Skip to content
  • Cuma, Nisan 17, 2026

  • ANASAYFA
  • GÜNCEL
    • röportaj
    • video
    • BİLİM-TEKNOLOJİ
    • ÇEVRE VE SAĞLIK
    • Öne Çıkanlar
    • EDİTÖRDEN
  • DÜNYA
  • DİRENİŞLER
  • KÜLTÜR SANAT
    • Tarihin Işığında
    • KISSADAN HİSSE
    • GERÇEK BU
  • BASINDAN
  • KONUK YAZARLAR
  • İletişim
  • Home
  • Dede sultan

Etiket: Dede sultan

GÜNCEL

Günün Sözü: Bize Neden Saldırıyorlar?
Durmadan saldırıyorlar. Binyıllardır saldırıyorlar.
Saldırılarının tek bir nedeni var. 600 yıl öncesinden Börklüce Mustafa bu nedeni söylüyor: 

21 Mart 2024
gha

“Bana Dede Sultan derler; derviş olmadan, kemal yoluna girmeden önce adım Börklüce Mustafa idi. Bu gördüklerin,…

RESİM HABER

OKUMA SALONU

Görmek:

Demokrasinin Yüzüne Vurulan Tokat

José Saramago’nun 2004’te yayımladığı Görmek (Ensaio sobre a Lucidez), Nobel ödüllü ustanın Körlük’ün devamı niteliğindeki en keskin siyasi alegorilerinden biri. Bu kitap modern demokrasilerin nasıl kolayca otoriter bir kabusa dönüşebileceğinin hikayesi.

Hikâye, Körlük’teki aynı isimsiz kentte, dört yıl sonra geçiyor. Seçim günü bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Seçmenler sandık başına zorlukla gidiyor. Sonuç ise siyasi tarihin en büyük şoku: Oyların %83’ü boş. İkinci turda oran biraz daha artıyor. Ne sağ, ne sol, ne merkez parti… Halk, mevcut düzene karşı en sakin, en barışçıl ve en yıkıcı protestoyu yapıyor: Hiçbirini istemiyor.

Saramago burada muhteşem bir ironiyle hükümetin nasıl paniklediğini, komplo teorileri üretip, yalan makinesi kurup, medya manipülasyonu yapıp, sonunda kenti terk ederek halkı “ceza” olarak kendi haline bıraktığını anlatıyor. İktidarın en büyük korkusu ortaya çıkıyor: Halkın gerçekten özgür iradesini kullanması.

Kitabın en güçlü yanı, Saramago’nun o eşsiz üslubu. Noktalama işaretlerini neredeyse hiçe sayan uzun, akıp giden cümleleri bu sefer siyasi bir hicve dönüşüyor. Yazar, iktidarın saçmalığını, bürokrasinin absürtlüğünü ve “demokrasi” diye yutturulan sistemin kırılganlığını öyle bir teşhir ediyor ki, okurken sık sık “Bu tam da bugün yaşanıyor” diyorsunuz.

Körlük fiziksel ve ahlaki körlüğü anlatırken, Görmek asıl körlüğün iktidarda olduğunu gösteriyor. Görmek, aslında görememektir. Halkın sessiz direnişi karşısında devletin nasıl çaresizleştiğini, korktuğunu ve sonunda vahşileşebileceğini gözler önüne seriyor. Saramago burada ne romantik ne de naif. Halkın da mükemmel olmadığını, ama iktidarın çok daha tehlikeli olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Güncelliği ise korkutucu derecede yüksek. Boş oy tartışmalarının, “seçmen iradesi” manipülasyonlarının, otoriter yönetimlerin “halk düşmanlığı” suçlamalarının yaşandığı bir dönemde Görmek, adeta kehanet gibi okunuyor. Saramago, “Demokrasi sandıktan ibaret değildir” diyor ve ekliyor: Gerçek demokrasi, halkın sistemin kendisine “hayır” deme cesaretidir.

Görmek, Körlük kadar duygusal ve dramatik değil ama siyasi olarak ondan daha tehlikeli, daha zekice ve daha sarsıcı. Düşünmenizi, öfkelenmenizi ve sorgulamanızı istiyor.

Eğer demokrasi, iktidar, özgür irade ve toplumsal direniş üzerine sert bir sorgulama okumak istiyorsanız, Görmek tam bir başyapıt.

Saramago bir kez daha kanıtlıyor: Gerçek edebiyat, dünyayı olduğu gibi gösterirken aynı zamanda onu değiştirecek cesareti de veriyor.

Kesinlikle okunmalı. Özellikle Körlük’ten sonra.

Alegori: Bir fikri, kavramı veya soyut bir düşünceyi somut bir hikâye, imge veya semboller aracılığıyla anlatma sanatıdır.

devamını okumak için tıklayın

Film Odası’nda Bu Hafta:

Bereketli Topraklar Üzerinde (1980)

Erden Kıral’ın yönettiği Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal’in aynı adlı klasik romanından uyarlanan güçlü bir toplumsal gerçekçi dram. Film, Sivas’ın bir köyünden üç arkadaşın — Köse Hasan (Tuncel Kurtiz), Pehlivan Ali (Erkan Yücel) ve İflahsızın Yusuf — hayallerini gerçekleştirme umuduyla Çukurova’ya göç etmesini anlatıyor. “Bereketli topraklar” vaat edilen zenginlik yerine, pamuk çırçır fabrikalarında, tarlalarda ve inşaatlarda ağır, güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler, hastalık ve insanlık dışı muameleyle dolu bir cehenneme dönüşüyor.

