AKP, NEYİ NİÇİN YAPIYOR?(AKP’yi Anlama Klavuzu-Bölüm 1)

(Aşağıdaki yazı Halk Okulu Dergisi’nin 26 Temmuz 2026 tarihli 350’nci sayısından özetlenerek aktarılmıştır.)

ABD EMPERYALİZMİNİN 2000’LERDE BAŞLATTIĞI
VE GÜNÜMÜZE KADAR UZANAN “ILIMLI İSLAM”
PROJESİ VE TÜRKİYE’NİN ORTA DOĞU VE ASYA’DAKİ ROLÜ;
“HAZAR DENİZİ’NDEN AKDENİZ’E HİZALANMA”!

ABD emperyalizmi 1990’larda sosyalist ülkelerin dağılmasından sonra uzun vadeli bir stratejik program
olarak; Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya, Akdeniz’den Hindikuş’a kadar tüm ülkeleri kendi çıkarları etrafında
“hizalama” ve işbirlikçileştirme hedefli saldırıyor.
Tom Barrack 1 Kasım 2025 yılında Bahreyn’de katıldığı forumda genişletilmiş Orta Doğu Projesi’ne dair
emperyalist politikaları şöyle tarif ediyor; “Başkan tüm satranç tahtasını değiştirdi. Her yerde bunu görüyorsu
nuz. Türkiye ve İsrail savaşmayacak. Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar bir işbirliği -hizalanma- göreceksiniz.”

Barrack’ın konuşmasında bahsettiği “hizalanma” Gazze’de, Lübnan’da, Suriye’de yaşananlar, bugün
İran’a yönelik emperyalist saldırganlık ve savaş, Rusya ve Çin’e yönelik Avrupa Birliği’nin savaşa göre şekillenişi
ve buna uygun askeri yatırım programı, Ukrayna savaşı…
Ülkemizde oluşturulacak NATO kolordu karargâhı… Barrack’ın bahsettiği hizalanmanın kademe kademe uygulanışının somut göstergeleridir.
ABD’nin siyonist İsrail ile birlikte 7 Ekim 2023’ten bu yana, Orta Doğu’da başlattığı katliam ve savaş
Genişletilmiş Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçasıdır.
Tom Barrack’ın sözleri, ABD emperyalizminin 1990’lardan bu yana Türkiye’ye biçtiği rolün somut
göstergesidir. Dönemin CIA İstasyon Şefi Graham Fuller’in savunduğu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş
döneminde koptuğu “İslamcı köklerine dönmesi” düşüncesi “ılımlı İslam” projesi ile hayata geçiriliyor. Bu
düşünce yasal düzenlemelerle, solun tasfiyesi, Kürt milliyetçilerinin işbirlikçileştirilmesi ile sürdürüldü.

Türkiye’nin bu yönde tüm iç yapısının düzenlenmesi görevi AKP’ye verildi ve AKP de adım adım bu görevi yerine getiriyor.
ABD emperyalizmi stratejik programını hayata geçirirken Devlet Bahçeli’nin “Lübnan’ın Suriye’ye katılması” söylemleri de tesadüf değil, bu stratejinin bir parçasıdır. Çünkü bu düşünce Tom Barrack’a aittir.

