Dersim’de 21 Aralık sabah saatlerinde bir eve baskın yapıldı. Evine yapılan operasyonla gözaltına alınan gazeteci Cihan Berk, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak Elazığ Hapishanesi’ne gönderildi.
Cihan Berk, bir kütüphaneye emek veriyordu o günlerde. Pekala polise, savcılığa çağırabilirlerdi. Ama öyle yapmadılar.
Sabah, Alibaba mahallesindeki evine operasyon yapıldı; evinin kapısı zorla kırılarak içeri girildi.
Evde bulunan bilgisayar ve kitaplara da el konuldu.
Evde yapılan aramanın ardından polise götürülen Berk, orada ifade vermeyerek adliyeye sevk edildi.
Cihan Berk, Savcılıkta yaklaşık bir saat süren işlemlerin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Mahkeme de polisin ve savcının isteğini emir telakki ederek Cihan Berk’i, “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutukladı.
Tutuklama gerekçeleri ise şunlardı: Tutuklu Ayten Öztürk’ü ziyaret etmek ve Dersim’de Ebru Timtik Kütüphanesini açmak!

Bu ülkede kütüphane kapatmak suç değil.
Fakat açmak suç.
Okumak, okutmak, hatta okutmak istemek suç.
Ha, bankaların, faşizmin bakanlıklarının yayınladığı muhtelif kitapları okuyabilir ve okutabilirsiniz. Onlar “suç” teşkil etmez.
Ama iyiden, doğrudan, güzelden, adaletten, bağımsızlıktan, özgürlükten yana kitaplar okutacaksanız o zaman iş değişir!
Hele o kütüphanenin adına bir de bir şehidin adını, mesela halkın şehit avukatı Ebru Timtik’in adını verirseniz, suç daha da büyür, katmerleşir.
Cihan Berk’i bunun için tutukladılar.
Ama onu ve onlarcasını da tutuklasalar, acaba Ebru Timtik adını Dersim’den silebilirler mi?
Timtik’in avukatlara, Dersimlilere, halkına bıraktığı kitaplar dolusu direniş destanını yok edebilirler mi?