Söz Gümüşse Sükut Altındır; SUSMA HAKKI

Hangi nedenle, ne zaman ve nasıl olduğundan bağımsız, gözaltına alınan herkesin aklına ilk gelen; “Şimdi ne yapmalıyım?” sorusu sanırım. Uzun ve teorik bir Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 91 ve devamı maddeler yorumlaması yapmak yerine, pratikte bizi ne bekliyor anlatmaya çalışayım.

Filmlerdeki gibi olmuyor diyerek başlayayım. Kimlik gösteren, haklarınızı anlatan, sizi emniyete “davet eden” bir çalışma tarzı yok tabi ki. Sabaha karşı 04:00-05:00 sıralarında, uykunuzun tam da en tatlı yerindeyken kapınız kırılmış olabilir ve daha siz ne olduğunu anlayamadan ters kelepçeli olarak yerde bulabilirsiniz kendinizi. Kar maskeli ve silahlı bir grup insan evinizde arama yapmaya başlamıştır muhtemelen. Evdeki eşyaların tamamının yerini değiştirmeye ant içmiş bu kişiler, bir şey bulamayınca kitaplığınıza yönelir. Yüreğinizin cız ettiği kısım tam da burası, dokunmaya kıyamadığınız kitaplarınız havada uçuşur, 3-5 tanesi seçilir anlamsızca. Sonra alelacele bir tutanak tutulur, arkada bir harabe bırakarak, sizi de yanlarına alıp giderler. (Bu arada halen gelenlerin kim olduğunu bilmiyorsunuz)

Başınızı eğerler, eğmenizi isterler çoğu kez. Komşularınız camlarda, pencerelerde; sizi gerçekten tanımıyorlarsa korkunç bir şeyler yapmış olduğunuzu düşünebilirler o manzarayı görünce. Başka yerlerde, tanımadığınız başkaca insanlar da aynı şekilde alınmıştır. Ertesi gün ana haberde bile çıkabilirsiniz. “… şehrinde yapılan şafak operasyonunda 50 terörist gözaltına alındı …” (Bu arada halen neden alındığınızı bilmiyorsunuz)

Sonra hastaneye götürürler, darp vs var mı diye rapor alınır ve ardından emniyete nezarete bırakılırsınız. Saatlerce ters kelepçeli olarak yorgun ve bitkin düşmüşsünüzdür; belirsizlik haliyle kaygılandırmıştır sizi… (Bu arada halen hakkınızdaki suçlamayı öğrenemediniz)

Dosyada kısıtlılık kararı olması yüksek ihtimal, hatta ilk gün avukat görüş yasağı da vardır. 24 saat sonra avukat gelir; gelir ama eli boş, çünkü dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle size hukuki yardımda bulunması çok zor. İfadenizin alınacağı ana kadar ne ile suçlandığınızı bilemeyeceğiniz için yapacak tek şey ifade alınacağı günü beklemektir.

İşte tam burada; neden orada olduğunuz/olabileceğiniz konusunda milyon tane alternatifi düşünerek bunlara karşı hazırlık yapmak yerine -ki inanın işe yaramayacak- çok basit bir imkan var:

Susma hakkı!

Kullanın…

Avukatınızın size söyleyebileceği yegane mantıklı şey de; bu hakkı kullanmanın sizin lehinize olacağıdır. Zaten neyi konuşacaksınız, hiç bir şey bilmiyorsunuz ki… (10-15 gün orada tutulma sebebinin retivitlediği bir şey olduğunu öğrense insan zaten kahrından ölür de, neyse)

Susma hakkı hiç bir şey kaybettirmez, aksine çok şey kazandırır. Bu hakkı kullanmak için mantıklı sebepler sıralayalım;

  1. Çağrılsanız gidebilecekken, gece yarısı eviniz basıldı,
  2. Aç susuz saatlerce arabalarda bekletildiniz,
  3. Kaçacak hiç bir yer yokken elleriniz arkadan bağlandı,
  4. Bir ‘terörist’ olarak gösterildiniz,
  5. Tüm bunlar yaşanırken izniniz olmadan fotoğraf ve videolarınız çekildi ve basına verildi,
  6. Sorduğunuz hemen hemen hiç bir soruya cevap alamadınız,
  7. Belki darp edildiniz, hakarete maruz kaldınız,
  8. Günlerce, belki haftalarca işinize/okulunuza gidemediniz,
  9. Yorgunsunuz ve doğallığında sağlıklı düşünemeyebilirsiniz.
  10. Ve hepimiz biliyoruz ki; söyleyeceğimiz her şey aleyhimize delil olarak kullanılabilir

