Gürkan Türkoğlu, “Zorla Tıbbi Müdahale” Sonucu Katledildi!
ZORLA MÜDAHALE NEDİR?

Gürkan Türkoğlu, kuyu tipi hapishanelere karşı başlattığı direnişinde 267 gün süresiz açlık grevi yaptı.
Türkoğlu, 5 Temmuz’da şehit düştü.
Ancak onun şehit düşmesinin, hayatını kaybetmesinin nedeni, 267 günlük açlığı değil, direnişini kırmak için başvurulan “zorla tıbbi müdahale”dir.
Zorla tıbbi müdahale bir “KURTARMA” yöntemi değil, “DİRENİŞİ KIRMA” VE direnişçiyi “KATLETME” yöntemidir.
Faşizmin Adalet Bakanlığı yetkilileri ve faşizmin doktorları, “hayat kurtarma” gerekçesiyle “Zorla Tıbbi Müdahale”de bulunurken, amaçları asla kurtarma değildir.
ZORLA MÜDAHALE NEDİR, Halk Okulu Dergisi’nin 348. sayısından aktarıyoruz.


1) Zorla müdahale; açlık grevi, ölüm orucu eylemi
yapan bir direnişçinin irade beyanına rağmen
ona damardan sıvı takmak, zorla beslemektir.

2) Zorla müdahale işkencedir ve katliamdır.

3) Zorla müdahale, direnme hakkının GASBEDİLME
SİDİR.

4) Zorla müdahale, açlık grevi ve ölüm orucu direniş
çisinin iradesini teslim alma saldırısıdır.

5) “‘Zorla besleme’ demek ağzını zorla açıp içeri besin
boşaltmak demek değil, irade beyanının hilafına damar
dan sıvı takmak yeniden beslemektir. Sıvının içinde B1
vitamini yoksa hasta Wernicke-Korsakoff ile uyanır. Varsa
sağlıklı bir şekilde devam eder.” (Prof. Dr. Hakan Gürvit)

6) Bir açlık grevi veya ölüm orucu direnişçisinin bedeni
ne, açlıktan daha çok; zorla müdahale zarar verir. Açlığın,
direnişçinin bilinci kapandıktan sonra zorla damardan
besleme yoluyla sonlandırılması direnişçiyi sakat bırakır.

7) Zorla müdahale ölümdür. İçinde B1 vitamini yani
tiamin olmayan serumlarla zorla beslenen direnişçi
Wernicke-Korsakoff hastası olarak uyanır.

8) Zorla müdahale sakat bırakmaktır.

9) Wernicke-Korsakoff Nasıl Oluşur?
Açlık grevi direnişi boyunca direnişçi alması gereken
tiamini yani B1 vitaminini alamazsa ve zorla müdahale
ile dekstroz denilen, içinde B1 vitamini olmayan, şeker
olan sıvılar damardan verilirse direnişçi sakat kalır.
Bir organizma şekerle karşılaştığında bu şekeri enerjiye
dönüştürmek için metabolize etmek zorundadır. Bu meta
bolizma temel olarak tiamin gerektiriyor. Yokluğunda
metabolize edilmeyen şeker beynin, beyincik ve hipotala
mus denen iki kritik bölgesine hasar veriyor. Hasar gören
beyinde Wernicke-Korsakoff hastalığı ortaya çıkıyor.

10) Zorla müdahale yapan işkenceciler, bilinçli olarak
içinde B1 vitamini olmayan serumu damardan verirler.
Çünkü sakat bırakacağını çok iyi bilirler.
Serumun içinde B1 vitamini olmazsa Wernicke
Korsakoff’un gelişmesi kuşkusuzdur. B1 konulduğu tak
tirde ise Wernicke-Korsakoff’un önlenmesi kesindir.

11) WERNİCKE-KORSOKOFF NEDİR?
Wernicke denge bozukluğu demektir. Korsakoff
zihinde bozulmaya yol açan zorla müdahalenin unutkanlık yaratmasıdır.

12) B1’in etkisini, gücünü bilmemek tıbbi bir cehalet
değil; tıp dilinde malpraktis olarak adlandırılan bir suçtur.

