(AKP’yi Anlama Klavuzu-Bölüm 2)
(Aşağıda ikinci bölümünü yayınladığımız yazı Halk Okulu Dergisi’nin 26 Temmuz 2026 tarihli 350’nci sayısından özetlenerek aktarılmıştır.)
2010-2016: Devlet Yapısının “Merhametli Monarşi”ye Göre Dizaynı
Merkezi devlet yapısı ve yetkinin tek elde toplanması süreci başlatılmıştır.
- Yargı ve Emniyet Operasyonları: Cuntacıların, Ergenekoncuların tasfiyesi söylemi kullanılmış. Ama asıl tasfiyenin hedefi sol, demokrat, devrimciler olmuş, Kürt milliyetçiliği tasfiye edilirken oportünizm ABD askeri haline getirilirken devrimcilere yönelik tasfiye operasyonlarının önünde devrimci hareket barikat oluşturmuştur.
Devrimci hareketin, devrimcilerin önderliğindeki direnişlerin tasfiyesi başarılamamıştır. Tasfiyenin önündeki en büyük barikat halkın direniş ve mücadele şehitleri olmuştur. Leylalar, Oğuzlar, Koçaklar, Helinler, İbrahimler, Ebrular, Sılalar, Günaylar, İnançlar, Emrahlar, Pınarlar, Gürkanlar… ve hiç ara verilmeden süren direnişler bu tasfiye operasyonunun önündeki barikatlardır.
- TMSF’nin Güçlendirilmesi: AKP iktidarının güçlendirilmesi için ve emperyalist politikaların gerektirdiği tasfiyeler sermaye kesiminin bir kısmını da hedef almıştır. Bu tasfiye operasyonlarında da “hukuk” kullanılmıştır.

2016’dan Günümüze: Faşizmin Yasalar Yoluyla Açıktan Uygulanması
KHK’lar, vakıflar ve kayyumlarla emperyalist politikalara ters düşecek en ufak bir düşünce kırıntısının dahi tasfiye edildiği ve yerli sermayenin yağmalanması süreci yaşandı.
- KHK ve Kayyum: Meclis ve yargı tasfiye edilerek belediyeler ve sermaye doğrudan merkezi AKP iktidarına ve işbirlikçilerine aktarılmıştır.
- Sistematik El Koymalar: Şirketlerin TMSF’ye devredilmesiyle, burjuva yasalarında “dokunulmaz” olan özel mülkiyete el konuldu. Bu süreci hukuki düzenlemelerle tamamladılar.
Devrimcilere, belediye başkanlarına yönelik operasyonlar devam ederken AKP iktidarı bir yandan da bahis, akaryakıt ve ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonları düzenleyerek “yasalar herkese eşit” uygulanıyor propagandası yapıyor, diğer yandan da itiraz eden, kendinden olmayan herkese saldırıyor, en ufak bir muhalefete, karşı görüşe dahi izin vermiyor.
AKP hem kendi iktidarının devamı hem de ABD emperyalizminin çıkarlarını korumak için “hukuk” kılıfını kullanıyor.
Emperyalistler, yeni sömürgeleştirdikleri ülkelerde kendi çıkarlarını korumak için “hukuk devleti” kılıfına artık ihtiyaç duymamaktadır. Devlet, bir “hakem” olmaktan çıkıp sermayenin doğrudan “uygulayıcı kolu” haline gelmiştir.
- Hukuksal Fetişizm: Yasaların sürekli değişmesi, KHK’ların bir yönetme biçimi haline gelmesi, hukukun “adalet” için değil, “sermaye transferinin önündeki engelleri süpürmek” için bir hukuksal sopaya dönüştüğünü gösteriyor.
- Olağanüstü Hâlin Normalleşmesi: Emperyalizm yeni sömürge ülkeleri yönetmek ve daha fazla sömürebilmek için krizler yaratır. Çünkü sermaye, kriz anlarında meclis veya halk denetimiyle uğraşmak istemez; doğrudan, tek elden (kayyum, TMSF vb.) kararların alındığı bir “olağanüstü hal” durumu talep eder.
Emperyalizm kendi politikalarını hayata geçirmek için her türlü zoru kullanır.
