Kapitalizmin Bataklığın da Bir Dizi: Yeraltı

(*) Yeraltı dizisi, EYPİO’nun şarkısı ile özel hazırlanmış fragmanla
sunuldu. İlgi çekici hâle getirmek için fragmanda hesaplaşma,
“racon kesme”, hapishane ve yeraltı yaşamı sahneleri yer aldı.
Yeraltı dizisiyle mafya dizilerine bir yenisi daha eklenmiş oldu.
Uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapan bir mafyayı anlatan dizi;
izleyenleri o yaşama sürüklüyor, onlarla empati kurduruyor,
yaşamlarına özendiriyor, bu işlerin “nasıl yapıldığını” öğretiyor ve
devletle işbirliğini meşru gösterecek “gerçekçi” bir anlatım mesajı veriyor.
Kapitalizmin pazarladığı hiçbir diziyi–filmi masum görmüyoruz.
“Yeraltı” da bir mafya dizisidir, masum değildir!

YERALTI DİZİSİ NEYİ AMAÇLAMAKTADIR?
Yeraltı,
• Mafyacılığı, çeteciliği meşrulaştırmayı, özendirmeyi
• Gençleri çeteleştirmeyi
• Alevi halk değerlerini kullanarak bu değerleri yozlaştırmayı
• Kafa bulanıklığı yaratmayı
• Kavramların içini boşaltmayı
• Canını, sevdiklerini kurtarmak için “işbirliği mübahtır” diyerek
işbirlikçiliği–ajanlığı normalleştirmeyi
• “Gerçekleri gösteriyoruz” diyerek mafya–devlet işbirliğini
meşrulaştırmayı
amaçlıyor.

Biraz diziden bahsedelim;
Haydar Ali Aslan, babasının intikamını almak için babasını öldüren adamı vurur. Tutuklanıp müebbet hapis cezası alacaktır.
Fakat yeraltı mafyasının elemanı olan bir adamı öldürmenin cezasının çetelerce de kesileceği kesindir. Bu sırada istihbarat teşkilatı Haydar Ali Aslan’ı bulur ve ona işbirlikçilik hatta ajanlık teklif eder.
İstihbarat; uyuşturucu ve silah ticareti yapan büyük mafyayı çökertmek için Haydar Ali’yi kullanmayı planlar. Haydar Ali sonunda bu teklifi kabul eder.
Çünkü kendisinin öldürülme riski vardır. Ayrıca korumak istediği
sevgilisi ve ailesi vardır. Yani sevdiklerini korumak için her yolu
mübah görür. İşbirlikçilik, ajanlık dizide bu şekilde meşrulaştırılır.
Haydar Ali tutuklanıp hapishaneye gönderilir. Öldürdüğü adamın
yeğeni Bozkurt (Bozo) ile aynı koğuşa düşer. Bozo amcasına
düşmandır, çok kez amcasını öldürmeyi denemiştir. O sırada
hapiste olmasının sebebi de yine amcasıdır. Bozo, Haydar Ali’yi iyi
karşılar ama ona hemen güvenmez. Onu daha test edecektir. Sorular sorar, tanımaya–anlamaya çalışır.
Haydar Ali’nin Bozo’nun güvenini kazanmasını ise istihbarat çoktan
planlamıştır. Hapishane idaresi bir gün Bozo’nun yanındayken Haydar
Ali’yi çağırır. Ona işbirlikçilik teklif ediyormuş görüntüsü verirler.
Çünkü çeteyle işbirliğinde olan, rüşvet yiyen gardiyanlardan biri
Bozo’ya bilgi verecektir ve Haydar Ali’nin bu teklifi kabul etmediğini söyleyecektir. Tabii Bozo’nun güvenini kazanmak için bu kadarı yetmeyeceğinden, istihbaratçılar Haydar Ali’yi kaçırır ve ona
gerçekten işkence yapar. Bozo bu süreçte Haydar Ali’yi sabırsızlıkla
bekler. Tüm rengi, güvenilir olup olmadığı esas şimdi ortaya
çıkacaktır. Bozo onu revire gönderdiğinde Haydar Ali yaralıdır. Her yeri mosmor olmuştur. Haydar Ali’yi bu hâlde gören Bozo şaşırır, etkilenir. Ona ne yaptıklarını sorar.
Haydar Ali’nin cevabı Bozo’nun güvenini kazanmasını sağlayacaktır. Çünkü istihbaratın cürmünü Bozo’ya yüklemeye çalışırlar; bu nedenle
ona işbirlikçilik dayattıklarını, işkence ettiklerini anlatır. Tabi
görünüşünden de anlaşılacağı gibi bunu kabul etmemiştir. Bu sayede
Haydar Ali, Bozo’nun en güvendiği, değer verdiği adamlardan biri olma yolunda basamakları hızla tırmanmıştır.
Bozo önce kendini, sonra Haydar Ali’yi dışarı çıkarmaya ant içmiştir.
Kendisi bir şekilde çıkar. Haydar Ali ise istihbaratçıların planladığı gibi 5–6 yıl daha içeride kaldıktan sonra serbest bırakılır.
Mafya lideri Bozo, yanında ayak işlerini yapan, ona yardımcı olan,
güvenilir adamını “gölge”si Efraim (Efo) ile birlikte dışarı çıkar. Dizide bunun bir mafya geleneği olduğu anlatılır. Dışarı çıkan mafya
liderleri genelde gölgelerini de çıkarırlar. Bozo, hapishaneden
çıkarken yerini Haydar Ali’ye bırakır ve sadık adamlarından
birini onun “gölge”si yapar. Üç yılın ardından özgürlüğüne
kavuşan Haydar Ali soluğu Bozo’nun yanında alır. Bozo onun yanında kalmasını ister. Haydar Ali oyuna devam eder.
Dizide çatışmalar, oyunlar sürüp gidecektir. Dizi nasıl şekillenir, bir istihbarat başarısına mı dönüşür, mafya ve yeraltı düzeninden
devam mı eder bilinmiyor. Fakat yayınlanan bölümlerden, yapılan
reklamlardan da anlaşılacağı üzere “Yeraltı” dizisi bir proje
dizidir.

