(Aşağıdaki yazı Ayça Söylemez’in 04.08.2026 tarihli Birgün.net’den alınmıştır.)
İspanya İç Savaşı, 26 Nisan 1937. Faşist lider Franco’nun talebiyle gelen Alman ve İtalyan hava kuvvetleri, Bask bölgesindeki Guernica’yı bombaladı, 300 sivilin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Ressam Pablo Picasso katliamı resmetti, eserine kasabanın adını verdi.
İspanya İç Savaşı, 26 Nisan 1937. Faşist lider Franco’nun talebiyle gelen Alman ve İtalyan hava kuvvetleri, Bask bölgesindeki Guernica’yı bombaladı, 300 sivilin öldürüldüğü tahmin ediliyor. Ressam Pablo Picasso katliamı resmetti, eserine kasabanın adını verdi. Birkaç yıl sonra Picasso’nun bulunduğu Paris Nazilerce işgal edildi, rivayet odur ki, bir Gestapo polisi sık sık kontrol ettikleri Picasso’nun atölyesinde tabloyu gördü, “Bunu siz mi yaptınız?” diye sordu. Ressamın cevabı tarihi bir anlatıya dönüştü: “Hayır, siz yaptınız.”
Bu meşhur hikâyeyi neden hatırlattın derseniz, ben değil Ceza İnfaz Koruma Müdürlüğü hatırlattı.
Şöyle ki, çizer Sena Şat NATO öncesi düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınıp tutuklanınca cezaevinde Guernica nostaljisine maruz kaldı.
GEZİ’DEN GUERNİCA’YA
Sena Şat, ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu, üniversite yıllarından beri kültür sanat dergisi Önsöz Dergi’de çiziyor. Gezi direnişinden sonra başladığı “Anlatılan Senin Hikayendir” çizgi hikayesi iki yıl sürdü, 2015 yılında “Ayaklanmanın Gezi Hali” adıyla kitaplaştı. Ardından Nehir, Uçurum ve İncir adlı çizgi hikayeleri yayımlandı. Hayata Dönüş Operasyonu’nu iki kadının gözünden anlattığı çizgi hikayesi, “Daima” adıyla kitaplaştı. Ankara 100. Yıl semtinde mahalle sakinleri ile birlikte Soma Anıtı’na ve 8 Mart’ta Kadın Duvarları çizimlerine imza attı. 2015 yılında Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın (ALİKEV) resim yarışmasında ikincilik ödülü aldı.
18 Haziran’da tutuklandıktan sonra Bakırköy Cezaevine gönderildi.
Avukatının geçen haftaki şu mesajı bana ilk başta inanılmaz geldi: “Sena’nın Önsöz Dergisi’ne cezaevinden mektup ile gönderdiği bir yazıya ‘Picasso’nun Guernica tablosuna atıf yapmak suretiyle Türkiye Cumhuriyetinin güvenlik politikaları, yargı organları ve terörle mücadele kapsamında yürütülen adli ve idari işlemlerin sistematik biçimde eleştirildiği’ gerekçesiyle idarece el kondu.”
Kararın en inanılmaz kısmı, memurların Guernica’nın temsiliyetinden haberdar olmalarıydı.
Cezaevi disiplin kurulunun kararına baktım, hakikaten de Sena’nın uzun yazısında en çok takıldıkları nokta, bu tablonun anlamı olmuş. Karar aynen yukarıdaki gibi, Guernica referanslı mektup “sakıncalı” bulunmuş.
Sena Şat’ın sakıncalı satırları yukarıdaki hikayeyle başlıyor, şöyle devam ediyor: “Yaşam bu tablonun tarihe gömülmesine izin vermiyor. Başka ülkelerin başka kasabalarında başka insanlar başka silahlarla öldürülüyor. Ve hiç azalmıyor kucağında ölü çocuğunu taşıyan kadınlar, hiç azalmıyor elde silah evini savunurken öldürülen adamlar, hiç azalmıyor dehşet içinde koşturan insanlar… Bütün dünya koca bir Guernica şimdi. Latin Amerika’dan Asya’ya, Filistin’den Lübnan’a, Kenya’dan İran’a… Ve bu tablonun ortasında biz; iliklerine kadar bağımlı, açlığın ve yoksulluğun kıskacında bir ülke, Türkiye… Başımızda ışığını henüz söndüremediğiniz bir ampul ve dosdoğru gözümüze vuran felç edici bir ışık….”
Sena’nın mektubu tüm engellere karşı Önsöz Dergi’de yayımlandı, “İşte bu sizin eseriniz” başlığıyla.
Ustalık eseri mi demek lazım acaba?