Emek sömürüsü açısından film oldukça sarsıcı. Kapitalist düzenin kırdan kente göç eden yoksul köylüleri nasıl ucuz işgücü olarak gördüğünü, dayanışmanın bile sömürü karşısında nasıl kırıldığını çıplak bir gerçekçilikle gösteriyor. Köse Hasan’ın sulu kozada çalışırken hastalanması, parası yetmeyince tedavi olamaması gibi sahneler, sistemin işçiyi nasıl harcadığını acımasızca gözler önüne seriyor. Üçlünün umut dolu başlangıcı, yavaş yavaş yorgunluk, yozlaşma ve trajediye evriliyor; bu da izleyiciyi “emek” kavramı üzerine derin düşünmeye zorluyor.

Oyuncu kadrosu çok güçlü: Tuncel Kurtiz’in usta performansı başta olmak üzere Nur Sürer ve diğerleri dönemin en iyi isimleriyle dolu. Erden Kıral’ın sade ve etkileyici yönetmenliği, dönemin siyasi baskılarına rağmen (film sıkıyönetim döneminde çekildi) mesajını net veriyor. Beyazperde ve eleştirmenler tarafından Türk sinemasının emek temalı en değerli yapımlarından biri olarak kabul ediliyor.

Film, sınıf farkını, göçün yarattığı yabancılaşmayı ve patronların işçileri nasıl “harcanabilir” olarak gördüğünü sorguluyor. Günümüz ekonomisi, mevsimlik tarım işçiliği veya fabrika sömürüsüyle karşılaştırıldığında hâlâ çok güncel. “İçimdeki adalet” ve önceki emek filmleri gibi azim ve vicdan sorgusu taşıyor, ama daha kolektif ve toplumsal bir acı veriyor.

Yaklaşık 1.5-2 saatlik süresi yoğun duygusal yük taşıyor; izledikten sonra “Bugün de aynı topraklarda benzer hikayeler yaşanıyor mu?” diye düşündürüyor.

 

 

 

Etiketler

129 a/b yasası kaldırılsın 129ab ABD adalet Adalet istiyoruz Akp akp faşizmi Almanya Avrupa Halk Cephesi aytaç ünsal Açlık Grevi deprem direnis direniş ebru timtik Eda Deniz Haydaroğlu emperyalizm EYLEM filistin fransa Gazze gerçek Gerçek Haber Ajansı gha Grup Yorum Gökhan Yıldırım gözaltı Halkın Avukatları Halkın Hukuk Bürosu Helin Bölek HHB ibrahim gökçek israil israil siyonizmi işkence katliam mahkeme Mustafa Koçak polis sibel balaç Suriye TAYAD tutsaklara ozgurluk yunanistan Ölüm Orucu

ARŞİV

Nisan 2026
P S Ç P C C P
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
« Mar    

Editörden

EDİTÖRDEN

Ülkemizin Bağrına Bir Hançer Daha: BEYKOZ’da NATO KARARGAHI

5 Nisan 2026
gha
EDİTÖRDEN

Akın Gürlek Dedi Ki; “Mahkeme salonları siyaset arenası değildir.” PEKİ SEN SİYASETTEN BAŞKA NE YAPTIN YILLARDIR MAHKEME SALONLARINDA?!

12 Mart 2026
gha
EDİTÖRDEN

GHA: 8 Mart 2026, Tüm Emekçi Kadınlar İçin, Ezilen ve Direnen Tüm Kadınlar İçin; Yeni Direnişlerin Yeni Zaferlerin Yolu Olsun!

8 Mart 2026
gha
EDİTÖRDEN

Epstein müdavimi Trump’tan İspanya’ya: “İstersek üslerini kullanabiliriz. Kimse bize üsleri kullanmamamızı söyleyemez”

4 Mart 2026
gha
EDİTÖRDEN GÜNCEL

Cübbeli Cellat Akın Gürlek Adalet Bakanı Oldu

11 Şubat 2026
gha
EDİTÖRDEN

Beton sizin vatan bizim…

5 Şubat 2026
gha
EDİTÖRDEN

Epstein Adası Bir ABD Devlet Projesidir

4 Şubat 2026
gha
EDİTÖRDEN Öne Çıkanlar

Emperyalist ABD, İşbirlikçisini Ortada Bıraktı! Kürt Halkına Saldırı ve Katliam Başladı!..

21 Ocak 2026
gha
EDİTÖRDEN Öne Çıkanlar

Zehra Kurtay’ın Mahkemesi’nde Karar 19 Ocakta!
TEHDİT VE TEHLİKE OLUŞTURAN KİM? ZEHRA KURTAY MI, FRANSA DEVLETİ Mİ?

16 Ocak 2026
gha
EDİTÖRDEN

Paris’in Orta Yerinde Bir Kerpiç Ev

11 Ocak 2026
gha

Sosyal Medya GHA

Facebook
Facebook
fb-share-icon
Twitter
Visit Us
Follow Me
Tweet
iletişim: gercekhaberajansi@gmail.com