Bağımsız Maden-İş, Eylemi Bitirdiklerini Açıkladı… DAHA MADENCİLER GÖZALTINDAYKEN EYLEMİ BİTİRMEK, İŞÇİ SINIFININ HANGİ KÜLTÜRÜNDE VAR?

Günlerdir, gözaltılara, ablukalara rağmen Enerji Bakanlığı önünde direnen maden işçileri, yeni bir sendikal satışla karşı karşıya kaldılar.
Bağımsız Maden-İş Sendikası, bugün öğlen saatlerinde “ara alacakların bir kısmı için anlaşma yapıldığını ve eylemlerini erteleme kararı aldıklarını” açıkladı.

OYSA; Bu görüşme yapıldığında da, bu anlaşmaya varıldığında da dün gözaltına alınan işçiler, halen gözaltındaydı.

Bağımsız Maden-İş’in Genel Başkanı Gökay Çakır ve örgütlenme sekreteri Başaran Aksu ve dün gözaltına alınan diğer madenciler HALA GÖZALTINDAYKEN, hangi anlaşmadan, hangi ertelemeden sözediyorsunuz?

Hakların da daha ne kadarının verilip verilmediği belli değil.
Ama bir kısmı verilmiş bile olsa, “haklarımızın bir kısmı verilmiştir ama bu mücadeleyi birlikte sürdürdüğümüz ve şu anda gözaltında tutulan madenci arkadaşlarımız serbest bırakılana kadar buradaki eylemimizi sürdürüyoruz!” niye diyemediniz?
Eylemimizi arkadaşlarımızın gözaltında tutulduğu Emniyet Müdürlüğü önünde sürdürüyoruz niye diyemediniz?
Bu hangi kültürde var?

İşçi sınıfının kültüründe yok. Burası kesin.
Feodal kültürde bile sırt sırta kavga verdiğin arkadaşını rakibin elinde bırakmak, ahlaka sığmaz.
Siz bunu hangi ahlaka sığdırdınız?

Genel Başkanınız gözaltında. Daha ötesi mi var?
Hangi tehditle, hangi korku ve kaygılarla bu kararı aldınız?
Kararın “oylamayla” alındığı açıklanmış, hangi koşullarda, nasıl bir oylama, burası da belirsizdir. Ama “oylama” yukarıdaki tabloyu, gözaltındaki arkadaşlarına sahip çıkmamayı açıklayamaz, meşrulaştıramaz.

HANGİ ZAFER?

Maden-İş açıklamasında şöyle deniliyordu:
“Heyetimizin Yıldızlar SSS Holding ile dün akşam 19.00’da başlayan ve sabah 02.30’a kadar süren görüşmesi sonrasında zafere yaklaşmış olduğumuzu duyururuz. Madencilerin ana alacaklarının büyük bir kısmı konusunda anlaşmaya varılmış olup nihai durum bugün yapılacak olan görüşmeler ve hesaplamalarla belli olacaktır.”

Bir de işçi sınıfına “Zafer’e yaklaştık” yalanını söylüyorsunuz.
Sınıf düşmanlarınız, sizin başkanınız, yoldaşlarınız gözaltında iken, tutsak iken, belki işkence altında iken, size anlaşma imzalatıyorlar.
Tablo bu kadar aşağılayıcıdır.

“Tüm bu haklar bir yana, biz önce yanımızdan gözaltına götürdüğünüz arkadaşlarımızı istiyoruz”… deseydiniz, işçi sınıfının direniş tarihine çok güzel bir sayfa eklemiş olurdunuz.
Ama siz şimdi bu sayfaya düşmanın önünde arkadaşlarına, başkanına dahi sahip çıkamayan bir sendikacılık yazdınız.