GÜNÜN ŞİİRİ | KININDA ÇÜRÜMEDİ KILIÇ

Kınında Çürümedi Kılıç

“Kırılan her şey yenilmiş değildir.
Fiziki yenilgi yok olmak değildir yok olmak ideolojik yenilgidir.”

Kınında çürümedi kılıç.
Kırıldı, elden düştü,
ama kınında çürümedi.

Yenildik.
Yenilgilerden yeniden kalktık.
Kendi kılıçlarımızla doğrandık
dost elinde,
düşman önünde.
Vazgeçmedik.

Kendimiz ördük ilmiği,
kendimiz geçirdik boynumuza.
Ve vurduk tekmeyi
çağ dışı kalmış
o köhnemiş sehpanın ayaklarına.

Korktuk.
Ama korkumuz ölmekten değildi.
Korkumuz, doğacak günün şafağını
görememekten de değildi.

Korkumuz,
insan olmanın refleksiyle
yaşatma arzusuydu.
Yaşama sevdalısıydı genlerimiz.

Kaç yenilgide
kendi küllerimizden doğduk.
Yenilgilerden zaferler doğurduk.

Her bölgenin dağlarında kanat çırpan şahan olduk.
Kızıldere gibi aktık şehirlere,
Hapishanelerin beton duvarlarını
direnişle yıktık.

En vahşi işkencehanelerinizi,
Adalet adı konmuş saraylarınızı gördük;
O sarayın kadılarını,
kendi yasalarıyla, kendi hükümleriyle mühürledik.

Halkın onurunu savunduk,
yaşamı savunduk, ölüm pahasına.
Hücre hücre sönerek,
diri diri yakılarak,
kaybedilen bedenlerimizde haykırdık umudu.

İnfaz birliklerinin yasal mermilerine,
yargısız ölümlere inat,
bin kez ölsek de bin kez doğarak,
hesap sormaya geldik.

Kaç kitap oldu direnişimiz,
kaç destan,
kaç şiir, öykü…
Bilmem kaç şair yazdı,
kaç türkü bestelendi:

Ölümümüzü,
zaferimizi,
direnişimizi.

Ve sonra
girilmez denilen yerlere girdik.
En güvendiğiniz kalelere.

“Bitti” dediğiniz anlarda,
“artık yok” dedikleriniz yerdeyken,
geldik.
Vardık.
Varız.
Var olacağız dedik.

Kendi küllerimizden
yeniden doğacağımızı
haykırdık.

En korunaklı gökdelenlerinizde,
ölümsüz sandığınız o kulelerde,
küçük, pirinçten bir metal parça hatırlattı cellatlara:
Onların da etten ve kemikten olduğunu.

“Ölüm, yaşamın kanıtıdır”
yazdı gazeteler.

Öldü.
Öldürüldü.
Korku kaleleri yıkıldı,
dokunulmazlara dokunuldu.

Kılıçlar kınından çıktı.
Kavga türküleri çınladı.
Çınlıyor.

Kavga.
Kavga türküsü.

Okurumuzdan gelen şiir