Soysuzluk!

Gazi’de cenazeye saldırdılar

Gazi’de cemevine saldırdılar.

Gazi’de acılı anne babalara saldırdılar.

Bir ölünün son vasiyetinin yerine getirilmesine saldırdılar.

Gazi’de Ramazan günü saldırdılar.

Cenazeye saygıları yok.

Cemevine saygıları yok.

Anne Babaya saygıları yok.

Vasiyete saygıları yok.

İnançlara saygıları yok.

Morgdan cenazenin kaçırılışına bakın.

Gaz bombasının yarattığı sis içinde görünmez hale gelen Cemevine bakın.

Daha dün evladını kaybetmiş anne babanın gözaltına alınışını düşünün.

Bu saldırıları yapanların bir değeri olabilir mi?

Bunların bir ahlakı olabilir mi?

AKP iktidarının, İçişleri Bakanı S. Soylu’nun emrindeki polis, bugün, tam bir soysuzluğa imza attı. Ahlaksızca saldırdılar. Halkın tüm değerlerini ayaklar altına alarak saldırdılar.

Gerekçe?

Koronayı gerekçe gösteriyorlar.. 50 metre mesafeyi bahane ediyorlar. Saçmalıktan başka bir şey değil.

Fakat asıl nedeni tahmin etmek zor değil.

AKP korkuyor.

AKP yıllardır halkın ayaklanmasının korkusuyla yaşıyor. 

Gazi’de halkın cenazeyi sahiplenmesinden korkuyor.

Bu sahiplenmenin bir kıvılcıma dönüşmesinden korkuyor.

Hatırlanacaktır, AKP; Yüksel direnişinde hep bir “gezi ayaklanması provası” gördü. Mahallelerdeki her kıpırdanışa aynı şekilde bakıyor. Süren ölüm orucu direnişine böyle bakıyor. Direnişin çok geniş kesimler tarafından sahiplenilmesinden kaygıya düştü AKP. Bunun üzerine, AKP güdümlü basın yayın organları üzerinden direnişe ve direnişçilere karşı bir saldırı başlatıldı.

Her türlü iftira, yalan haber ve senaryolar üzerinden yapılan saldırılarla, direnişin meşruluğu yok edilmeye çalışıldı.

“Gökçek sanatçı değil, teröristti” diye yalanlarla doldurulmuş haberler yaptılar. Ve çelişkiye bakın ki, bugün cenazeyi kaçırdıktan sonra, “terörist”in cenazesini Mehmetçik Vakfı’na götürdüler. Bir cenazeyi kaçıracak yerleri yok; cenazeden korkuları bile çok çok büyük.

Bugünkü saldırı da işte özünde bu korkunun saldırısıdır.

Soysuzluğa Karşı Helin, Mustafa, İbrahim’in Çağrısı

Türkiye ve dünya, üç güzel insanın şehitliğiyle,

zulüm ne kadar boyutlu olursa olsun, baskı ne kadar koyu olursa olsun, direnilebileceğini gördü.

Bu direniş siyasi olarak kazanmıştır.

Haklar ve özgürlükler açısından somut olarak da kazanacaktır. Bugün bu ülkede hala şu veya bu ölçüde haklar ve özgürlükler varsa, sendikalar, demokratik kitle örgütleri varsa, ilerici devrimci yayın organları varsa, bir direniş bu kadar geniş bir kesim tarafından sahiplenilebiliyorsa, halk, cenazelerine sahip çıkıyorsa… bütün bunlar, bundan önceki direnişlerin, bugüne kadar ödenen bedellerin sonucudur.

Direnenler kazanacak, halk kazanacak. Çünkü direnenler var.

Zafer ne zaman gelir, nasıl gelir, bunu bilemeyiz, ama halkın, direnenlerin kazanacağı kesindir.

Bu kesinliği AKP de biliyor.

Bundan dolayı da saldırıyor.

Değerlerimizi pervasızca çiğneyerek, bu pervasızlıkla neler yapabileceğini gösterip sindirmek, susturmak istiyor.

Helin, Mustafa, İbrahim, susmayın, sinmeyin diyor.

Diyorlar ki, faşizmin saldırılarına vereceğiniz tek cevap, daha çok direnmek, daha çok sahiplenmektir.

Sosyal ağlarda paylaşın

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.