Yasemin Karadağ, 6 yıldır faşizmin hapishanelerinde tutulan hasta bir tutsak.
5 Ağustos 2020’de İdil Kültür Merkezi’nin basılmasında gözaltına alınarak tutuklandı. Yüksel direnişçisi Nuriye Gülmen’le birlikte yargılandığı davada sahte dijital delille hakkında 12 yıl hapis cezası verildi.
Yasemin Karadağ, ciddi rahatsızlıkları olan bir hasta tutsak aynı zamanda.
Bir böbreği tamamen ölü. Sadece % 18’i çalışan tek böbreğiyle yaşıyor, yüksek tansiyon hastası ve bir kez beyin kanaması geçirdi.
Böbreğinin kapasitesi % 10’a düşerse diyalize mahkûm birisi haline gelecek.
Ama faşizm, onu tedavi etmek bir yana, tedavisi için uygun koşulları sağlamak veya bunu sağlayamıyorsa tedavi etmek bir yana, onu katletmeye çalışıyor.
TAYAD’lı Aileler, Yasemin Karadağ ile ilgili yaptıkları açıklamada,
faşizmin ne kadar alçaklaşabildiğinin yeni örneklerini anlattılar.
Açıklamada aktarılan zulüm örnekleri şunlar:
- HASTA TUTSAK YASEMİN KARADAĞ’I
ÜÇ KAT İNDİRİP ÇIKARTARAK KATLETMEK İSTEDİLER! - DURUŞMADA BAYILAN YASEMİN KARADAĞ’IN
İÇİNDE BULUNDUĞU RİNG ARACINI 10 DAKİKALIK YOLDA
İKİ SAAT BEKLETTİLER!”

HASTALIKLA TESLİM ALMAK İSTEDİLER, ALAMADILAR!
Bu tutsaklığı, Yasemin Karadağ’ın ilk tutsaklığı değil.
TAYAD açıklamasında Karadağ’ın önceki tutsaklığı sürecinde nasıl mücadeleyle serbest bırakıldığı hatırlatılarak şöyle deniliyor:
“Yasemin Karadağ, 2012 yılında TAYAD’lı Aileler ve Halk Cephesi’nin yürüttüğü kampanya ile özgürlüğü kazanılmış bir hasta tutsaktır aynı zamanda.
Faşizm, onu hastalıklarıyla teslim almayı denedi ama başaramadı.
Yasemin Karadağ, 2011 yılında Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde tutsakken tedavi için gittiği hastanede Uzman Çavuş Öner Ağırman tarafından “Ölürsen öl,
senin için bir avuç toprak bulunur.” diye tehdit edilmişti.
AKP il binalarının önünde çadır açmaktan hapishane önünde yapılan eylemlere, her cuma günü yapılan Taksim yürüyüşünden Samatya Hastanesi önündeki oturma eylemine kadar birçok eylem yapan TAYAD’lı Aileler, Yasemin Karadağ’ın özgürlüğünü direnerek kazanmıştı.”
HASTA TUTSAKLAR İÇİN HASTALIKLARI BİR TESLİM ALMA ARACI DEĞİL, SINIF KİNİNİ BÜYÜTME NEDENİDİR!
Faşizm, Yasemin Karadağ’ı bu kez sahte dijital delillerle tutsak etti ama yine devrimciliği bıraktıramadı.
Hasta tutsaklar için hastalıklar bir teslim alma aracı değil, sınıf kinini büyütme nedenidir.
Yasemin Karadağ 6 Temmuz 2026 tarihli mektubunda kendisine yapılan işkenceyi
şöyle anlatıyor:
“Ben de kalp anjiyosundan sonra toparladım sayılır. Anjiyodan birkaç gün sonra Silivri’de duruşmam vardı. Bu kadar etkileneceğimi düşünemedim doğrusu. Üç kat merdiven inip çıkınca kötüleştim.
Bayılmışım resmen. Hâkim 112 acili çağırmış. 112 acil de yeni anjiyo oldum diye hastaneye götürdü.
Öyle yorulmuşum ki hiç hastane tetkikini bekleyecek halde değildim. Dedim beni gönderin arkadaşlarımın yanına. ‘Öyle sorumluluğu aldığına dair
imzalarsan gidebilirsin’ dedi acilin doktoru da.
İşte kalp krizi geçirirsem, ölürsem sorumluluk bana ait olacakmış.
Güler misin ağlar mısın? İçimden diyorum ki daha
çok işimiz var, ne ölmesi, ne kalp krizi geçirmesi?
Neyse öyle yazıp imzalayıp geleyim dedim. Ohoo dert biter
mi? Kötüyüm, arkadaşlarımın yanına geleyim diyorum, ring bekle ha bekle tutuklu koğuşunda.
Buralarda bekleyeceksem doktorun istediği tahlilleri yaptırırım, niye bekliyoruz… 10 dakikalık yolu 2 saatte gelemedi ring. Velhasıl çileye dönüştü resmen bir mahkeme yolculuğu.
Bir lavabo için üç kat inip çıkmak da ayrı bir çile.”
TAYAD’lılar, Yasemin Karadağ’la ilgili açıklamalarını şu çağrıyla bitirdiler:
“Lavabo ihtiyacı için üç kat indirip çıkartma işkencesi…
10 dakikalık yolu 2 saatte götürme işkencesi…
HASTA TUTSAK YASEMİN KARADAĞ’A YAPTIĞINIZ İŞKENCELERE DERHAL SON VERİN!
HASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ, ALACAĞIZ!”