Bir şair, şiirlerini, aklımıza kazınan dizelerini bizlere emanet bırakarak aramızdan ayrıldı.
Şair Ahmet Telli, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 10 Temmuz günü hayatını kaybetti.
Telli için 12 Temmuz’da Ankara’da İnşaat Mühendisleri Odası’nda bir anma töreni düzenlendi. Anmna töreninin ardından şair Ahmet Helli, Karşıyaka Mezarlığı’nda ailesinin, dostlarının, yoldaşlarının katıldığı bir törenle toprağa verildi.

Ankara İnşaat Mühendisleri Odası’nda düzenlenen anma töreninde, Telli’nin tabutu alkışlar ve karanfiller eşliğinde salona getirildi.
Yüzlerce kişinin katıldığı tören, Telli için, bu kavgada yitirdiğimiz tüm insanlar yapılan saygı duruşuyla başladı.
Anmada okunan bir marş, bir türkü anmanın ve Telli’nin özeti gibiydi.
Önce Enternasyonal Marşı okundu.
Marşın ardından Ahmet Telli’nin şiirleri ve edebiyatıyla bıraktığı miras ve mücadelesine dair konuşmalar yapıldı.
Ardından Grup Yorum, şairin bir şiirinden bestelenen ve bugün artık herkesin dilinde yüreğinde yer eden bir yarkı olan Sıyrılıp Gelen’i söyledi.
Şarkının son dizesi, “Belli ki yakındır doğayı ve hayatı sarsacak saat” sözleri, salonda hep bir ağızdan söylendi.

Eylül Telli: “Babamın bize bıraktığı en büyük miras yalnızca kitapları değil, bize onurlu yaşamayı miras bıraktı.”
Anma töreninde Ahmet Telli’nin kızı Eylül Telli de bir konuşma yaparak duygularını şöyle anlattı:
“Şair susmaz, şiirlerinin yankısı ile yaşamaya devam eder. Babamın bize bıraktığı en büyük miras yalnızca kitapları değil, bize onurlu yaşamayı, vicdanı, dayanışmayı, bunu kaybetmemeyi miras bıraktı. Bugün acımız büyük ama biliyorum ki gerçek şeyler yalnızca yaşadığı yıllarda değil, onu okuyan her yürekte yaşamaya devam eder.”
*
ŞİİR DOLU BİR HAYAT: AHMET TELLİ:
Şair Ahmet Telli, 1946’da Çankırı’da doğdu.
Çankırı’da Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören Öğretmen Okulları’nda eğitim gördü. Öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre öğretmenlik yaptı.
Mezuniyetinin ardından dört yıl ilkokul öğretmenliği yaptı. Daha sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirerek Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt, Kırıkkale ve Ankara Atatürk Lisesi’nde Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak görev yaptı.

12 Eylül 1980 Faşist darbesi sonrasında sıkıyönetim tarafından tutuklandı ve öğretmenlik görevine son verildi.
Dönemin Türk Ceza Kanunu’nun 141, 142 ve 146. maddeleri kapsamında yargılandı; 141 ve 146. maddelerden beraat etti. Cigerxwîn’in şiirleri üzerine kaleme aldığı bir yazı nedeniyle 142. maddeden kısa süre hapis cezası aldı. Tutukluluğu sırasında işkence gördü.
Öğretmenliğin yanı sıra kitapçılık ve yayıncılık yaptı; çeşitli yayınevlerinde editör ve yönetici olarak çalıştı. İlk şiiri 1961’de yayımlandı. 1970’li yıllarda ağırlıklı olarak deneme ve eleştiri yazıları kaleme aldı; şiir kitaplarını ise 1979’dan itibaren yayımlamaya başladı.
Kendini sosyalist bir şair olarak nitelendirdi.
Bu düşünceyi savundu.
Başlıca şiir kitapları arasında Yangın Yılları, Hüznün İsyan Olur, Dövüşen Anlatsın, Saklı Kalan, Su Çürüdü, Belki Yine Gelirim, Çocuksun Sen, Barbar ve Şehla, Nida, Bakışın Senin ve toplu şiirlerini bir araya getiren Veda Divanı yer alıyor. Deneme ve yazıları ise Ben Hiçbir Şey Söylemedim, Buradayım Sözümde, Neylersin, Görsen ve Dinlersen Anlatırım gibi kitaplarda toplandı.
