EDİTOR:

Tantan’ın yeri “Tanık” Sandalyesi Değil, SANIK Sandalyesidir

24 yıl önce gerçekleştirilen 19 Aralık Hapishaneler katliamı davasında, geçen hafta dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, “TANIK” olarak dinlendi.
Sözkonusu kişi, dönemin İçişleri Bakanı.
Katliam operasyonu kararının alındığı bütün toplantılarda yer almış. Yani karar merciinde.
Katliamı gerçekleştiren askeri güçlerin önemli bir kısmı ona bağlı. Operasyonu nasıl yapacaklarına dair, kendisine bağlı güçlerin aylarca maket hapishaneler üzerinde prova ve tatbikat yaptığını açıklayan, bizzat kendisi.
Katliamdan sonra operasyon amacına ulaşmıştır diye açıklama yapan kendisi.
Ama bunlara rağmen, sanık değil, tanık!

Bu, adalet açısından bir kara mizahtır.
“Yargı” denen mekanizma açısından yargının en temel kurallarının çiğnendiği bir politikadır.
Mesele şudur:
Faşizmin yargısında, tüm katliam davalarının, halka karşı işlenmiş suçlarla ilgili açılan tüm davaların ana halkası; asıl sorumluların kurtarılmasıdır.
19 Aralık davalarında da böyle olmuştur ve halen sürmekte olan davadaki tablonun açıklaması da budur.

Tantan’ın geçen haftaki mahkemede verdiği ifadeler bile, onun “tanık” değil, sanık olması gerektiğini kanıtlamaktadır.
Fakat, sistemin, “adalet” çarkı böyle dönüyor.
Çorlu’da olduğu gibi, demiryollarının bakımsızlığından, denetimsizliğinden dolayı bir katliam yaşanıyor.
Birki mühendis göstermelik olarak tutuklanıyor, dava açılıyor. Nerede bu TCDD sorumlusu? Onun yardımcıları nerede?. Niye onlar sanık değil?..
6 Şubat’ta olduğu gibi, büyük bir deprem katliamı oluyor. 200 bin insanımız katlediliyor. Mütaahhitler tutuklanıyor, o kadar. Ki onlar da sonra salıverilecek.
Peki bu imar planlarını yapan, onaylayan, bu binaları denetlemekle sorumlu belediye başkanları, yetkilileri nerede?.. Bakanlık yetkilileri nerede?.. Asıl sanık sandalyesinde onların oturması gerekmiyor mu?.
İnfaz, işkence davalarında da böyledir. Devlet, önce dava açmaz. Eğer halkın örgütlü güçleri bastırırsa, davalar açılır. Birkaç memur sıralanır sanık sıralarında… Onların amirleri, o amirlerin üstleri, polis şefleri, yani ASIL EMRİ VERİNLER, o sanık sandalyelerine oturtulmaz.
İşte bu nedenle,
halkın katledildiği hangi olay olursa olsun,
o olaylarla ilgili açılan davalardan gerçek ve tam adalet çıkmaz.

Tam adalet, gerçek adalet,
işte bu yüzden düzenin yargısında değil, halkın iktidarındadır diyoruz.

Sosyal ağlarda paylaşın