
Ölüm oruçlarıyla, açlık grevleriyle, oturma eylemleriyle, çadır eylemleriyle hayatın içinde gelenekselleşen direniş geleneği, adaletsizliğe uğrayan tüm insanlara örnek oluşturuyor.
İşten atılmalara karşı işini istemek için direnen Türkan Albayraklar, Şükrü Aktaşlar, katledilen oğlu için adalet nöbeti tutan Edibe Analar, yurttan atıldığı için oturma eylemi yapan Burak Başerler, hepsi birer örnek.
Askerde “hayatını kaybeden” Doğuş Caner Tüfekçi’nin annesi de adalet için direnmeyi örnek alan annelerden biri oldu.
Anne Sermin Tüfekçi, bir hafta önce, 20 Haziran’da bu direniş kervanına katıldı.
28 yaşındaki Doğuş Caner Tüfekçi, Burdur’da zorunlu askerlik görevini yaparken zatürreye yakalandı ve tedavi sürecindeki bin çok ihmal nedeniyle de 28 Şubat 2026’da hayatını kaybetti.
Anne Sermin Tüfekçi, önce oğlunun ölümünün soruşturulmasını istedi.
Ama talebi kabul edilmedi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın soruşturma izni vermemesi üzerine anne Sermin Tüfekçi de geçen hafta adalet nöbetine başladı.
Anne Tüfekçi, adalet aramak için Ankara’da, Meclis Parkı’nda başladı nöbetine.
Anne, oğlunun komutanlardan revire gitmek için izin alamadığını, yüksek ateşle eğitime çıkarıldığını ve arkadaşlarına “Ciğerlerimi burada bırakacağım” mesajları gönderdiğini belirtiyor.
Askerde öldürülen oğlunun “lisanslı voleybolcu” olduğunu belirten Sermin Tüfekçi, oğluna bedelli askerlik için kredi çekmeyi teklif ettiğini; ancak oğlunun bu krediyi evlilik için kullanmak istemesi nedeniyle kabul etmediğini söyledi.
Anne Tüfekçi, bu adaletsizliği de yine şu sözleriyle özetliyor: “Zengin çocukları parasını verip gitmiyor, olan bizim çocuklara oluyor”.
“Soruşturma İzni Verilmesini İstiyorum!”
Anne Sermin Tüfekçi biliyor ki, bu oturma eylemi oğlunu geri getirmeyecek. Ama o şimdi, oğlunu değil, oğlu için adalet istiyor. Adaletsizliğe isyan ediyor.
Anne Tüfekçi, neden böyle bir eyleme karar verdiğini şöyle anlattı:
“Oğlum öldükten sonra öğrendim, o kadar ateşi varmış ki gece sıçrayıp ranzaya kafasını çarpıyormuş. Kafası hep yara içindeymiş. Arkadaşlarına ‘Ciğerlerimi burada bırakacağım’ diye mesajlar göndermiş. O durumda eğitime çıkarıyorlar. Bir kutu antibiyotik ve istirahatle Caner iyileşebilirdi. Gata’da 16 gün yoğun bakımda entübe edilerek yattı ve 28 Şubat’ta da ölüsünü verdiler bana. Sonra yargılama süreci başladı ve Kara Kuvvetleri soruşturma izni vermedi. Benim burada tek oturma sebebim Kara Kuvvetleri’nin soruşturma izni vermesi. Başka hiçbir şey istemiyorum.”