Şakran Cezaevi’nde “tutsak kimlik kartı” dayatmasına karşı açlık grevine başlayan Tuğçenur Özbay 112. günü geride bıraktı. Özbay’ın vasisi Emir Karakum, “Kimlik kartı keyfiliğini reddettiği için 6 aydır hapishane görüşü ve haftalık telefon görüşmesi yapamıyoruz” dedi. “Kum saatinin akışını durduralım” diye konuştu.

İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Tuğçenur Özbay’ın, hapishane idaresinin “tutsak kimlik kartı” uygulamasına karşı 29 Ocak’ta başlattığı süresiz açlık grevi 112. gününde.
Özbay’ın yasal vasisi Emir Karakum, bianet’e yaptığı açıklamada Özbay’ın kimlik kartını kabul etmediği için altı aldır görüş ve telefon haklarını kullanamadığını söyledi.
Karakum, Özbay’ın sağlık durumuna ilişkin kaygılarını “kum saati” benzetmesiyle anlattı:
“Bugün Tuğçenur direnişinin 112. gününde. Kum saatinin ince kumunun yukarıdan aşağı akması gibi, Tuğçenur’un kaslarının kum gibi erimesini Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi İdaresi izlemeye devam ediyor. Bu kum yukarıdan aşağı akıp bittiğinde Tuğçenur bu hayattan kopartılmış olacak. Biz Tuğçenur’un yakınları olarak kum saatinin akışını yavaşlatmak, durdurmak için çabalıyoruz. Hapishane yönetimi ise Tuğçenur’u katletmek istiyor.”
Karakum, hapishane idaresinin uygulamasını “keyfi” olarak nitelendirdi ve Özbay’ın görüş, telefon ve temel haklardan mahrum bırakıldığını söyledi.
“Konu sadece kimlik kartı meselesi değil”
Karakum’a göre mesele yalnızca bir kimlik kartı uygulamasından ibaret değil, bir insan hakları meselesi:
“Konu sadece bir tutsak kimlik kartı meselesi değil, bu kart üzerinden Tuğçenur’u damgalamaya, suçlu göstermeye ve onun nezdinde halkımıza baş eğdirmeye çalışıyorlar. Tuğçenur da direnişiyle asıl bu onursuz kimlik kartını dayatanların kimler olduğunu ifşa ediyor. Tek tip üniforma giymek ya da zulmetmeyi bir A4 kağıdına bağlamak, ahlaki değerleri olan insanların kabullenebileceği bir durum olmamalı.”
Karakum, Özbay’ın kararını “onur mücadelesi” olarak tanımladı:
“Tuğçenur, ‘Her şeyim gitsin, onurum kalsın’ diyen bir siyasi gelenekten geliyor ve onuru için can pahasına direniyor. Bir insan onuru için can pahasına direnmezse ne için direnebilir?”
“Devletin her dediği doğru kabul edilseydi insan haklarında yol alınamazdı”
Karakum, süreç boyunca savcılık ve hapishane yetkilileriyle sık sık karşı karşıya geldiklerini belirterek, bir görüşmede savcının kendisine “Devletin verdiği kimlik kartını neden almıyor?” diye sorduğunu aktardı.
Karakum bu soruya şöyle yanıt verdiğini söyledi:
“Devletin, yani gücün, her dediği doğru kabul edilseydi bugün insan hakları alanında bir arpa boyu yol alamayacaktık. Bugün zulmedenlerin Tuğçe’nin direnmesini içlerine sindirememelerinin nedeni; Tuğçe ve onun gibiler gibi adil ve onurlu bir yaşam için mücadele edecek yüreğe sahip olmamalarıdır.”
“Kum saatinin akışını durduralım”
Karakum, açıklamasının sonunda Özbay’ın yaşam hakkı ve sağlık durumuna dikkat çekerek kamuoyuna çağrı yaptı:
“Hayatta her şeyi deneyimleyerek öğrenemeyiz, aklımız bunun için var. Doğruyu, hakkın olanı almak için herkes mücadele edebilir. İnsan kalabilmek zor zanaattır, hele de bu inançsızlık çağında. Ancak yalnız değiliz, direnenler tarih boyunca hep var oldular ve var olacaklar. Kum saatini hızlandırmak için sallamalarına, masaya vurmalarına izin vermeyelim. Kum saatinin akışını durduralım. Bunu başardığımızda Tuğçenur’u yaşatmış olacağız.”
Bianet’ten alınmıştır.