6 ay önce yayına başlayan Meclis dergisi, son iki sayısında iki ayrı yazıyla, uyuşturucuya karşı mücadele için önemli çağrılar yaptı. Bugün bu iki çağrıyı ayrı ayrı yayınlıyoruz:

AİLELERE ÇAĞRI:
ÇOCUKLARIMIZI KAYBETMEDEN
HAREKETE GEÇMELİYİZ!
Bugün her hangi bir arama motoruna
“bağımlılık” yazsak, sayısız araştırmaya rastlarız
ve karşımıza çıkan verilere şaşırıp kalırız.
Zira sorun, tahminlerin de ötesinde, çok daha
büyük ve hemen yanı başımızda durmaktadır.
Çünkü söz konusu araştırmalar-raporlar,
bağımlılık bireysel bir sorun değil; aileyi,
toplumu ve geleceği tehdit eden çok boyutlu bir
kriz haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
Bu kriz, kapımızın dışında değil, evlerimizin
içinde büyüyor.
İşte ülkemizden birkaç örnek:
Kumar ve Bahis: 10 ila 30 milyon arası bir
kesim, düzenli yasal ve yasa dışı bahis/kumar
oynamaktadır.
Alkol: 6 milyon civarında alkol bağımlısı
olduğu tahmin edilmektedir.
Uyuşturucu: Yaklaşık 7 milyon madde
bağımlısı olduğu öngörülmektedir.
Sigara: Ülkemizde 18 ila 19 milyon sigara
kullanıcısı vardır.
Bugün mesele yalnızca “kötü alışkanlıklar”
meselesi değildir. Bu, çocuklarımızın yaşamla
kurduğu bağın kopması, umutlarının zayıflaması
ve yalnızlaşmasının sonucudur.
Hiç kuşkusuz bunun esas sorumlusu
emperyalizm ve işbirlikçileri olmakla birlikte,
mevcut sorun karşısında AİLELERe de çok
büyük görevler düşmektedir.
Tehlike Evimizin İçinde Büyüyor!
Yapılan araştırmalara göre bağımlılığa başlama
yaşı 13’e kadar düşmüş durumda.
Daha çarpıcı olan ise şu:
Bağımlı gençlerin büyük çoğunluğu ailesiyle
birlikte yaşıyor.
Madde kullanımı çoğu zaman ev içinde, fark
edilmeden sürüyor.
Yani artık tehlike sadece sokakta değil;
odasında saatler geçiren, içine kapanan, ekran
başında yaşayan çocuğun dünyasında.
Bu nedenle “benim çocuğum yapmaz”
düşüncesi, en büyük yanılgıdır.
Bağımlılık Bir Tercih Değil, Bir Kaçış Biçimidir
Gençlerin bağımlılığa yönelmesinin en önemli sebeplerinden biri:
- Merak (%36)
- Yakın çevre etkisi (%74,4)
Ama bu yalnızca görünen yüzüdür.
Asıl mesele şudur: Gençler kendilerini yalnız, anlaşılmamış, hedefsiz, umutsuz hissettiklerinde bir “kaçış yolu” ararlar.
Bugün o kaçış; - uyuşturucu,
- kumar,
- alkol ya da
- sosyal medya bağımlılığı
şeklinde karşımıza çıkıyor.
Dijital Dünya: Sessiz ve Derin Bir Tehdit
Gençler artık zamanlarının büyük bölümünü sanal dünyada geçiriyor:
- Günde ortalama saatlerce sosyal medya ve internet kullanımı
- Kullanımın %64’ü yalnızca “eğlence” amaçlı.
Bu durum şunu gösteriyor: Çocuğunuz fiziksel olarak yanınızda olabilir ama zihinsel olarak bambaşka bir dünyada yaşıyor olabilir.
Aile İçi İletişim: Ya Korur Ya Da Bataklığa İter:
Yine raporlara bakacak olursak en kritik noktalardan biri şu gerçektir:
Hepimiz biliyoruz ki, -sömürü sisteminden bağımsız olarak- sorunlu aile ilişkileri bağımlılığı besler; güvenli ve açık iletişim ise en güçlü koruyucu faktördür.
Şu durumlar riski artırır:
- Sürekli eleştiri
- Aşırı baskı ya da aşırı kontrol
- İletişimsizlik
- Sevgi ve ilgi eksikliği
Bu ortamda çocuk: duygularını gizler, yalan
söylemeye başlar, yardım istemekten uzaklaşır.
Ve bağımlılık, onun için bir “sığınak” haline gelir.
NE YAPACAĞIZ?
Bağımlılık çoğu zaman sessiz ilerler. Bu belirtiler “ergenlik” diyerek geçiştirildiğinde, süreç derinleşir.
Erken müdahale etmeliyiz.
Uyuşturucu ve her türden bağımlılık gençliğin geleceğini tehdit eden en ciddi tehditlerden biridir ve emperyalizmin eliyle yayılan ideolojik bir saldırıdır.
Burada en önemli sorumluluklardan biri de ailelere düşmektedir.
Unutmayın: Doğa boşluk kabul etmez.
Çocuğunuzun hayatındaki boşluğu siz doldurmazsanız, emperyalizm affetmez; çeşitli bağımlılıklarla doldurur ve siz “vah-tüh” etmekten başka bir şey yapamazsınız.
Çözüm; geçmişinden, halkından, devrimci köklerinden kopmak değil, onlara daha sıkı sarılmaktır.
Derneklerimize gitsinler, etkinliklerimize katılsınlar. Köksüzlüğe karşı tarihimizi, yalnızlığa karşı yoldaşlığı, yozlaşmaya karşı halkın kültürünü, halkın sanatını, halkın sporunu öğretelim. Sorunlarımıza karşı bireysel değil birlikte, örgütlenerek mücadele edelim.
Devrimden ve devrimcilikten başka güvenli sığınak yoktur. Çocuklarınızı devrimcilere emanetedin.
Yönümüz Anadolu’ya, yüzümüz halka dönsün!