Dilovası Parfüm Fabrikası’ndaki katliam davasının 4. duruşması 8-9 Eylül günlerinde yapıldı.
Duruşmalar boyunca dinlenilen tüm sanık ve tanık anlatımları, “kaza” değil, “katliam” olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde üçü çocuk 7 işçinin katledildiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin davanın 4. duruşmasının ilk gününde eski Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı Necati Temiz ile eski İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk’ün yanı sıra eski Yapı Kontrol Müdürleri Cihan Sorgucu ve Muammer Telli savunma yaptı.
Duruşmanın ikinci gününde ise tutuksuz sanık, eski Dilovası Belediyesi Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir’in savunması alındı.
Taşdemir, mahkeme başkanının denetimlere ilişkin sorularına “Üst katı tespit etmedik” yanıtını verdi.
Mahkeme Başkanı, kokuya ilişkin şikâyetler bulunmasına rağmen üst kattaki faaliyetin nasıl fark edilmediğini sordu. Taşdemir ise “Tespit etmedik” demekle yetindi.
Çünkü doğru cevap, ya zaten denetlemedikleridir, ya rüşvet aldıklarıdır, ya patronlara dokunmayın talimatıdır.

HEP “HATIRLAMIYORLAR!”
Sanıkların bazıları, ilçedeki kaçak yapılaşmanın yaygın olduğunu, denetleyecek yeterli personel olmadığını belirttiler. “Ölecek” yeterince insan var nasıl olsa?!
Duruşmanın ikinci gününde tutuksuz sanık, Dilovası Belediyesi eski Zabıta Müdürü Cengiz Taşdemir’in savunmasına geçildi.
Mahkeme Başkanı, Mart 2024’te vergi dairesi tarafından parfüm dolum faaliyeti tespit edilmesine ve mahalle muhtarının CİMER üzerinden şikâyette bulunmasına rağmen zabıta tarafından neden “faaliyet yoktur” şeklinde tespit yapıldığını sordu.
Mahkeme Başkanı, kokuya ilişkin şikâyetler bulunmasına rağmen üst kattaki faaliyetin nasıl fark edilmediğini sordu. Taşdemir ise “Tespit etmedik” yanıtını verdi.
Taşdemir, mahkeme başkanının tutanaklarda neden tarih bulunmadığını sorması üzerine ise tarihsiz tutanak tuttuğunu hatırlamadığını söyledi.
Katiller, katliamların sorumluları, nedense hep HATIRLAMAZLAR!
Duruşmada, facianın yaşandığı tarihte Dilovası Belediyesi Zabıta Müdür Vekili olarak görev yapan tutuksuz sanık Nizamettin Balcı, “Ruhsatın verilmesiyle herhangi bir ilgisinin olmadığını” savundu.
Mahkeme Başkanı’nın, dosyada bulunan tarihsiz tutanaktaki denetimin ne zaman yapıldığını sorması üzerine Balcı, tarihi HATIRLAMADIGINI belirterek denetimin olaydan yaklaşık 15 gün önce yapılmış olabileceğini söyledi.
Mahkeme Başkanı, ruhsatta belirtilen adres ile denetim yapılan yerin FARKLI olduğunu hatırlatarak, ruhsat adresinin teyit edilip edilmediğini sordu. Balcı ise ruhsat birimine yalnızca işletmenin ruhsatının bulunup bulunmadığını sorduğunu, adresi teyit etmediğini söyledi.
Adresi teyit etmediniz ve 7 işçi öldü! Bu kadar basit değil mi?!
KATLEDİLENLERİN YAKINLARI SORGULADI, YARGILADI!
Sanıkların savunmalarının ardından katliamda yakınlarını kaybeden ailelerin beyanları alındı. Ailelere, belediye müdürleri hakkında şikâyetçi olup olmadıkları soruldu.
“NASIL GÖRMEZLER, NASIL BİLMEZLER?! BURADA TİYATRO İZLİYORUZ!”
Yangında yaşamını yitiren Ayşe Gikan’ın eşi Aytekin Gikan, belediyenin denetimlerine ilişkin sorular sordu:
Gikan, “Dilovası’nı 2 saat içerisinde yaya olarak gezebilirsiniz. Yıllardır bu imalathanenin kaçak faaliyetinin gözden kaçırıldığı nasıl iddia ediliyor?” diye konuştu.
İki gündür sanıkların savunmalarını dinlediklerini belirten Gikan, “Kimse imzasını kabul etmiyor. 2 gündür burada tiyatro izliyoruz. Zabıta müdürleri, zabıta ekibi suçludur. Yangından sonra sahte denetim tutanağı düzenlediler. Belediye içerisinde bile bu tutanağın sahte olduğu konuşuluyor” dedi.
“ZABITALAR GELİP KOLİ KOLİ PARFÜM ALIRDI”
Gikan, zabıta ekiplerinin işyerine geldiğini öne sürerek, şunu belirtti: “Zabıtalar gelir koli koli parfüm alır giderdi. Zabıta ekibi suçlu. Koli koli parfümleri alırken, rüşvet alırken iyiydi; orada 7 tane canımız yandı, ocaklar söndü”.
Duruşma sonucunda iki belediye görevlisi yeniden tutuklandı, 4 kişi tahliye edildi.