Liste sayfalarca uzatılabilir. Ama en önemlisi NEYLE SUÇLANDIĞINIZI BİLMİYORSUNUZ! Suçu, suçun cezasını, cezanın infazını, infazın hayatınıza etkilerini enine boyuna düşündünüz mü ki hemen bir şeyler anlatasınız. Henüz hazır değilseniz, hata yapma riskiniz yüksek. Avukat yanında verdiğiniz ifade sizi bağlayacaktır ve üzülerek söylemeliyim ki avukatların süper güçleri yok…

***

Hakkınızda yürütülen soruşturma kapsamında, savcı ifadenizi ya kendisi alacak ya da polise aldıracaktır. Tercihiniz ifadeyi savcılıkta vermekten yana olmalı diye düşünüyorum. Emniyette ifade verdiğiniz durumda, bir kez de savcı neden alsın ki? Teknik olarak da gerek yok zaten. İfadenizi okur ve akıbetinize karar verir. Yazının dili soğuktur, polis cümleleri genelde alışkın olduğu şekliyle yazar ve siz kendinizi yeterince ifade edemezsiniz. Kaldı ki, yüklenen suçu işlemediğinize ikna olması gereken kişi de polis değil, savcıdır sonuçta! Susma hakkını kullandığınız takdirde, savcı yine ifadenize başvurmayabilir elbette ama uzun vadede aleyhinize bir şey söylemektense, en kötü derdinizi Sulh Ceza Hakimliği’nde anlatırsınız.

Susma hakkı konusundaki şehir efsanelerine kulaklarınızı tıkayın!

  • Susma hakkı kullanan kişi suçu kabul etmiş sayılmaz. Her ne kadar “sükut ikrardan gelir” diyen savcılar gördüyse de bu gözler, kanuni hiç bir dayanağı yoktur; susma hakkı aleyhinize yorumlanamaz.
  • Susma hakkı kullandınız diye örgütsel/siyasal tavır sergilediğinizden bahisle ceza verilemez, indirimlerden faydalanmanızın önü kesilemez. Yargıtay bizzat kendisi söylüyor. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi – 2008/10723 E. – 2008/21522 K.)
  • Savcılık veya mahkeme aşamasında hakim/savcı hiç kimse size “neden susma hakkı kullandın?” diye sormaz/soramaz. “Niye avukatla ifade veriyorsun?” diye sormak gibi bir şey…
  • Susma hakkı kullanan kişi kendini yeterince savunamaz gibi bir yanılsamaya düşmeyin. Suçsuzluk karinesi gereği siz suçsuz olduğunuzu değil, iddia makamı sizin suçlu olduğunuzu ispatlamak zorundadır. Size “anlat bakalım” dediklerinde “hele siz bir anlatın” demenizin önünde bir engel yok yani.
  • Avukatınızın susma hakkınızı hatırlatması “talimat” değildir, işinin bir parçasıdır bu, hatırlatmaz ve ne anlama geldiğini anlatmazsa yakasına yapışın !

Bir de, kanunda geçmeyen ama uygulamada zaman zaman başvurulan bir yöntem var ki; müvekkillerimizin savcılık ifadelerinde zabıtlara geçen bir konu. Mülakat-sohbet gibi isimlendirilen psikolojik baskı! Polis sohbet etmez, savcı talimatı varsa ifade alır. İfadeyi nasıl alacağı da kanunda tanımlıdır, onun dışında yöntemlere başvuramaz. Gereksiz, tehlikeli ve tamamen aleyhinize olan bu teklifleri tereddütsüz geri çevirin. Hiç bir kimseye faydası olduğunu görmedik bugüne kadar; tersinden kendinizi ömrünüz boyunca utancını taşıyacağınız bir sürecin başladığı yerde bulabilir, “o son sigarayı içmeyecektim” dediğinizde çok geç kalmış olabilirsiniz.

Av. Zehra ŞAHİN (ÇHD resmi sitesinden)

Sosyal ağlarda paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.