Zürih Triemli Kampında İntihar İsviçre’nin “İnsani” İltica Sistemi, Mültecileri Yavaş Yavaş Öldürüyor

5 Nisan 2026’da Zürih’in Triemli semtindeki mülteci kampında yaşanan trajedi, Avrupa’nın mülteci politikalarının vahşi gerçekliğini bir kez daha ortaya koydu. Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de iltica talebiyle bekleyen Burundili Davy N., kaldığı binanın 9. katından kendini boşluğa bırakarak yaşamına son verdi. Bu intihar, İsviçre’nin sistematik olarak ürettiği umutsuzluğun doğrudan bir sonucu.

Triemli Kampı, eski hastane lojmanlarında hizmet veriyor. Yüksek katlı binalar, dar ve izole odalar, yetersiz sosyal alanlar ve uzun yıllar süren belirsizlik burada yaşayan sığınmacılar için sıradanlaştı. Davy N. gibi Burundi’den siyasi şiddet ve yoksulluktan kaçan birçok Afrikalı mülteci, İsviçre tarafından “güvenli ülke” gerekçesiyle retle karşılaşıyor. Yıllarca süren bürokratik bekleyiş, dil bariyeri, psikolojik destek eksikliği ve sosyal tecrit, ağır depresyonu kaçınılmaz kılıyor.

İsviçre, zenginliği ve “nötr” imajıyla “insaniyetçi” bir sığınak olarak pazarlanıyor. Gerçekte ise “Fortress Europe”un en sinsi versiyonunu uyguluyor. Hızlı ret prosedürleri, dar federal kamplar, sınırlı hareket özgürlüğü ve mental sağlık hizmetlerinin yok denecek kadar az oluşu. Devlet Göç Sekreterliği (SEM), binlerce başvuruyu yıllarca süründürüyor. Özellikle Afrika ve Ortadoğu’dan gelenler, ret kararıyla birlikte sınırdışı tehdidi altında yaşıyor. Bu koşullar, mültecileri “yarı açık cezaevi”ne mahkûm ediyor. Davy N.’in ölümü, benzer intihar ve ruhsal çöküntü vakalarının sadece görünen yüzü.

Bu trajedi kapitalist Avrupa’nın ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor. Emperyalist savaşlar, sömürü ve yoksulluk nedeniyle yerlerinden edilen insanları “sorun” olarak gören sistem, onları bürokrasi ve izolasyonla boğuyor. Zengin İsviçre, mültecilere insani yaşam sunmak yerine, yüksek binalarda tecrit ederek, psikolojik desteği esirgeyerek ve umudu çalarak onları ölüme sürüklüyor. Bu politika, “göçmen karşıtlığı” ve “güvenlik” söylemiyle meşrulaştırılıyor.

Davy N.’in intiharı, İsviçre’nin mülteci politikasının insanlık dışı doğasını teşhir ediyor. Gerçek çözüm, hızlı ve adil iltica prosedürleri ya da daha iyi kamp koşulları değildir.

Avrupa’nın “insani” maskesi altında gizlenen bu politika, dünya halklarına şunu gösteriyor: Kapitalist sistemde mülteci olmak, çoğu zaman yavaş bir idam cezasıdır.  

Sosyal ağlarda paylaşın