9-12 Nisan 2026 tarihleri arasında ABD’nin Washington D.C.’sinde, Salamander Washington DC Hotel’de düzenlenen 72. Bilderberg Toplantısı, dünyanın en güçlü siyasi, finansal, medya ve akademik elitlerini bir araya getirdi. Yaklaşık 128 katılımcı ile kapalı kapılar ardında gerçekleşen bu gizli forum, kamuoyundan tamamen saklı tutuldu. Resmi açıklamalarda “Avrupa ile Kuzey Amerika arasında diyalog” amacı öne sürülse de, toplantı gerçekte transatlantik kapitalist sınıfın küresel politikaları şekillendirdiği, stratejik konsensüs oluşturduğu bir mekanizma olarak işliyor.
Kuruluşu ve Amacı
Bilderberg Grubu, 1954 yılında Hollanda’nın Oosterbeek kentindeki Bilderberg Oteli’nde kuruldu. Polonyalı siyasetçi Józef Retinger ve Hollanda Prensi Bernhard öncülüğünde başlatılan ilk toplantı, Soğuk Savaş döneminde ABD ile Batı Avrupa arasında daha sıkı bir ittifak kurmayı hedefliyordu. Resmi amacı “ortak sorunları serbestçe tartışmak” olarak sunulsa da, asıl işlevi emperyalist bloğun (ABD-AB-NATO) politikalarını koordine etmek, küresel ekonomik düzeni korumak ve olası krizleri yönetmektir.
Yıllardır AI, Çin, Rusya, enerji, Orta Doğu, Ukrayna, dijital finans ve “geleceğin savaşı” gibi konular gündemde. Toplantılar “Chatham House Rule” ile yapılıyor: Katılımcılar konuşabiliyor ama ne söylendiği ve kim söylediği dışarıya sızdırılamıyor. Bu gizlilik, karar alma süreçlerini halklardan ve ulusal parlamentolardan uzak tutuyor.
Türkiye’den Katılımcılar
Türkiye, NATO üyesi olarak uzun yıllardır Bilderberg’de düzenli temsil ediliyor. 2026 toplantısında Türkiye’den şu isimlerin katıldığı belirtiliyor:
– Ali Koç (Koç Holding Başkan Yardımcısı)
– Mehmet Tara (Enka Holding Yönetim Kurulu Başkanı)
– Murat Özyeğin (Fiba Group Başkanı)
– Feridun Sinirlioğlu (OSCE Genel Sekreteri, eski diplomat)
– Ayşe Zarakol (Akademisyen)
Geçmiş yıllarda Mehmet Şimşek, Ömer Koç, Mustafa Koç, Kemal Derviş, Ali Babacan, gazeteciler ve akademisyenler gibi isimler de sıkça yer aldı. Türk katılımcılar genellikle büyük holdingler, finans çevreleri ve Atlantikçi bürokrasiden seçiliyor. Bu katılım, Türkiye’nin emperyalist sisteme entegrasyonunu güçlendiriyor; yerli sermayenin küresel sermaye ile uyumunu sağlıyor.
Bilderberg, “küresel yönetişim” adı altında emperyalist elitlerin kapalı devre karar alma mekanizmasıdır. Burada alınan yönelimler, ulusal hükümetlerin, medya patronlarının ve finans devlerinin politikalarına yansıyor. “Demokrasi” ve “serbest piyasa” söylemiyle pazarlanan bu toplantılar, aslında halkların iradesini bypass ederek sermaye çıkarlarını koruyor. Çin’in yükselişi, enerji savaşları, yapay zeka ve savaş sanayii gibi konularda oluşturulan konsensüs, dünya halklarının aleyhine yeni sömürü ve çatışma döngüleri yaratıyor.
Türkiye’den katılan büyük sermaye temsilcileri, bu masada “ulusal çıkar” değil, küresel sermayenin Türkiye’ye dayattığı bağımlılık ilişkilerini güçlendiriyor.
Bilderberg, halklara daha fazla savaş, daha fazla eşitsizlik, daha fazla denetim ve ulusal egemenliklerin aşınmasın getiriyor.
Konsensüs: Fikir birliği, uzlaşma veya mutabakat demektir.
