çerçevesinde Amerikan The Atlantic dergisi de “Savaşın Kontrolü İran’ın Elinde; Trump İse Sersemlemiş, Sorunlara Batmış ve Aşağılanmış Durumda” başlığıyla yayınladığı raporda şunları yazdı: “Amerika ile İran arasındaki mevcut savaşın kontrolü şu anda Donald Trump’ın veya Amerikan hükümetinin elinde değil, İran nizamının elindedir. Son dönemde aralarında varılan mutabakatın hiçbir hükmü etkili değildir ve bunlar sadece Trump’ın umut bağladığı birer hayal ürünüdür.”

THE ATLANTİC: Trump, İranlılar Tarafından Aşağılandı.

Amerika’nın en köklü ve saygın dergilerinden biri olan The Atlantic, raporunun bir başka bölümünde şu vurguyu yapıyor: “Trump, alevlendirdiği savaşın kendi kontrolü altında olduğunu sanıyordu ancak gerçek şu ki kontrolü kaybetti; şartları belirleyenler İranlılar oldu ve onu defalarca aşağıladılar. Dahası, Trump’ın geçen ay muhtemelen uluslararası piyasaları sakinleştirmek ve Kongre’nin kendisine karşı herhangi bir yasal işlem başlatmasını engellemek amacıyla ilan ettiği ateşkesin gerçekten hiçbir etkisi olmadı; çünkü taraflardan hiçbiri ateşi kesmedi.”

Tasnim Haber Ajansı’nın aktardığına göre, makalenin devamında şu ifadelere yer veriliyor: “Durum artık yavaşlatılmış bir savaşa dönüştü; son birkaç gün içinde İranlılar Hürmüz Boğazı’nda üç petrol tankerine saldırdı, Amerikalılar ise İran’da yaklaşık 80 noktayı hedef aldı. Son olarak İran Devrim Muhafızları Ordusu, Bahreyn ve Kuveyt’teki yaklaşık 85 Amerikan hedefine saldırdığını duyurdu… Tahran ile Washington arasında varılan mutabakat zaptı, aslında İranlıların dayattığı ve Trump’ın da savaştan çıkmak için imzalamak zorunda kaldığı bir Amerikan teslimiyet belgesiydi. İran’ın bu anlaşmadaki hedefleri şunlardır: Nizamın bekası, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ve nükleer programın korunması…”

Raporun devamında, Trump yönetiminin körü körüne ve net bir strateji olmaksızın, eksik varsayımlara, eski bilgilere ve tahminlere dayanarak bu savaşa girdiği belirtiliyor. Amerikalı yetkililer de Trump’ın illüzyonlarının etkisiyle İran nizamının hızla çökeceğini zannettiler. Trump ve onun Savaş Bakanı (Savunma Bakanı) Pete Hegseth, yılların askeri ve istihbarat analizleri ile planlarını görmezden geldiler; ardından İranlılar Hürmüz Boğazı’nı kapatıp küresel ekonomiyi boğduğunda tamamen gafil avlandılar. O zamandan beri Amerikan hükümetinin tek hedefi Hürmüz Boğazı krizini çözmek haline geldi. Bölgeyi kontrol etme kabiliyeti olmaksızın yürütülen bombalama savaşı beyhudedir ve ABD, stratejik hiçbir kazanım elde edemeden elindeki pahalı mühimmat depolarını tüketmektedir.
The Atlantic dergisi raporunun sonunda, Trump’ın sözlerinin savaşan bir başkanı değil; aksine kapasitesini aşan sorunların içine batmış, olayları kontrol etmek yerine onlara aceleci tepkiler veren beceriksiz bir adamı gösterdiğini vurguladı.

THE NEW YORK TİMES: Trump büyük bir kumar oynadı

Amerikan The New York Times gazetesi de bu konuda şunları yazdı: “Trump şimdi, nükleer program, füze cephaneliği, Tahran’ın bölgesel rolü ve Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği gibi temel meseleler çözülmeden kalmasına rağmen, kendisine siyasi bir zafer iddiasında bulunma şansı tanıması için aceleyle hazırlanan bir anlaşmanın sonuçlarıyla karşı karşıya. Trump büyük bir kumar oynadı ve İran liderliğinin ekonomik çıkarlar uğruna davranış değiştireceğini sandı; ancak 1979’dan, yani İslam Devrimi’nin kuruluşundan beri var olan mantığın bu ülkede hâlâ hüküm sürdüğünü fark etti.”

