Nijerya’da tekne faciası: 52 kişi yaşamını yitirdi

Nijerya’nın kuzeybatısındaki Sokoto eyaletinde işçi ve çiftçileri taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu 52 kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 70 kişinin bulunduğu teknedeki yolcuların önemli bölümünün çocuklardan oluştuğu belirtildi.

Nijerya Ulusal Acil Durum Yönetim Ajansı Sokoto Operasyon Başkanı Tukur Abubakar, arama-kurtarma çalışmalarının ardından can kaybının 52’ye yükseldiğini açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında aynı aileden 11 kişinin bulunduğu bildirildi.

Teknenin, işçi ve çiftçileri pirinç tarlalarına götürmek için kullanılan su yolunda alabora olduğu belirtildi. Sokoto Eyalet Meclisi Üyesi Nasiru Adamu, kazanın ilk saatlerinde 40’tan fazla kişinin yaşamını yitirdiğini ve 16 kişinin kurtarıldığını açıklamıştı. Adamu, teknedeki yolcuların büyük bölümünün 10-15 yaşlarındaki çocuklardan oluştuğunu söyledi.

Yoksulların yaşamı güvence altında değil

Sokoto’daki katliam, emperyalist devletlerin ve şirketlerin sömürüsü altında yoksullaştırılan halkın yaşam koşullarını bir kez daha ortaya koydu. Yoksulluk nedeniyle çocukların dahi çalışmak zorunda bırakıldığı koşullarda, insanların geçimlerini sağlayabilmek için güvenlik koşulları yetersiz ulaşım araçlarını kullanmak zorunda kalması, yoksul halkın yaşamının nasıl sürekli bir tehlike altında bırakıldığını gösteriyor.

Dünyanın birçok yerinde işçiler ve emekçiler, yaşamlarını sürdürebilmek için ağır ve güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda bırakılıyor. Üretimden elde edilen kâr sermaye sahiplerine aktarılırken, çalışma ve yaşam koşullarının yarattığı risklerin bedelini işçiler ve yoksul halk ödüyor.

İş kazaları, toplu ölümler, açlık ve yoksulluk birbirinden bağımsız sorunlar değildir. Bu vahşi kapitalist sistemde işçinin, emekçinin canının kâr karşısında hiçbir değeri yoktur. Emekçilerin yaşamı ve güvenliği, sermayenin kâr hırsının gerisinde tutulurken bunun bedelini yine işçiler ve yoksul halk ödemektedir.

Sokoto’da yaşamını yitiren 52 kişi de geçimlerini sağlamak için yola çıkan işçi, çiftçi ve çocuklardı. Kâr ve sömürü düzeninin yarattığı bu koşullar, yoksulların yaşam hakkının nasıl hiçe sayıldığını ve en temel ulaşım ve çalışma ihtiyaçlarının dahi ölümcül sonuçlara yol açabildiğini bir kez daha gösterdi.