ALEVİ HALKIMIZIN DEĞERLERİ KULLANILIYOR,
PİR SULTAN ALEVİ HALK ÖNDERİDİR, BİZİM DEĞERİMİZDİR!

Dizide baş kahramanın adı “Haydar Ali Aslan”dır. Haydar, Pir Sultan’ın adıdır. Dizide aynı zamanda Ali Ekber Çiçek’in “Haydar Haydar” deyişi çalmaktadır. Yani dizide Haydar Ali Aslan ve Pir Sultan Abdal benzetmesi yapılır. Pir Sultan Alevi halkın önderidir;
isyanın, direnişin, halkın öncüsüdür. Pir Sultan Abdal mafya
dizilerinin mezesi olamaz. “Haydar Haydar” bir halk deyişidir ve
mafyalarla, çetelerle anılamaz.
Bizim değerimizdir, bize aittir!
Haydar Ali Aslan isminde “Ali ve Aslan” birleşiminin de bilinçli
olduğu açıktır. Aslan, Alevilikte Ali’yi temsil eder. Bu üç ismin yan
yana konulması ve işbirlikçilik–ajanlık yapan bir karaktere verilmesi masum değildir. Dizi halk değerlerimizi sinsice işliyor, Alevi gençleri mafyalara, çetelere özendiriyor!

NEYİN, KİMİN “YERALTI”SI?

Devrimcilerin değil elbette; mafyanın yeraltı dünyası anlatılıyor dizide. Bu yeraltı dünyasında her türlü pislik, ahlaksızlık var. Silah kaçakçılığı ve uyuşturucu satışı yapıyorlar.
Gençleri, çocukları para için, mevki–şan–şöhret için çeteleştiriyorlar. Halk çocuklarını kendi “gölge”leri yapıyorlar,
zehirliyorlar.
Dizide Bozo’nun yeniden tutuklanmamak için iç pazarda değil dış pazarda uyuşturucu sattığı, iç pazarı Avrupalıların yönettiği anlatılıyor. İç pazarın Avrupa’daki en büyük pazarlardan biri olduğu
vurgulanırken mafyaların pazar çatışmaları da gösteriliyor.
Dizi mafyacılık–çetecilik nasıl yapılır bunu gösteriyor. Özellikle gençleri çeteciliğe, mafyacılığa özendiriyor.
Çünkü yaşamlarındaki lüks, rahatlık göze sokuluyor.
Bellerinde silah, altlarında araba, güzel sevgililer… Eylemlerle
çatışmalardan sıyrılıp kahraman oluyorlar. Hapise düşseler bile
çıkıyorlar. Bunlarla gençliğe “gelin çeteci–mafyacı olun” diyorlar, buna özendiriyorlar.
Halkın kanından, acısından, gözyaşından oluşan bu yaşam; halk çocuklarını zehirleyen bir bataklıktır.
Bu yaşamda onur, ahlak, namus, devrimcilik yoktur. Namussuzluk,
hırsızlık, katillik, silah ticareti, para için her şeyin yapılabildiği onursuzluk vardır!

