Bir bayram kutlaması

Bu yazı Ataol Behramoğlu’nun Cumhuriyet gazetesindeki köşesinden alınmıştır.

Telefonumun mesaj sayfasındaki bildirim cümlesi şöyleydi: “Bahar çok selam söyledi. Konuya dair video çekip paylaşmanızı istedi.” Bir sonraki cümle satıra sığmadığı için tek bir sözcük ve bir harfte kalmıştı: “Size g…”.

Kayıtlı olmayan bir göndericiden geldiği için gönderen adı yoktu, sadece telefon numarası vardı. Bahar kimdi, ne videosu, belki de yanlışlıkla bana gönderilmiş bir mesajdır diye düşünerek asıl sayfayı açtığımda mesele anlaşıldı. İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu, Grup Yorum üyesi Bahar Kurt Kızılaltun’un annesindendi mesaj.

26 Mart akşamı arama için koğuşa gelen kadın gardiyanlar tarafından kolu kırılan Bahar’ın kırık kolunun röntgen görüntüleri de ekliydi mesaja. Kırığın iki kez yanlış yere kaynatılmak istendiği, sonuçta çok riskli bir ameliyat gereğinin ortaya çıktığı anlatılıyordu. Bahar Kızılaltun’un annesine 2 Nisan tarihli mektubundan bir alıntı vardı mesajda: “üç günde dört atel değişti. Sağlık sisteminin rezilliği hapishanede olmanın zorluklarıyla birleşince tedavi noktasında ilerleyemiyoruz. Kolum kırııldı bir hafta oldu ama kolumda hâlâ doğru dürüst yapılmış bir atel veya alçı yok.”

Annenin uzunca mesajından bir bölümü bütünüyle paylaşmak istiyorum. Kızıyla görüşmeye gittiği günü anlatıyor.

“Görüşmeye erken gittim, müdürle görüşmeyi talep ettim. ‘Bekleyin, soralım’ dediler. Çok beklemedim. ‘Buyurun’ dedi gardiyan, görüş yaptığımız binanın avlusuna götürdü beni. İkisi gardiyan giysili, üç kadın yan yana dizilmiş avlunun ortasında bekliyorlardı. ‘Buyurun’ dedi, sol başta duran; uzun boylu, sapsarı saçları, kırmızı rujuyla da diğerlerinden baskın olduğu fark edilen gardiyan giysili kadın. (Daha sonra onun başgardiyan (…) olduğunu öğrendim. Bahar’ın kolunu kırdıkları gün saldırı talimatını veren de o imiş.) Güneş onların sırtına, benim ise yüzüme vuruyordu. ‘Güneşten gözlerimi açıp yüzünüze bakamıyorum, göremiyorum sizi, bu koşullarda mı konuşacağız?’ dedim. ‘Size ofis tahsis edemeyiz’ dedi sarışın gardiyan. ‘Oturabileceğimiz gölge bir yerde konuşabiliriz. Kızımın kolu kırılmış, böyle ayaküstü konuşulacak bir mesele değil’ dedim.”

Bir roman paragrafı, bir filmde bir sahne olabilecek bu satırların devamında, aynı görüşme koşullarında, başgardiyanın kendilerini aklama çabasını okuyoruz. Bunları Bahar Kızılaltun’un çığlığa benzeyen çağrısı izliyor. İlgililere duyurmuş olayım:

“Tahliye olmam gerekiyor, bu kol burada iyi olmaz. Dostlarıma, arkadaşlarıma, yoldaşlarıma güveniyorum, ellerinden geleni yapacaklardır. Hepsine selam ve sevgilerimi gönderiyorum.”

Girişte, eksik kaldığını belirttiğim cümle mesajın son cümlesiydi ve şöyleydi: “Size güveniyor.”

Bu güven benim için büyük bir onurdur sevgili Bahar.

Ve sevgili okurlarım; bu bahar gününü, bir bayramın ilk gününü, kırık bir kolla cezaevindeki hücresinde geçirmekte olan Bahar Kızılaltun’un bayramını, nasıl, hangi sözcüklerle kutlayabiliriz, ne dersiniz?


Sosyal ağlarda paylaşın