NAMERTLER! YİNE SÖZLERİNDEN DÖNDÜLER! YİNE SATTILAR!

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 1 Mayıs programını açıklamıştı. Ve TAKSİM’de olacaklarını duyurmuşlardı. Tabii satır arasına “başvuru yapıldığını” da iliştirmişlerdi.

GHA olarak bu sözün takipçisi olacağımızı söylemiş su soruyu sormuştuk:

İbrahim Gökçek’in Halk Yemini’nin Sözleriyle Sesleniyoruz Dört Kuruma:
“SÖZÜMÜZ SÖZ OLSUN MU?
SÖZÜNDEN DÖNEN NAMERT OLSUN MU?”

NAMERTLER, SÖZLERİNDEN DÖNDÜLER!

Sadece 9 gün sonra yine sözlerini yalayıp yuttular, NAMERTLİKLERİNİ yine gösterdiler. 18 Nisan’da sanki 9 gün önce Taksim’de olacaklarını duyuran kendileri değilmiş gibi utanmadan Kadıköy’de olacaklarını duyurdular.

Emeğin, emekçinin birlik mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ın tarihsel ve siyasal adresi TAKSİM’dir. Sınıf savaşının en keskin sürdüğü mecra TAKSİM alanında süren çatışmadır. Faşizm emekçilere yasaklar bu, bu çatışmanın gereği ve onların sınıfsal görevidir. Ama emekçiler ve emekçilerin gerçek öncüleri devrimciler de tarihsel ve siyasal görevlerini yerine getirmekle yükümlüdür: Bu çatışmanın gereğini yerine getirir 1 Mayıs için bedel öderler. Gerektiğinde canlarını dahi verirler. Bugün AKP faşizminin demokrasicilik oyununu tamamıyla rafa kaldırdığı, en ufak hak arama eylemine kudurmuşçasına saldırdığı koşullarda Taksim’e de engel olmaya çalışacağını görmemek için kör olmak gerekir. AKP TAKSİM’i yasaklamak zorundadır. Taksim’e çıkmayı AKP iznine bağlamak en basit anlamıyla kendilerinin inandığı yalana herkesin inanmasını istemektir.

SENDİKALAR FAŞİZMİN YANINDA

Her sene 1 Mayıs ile ilgili beylik laflar ederler ancak en ufak bir direniş, mücadele göstermez, faşizmin yasağına mutlak biat ederler. Onların ağzından “TAKSİM YASAKLANAMAZ, TAKSİM’E ÇIKACAĞIZ” sözlerini duyamazsınız. Bilakis Taksim’e çıkmakta ısrar edenleri tecrit etmeye, küçümsemeye çalışırlar.  Çünkü onlar faşizm ile uyum içinde koltuklarını koruma derdindedir. Konforlu hayatlarından taviz veremezler. Emekten yana değil emekçinin gizli ve en tehlikeli düşmanlarıdırlar. İşçinin emekçinin açlığından, yoksulluğundan, sefaletinden en az patronlar, iktidar kadar sorumludurlar.  İş cinayetlerinden de en az katilleri kadar sorumludurlar. Ülkemizde adaletsizlik, yoksulluk, sefalet halkımızın yaşamını hergün daha fazla çekilmez hale getirirken onların tek bir direniş örgütlediğini göremezsiniz. Aksine kendilerine rağmen yapılan işçi direnişçileri için hemen bitirmek için ortaya çıkar, devreye girerler ve işçiyi kandırmaya çalışırlar.

1 Mayıs’ta da aynı şey geçerlidir. Her 1 Mayıs’ta önce Taksim’de olacağız derler ama en ufak bir engelleme veya yasakta hemen sözlerinden cayarlar. Bu sene de aynısı yaşandı. AKP’nin iznine bağladıklar TAKSİM’den bu sene de vazgeçtiler. İşçilerin emekçilerin birlik dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ta TAKSİM’e çıkmak için bugün ülkemizin içinde bulunduğu tüm olumsuzlukların sorumlusu AKP faşizminin iznine ihtiyaç yoktur. Böyle bir izin çıkması AKP faşizminin içinde bulunduğu yönetememe krizi koşullarında mümkün de değildir. Bu sendikaların da bildiği gerçektir. Faşizmle mücadele faşizmin icazetinde, ondan alınan izinle verilemez.

Bugün TAKSİM ülkemiz demokrasi, haklar ve özgürlükler, devrim ve sosyalizm mücadelesinin turnusolüdür. Taksim öyle faşizmin yasaklamasıyla hemen vazgeçilecek bir mevzi değildir. Emekçilerin kanıyla sulanmış TAKSİM BİZİMDİR. NE FAŞİZM YASAKLAYABİLİR NE DE HAİN SARI SENDİKACILAR UNUTTURABİLİR!

Sosyal ağlarda paylaşın