Mustafa Koçak Adaletsizliği Bedenini Ölüme Yatırarak Duyuruyor

Mustafa Koçak, 30 eylül günü, açlık grevinin 90. gününde direnişini ölüm orucuna dönüştürdüğünü bir mektupla duyurdu. Yazdığı mektup adaletsizliği ve adalet için mücadeleyi anlatan tarihi bir belge niteliğinde. Mustafa Koçak’ın ölüm orucuna başlama sebebini kendi mektubundan okuyalım:

Bugün Açlık Grevimin 90. Günü! Peki Neden Açlık Grevine Başladım?

23 İylül 2017 tarihinde İstanbul Mecidiyeköy’de yürürken gözaltına alındım. Gözaltına alınma nedenim ise –artık söylediği yalanlarla, herkesin tanıdığı ve bildiği- Berk Ercan isimli itirafçının hakkımda uydurduğu yalanlar ve iftiralardı.

12 gün boyunca gözaltına alındım. Gözlerimin bağlanmasından, kafamda teneke çalınmasına kadar, hamile ablama, kız kardeşlerime tecavüz edileceği tehdidine varıncaya dek işkenceye maruz kaldım. Avukatlarımla görüşmemem için tam 110 avukata kısıtlama kararı getirdiler.!

Yapılan bu işkencelerin sebebi Berk Ercan gibi, siyasi polisin önüme koyduğu iftiralar içeren ifadeleri imzalamayı kabul etmemiş olmamdı.

Şairin de dediği gibi

“…ya parçası olacaksın alçaklığın

Ya da parçalarlar seni”

Kendimi kurtarmak adına alçaklığın, iftiracılığın bir parçası olmayı reddettim.

Ve “savcı Mehmet Selim Kiraz” davası olarak bilinen davaya iftiracı Berk Ercan’ın “eylemde kullanılan silahı kendisinin temin ettiğini bana 2015 yılı sonlarında köftecide köfte yerken söylemişti” demesiyle eklendim.
Hakkımdaki tek iddia budur. Başka hiçbir bilgi, belge, delil ve kanıt yoktur.

Bu mektubumda mahkemede yaşananları tek tek anlatmayacağım. Hakkımda uydurulmuş bu kadar saçma ve inandırıcılığı olmayan bir iddia üzerinden hüküm kuran mahkemenin yaşadığı zorluğu ve içine düştüğü durumu da anlatmayacağım.

Bütün dünyanın şahit olduğu bir olayda, o gün o odada bulunan 3 kişiyi de, onları kimin katlettiğini de herkes gördü ve biliyor. Ve yine herkes biliyor ve bilsin ki; bu davanın gerçek sanıkları bizler değiliz. İktidar kendi “prestijini” kurtamak, intikam ve öç almak için bu davayı bizim üzerimize yıkmaya çalışıyor.

Mahkeme Başkanı Tamer Keskin
Gerçeğin açığa çıkarmak için değil üzerini örtmek için çalıştı.

Winton Churcill “gerçek bazen yalanla örtülmeye ihtiyaç duyar” demişti. Mahkemedeki savcı, yargıç, hakim demeye bin şahit kişiler, gerçeklerin ortaya çıkması yönünde bir çaba göstermek yerine tam tersini yaparak, gerçeklerin üstünü kapatma çabasına girişip, ihtiyaç duydukları yalana sarıldılar.

11 temmuz’da da hakkıma ağırlaştırılmış müebbet ve 42 yılı geçen cezalar verildi.

Yargılandığımız davayı gazeteler manşetlerden verdiler. TV kanalları adliyeden canlı yayın yaptılar. Bir kampanya olduğu çok açıktı, yapılan yargılama değil adeta açık bir siyasi faaliyetti. Yargıladık, hesap sorduk demek için siyasi polisin iş aletine dönüşmüş birinin dedikodularıyla tiyatro kurdula. Ve söz konusu halk olunca; devrimci-demokrat, sosyalistler ve aydınlar olunca adalet dükkanlarından bol keseden cezalar dağıtıyorlar.
Evet böyle dağıtıyoralar aman öyle uygulamak kolay değil diyoruz! Soma’dan Ermenek’e, Aladağ’dan Çorlu’ya, Mecidiyeköy’deki Torunlar Center’a ve daha birçok örnekle uzayıp gidecek kadar milyonlarca halkımız “adalete açız” diye haykırıyor.