- Olağanüstü Halin Süreklileşmesi: KHK’lar ile yönetim, yasama ve yargı denetimini yok ederek faşist ve yağmacı politikaları hayata geçiriyor.
Bu yöntemle mülkiyet ve sermaye emperyalizmin tercih ettiği kesimler ve AKP iktidarı ile palazlanan yeni sürecin işbirlikçisi tekellerin elinde toplanıyor. AKP TMSF’ye yüzlerce şirketi bağlayarak ve yöneterek işbirlikçi oligarşik sınıfları yeniden şekillendiriyor.
Madenlerimize, orman arazilerimize vakıflar veya şirketler aracılığı ile el koyuyor, satıyor… topraklarımızın emperyalist tekeller eliyle yağmalanmasında görülmemiş boyutlara ulaşılıyor, suyumuzu, toprağımızı zehirliyor.
2000’lerden Günümüze ABD’nin 26 Yıllık “Ilımlı İslam” ve “Merhametli Monarşi” Stratejisi ve AKP’nin Tasfiye Operasyonları
- Devrimcilere Yönelik Operasyonlar: Faşizm, kendi varlığına yönelik en temel tehdit olan devrimcilere saldırıyor. Halkın baskı ve sömürü karşısında örgütlenmesini bu şekilde engelleyeceğini hesaplıyor. Bu politikayı Cepheli devrimciler boşa çıkarmıştır. ABD devrimcileri yani Cephelileri ülkemizde tasfiye edememiştir.
- Belediye Başkanlarına Operasyon: Yerel sermaye ve kamu kaynakları üzerindeki denetimin merkezi iktidara devredilmesi ve tek elde toplanması için yapılan tasfiye operasyonlarıdır.
- Beyaz Et Üretici/Satıcılarına Operasyon: Gıda tekellerinin piyasa üzerindeki denetimini korumak ve rekabeti AKP’nin lehine düzenlemek için yapılan operasyonlardır.
- Bahis Operasyonları: Yeraltı, kirli para trafiğinin düzenlenmesi ve bu rantı AKP’nin kendi lehine kullanması ve merkezileştirmesidir.
- Akaryakıt Operasyonları: Kaçak ya da kayıt dışı akışların kontrol altına alınarak devlet eliyle dağıtılan rantın vergilendirilmesi ve yandaş tekellere kanalize edilmesidir.
- Ünlülere Uyuşturucu Operasyonu: Toplumun geniş kesimlerinin dikkatini sınıfsal çelişkilerden uzaklaştırarak popüler kültür üzerinden ahlaki bir “meşruiyet” perdesi yaratma çabasıdır.
- TÜSİAD’a Operasyon/Mahkeme: Büyük sermaye gruplarının iktidar bloğu ile olan pazarlık sürecinde, devlet gücünün “baskı aracı” olarak kullanılması ve sermaye çevrelerinin hizaya getirilmesidir.
- Mehmet Akif Ersoy Benzeri Operasyon: Halk değerlerimizin AKP tarafından talan ve baskı politikalarını meşrulaştırmak için ideolojik bir kalkan olarak kullanılmasıdır.
Sonuç Olarak
AKP ve ABD emperyalizmi ülkemizde her alana operasyonlar yaparak saldırıyor.
Açıktan faşizmle yönetiyor. Faşizmi yasalarla uyguluyor.
Her hak talebini boğup devrimcileri tutukluyor,
Kuyu Tipi Hapishanelerde tecrit işkencesi ile beyinleri teslim almayı hedefliyor.
Sistemin krizi büyüdükçe halkın üzerinde baskı da artıyor. Baskı kendi karşıtını da doğurur. Baskının olduğu yerde direnişte vardır.
Halk Cepheliler direniyor; Özgür tutsaklar, Kuyu Tipi Hapishanelere karşı direniyor, Üç yıldır kesintisiz süren süresiz açlık grevi ve ölüm orucu ile 41 kere zafer kazanarak direniyorlar.
Halk Cepheliler, ABD emperyalizminin ve işbirlikçi AKP faşizminin sömürü ve talanını yıkmak için direniyor, mücadele veriyor, savaşı büyütüyor.