Havana’da Uluslararası Panel: “Fidel: Miras ve Gelecek”

HAVANA — Fidel Castro’nun doğumunun 100. yılı dolayısıyla Havana’da uluslararası bir panel düzenleniyor. “Fidel: Miras ve Gelecek” başlığını taşıyan uluslararası panel kapsamında 10 Ağustos’ta başlayan etkinlikler, 13 Ağustos’a kadar sürecek.

Küba Cumhurbaşkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel, Castro’nun doğumunun 100. yılı dolayısıyla Havana’da düzenlenen uluslararası buluşmada yaptığı konuşmada Fidel Castro’nun mirasına ve bugün Küba’nın karşı karşıya olduğu ambargoya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Díaz-Canel: “Fidel bize bir dogma değil, mücadele yöntemi bıraktı”

Castro’nun doğum yıldönümü vesilesiyle düzenlenen panel “Fidel: Miras ve Gelecek” başlığını taşıyor.

Uluslararası panelin önemli konuşmalarından birini, bugün Fidel Castro’nun mirasçısı durumunda olan Küba Cumhurbaşkanı ve Küba Komünist Partisi Birinci Sekreteri Miguel Díaz-Canel yaptı.

Díaz-Canel, konuşmasında Fidel’in bıraktıklarının bir “dogma” değil, bir yöntem olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Fidel bize bir dogma değil, bir çalışma yöntemi ve izlenecek bir örnek bıraktı. Direnişimiz pasif değil, yaratıcıdır.”

Díaz-Canel, bu tespitini şöyle sürdürdü:

“Fidel’in siyasi mirası, geçmişe ait bir düşünceler bütünü olarak değil, Küba’nın bugün karşı karşıya olduğu sorunlara yanıt üretmenin bir yöntemi olarak görülmesi gerekir.”

Díaz-Canel: “Vatan saldırıya direnecek”

“Kıtlık ve elektrik kesintileri sessiz bir soykırımın sonucu”

Küba lideri Díaz-Canel, paneldeki konuşmasının önemli bir bölümünü ABD’nin sürdürdüğü ekonomik ambargo ve kuşatmaya ayırdı.

Küba’daki elektrik kesintilerini, enflasyonu, ürün kıtlığını ve kuyrukları hatırlatan Díaz-Canel, bunların Küba hükümetinin siyasi tercihleri bağlamından koparılarak ele alınamayacağını belirtti.

Díaz-Canel, bu koşulların ABD tarafından Küba halkına karşı yürütülen “sessiz bir soykırım” politikasının sonuçları olduğunu vurgulayarak, ABD’nin amacının “Küba’yı ekonomik ve siyasi bakımdan boğmak olduğunu” belirtti.

Díaz-Canel, ABD kuşatmasına rağmen ülkesinin mevcut toplumsal düzeninden ve dış politikadaki dayanışma çizgisinden vazgeçmeyeceğini belirtti. Küba’nın bu sıkıntılara rağmen “vatanın saldırıya direneceğini” ifade etti.

Küba Devrimi’yle dayanışma çağrısı

Díaz-Canel, uluslararası panele katılan diğer ülkelerden delegelere Küba ile dayanışma çağrısında bulundu.

“Küba’ya ilişkin uluslararası medya ortamında yürütülen kampanyalara karşı ülkenin gerçeklerinin anlatılmasını” isteyen Díaz-Canel, özellikle sosyal medyada daha güçlü bir dayanışma ve ortak hareket çağrısı yaptı.

Katılımcılardan Küba Devrimi’yle dayanışmayı sürdürmelerini isteyen Díaz-Canel, bunun ülkesinin karşı karşıya olduğu emperyalist baskıya karşı mücadelenin bir parçası olduğunu belirtti.