Kafeler, Restoranlar, Oteller Kapalı…Kumarhaneler, Bahis Salonları, Fuhuş Merkezleri Açık!BUNUN MANTIĞI NE?

Korona gerekçesiyle Belçika’da hotel, bar ve kafeler tamamen kapatıldı. Fakat Casino’lar (Büyük kumarhaneler),  bahis salonları ve genelevler, bu kararın dışında bırakıldılar. Buraların “faaliyetlerinre” devam etmesminde Korona pandemisi açısından hiçbir “mahzur” görülmedi.

Oysa;

– Bahis salonlarıyla kafelerin birbirinden ne farkı var. Üstelik, bahis salonları, istisnasız hepsinde klima sistemlerinin çalıştığı yerlerdir. Ve klimanın Korona virüsünün bulaşması açısından risk oluşturduğu belirtiliyor.

— Sayısız işyeri kapatılırken, “Casinolar”ın açık tutulmasının bilimsel, mantıklı bir açıklaması olabilir mi?

– Fuhuş yapılan yerlerde acaba Corona’ya karşı, kafelerden, otellerden farklı olarak ne gibi bi önlem alınmış olabilir ki, genelevler kapatma kararından muaf tutuldu?

ELBETTE NEDENİ VAR!

Peki bütün bu gerçekler ortadayken, saydığımız bu yerler neden açık tutuldu?

Elbette bir nedeni var?

Elbette, bir çok yer kapatılırken, bu bataklıkların açık bırakılmasının bir “mantığı” var.

Yozlaştırma, yarım asırdır kapitalizmin uyguladığı bir politika. Her biçimiyle yozlaşmayı hakim kılmaya çalışıyor onyıllardır. Fuhuşu yasallaştırdılar. Günlük hayata soktular. Alkolü, uyuşturucuyu 12-13 yaşına kadar indirdiler. Uyuşturucuyu her yerde yasallaştırmaları sözkonusu.. Kumarhaneler, bahis salonları, artık her yerde, her caddede karşınızda… Ne kadar çok genç, ne kadar çok insan bu bataklıklara düşerse o kadar iyi.. Ve bunun hiçbir nedenle kesintiye uğramasını istemiyorlar.

Hollanda Başbakanı’nın çeşitli işyerleri kapatılırken, esrar içilen yerler olan “Coffie shop”ların da kapatılmak zorunda kalınmasını “büyük bir kayıp” olarak değerlendirmesi boşuna değildi.

Egemen sınıflar, yozlaşmanın üç temel ayağının, uyuşturucu, kumar ve fuhuşun HER KOŞULDA VE HER YERDE devam etmesini istiyorlar. Savaşta, kıtlıkta, yoksullukta, depremde, tsunamide, salgınlarda, yani her tütlü toplumsal afet ve sarsıntı koşullarında da devam etmesini istiyorlar.

BÖYLE DURUMLARDA DAHA ÇOK İHTİYAÇ DUYUYORLAR

Çünkü bu tür durumlarda, insanların uyuşturucu, fuhuş, alkol batağında batmasına daha çok ihtiyaç duyuyorlar.

Çünkü, bu tür ortamlar, emperyalist-kapitalist düzenin çirkinliklerinin, çirkefliklerinin, adaletsizliklerinin de en açık şekiled ortaya çıktığı koşullardır.

Şimdi Korona dönemi tam da böyle bir dönem olmadı mı?

Kendi sistemlerine, devletlerine hayran olarak yaşayan Avrupa halkı,

o büyük, güçlü devletlerinin, o “sosyal” devletlerinin aslında ne kadar güçssüz ve adaletsiz ve halkın sorunlarından uzak olduğunu gördüler.

– Dev emperyalist ülkeler, koronaya karşı test yapmadılar, yapamadılar, HALKLARINI ÖLÜME TERKETTİLER. 

– Dev emperyalistler, haftalarca, aylarca, kendi halklarına basit bir maske ve eldiveni bile temin edemediler.

– Halk, devasa hastanaleriyle, üniversiteleriyle övünen emperyalist sistemin hastanalerinde yekterli solunum cihazı olmadığını dehşet içinde gördü. Öyle ki, bu devletler, solunum cihazı eksikliğini aylar geçmesine rağmen telafi edemediler, etmediler.

İşte bu ortam,

halkın emperyalist-kapitalist sistemin asıl yüzünü gördüğü,

sisteme karşı tepkisinin, gayri-memnunluğunun azami düzeye çıktığı ortamlardır.

İşte bu ortamda, insanlar,

ne kadar çok uyuşturucu kullanırlarsa,

ne kadar çok kumara dalarlarsa,

ne kadar çok alkol alırlarsa,

ne kadar çok fuhuşa batarlarsa,

DÜZEN İÇİN O KADAR İYİDİR!

Bu bataklıkların corona salgınına rağmen, açık tutulmaya çalışılmasının mantığı da işte burada. 

Sosyal ağlarda paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.