Barrack “Lübnan ile Suriye’yi bir araya getirmemiz ve iki kadim ve güzel medeniyeti uyumlu hâle getirmemiz gerekiyor.” açıklaması yapmış, bu fikrin yayılması rolünü de faşist Devlet Bahçeli’ye vermiştir.
Öcalan’ın, Bahçeli’nin, Erdoğan’ın “Türk-Kürt-Arap İttifakı” söylemleri tesadüf değil, ABD’nin hayata geçirmek için yaklaşık 35 yıldır belirlediği stratejik hedeftir.
ABD emperyalizminin hedefi, İran’ı da kendi politikaları önünde engel olmayacak şekilde işbirlikçileştirmek ve Orta Doğu’yu işbirlikçi devletlere bırakarak Pasifik ve Asya’ya saldırmak.
Bunun için koşulsuz itaat eden, hiyerarşide yerini bilen, işbirlikçi, kendi halkına vatan topraklarına düşman iktidarlara ihtiyacı var.
ABD işbirlikçi ülkelerin askerlerini kullanacak, bizim çocuklarımızı, halk çocuklarını diğer halkları katletmek için kullanacak, ölüme gönderecek.
Tom Barrack bundan sonrası için; “Gerektiğinde müdahale edeceğiz ancak 1945’ten beri dünya çapında uygulanan askeri koruma ve güvenlik anlaşması değişiyor. Herkes kendi sorumluluğunu üstlenmelidir.” diyor.
Yani herkes ABD emperyalizminin çıkarına göre hizalanacak, ABD emperyalizminin stratejik programına uyacak diyor.

ÜLKEMİZDE “MERHAMETLİ MONARŞİ”, “ILIMLI İSLAM” POLİTİKALARININ
HAYATA GEÇMESİ İÇİN AKP FAŞİZMİ 26 YILDIR TASFİYE OPERASYONLARINA DEVAM EDİYOR

Tom Barrack; “Orta Doğu’da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu: Ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar. Demokrasi pelerini giyen ve insan hakları adına üzerine gidilen ülkeler ise başarısız oldu” dedi.
AKP faşizmi ile ilgili de; “Düzenli çok partili seçimlerle başkanlık sistemi olan bir cumhuriyetle yönetilen Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü ve merkeziyetçi önderliği sayesinde istikrar, ekonomik dinamizm ve iddialı bölgesel etki sağlandığını da göstermektedir; ancak eleştirmenler bunu güçlü otoriter eğilimlere sahip hibrit (melez) bir rejim olarak tarif etmektedir.”
AKP’nin iktidara gelişi ile birlikte “ılımlı İslam” “hayır sever monarşi”nin altı yapısı oluşturulmaya başlanmıştır.
ABD emperyalizminin stratejik planı AKP’nin işbirliği ile işlemiştir;

2002-2010: AKP’nin Emperyalist Politikaları Hayata Geçirme Süreci, “İstikrarın” Sağlanması

Halkın öfkesini dizginlemek ve “demokrasi, AB’ye uyum paketleri” söylemleri, “açılım” süreci yalanları ile emperyalist politikaların alt yapısı oluşturulmuştur.
ABD emperyalizmi, halkın sistemden kopuşuna önlem alınmasını, sisteme güven oluşturulmasını., “istikrar” sağlanmasını istemiş, AKP de buna uygun politikaları hayata geçirmiştir.
ABD ve AKP’nin bu programına ülkemiz reformizmi, burjuva ve küçük burjuva liberal “aydınları”, temelsiz ve teslimiyetçi bir demoktatikleşme” beklentisiyle destek vermiştir.
Oysa bu süreç tam tersi yönde işlemiştir:

  • Kontrgerilla ile hesaplaşma görüntüsü altında kontrgerilla yeniden örgütlenmiştir.
  • 12 Eylül faşizmiyle hesaplaşma görüntüsü altında faşizm güçlendirilmiştir.
  • Cunta anayasası ile hesaplaşma görüntüsü altında anayasa cunta anayasasını aratır hale getirilmiş, kararnamelerle yönetilen, ağzını açanın hapse atıldığı bir sistem kurulmuştur.
  • ÖZELLEŞTİRMELER: AKP ülkemizde halka ait olan madenleri, fabrikaları, orman arazilerini emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine peşkeş çekmiştir.
  • HUKUK: Özelleştirmenin önünde engel olan yasalar Avrupa Birliği (AB)’ne uyum yasaları kılıfıyla kaldırılmıştır.
  • YAĞMA: Ülkemizin her karış toprağı emperyalist tekellere satılmıştır.