KANLI BAZALTLAR, KÂRLI AŞILAR:

Kongo’da Ebola Bir Doğa Olayı Değil, Vahşi Kapitalizmin Kitle İmha Silahıdır!

KONGO DEMOKRATİK CUMHURİYETİ – Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) ortaya çıkan yeni Ebola salgını, sadece biyolojik bir virüsün yayılma öyküsü değil; emperyalist yağmanın, ilaç tekellerinin kâr hırsının ve küresel finans kurumlarının bir ülkeyi nasıl diri diri mezara gömdüğünün somut belgesidir.

Haber ajanslarında geçen vaka verileriyle örtbas edilmek istenen gerçek şudur: Kongo halkını öldüren yalnızca Ebola virüsü değil, vahşi kapitalizmdir.

GÜNCEL VERİLER VE GERÇEK BİLANÇO

Salgına ilişkin açıklanan verilere göre:

  • Onaylanmış vaka sayısı: 6.000
  • Toplam can kaybı: 3.000’e ulaştı
  • Genel ölüm oranı: %48
  • Müdahalenin yetersiz kaldığı bölgelerde ölüm oranı: Kuzey Kivu gibi müdahalenin aksadığı alanlarda %70’e kadar çıkıyor.
  • Etkilenen alan: 60 farklı sağlık bölgesine yayıldı.
  • Salgının çıkış noktası: Şubat ayında maden kasabası Mongbwalu.
  • Tedavi durumu: Mevcut salgına neden olan nadir Bundibugyo varyantına karşı henüz onaylanmış bir aşı veya ilaç yok.
  • Sağlık çalışanlarının durumu: Maaşlarını alamadıkları için grevdeler.

Maden Kasabaları: Küresel Sermayenin Kuluçka Merkezleri

AP News verilerine göre salgın resmi olarak açıklanmadan aylar önce, Şubat ayında Mongbwalu maden kasabasında yayılmaya başladı.

Koltan, kobalt ve altın yağmasının merkezindeki bu kasabalara dev lojistik ağlar kuran küresel tekellerin, işçiler için tek bir hijyenik kanalizasyon veya hastane inşa etmediği belirtiliyor.

Aşırı kalabalık ve sıfır denetim, maden kasabalarını virüslerin yayılma laboratuvarına dönüştürdü.

IMF ve Dünya Bankası Sağlık Sistemini Nasıl Çökertti?

Müdahalede geç kalınan bölgelerde ölüm oranının %70’e fırlaması coğrafi değil, yapısal bir cinayettir.

Yıllarca IMF ve Dünya Bankası’nın “kemer sıkma” politikalarıyla borçlandırılan Kongo’da kamu sağlığı çökertildi. Ülkenin maden zenginlikleri uluslararası tekellere akarken, yerel hastanelerde eldiven ve temiz su dahi bulunmuyor.

Sağlık Çalışanları Grevde: Zengin Ülkenin Yoksul Doktorları

Salgınla ön safta savaşması gereken tıbbi ekipler, maaşlarını alamadıkları için iş bıraktı.

Dünyanın en zengin rezervleri üzerinde oturan bir ülkede doktor ve hemşirelere maaş ödenememesi sistemik hırsızlığın açık kanıtıdır.

Faturayı ise sahada can veren sağlık çalışanları ve halk ödüyor.

Big Pharma’nın “Kâr Filtresi”: Kâr Yoksa Aşı da Yok!

Bugün 3.000’den fazla can alan Bundibugyo varyantına karşı onaylanmış hiçbir aşı veya ilaç yok.

Çünkü satın alma gücü olmayan Afrikalı yoksullar ilaç tekelleri için kârlı bir pazar teşkil etmiyor.

Batı’yı tehdit eden salgınlarda birkaç ayda milyarlarca dolarlık aşı üreten kapitalist tıp, Afrika kırılırken izlemekle yetiniyor:

“Kâr yoksa, derman da yok.”

Ebola Doğal Bir Afet Değildir!

Vahşi kapitalizmin doğasındaki sömürü mekanizmasının ve emperyalist boyunduruğun somut bir örneği olan bu durum, modern bir halk “sınıfsal” kırımı mekanizmasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tarihin en hızlı yayılan bu Ebola salgınının kontrolden çıktığını ve emperyalist sistemin yüz binlerce insanı ölüme terk ettiği geçmiş Batı Afrika salgınlarını bile aşabileceğini vurguluyor.

Kongo’da yaşananlar biyolojik bir şanssızlık değildir; madenleri yağmalanmış, ekonomisi sömürülmüş ve ilaç tekellerince aşısız bırakılmış bir halkın maruz kaldığı sistematik cinayettir.

Tetiği çeken virüs olabilir, ancak silahı doğrultan küresel kapitalizmin vahşi ve barbar özüdür!