BU ÜLKEDE ADALET YOK!

MİLYONLARCA İNSAN ADALETSİZLİĞİN ULAŞTIĞI EN ÜST NOKTAYI YAŞIYOR!

Ve yine diyoruz ki; bizi adaletsizliğe mahkum etmelerine seyirci kalmak zorunda değiliz!

“Gerçekten insan olan herkes, başkasına atılan tokadın acısını kendi yanağında duymalıdır” diyerek özetlemiş Che… Ben de bu sözün pusulasıyla yola çıkarak sadece kendi yaşadığım adaletsizlikler, hukuksuzluklar ve kanunsuzluklaı için değil; Adalete Açız!, diye haykıran milyonların içinden milyonda biri olarak, tüm adaletsizlik yaşayan ve adaletin peşinden ayrılmayanlar için de yatırdın bedenimi açlığa…

Adalet çığlığım Avrupa’nın en büyük adalet sarayında boğulmak istendi. Çünkü sarayları adalete dair tüm sesleri yutmak, yok etme üzeine inşa edilmişti.

Bize hukuksuzca bu cezaları vererek tüm halka gözdağı veriyorlar. Yaşanan tüm bu adaletsizliklerin ve saldırıların önüne açlığa yatırdığım bedenimi bir set görevi görmesi için koydum.

90 gündür açlığa yatırdığım bedenimle adalet diye haykırmaya devam ediyorum… Haykırışta bulunan sadece ben değilim; dışarıda annem, babam ve kız kardeşlerim sesimi duyurmak için kurban bayramının 1.gününden beri 1 haftalık dönüşümlü açlık grevleri yapıyorlar…

Sadece ailem de değil; arkadaşlarım da, avukatlarım da açlığıma ortak olarak ve her yolu deneyerek anlatmaya çalışıyorlar bu hukukusuzluğu adaletsizliği…

Her kesimede insanın bu yakarışını öfkesini duymamak mümkün değil. Ancak adaletsizliğin uygulayıcıları kulak tıkıyorlar bu duruma. En açık kulakların işitemediği fısıltıları değil, en sağır kulakların bile duyacağı tek ve büyük bir çığlık yaratmak için; açlığa yatırdığım bedenimi Ölüm Orucu  yatağına yatırmaya karar verdim.

Sadece kendim için yapmadığım, tüm adaletsizlik yaşayan ve adaletin peşinden ayrılmayanlar için de yaptığım süresiz-dönüşümsüz Açlık Grevi Direnişimi 30.09.2019 tarihinden itibaren yani Açlık Grevimin 90.gününde Ölüm Orucu yatağına yatırmaya karar verdim.

“…biz saraylarda sesi olmayanlar, özel arazilerde yabancı olanlar, her zaman ölü olanlar, tarihin mülksüzler, geleceksizler, taze öfkenin sahipleri, sahici kadın ve erkekler… En küçükler… En onurlular… En sonuncular… En iyiler…” Yaşadığım haksızlığı, hukuksuzluğu ve adaletsizliği anlatmanın var mıdır daha ötesi?

Adalet mahkeme salonlarına gömülmüş durumdadır. Ve her mahkeme savcılar, hakimler üzerine bir kürek toprak daha atmaktadır. En büyük küreklerden biri bizim duruşmamızda atıldı.

Şimdi ben, kürek kürek attıkları toprağın altındaki adaleti gün yüzüne çıkartmak için; ömrümün baharında olan hayatımı öne sürerek ölüm orucuna yatıyorum.

Mücadelem adalete yapılan saldırıya karşıdır. Adaletin ölümüne karşıdır! Adalet ki, bin yıllardır uğuna nice yiğitler can vermiştir.

Ve ben de ölüm pahasına bile olsa adaleti savunacağım!

Adaletsizliğin kaşısında da ölümüne duracağım.

“Ben sabahlara güneş olmaya gidiyorum

Kimse karanlığa uyanmasın diye”

Sosyal ağlarda paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.