13) ZORLA MÜDAHALE DİRENİŞÇİYİ KATLETMEKTİR.
DİRENİŞÇİNİN İRADESİNE BOYUN EĞDİRME SALDIRISIDIR.

14) Dünya Tabipler Birliği’nin Tokyo ve Malta bildirgelerine göre, bir hasta MUHAKEME GÜCÜ YERİNDEYKEN, İRA
DESİNİ KULLANABİLİYORKEN “ZORLA MÜDAHALE İSTEMİYORUM” açıklamasında bulunmuşsa doktor bu iradeyi esas almak zorundadır. Bilinç kaybı yaşandığında, direnişçinin bilinci yerindeyken kendi iradesiyle aldığı karar geçer
lidir. Bilinç yitiminde zorla müdahale etmek, direnişçinin
iradesine yönelik açıktan bir saldırıdır ve suçtur.

15) MALTA BİLDİRGESİ NEDİR?
1991 Kasım’ında Malta’da düzenlenen 43. Dünya Tıp Kongresi tarafından kabul edilen “Açlık Grevcileri Üzerine Deklarasyon” adını taşıyan ve Malta Bildirgesi
olarak da bilinen belgedeki zorla müdahale konusundaki ilgili madde şöyledir:
“ETİK OLAN; KARARLI BİR AÇLIK GREVCİSİNİN KENDİ
İRADESİNE MÜDAHALELER YAPMAKTANSA ONURUYLA
ÖLMESİNE İZİN VERMEKTİR.”

“4- Müdahale etmek ya da etmemek konusundaki
son karar -temel çıkarları hastanın iyiliği olmayan
üçüncü tarafların müdahalesi olmaksızın, hekimine
bırakılmalıdır. Gerektiğinde hekim, hastaya açıkça,
onun (hastanın) tedaviyi reddetme, koma durumunda,
yapay beslenme ve ölüm riski gibi kararını kendisinin
onaylayıp onaylamadığını belirtmelidir. Eğer hekim has
tanın reddetme kararını onaylamıyorsa onun başka bir
hekim tarafından takip edilmesini sağlamalıdır.”

16) TOKYO BİLDİRGESİ NEDİR?
Dünya Tabipler Birliği’nin (DTB) 1975 tarihli “Gözaltı sveya Tutukluluk Durumunda İşkence, Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezalandırmada
Hekimler için Kılavuz” adını taşıyan ve Tokyo Bildirgesi adıyla da bilinen belgenin 8. maddesinde zorla müdahaleye karşı çıkılarak denilmektedir ki;

“Bir mahkûm gıda almayı reddettiğinde ve hekim tarafından böyle bir kararı sonuçlarını bilerek kendi başına ve kendi tercihiyle alabilecek yeterlikte görüldüğü
durumda, DTB’nin Açlık Grevleriyle İlgili Malta Bildirgesi’nde belirtildiği gibi; ilgili kişinin yapay beslenmesi yoluna gidilmeyecektir. Mahkûmun böyle bir kararı
verme yeterliğine sahip olduğu, en az bir bağımsız hekim tarafından daha teyit edilmelidir. Gıda almayı reddetmenin sonuçları hekim tarafından mahkûma anlatılacaktır.”

“Dünya Tabipler Birliği, işkenceye ya da zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı öteki işlemlere göz yummamaları yüzünden karşılaşabilecekleri tehdit ya da misille
melere karşı hekimleri ve ailelerini destekleyecek ve hekim meslektaşlarını da bu yolda isteklendirecektir.”

17) Türk Tabipler Birliği’nin de imzacısı olduğu Avrupa Konseyi Biyotıp Sözleşmesi Nedir?
4 Nisan 1997 tarihinde imzaya açılan, “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve
Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” adını taşıyan ve Avrupa Konseyi Biyotıp Sözleşmesi olarak da bilinen belgede ise konu şöyle ele alınmaktadır:
“Madde 9: Müdahale sırasında isteğini açıklayabilecek durumda bulunmayan bir hastanın, tıbbî müdahale ile ilgili olarak önceden açıklamış olduğu istekler göz
önüne alınacaktır.”