ASİA TİMES: Asya, Trump’ın Eylemlerinin Kurbanı

Asia Times analiz sitesi de ABD’nin bölgedeki eylemleri ve Amerika ile İran arasındaki ateşkes ihlali üzerine yayınladığı raporda şunları yazdı: “Washington’ın sık sık pozisyon değiştirmesi, Asya ekonomilerini bir kez daha istikrarsızlık dalgasına maruz bıraktı; bu durum petrol fiyatlarının artması, ulusal para birimlerinin değer kaybetmesi ve finans piyasalarındaki belirsizliğin tırmanmasıyla kendini gösteriyor.”
İRNA’nın aktardığı habere göre, bu analiz sitesi Trump’ın ateşkesi ihlal etme hatasına değindiği raporunda şu ifadelere yer veriyor: “Hürmüz Boğazı’ndaki nispi sakinlik, başından beri krizin bittiğinin bir işareti olmaktan ziyade geçici bir fırsat olarak görülüyordu ancak çatışmaların yeniden başlamasıyla bu fırsat da yok oldu.” Rapor, Donald Trump’ın son duruşuna işaret ederek, Washington’ın “barış anlaşması” olarak nitelendirdiği şeyin resmi ve bağlayıcı bir anlaşmadan ziyade, uzun ömürlü olmayan kırılgan bir mutabakat olduğunu vurguluyor.
Asia Times şunları ekliyor: “Çatışmaların yeniden başlaması birçok yatırımcı için sürpriz olmasa da Trump’ın ‘gerilimi tırmandır, geri çekil ve sonra gerilimi yeniden tırmandır’ esasına dayalı davranış kalıbı, artık küresel piyasalardaki istikrarsızlığın ana faktörlerinden biri haline geldi.” Bu haber sitesine göre Asya ekonomileri şu anda krizin devam etmesi ile krizin sonlanmasına dair net bir perspektifin olmaması arasında sıkışıp kalmış durumda; bu durum altın fiyatlarının sert düşüşü ve petrol fiyatlarının yükselişiyle birlikte bölge ekonomileri üzerinde katmerli bir baskı oluşturuyor.
Rapora göre küresel talebin azalması ve tedarik zincirlerinin bozulmasıyla Çin, stagflasyonun (enflasyon içinde durgunluk) derinleşmesiyle Japonya, Orta Doğu petrolüne aşırı bağımlılığıyla Güney Kore, rupinin değer kaybetmesiyle Hindistan, döviz piyasalarındaki baskıyla Endonezya ve Filipinler, son gelişmelerin yol açtığı belirsizlikten en çok zarar gören ülkeler arasında yer alıyor.

İran’a Karşı Askeri Seçeneğin Başarısızlığı
ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi’nin eski başkanı, İran’a yönelik saldırıların yeniden başlatılması önerisini eleştirerek, İran’a karşı askeri seçeneklerin ateşkes ve mutabakat zaptından önce de işlevsizliğini kanıtladığını vurguladı.
Joe Kent, X (Twitter) sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran ve ABD arasındaki gerilimlere değinerek şunları yazdı: “ABD’nin tek hayati çıkarı, Hürmüz Boğazı’nın açık kalması ve bu rotadan petrol ihracatı akışının sürmesidir; Washington’ın politikası da resmi bir anlaşmaya varmaya veya askeri saldırıları yeniden başlatmaya değil, sadece bu hedefe odaklanmalıdır.” Kent, şu iddiada bulundu: “ABD, güçlerini ve üslerini bölgeden çektiği takdirde elinde daha fazla baskı kozu bulunduracaktır; çünkü onun iddiasına göre ancak bu durumda İran’ın Amerikan güçlerini hedef alma kabiliyeti azalacak ve Tahran’ın ABD’nin bölgedeki askeri varlığına karşı saldırgan eylemlerde bulunması için bir nedeni kalmayacaktır.”
Trump yönetiminden istifa eden bu yetkili, yaptırımların her türlü hafifletilmesinin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması şartına bağlanmasını önerdi, böylece İran’ın bu stratejik geçidi korumaya teşvik edileceğini belirtti. Amerika’nın İran’a karşı askeri çözümünün işlevselliğini sorgulayan Kent, eğer etkili bir askeri çözüm olsaydı ABD’nin bunu ateşkes tesis edilmeden veya mutabakat zaptı (MOU) gündeme gelmeden önce uygulayacağını, ancak bu seçeneklere yönelinmesinin askeri çözümlerin sonuç vermediğini gösterdiğini ifade etti. Kent, son olarak kapsamlı bir anlaşma dayatmak amacıyla hava saldırılarına yeniden başlamanın, yalnızca gerilimi tırmandıracağına veya ABD’yi, geçmişteki “Terörle Küresel Savaş” deneyimine benzer şekilde Orta Doğu’nun yıpratıcı ve uzun vadeli savaşlarına yeniden hapsedeceğine dair uyarıda bulundu.