İŞBİRLİKÇİLİĞİN MEŞRULAŞTIRILMASINA İZİN
VERMEYECEĞİZ!

Haydar Ali de- sevgilisi de kendilerini, ailelerini korumak için
işbirliğini kabul ediyor. Haydar Ali istihbarata ajan oluyor, mafyanın içine sızıyor.
Diziyle bize şunu diyorlar: “Sevdiklerinizi, kendinizi korumak için her yol mübah.”
Hayır, böyle bir şey mübah değildir.
İşbirlikçilik, ajanlık kabul edilemez; her şartta suçtur. Bunu halka
alıştırmak istiyorlar. Sinsi sinsi akıllara sokuyorlar. İşbirlikçiliğin, ajanlığın onursuzluk olduğunu bilen halk buna asla alışmayacak, bunun meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz.

GERÇEKLERİ HALKA YALNIZ DEVRİMCİLER ANLATIR!

Dizi, gerçeği anlatıyor izlenimi vermek için mafya–yargı–devlet
işbirliğini kısmen gösteriyor.
Hapishanede rüşvet alan gardiyanlar, kendilerini tahliye ettirebilen mahkemeler, ajanlaştırma–işbirlikçileştirme politikaları, işkence izlenimleri dizide yer alıyor.
Fakat bunların gösterilmesi gerçeklerin açıklanması ya da bir eleştiri değildir; meşrulaştırma yöntemidir.
Bunların meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz.
Gerçekleri halka yalnız devrimciler anlatabilir; bu suça ortak olanlar değil!

EYPİO GİBİ SANATÇILAR, RAPÇİLER BU SUÇA ORTAK
OLUYORLAR!

EYPİO hem şarkısıyla hem de kendisi bu dizide yer alarak bu
suça ortak olmuştur. Mafyacılığı, çeteciliği öven şarkılarıyla bu diziyi görünür kılmıştır.
Şarkısında “ya tutuklusun ya da gözaltı” dediği; özendirdiği, bir hak arama sonucu, bir eylemden dolayı yaşanan gözaltı değil; uyuşturucudan, hırsızlıktan, fuhuştan, çetecilikten dolayı yaşanan gözaltı ve tutuklamadır. Bunları “havalı, meşru, çekici” göstererek suç işletmektedir.

KAVRAMLARIN İÇİNİ BOŞALTIP, KAFA BULANIKLIĞI YARATMAK İSTİYORLAR!

Dizide bir mafya çatışmasına “eylem” benzetmesi yapılıyor,
“eylem yaptılar” şeklinde aktarılıyor. Kavramların halkta
karşılık bulduğu anlamları değiştirip içini boşaltmaya
çalışıyorlar. Eylemler çetelerle, mafyalarla anılmaz; devrimlerle
anılır.
Mafyalar ancak it dalaşıyla, cinayetlerle, namertçe sıkılan kurşunlarla anılırlar.

BOZUK DÜZENDE SAĞLAM ÇARK OLMAZ,
BOZUK DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ!

Pir Sultan “Bozuk düzende sağlam çark olmaz” demiştir. Düzen bozuk;
her yerinden pislik, namussuzluk akıyor. Bunu meşrulaştırmak
istiyorlar. Yaşamlarımıza sokmak istiyorlar.
Kolay yoldan para kazanmayı, halk çocuklarını zehirlemeyi, tetikçilik yapmayı normal karşılayalım; bu bataklığın bir parçası olalım istiyorlar.
Yozlaştırma mücadelemiz, sistemin, devletin tüm saldırılarına karşı sürecek. Pir Sultan, direnişi, baş eğmemeyi, ölmeyi ama yine de boyun
eğmemeyi temsil eder.
Kapitalizmin işbirlikçi, ajan, mafyacı karaktere Haydar Ali
Aslan ismini vererek Pir Sultan’ı çarpıtıyor, Alevi değerlerini
kullanıyor. Buna izin vermeyeceğiz.
Biz ajanların, işbirlikçilerin değil; Pir Sultan’ın soyundan geliyoruz.
Gençliğimiz ne halkın katili, mafyası, çetecisi olacak, ne de o
mafyaların “gölgesi”…
Gençliğimiz Hasan Ferit olup gelecek düşlerini umutla
büyütecek…
Bozuk düzeni değiştireceğiz!

(*) Yukarıdaki yazı, Tavır dergisinin Ocak-Şubat 2026 tarihli sayısından alınmıştır.

Sosyal ağlarda paylaşın