Günlerdir gündemi meşgul eden Gülistan Doku dosyası “meğer ne kadar kolay çözülebilecek bir davaymış” diye düşünülmesi yanlış değil zira durumu anlanmasını sağlayan düşünme yöntemidir. 6 yılı aşkın süredir bir genç kızın kaybedilmesi altındaki “sır” çözülmemişti. Çünkü devletin Dersim’deki en üst kademedeki mülki amiri tarafından üzeri kapatılmıştı.
Ancak durumun daha önemli yanı nasıl oluyor da bu mümkün olabiliyor.
Devlet, bu kadar gündemi meşgul eden, AKP iktidarını köşeye sıkıştıran bu konunun aydınlatılması için hiç mi bir girişimde bulunmamıştı?
Tabii ki böyle bir şey mümkün değildir. AKP faşizminin Gülistan Doku davasının neden çözülmediğini bilmemesi gibi bir durum söz konusu bile değildir. Özellikle Soysuz Süleyman’ın içişleri bakanlığı döneminde dosyanın “intihar” süsü verilerek kapatılmaya çalışılması ve benzer olaylardaki aynı yaklaşım, Gülistan Doku ve diğer katledilenlerin katillerinin bir şekilde korunduğunu gösteriyor. Aslında korunmaktan öte dosya buzdolabına koyuluyor ve bugün yaşanan gelişmelerde açıkça göründüğü gibi zamanı geldiğinde katiller ve-veya azmettiricileri harcanarak devleti aklamak veya devlet içindeki çıkar çatışmalarında kullanmak üzere buzdolabından çıkarılıyor.
Meselenin devlet makamları açısından bilinmeyen bir yanı yoktur. AKP faşizminin halktan yana, halk için en ufak bir şey yapabileceğini düşünmek bile akla mantığa aykırıdır, böyle bir şey mümkün değildir. Gülistan Doku’nun akıbeti AKP faşizmi tarafından pekala bilinmektedir ve bugün bu cinayeti çözüyor görünerek devlet, özel olarak Akın Gürlek birkaç hesap yapmaktadır. Bir taşla birkaç kuş vurma hesabı yapılmaktadır…

Birincisi AKP faşizminin ve özellikle Erdoğan’ın tasmalısı Akın Gürlek bu dosyayı aydınlatan adalet adamı, kahraman Adalet Bakanı görüntüsü kazanmayı hedeflediği kesin. Çünkü Erdoğan’ın cübbeli celladı olmasının mükafatı olarak milyarları cebe indirdiği haftalardır konuşuluyor. Özgür Özel’in gündeme getirdiği 5 – 10 villa aslında buzdağının sadece görünen kısmıydı. Asıl olarak Akın Gürlek deveyi havuduyla götürüyordu.
Yani Akın Gürlek, Gülistan Doku davasını aydınlatan kahraman görüntüsü kazanırken aynı zamanda gündemden düşüremediği bu hırsızlıklarını, yankesiciliğini unutturacak aklı sıra. Ama hırsızlığı o kadar büyük ki, bir veya birkaç benzer davaya açıklık kazandırarak yankesiciliğinin, üçkağıtçılığının üzerini örtemeyecek faşist cübbeli cellat Akın Gürlek.
İşte aşağıda birkaç nokta ile özetlenecek açık kaynaklardan elde edilen bilgiler:
- Eşi SPK’ya üyeliğine (Sermaye Piyasası Kurulu) getiriliyor. Bu kurul borsayı denetleyen kurul. Yani çok yüksek miktarda paraların denetimi bu kurula ait.
Elif Gülşah Gürlek bu göreve Akın Gürlek CHP’ye operasyon çekmek için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na getirildikten 1 hafta sonra getiriliyor. Çocuk ağır ceza mahkemesi hakimi olan Elif Gülşah Gürlek’in bu konularda bir yeterliliği yok.
- Çeşitli şirketlere ortak oluyor aynı zamanda birkaç ortakla paravan şirketler kuruyor. Bu şirketlerin geneli Lüxemburg menşeyli. Ve bu şirketler aracılığıyla borsa spekülatörlüğü yapıyor. Şirketler çok kısa sürede %400.000 evet tam tamına yazıyla yüzde dört yüz bin.
Tera Yatırım(iki yılda yüzde 8000 artış)
TEHOL (bir buçuk yılda yüzde 27000 artış)
VSNMD (Vişne Madencilik Üretim San. ve Tic. AŞ) (1 ayda yüzde 1725 artış)
SMRVA (Sümer Varlık Yönetim A.Ş.) (Çok kısa sürede yüzde 1900 artış)
DSTKF (Destek Finans Faktoring A.Ş.) (Çok kısa sürede yüzde 3470 artış)
TRHOL (Tera Finansal Yatırımlar Holding A.Ş.) (Yüzde 13948 artış)
TLY (Tera Portföy Birinci Serbest Fon) Bu şirket tam yüzde 442 bin hisse artışı yaptı.
Yani daha anlaşılır olması için 1 milyon TL’lik hissesi olan biri çok kısa sürede 4 milyar 421 milyon TL’lik hisse sahibi oluyor.
Bu şirketler of shore diye adlandırılan sahte şirketlerdir. Hiçbir ekonomik faaliyeti olmayan, sadece ve sadece borsadan vurgun yapmak için kurulmuştur. Her ülkenin bunları denetleyecek kurumları da vardır. Bu kurumlar böylesi spekülatörler aracılığıyla piyasadan para çekilmesine engel olur. Bizim ülkemizin denetleyici kurumu SPK. Yani Akın Gürlek’in eşinin yönetim kurulunda üye olduğu kurum. Şimdi sanıyoruz Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na getirilmesinin hemen ardından eşinin SPK üyeliğine getirilmesinin sebebi anlaşılmıştır.
(sürecek)